Sokakları deniz kokan Barselona’dan kralın şehri Madrid’e uzanan yedi günlük bir maceraya atıldım bu yaz. Dünyaya sıcak iklimlerden bakmak için Etstur ile katıldığım Barselona-Madrid turu, benimle birlikte bu rengarenk deneyimi paylaşan herkeste tatlı bir yorgunluğun yanı sıra keyifli bir ruh hali bıraktı.

İlk gün İstanbul’da rehberimizle havalimanında buluşarak yola koyulduk. Barselona’ya iniş yaptığımız andan itibaren her anı dolu dolu geçecek bir haftalık İspanya serüvenimiz başladı. Madrid’den dönüş için uçağa bindiğimizde ise günlerce anlatsak bitmeyecek kadar fazla anı biriktirmiştik.

barcelona-10

La Rambla’da turistlerle fotoğraf çektiren sokak sanatçıları şehrin rengine renk katıyor.

Bir hafta boyunca İber Yarımadası’nın verimli topraklarında bambaşka şehirlerde neşeli insanların hayatına dokunmak ve İspanya’nın kültür mozaiğinde yer alan renklerin büyüsüne kapılmak insanın dünyaya bakışını büyük ölçüde etkiliyor. Kendinden farklı olanla bütünleşip dünyayı kucaklayan İspanya, 17 özerk bölgesinin tarihini, kültürünü, ekonomisini, dilini ve inancını bir arada tuttuğu için ışıltısını hiç kaybetmiyor.

Barcelona_1

Montjuic Tepesi’nden tüm Barselona’yı kadrajlamak mümkün… La Sagrada Familia fotoğrafta görünmüyor belki ama devlet su işleri binası solda görünüyor.

Barselona Kanatlarımın Altında…

Turun ilk durağı Barselona öyle bir şehir ki daha ayak basmadan büyülüyor insanı… Uçak inişe geçtiğinde, pencereniz şehre dönükse eğer, nefis bir manzara sizi bekliyor. Romalıların yüzyıllar önce şehir planlamasında uygulamaya koyduğu ızgara planı, şehrin bugünkü çehresine de yansımış. Pencereden baktığınızda bütün sokakları, caddeleri, evleri cetvelle çizilmiş gibi yerleştirilmiş, kutu kutu yapılanma hemen göze çarpıyor.

barcelona-05

Montjuic Tepesi’nin yapay şelalesi…

Şehri uçaktan göremedim diye sakın üzülmeyin, bütün şehri doyasıya izleyebileceğiniz bir yer daha var. Katalanca Yahudi Tepesi anlamına gelen Montjuic Tepesi şehre tepeden bakıyor. Barselona Limanı, şehrin imza yapılarından La Sagrada Familia ve tamamen cam olan yumurta biçimli devlet su işleri binası direkt göze çarpıyor. Burada ağaçlar altında serin serin oturup, yapay şelaleyi dinlerken şehri kuşbakışı izlemek çok keyifli. Buradan çekilen fotoğraflarsa bir başka güzel. Bu arada şehre tepeden bakılabilen bir diğer nokta ise muhteşem Park Güell; ki o başlı başına bir başka yazının konusu…

barcelona-02

Bu rengarenk bukalemun, Park Güell’in maskotu gibi. İnsansız bir fotoğrafını çekebilmek için 15 dakikadan uzun süre beklemek gerekiyor.

Hayat Sokakta!

Baştan aşağı zarafetin ve düzenin çevrelediği Barselona, neşeli ve mutlu insanların şehri. Katalanların yaşam enerjisi ve hayattan keyif almaya odaklı yaşam biçimleri her adımda kendini gösteriyor. Şehrin sakinleri baktığı her sokakta, her evde estetiği; tattığı her yemekte çeşitliliği, lezzeti ve tazeliği görmek istiyor. Katalanların medarı iftiharı Mimar Gaudi’den gelen bir alışkanlık olsa gerek. Parkları, pazarları, evleri kısacası tüm yaşam alanları rengarenk!

barcelona-11

Bu güzelim sokak lambası da Gaudi’nin imzasını taşıyor.

“Hayat sokakta!” sloganını bütün şehir benimsemiş. Burada geçirdiğim 3 günde ne kadar haklı olduklarını anladım. Katalanlar için yaşamak bir seremoni gibi. Dinlenmek ve eğlenmek için kendilerine ayırdıkları zamandan asla feragat etmiyorlar. Dükkanlar, satış yapabilecekleri öğle saatlerinde siesta (genelde 13.00-16.00 saatleri arasında verilen kısa molalar) yaparak kepenk indiriyor ve çalışanlar dinleniyor. Bu siesta vaktinde şehrin upuzun sahil şeridi Barcelonata’da denize girenler, takım elbisesiyle sahilde şekerleme yapanlar, evlerine gidip dinlenenler… Yılın herhangi bir zamanında resmi ya da dini bir bayramlarına denk gelmek de neredeyse kaçınılmaz. Bu önemli kutlamalar yani bayramlar ise sıkça duyduğumuz fiesta’lar…

barcelona-06

Gel vatandaş! Meyvenin tazesi burada…

Mutfağı Kendinden Renkli Şehir

Akdeniz kıyılarının belki de en renkli şehri Barselona’nın hayattan tat alanların şehri olduğunu söylemiştim. Dolayısıyla ağızlarının tadını da bildikleri malum. Katalan mutfağının belkemiğini deniz ürünlerinin oluşturduğunu söylemek mümkün. Özellikle tapaslarda deniz ürünlerinin her türlüsü kullanılıyor. Bu arada yolculuk öncesi tapasın sadece küçük ekmek dilimleri üzerinde yenen bir tür yemek olduğunu düşünüyordum, meğer tapas çeşit çeşit mezelerin azar azar tadılması üzerine kurulu bir kültürmüş. Tapas barlarda ekmek üzerinde servis edilmeleri yalnızca sunumu kolaylaştırmak içinmiş. Bunu öğrenene kadar “Buraya kadar geldim, bir tapas yiyemedim” diye endişelenmem rehberimizi epey güldürdü.

barcelona-12

Midyeli, karidesli paella…

Meşhur paellaya gelecek olursak, beyaz pirinç bizdeki pilava benzer şekilde; ancak yoğun biçimde safran konarak pişiriliyor. İçinde midye, karides, ıstakoz gibi deniz ürünleri bulunuyor. “Paella” diye yazılıp “paeya” diye okunuyor. Ben tapası biraz daha fazla sevdiğimi söyleyebilirim.

barcelona-08

Bu bereketli toprakların mutfaklara yansıması da oldukça zengin. Şehrin pazarlarında en taze meyve ve sebzeleri, meyve sularını ve et ürünlerini bulabiliyorsunuz. Hatta pazarda beğendiğiniz ürünü pişirtip yemek de bir başka keyif. Bu arada tam bir Akdeniz şehri olan Barselona’da deniz ürünleri de pazar alışverişlerinin önemli bir kalemi. Ayrıca şehirde tam bin yıldır yeri aynı olan bir pazar da bulunuyor.

barcelona-01

Siesta vakti La Rambla… Bakmayın böyle boş göründüğüne, akşamüzeri dolup taşıyor.

Şehrin Kalbi La Rambla

Barselona’nın en ünlü ve kalabalık bulvarı La Rambla… İşten çıkıp doğruca eve giden pek kimse yok bu şehirde. Mesai bitiminde işlerinden çıkan Barselonalılar, buradaki kafelerde, restoranlarda ya da tapas barlarda aileleriyle, dostlarıyla bir araya gelip bir şeyler içiyor ve günün stresinden arınıyor. Üzerinde mağazaların, pazarların hatta müzelerin yer aldığı bu cadde, bizdeki İstiklal Caddesi’ne denk geliyor. Caddeyi boylu boyunca yürüyerek Barcelonata’ya ulaşıyorsunuz. Şehrin en çok turist ağırlayan noktalarından biri olan La Rambla, bir bulvardan çok bir yaşam biçimi hem de en keyiflisinden…

Etstur’un Barselona Turları için tıklayın…

Tuğçe Sızan
Temmuz 2015

Yorumlar