seyahatte kitap okumak

Sürekli seyahat edip farklı ülkeler ya da şehirler tanıyor olabilirsiniz ama ruhunuza dokunan yerin uyandırdığı his her zaman bambaşka olur. Hayal gücünüz orada tavan yapar, ilham sadece orada uğrar yanınıza… Bazen de fiziksel olarak bulunmamıza gerek kalmaz… Bir roman veya öykü sayesinde hayal edip, sokaklarında yürüdüğümüz yerler de aynı güzel duyguları hissettirir çoğu zaman. Hatta hayalimizde çıktığımız gezilerle yazarı daha yakından tanıma fırsatı buluruz.

Bazen bir kitap tüm hayatımızı değiştirmeye yetiyor, peki o hayranı olduğumuz kitapların yazarlarını en çok hangi şehirler etkiliyor?

Dostoyevski – Petersburg

Petersburg Düşleri, Tatsız Bir Olay, Karamazov Kardeşler, Suç ve Ceza, Beyaz Geceler… Dostoyevski denince akla gelen ilk şehir tabii ki St. Petersburg oluyor. Soğuk kış günü tasvirleri, Petersburglu karakterler, köprüleri ve geniş sokakları ile şehrin her köşesinde bir anı yaratıyor bize Dostoyevski… Petersburg’un masalsı güzelliğinden ne derece etkilendiğini görmek için romanlarındaki tasvirlere bakmanız yeterli.

Unesco Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Petersburg, Rusya’da tarih ve edebiyatın başkenti konumunda. 3 milyon sanat eseri ile dünyanın en büyük müzelerinden biri olan Ermitaj Müzesi’ni gezmek için bile en az bir haftalık vakit ayırmanız gereken Petersburg’a gittiğinizde; tarihi eserleri, kanalları, geniş bulvarları ve mimari dokusunu uzun uzun inceleyecek kadar geniş bir vakte ihtiyacınız var.

Dostoyevski'nin Beyaz Geceler'ini okurken şöyle bir sahne canlanmıyor mu zihninizde?

Dostoyevski’nin Beyaz Geceler’ini okurken şöyle bir sahne canlanmıyor mu zihninizde?

JK Rowling – Londra

Harry Potter serisinin 8. kitabı Harry Potter and the Cursed Child (Harry Potter ve Lanetli Çocuk) geçtiğimiz aylarda piyasaya sürüldü. Dünya genelinde satış rekorları kıran bu fantastik serüvenin hayranları, seriyi tamamlamak için gece yarısından kuyruğa girdi.

Rowling, ilham aldığı mekanları küçük büyük pek çok insana hitap eden romanlarına kurgulayarak eklemiştir. İngiltere’de pek çok kilise, kale ve katedralden ilham alan yazar, özellikle Londra’dan esinlenmiş. Christ Church College, King Cross Tren İstasyonu, Piccadilly Circus gibi eser ve yapılar kitabın kurgusunda yer almakta.

Hazır son kitap da yayınlanmışken Londra’ya gidip, minik bir Harry Potter turu yapmaya ne dersiniz?

Siz de Harry Potter'ın sıkı fanıysanız, JK Rowling'in yarattığı dünyayı mutlaka yakından görün!

Siz de Harry Potter’ın sıkı fanıysanız, JK Rowling’in yarattığı dünyayı mutlaka yakından görün!

James Joyce – Dublin

Eserlerini okurken doğduğu ve büyüdüğü şehir olan Dublin’in sokaklarında geziyormuş hissi veren James Joyce, 20. yüzyıl edebiyatını derinden etkileyen en önemli yazarlardan biri. Dublin’i anlattığı Dublinliler kitabının yanı sıra diğer eserlerinde de şehri konu alır. Edebiyatına yön verecek kadar etkilendiği bu şehrin insanlarından da bahseder James Joyce…

Hayranı olduğu Norveçli oyun yazarı Henrik Ibsen’i kendi dilinden okuyabilmek için Norveççe ve Danca öğrenecek kadar tutkulu olan James Joyce’u bu konuda örnek alıp, bir kitabını tam da anlattığı şehir olan Dublin’e gidip okumak gerek…

James Joyce eserlerini okurken Dublin'de geziyormuş gibi hissedeceksiniz.

James Joyce eserlerini okurken Dublin’de geziyormuş gibi hissedeceksiniz.

Victor Hugo – Paris

Şiirleri, öyküleri, tiyatro oyunları ve romanlarıyla tanınan Victor Hugo, genellikle sosyal ve sanatsal konularla ilgili eserler verdi. Notre Dame’ın Kamburu eserini de birçok turistin hayran kaldığı Notre Dame Katedrali’nin bakımsız olduğu gerekçesiyle yıkılmak istenmesi üzerine yazmıştır. Hugo bu eseriyle amacına ulaşmış, katedrale gerekli önemin gösterilip yenilenmesinde büyük rol oynamıştır. Ayrıca bu roman, Rönesans öncesi yapıların da bakıma girmesine önayak oldu.

Sefiller’de eski bir mahkumun yaşam mücadelesinden bahsederken Fransa’nın tarihine, siyasetine, mimarisine ve adalet sistemine de değinir. Notre Dame’ın Kamburu’nda ise Paris’in görkemli yapılarının önemine dikkat çeker. Her daim aşk ve romantizmle anılan Paris’i, bir de Hugo’nun bahsettiği şekliyle tanıyın.

Ayrıca 1851 yılında III. Napolyon tarafından sürgün edilen Victor Hugo’nun, bu süreçte Paris’le ilgili yazdığı yazı şehre duyduğu özlem ve sevgiyi en açık şekilde görmemizi sağlıyor.

Eserlerinde Paris'i her yönüyle işleyen Victor Hugo, Rönesans öncesi yapıların yenilenmesine de önayak oldu.

Eserlerinde Paris’i her yönüyle işleyen Victor Hugo, Rönesans öncesi yapıların yenilenmesine de önayak oldu.

Gabriel Garcia Marquez – Aracataca

Kolera Günlerinde Aşk, Kırmızı Pazartesi, Yüzyıllık Yalnızlık gibi kült kitapların yazarı Gabriel Garcia Marquez, doğduğu kasabayı kurgusal bir köy olarak kitaplarına yansıtmıştır. ‘’Çocukluk günlerini sanatsal bir dille ardında bırakmak.’’ amacında olduğunu belirten yazarın Yüzyıllık Yalnızlık kitabında anlattığı fantastik Macondo Köyü, aslında çocukluğunun geçtiği Aracataca’dır.

Nobel Edebiyat Ödüllü yazar Marquez, kitaplarında Latin Amerika’nın tarihinden, yetiştiği topraklardan ve halkından da bahseder. 2014’te vefat eden usta yazarın evi müze haline getirilmiş olup, Kolombiya’nın en çok ziyaret edilen müzeleri arasında yer alıyor. Marquez sayesinde Aracataca’nın ismini tüm dünya duymuştur.

Marquez sayesinde tüm dünyaya adını duyuran Aracataca, Yüzyıllık Yalnızlık'taki Macondo Köyü'nün ta kendisi.

Marquez sayesinde tüm dünyaya adını duyuran Aracataca, Yüzyıllık Yalnızlık’taki Macondo Köyü’nün ta kendisi.

Franz Kafka – Prag

Modern edebiyatın en özgün yazarlarından biri olan Franz Kafka’nın adıyla, doğup büyüdüğü yer Prag özdeşleşmiş durumda. Dava, Dönüşüm, Şato ve Ceza Sömürgesi gibi eserleri bulunan yazarın henüz hiçbir kitabını okumamış olsanız bile Prag’a gittiğinizde kendisiyle bolca görüşme fırsatı bulacaksınız. Yazarın ismi ve fotoğrafların bulunduğu t-shirtler, kupalar, hediyelik eşyalar ve posterlerle hemen her dükkanda karşılaşabilirsiniz.

Yolunuz Prag’a düşerse Kafka’yı anmak için mutlaka Kafka Müzesi’ne (günlükleri, el yazıları, fotoğrafları vb görebilirsiniz.), kız kardeşiyle birlikte yaşayıp en iyi eserlerini yazdığı Altın Yol üzerindeki 22 numaralı eve, 1900’lerin başında felsefe konuşmaları yaptığı Cafe Louvre’a ve tabii ki annesi ve babasının yanında yer alan mezarlığını ziyaret etmek için Olsany Cemetery’ye uğrayın.

Kafka'yla özdeşleşen Prag'a yolunuz düşerse şehrin dört bir yanında Kafka'ya rastlayacağınızı unutmayın!

Kafka’yla özdeşleşen Prag’a yolunuz düşerse şehrin dört bir yanında Kafka’ya rastlayacağınızı unutmayın!

Etstur’un Yurt Dışı Turları için tıklayın…

Cansu Yıldız

Yorumlar