İspanya, yemek kültürü dendiği zaman sadece Avrupa’nın değil; geçmişten günümüze dünyanın önde gelen merkezlerinden biri olma özelliğini koruyor. Bu topraklar, Ferran Adria, Jose Andres, Roca Biraderler gibi yenilikçi ve gastronomi tarihine yön veren isimlerin yanı sıra, asırlar boyu tariflerini, geleneklerini ve yemeklerini ilk gün ki gibi hazırlayan, dünyanın en eski restoranlarına da ev sahipliği yapıyor. Bu tarihi restoranların içinde en meşhur olanı ve Guinness Rekorlar Kitabı’na göre (kayıtlı belgelere sahip olduğu için) dünyanın en eski restoranı olarak geçen Botin, başkent Madrid’de bulunuyor.

7

1725 yılından bugüne, aynı yerde kesintisiz hizmet veren Botin, Madrid’in tabiri caizse göbeğinde, Plaza Mayor Meydanı’nı kesen caddelerden biri olan, Calle de Cuchilleros’ta yer alıyor. Dışarıdan bakıldığında anlaşılmasa da en alt katta bulunan mahzen ile birlikte dört kattı bulanan Botin, ilk olarak Jean Botin adında bir Fransız tarafından açılmış. Daha sonra restoran, Gonzalez Ailesi’ne geçmiş. O günden bu güne, dört nesildir, Gonzalez Ailesi tarafından işletiliyor.

8

Boynunda papyonu, şık giyimli ve çok kibar bir beyefendi olan, Botin’in ortaklarından Jose Gonzalez’in belirttiğine göre restoranda haftada ortalama 30 adet fırınlanmış süt kuzusu satılıyormuş. Eski, devasa odun fırınlarında pişen, bütün süt kuzusu (Cordero), Botin’in en önemli spesiyali. restoranın oldukça geniş bir menüsü bulunmasına rağmen, en çok bu yemek rağbet görüyor. Yanında patatesle oldukça büyük bir porsiyon olarak servis ediliyor. Bunlar dışında geleneksel Madrid lezzetlerinden; Callos (işkembeden yapılan bir tür güveç yemeği), kızarmış siyah sosis, patates kroket, yumurtalı sarımsak çorbası, kuşkonmazlı yumurta, deniz mahsullerinden; mürekkebi ile birlikte pişirilmiş bebek mürekkep balığı, mırlan balığı gibi lezzetler de restoranın en sevilenleri arasında yer alıyor.

2

İtiraf etmek gerekirse Botin’e sadece turistler gidiyor ama bu yemeklerin standart kalitede olduğunu ifade etmiyor elbette. Başlangıçtan, ana yemeğine, garnitüründen tatlısına kadar yediğim her şeyin nefis olduğunu belirtmeliyim. Patates kroket örneğin; Madrid’in has lezzetlerinden biri olmakla beraber Madrid’de gittiğim hiçbir restoran, Botin’deki kadar mükemmel yapmamıştı. Kızartma olduğu halde hiç yağ çekmemiş, ustalıkla hazırlanmıştı.

4

Botin’in özelliği sadece nefis yemekleri ve belgelerle kayıtlı dünyanın en eski restoranı olması değil. Kimler gelmiş, kimler geçmiş bu restorandan. Dünyaca ünlü film yıldızları, politikacılar, yazarlar, ressamlar… Botin, en sevdiğim yazarlardan biri olan Ernest Hemingway’in favori restoranı olmakla birlikte, okuyanlar bilir “Güneş de Doğar” romanında yer alır. Meşhur İspanyol ressam Goya’nın bir zamanlar Botin’de bulaşık yıkadığı bile söyleniyor. Zaten burası restorandan çok, bir yemek müzesini andırıyor.

5

Duvarlarında asırlık rengarenk seramikleri, yürüdükçe takur tukur ses çıkaran merdivenleri ile hiç bozulmamış tarihi dokusunda yemek yemek İspanya tarihine, buralarda yaşamış, arkalarında ölümsüz eserler bırakmış sanatçılara, müzisyenlere, yazarlara adeta bir saygı duruşu niteliği taşıyor. Yolu Madrid’e düşen herkesin burayı mutlaka deneyimlemesi gerekiyor. Sadece yolu Madrid’e düşenlerin de değil elbet, gastronomiye gönül vermiş tüm yeme-içme meraklılarının hayatlarında en az bir kez Botin’e gelmesi şart diyebilirim.

1

Botin her gün öğlen saat 13.00-16.00 arası ve akşam 20.00-00.00 arası hizmet veriyor. Gidilmeden evvel rezervasyon yapılması gerektiğini hatırlatırım

İnci Özay Hatipoğlu / Son Mastori

Yorumlar