Güneydoğu Günlükleri – 3

Hazar Gölü efsanesi neden bu kadar ünlüdür? Peki, her yıl yüz binlerce insan, güneşin son ışıklarını yakalamak için neden Nemrut Dağı’na çıkar hiç düşündünüz mü? Ülke sınırlarının doğusuna doğru gittiğinizde karşılaştığınız tüm kapıların ardında bambaşka manzaralar var. O manzaraların ardında ise esrarengiz hikayeler… Sadece o hikayelerin kahramanlarıyla tanışmak için bile düşülür günlerce süren o uzun yollara… İşte bu yüzden yaz sonunda, Etstur ile çıktığım GAP turu aklıma ne zaman düşse iyi ki gitmişim diyorum.

Sonbaharın ilk günlerinde enfes bir sabahın ilk ışıklarına Hazar Gölü mavisiyle uyanıp güneşin batışı için Nemrut’a çıksanız nasıl olur? Bence şahane olur! Erken kalkmaktan, serin havadan hatta uzun uzun yürümekten nefret eden beni bile mutlu ettiyse fazlasıyla şahane olur hem de… Dünyanın en büyülü iki anını bir gün arayla yaşadım diyebilirim. Önce Mardin’den yola çıkıp Hazar Gölü, nam-ı diğer Hazar Denizi’nde enfes bir sabah yaşayıp ertesi gün Nemrut Dağı’nda tanrıların tam ortasında güneşin muhteşem oyunlarını izledim. Yani tam olarak her şey bir rüyanın parçası gibiydi tek bir farkla karşılaştığım her şey fazlasıyla gerçekti…

Hazar Gölü’nün İlginç Hikayesi…
Derler ki; çok eski zamanların birinde Hz. Hızır, dilenci kılığına girip şimdilerde Hazar Gölü’nün sular altında bıraktığı köye uğramış. O dönemlerde zenginliğiyle nam salmış bu köyde, bir parça ekmek için dilenen Hızır’ın çaldığı tüm kapılar yüzüne kapatılmış. Bunun üzerine tüm köyün sular altında kalmasını dileyen Hızır’ın isteği gerçek olmuş ve köyden geriye neredeyse hiçbir şey kalmamış.

En az hikayesi kadar manzarasıyla da ünlü Hazar Gölü...

En az hikayesi kadar manzarasıyla da ünlü Hazar Gölü…

Bir başka rivayete göre ise; Hazar Gölü efsanesinin kahramanı bir kadın… Ancak hikaye bu ya değişen bir şey yok aslında. Köylülerden yardım isteyen kadına köy halkı sırtını dönüyor ve kadının duasıyla tüm köy sular altında kalıyor. Hatta Hazar Baba Dağı’nın bu kadın olduğu da söylenenler arasında… Esrarengiz dağın gerçekten hamile bir kadının siluetini andırdığını söyleyebilirim. Efsane bu, gerçek mi bilinmez. Ancak bildiğim bir gerçek var ki Hazar Gölü’nü henüz görmediyseniz çok şey kaçırıyorsunuz. Çünkü mavinin en güzel tonlarını buluşturan göl kıyısı, huzuru arayanlar için harika bir uğrak noktası.

Hazar Gölü altındaki kazılar hala devam ediyor. Yapılan çalışmalarda sular altındaki kalıntılarda, Orta Çağ’a ait olduğu tahmin edilen izlere rastlanmış. Hatta buranın 12. yüzyıla ait bir din merkezi olduğu söyleniyor. Hakkında söylenenler, yapılan araştırmalar bir kenarda dursun, ben manzaranın güzelliğine bayıldım. Güneydoğu yolculuğunu bunca yıl ertelediğim için de kendime biraz kızdım. Eğer siz de henüz gitmeyenlerdenseniz yaz gelmeden rotanızı doğuya çevirin, Hazar Gölü kıyılarına kadar gelmişken Harput’a çıkıp enfes bir kavurma yemeyi de ihmal etmeyin.

Gökyüzünü Seyreden Nemrut’ta, Tanrıların Arasında Gün Batımı…
Adıyaman’dan yola düşüp Nemrut’a doğru yaklaşırken biraz sıkıldım işin aslı. Yolumuz uzundu anca yolun sonunda duyduklarım ve gördüklerim karşısında büyülendim diyebilirim.

Komagene Krallığı en parlak zamanlarını yaşarken dönemin kralı 1. Antiochos, tüm insanlığı aynı din altında birleştirmeye çabalıyor. Her ne kadar bu amaca ulaşamasa da o dönemden bize bıraktıkları görülmeye değer güzellikte. Antiochos kendisini tanrı ilan etmesinin ardından Nemrut Dağı’nda hummalı bir çalışma başlatıyor ve bu ortak din için dağın zirvesine kutsal bir alan ile mezar anıtı yaptırıyor. Ne yazık ki 1. Antiochos ne tüm dünyayı aynı dinin etrafında toplayabiliyor ne de hayal ettiği gibi ölümsüz bir tanrı olabiliyor. Ancak o dönemde Nemrut Dağı’na kurduğu kutsal teraslar ile her yıl gün doğumunu ya da batımını izlemek isteyen yüz binler için harika bir miras bırakıyor.

Batı Terası'nda gün batmadan hemen önce...

Batı Terası’nda gün batmadan hemen önce…

Biz gün batımını izlemek için çıksak da gün doğumunun da Nemrut Dağı’nda bir başka olduğuna eminim. Ancak ne yazık ki Nemrut’ta gün doğumunu izlemek için geceden yola düşmek gerekiyormuş. Olur da yolunuz bir gün Nemrut’a düşerse, günün hangi saatinde çıkarsanız çıkın mutlaka yanınıza kalın bir şeyler alın ve mutlaka yürüyüşe uygun bir ayakkabı tercih edin. Ben ne kadar soğuk olabilir ki diye düşündüğümden üşümek zorunda kaldığımı söyleyebilirim. Ama yine de yaklaşık 2150 metre yükseklikte, tanrı heykelleri arasında, gün batımını izlemeye değerdi.

Gün Batımını izlemek için Nemrut'a çıkmadan önce meşhur Cendere Köprüsü'nden de geçtik.

Gün Batımını izlemek için Nemrut’a çıkmadan önce meşhur Cendere Köprüsü’nden de geçtik.

Nemrut’a Ne Zaman Gidilmeli?
Nemrut Dağı’na çıkmak için tabii ki her mevsim uygun değil. Hava şartlarının kışın bölgede fazlasıyla sert geçmesi sebebiyle Nemrut Dağı’na çıkmak için en doğru zamanların ilkbahar ayları olduğu söyleniyor. Ancak yine de mevsim koşullarına asla aldanmamanız gerekiyor. Çünkü sıcak yaz günlerinde Nemrut’a çıksanız bile serin bir havayla karşılaşacaksınız. Bu yüzden yanınıza termal kıyafetler hatta sıcak içecekler bile almanızda fayda var. Minibüslerinin Nemrut ziyaretçilerini bıraktığı noktada ise sımsıcak içecekler sunan, dönüşte sevdikleriniz için küçük hediyelikler alabileceğiniz samimi dükkanlar ve minik bir kafe var. Yola çıkmadan önce burada biraz soluklanmayı ve sıcak bir şeyler içmeyi de ihmal etmeyin.

Nemrut Dağı'nda gün batarken...

Nemrut Dağı’nda gün batarken…

Nemrut Dağı’na Nasıl Gidilir?
Nemrut Dağı’na çıkmak için kendi aracınızla yol almak çok kolay değil. Bu yüzden yerel acentelerden şoförlü bir araç kiralamanızı öneririm. Biz de geniş otobüslerle çıkamayacağımız için birkaç guruba ayrılarak minibüslerle çıkmak zorunda kaldık. Kahta’da araç kiralayabileceğiniz pek çok firma bulmanız mümkün. Karadut Köyü’ne kadar asfalt olan Nemrut yolunda ilerlemek giderek zorlaşıyor ve bir süre sonra toprakla parke karışımı bir yerde ilerlemek zorunda kalınıyor. Ne yazık ki büyük bir miras zirvede beklerken ulaşım için gereken özen gösterilmemiş. Yolu iyi tanıyan yerel şoförler bile Nemrut’a çıkarken bu yolda zorlanıyor çünkü. Minibüslerin ulaştığı son noktada ise küçük bir tırmanış başlıyor. Basamaklar biraz zorlu olsa da 10-15 dakika içerisinde dağın zirvesine ulaşmak mümkün.

Nilay Kaya
27 Kasım 2014

Yorumlar