Tarihe önemli katkıları olan meşhur seyyahları bilmeyen yoktur. Christoph Colomb, Vasco De Gama ve daha nicesi… Peki bu isimlerin yanında kaç kadın seyyah ismi duymuşsundur?
Bu yazıda dünyayı değiştiren seyyah kadınları daha yakından tanıyacağız!
Tarihe önemli katkıları olan meşhur seyyahları bilmeyen yoktur. Christoph Colomb, Vasco De Gama ve daha nicesi… Peki bu isimlerin yanında kaç kadın seyyah ismi duymuşsundur?
Bu yazıda dünyayı değiştiren seyyah kadınları daha yakından tanıyacağız!
Fanny Bullock Workman

22 yaşındayken bir doktorla evlenen Fanny, eşinin emekli olmasının ardından onu ikna ediyor ve birlikte dünyayı gezmeye başlıyorlar. Önce birlikte Avrupa’yı bisikletle turluyorlar. Ardından sıra elbette o dönemde herkesin mutlaka görmek istediği Hindistan’a geliyor. Hindistan seyahatinde Himalayalar’a çıkıyor ve kendi ile ilgili bir şey keşfediyor: o bir tırmanışçı! Daha sonra 1906 yılında Arizona’daki 6952 metrelik Pinnacle Zirvesi’ne tırmanarak bir rekor kırıyor. Tüm bu tırmanış serüveni sayesinde dünyanın ilk kadın dağcıları arasında yer alıyor. Aynı zamanda gittiği bölgelerin haritasını çıkarabilme gibi bir yeteneğe sahip olan Fanny, gördüğü yerlere dair aldığı notlarla 8 farklı gezi kitabı yazıyor. Yanı sıra sıkı bir kadın hakları savunucu olan Fanny’nin tırmandığı zirvelerden birinde ‘Kadınlara Oy Hakkı!’ yazan bir gazeteyle verdiği ikonik bir pozu var.
Harriet Chalmers Adams

1875 yılında Kaliforniya’da doğan Harriet Chalmers Adams, 1899’da Franklin Prince Adams ile evleniyor ve ilk seferine 1900 yılında çıkıyor. 3 yıl süren bu seyahatinde eşi ile birlikte Güney Amerika’yı dolaşıyorlar. Güney Amerika’daki her ülkeyi geziyor ve And Dağları’nı at sırtında geçiyorlar. Harriet aynı zamanda Birinci Dünya Savaşı sırasında Harper’s dergisinin savaş muhabirliğini yapıyor. Gezdiği yerlere dair National Geographic için 21 makale yazıyor. 1925’te Kadın Coğrafyacılar Topluluğu’nun kurulmasına yardımcı oluyor. Tüm bunlar olurken Harriet toplamda 160 bin kilometreden fazla seyahat ediyor ve binlerce topluluğu etkisi altına alıyor. The New York Times onu “Amerika’nın en büyük kadın kaşifi” olarak adlandırıyor.
Grace Marguerite Hay Drummond-Hay
Grace Marguerite Hay Drummond-Hay, dünyayı zeplin ile dolaşan ilk kadın seyyah olarak tanınıyor. Kendisi aynı zamanda bir gazeteciydi. 1928 yılında askerler ile bir zeplin içinde tek kadın olarak ilk yolculuğunu gerçekleştirdi. Yolculuğunu tamamladıktan sonra çalıştığı gazeteye havacılık ile ilgili değerli yazılar yazdı. Bunların yanı sıra Etiyopya’da ve Çin’de savaş muhabirliği yaptı. Bu dönemde de mesleği çok fazla yer gördü. İkinci Dünya Savaşı sırasında Filipinler’deki bir Japon askeri kampında alıkonuldu. Bir bomba patlaması sonucu gözlerinden yaralandı ve İsveç kurtarma gemisiyle Amerika’ya gitmek üzere serbest bırakılsa da birkaç yıl sonra vefat etti. Havacılık alanındaki değerli paylaşımları ile değerli bir gazeteci ve seyyah olarak anılıyor.
Isabella Bird

1800’lü yıllarda yaşamış sıkı gezginlerden biri olan Isabella Bird, yaşadığı sağlık sorunlarına rağmen gezmekten hiç vazgeçmiyor. Fanny Bullock Workman gibi Isabella da dağlara ve tırmanışa hep ilgi duyuyor. Öyle ki; Colorado’da bulunan Rocky Dağları’nı ilk keşfeden ve gezen insanlardan biri olduğu söylenir. “The English Bird” olarak da tanınan Isabella, Kraliyet Coğrafya Cemiyeti’ne seçilen ilk kadın kaşif olma unvanını da taşıyor. Orta Doğu’yu da keşfe çıkan Isabella, İran’ın ardından Türkiye’ye de geliyor.
Jeanne Baret
Dünyanın etrafını gemi ile dolaşan ilk kadın olma unvanına sahip olan Baret, Fransız bir gemici ve botanik uzmanı. 1700’lü yılların ortasında gemiye kadın almanın uğursuzluk sayıldığı bir ortamda, gemiye kılık değiştirerek, bir erkek gibi bindi ve adını “Jean” olarak değiştiriyor. Yaklaşık 1 yılı bu şekilde geçirdikten sonra Güney Pasifik’te yaşayan adalıların gerçeği öğrenmesi ile kimliği açığa çıkıyor ve hızlıca Fransa’ya geri gönderiliyor ancak, bu gezilerde aldığı notlarla bazı yeni bitki türlerinin keşfedilmesine yardımcı oluyor.
Hester Stanhope

1776 yılında İngiltere’de doğan Hester, soylu bir ailenin kızı olarak malikanelerde büyüyor. Ölümler nedeniyle aile yakınlarını birer birer kaybediyor ve 1810 yılında bir gemi yolculuğuna çıkıyor. Akdeniz’e açılan bu gemi, Atina ve İstanbul’un ardından Kahire’ye giderken Rodos kıyılarında batıyor. Adaya çıktığında ise Osmanlı kıyafetleri giymek zorunda kalan Hester, uzun bir cübbe ve bir sarık ile kıyafetlerini değiştiriyor. Meşhur fotoğrafının hikayesi de buradan geliyor.
Daha sonra satın aldığı bir at ile yola devam eden Hester, iki yıl süren bu seyahatinde Cebelitarık, Malta, İyonya Adaları, Mora, Atina, İstanbul, Rodos ve Filistin’e gidiyor.
Akdeniz’in mistisizmi ve eksantrikliğinden etkilenen Hester, Lübnan’a yerleşme kararı alıyor ve 30 odalı bir malikanede hayatına devam ediyor. 1839 yılında ise burada hayata gözlerini yumuyor.
Gertrude Bell
1868 doğumlu olan Gertrude Bell, İngiliz arkeolog ve gezgin. Özellikle yaptığı arkeolojik kazılarla tanınan Bell, Suriye, Mısır, Mezopotamya, Ürdün bölgelerine sık sık geziler düzenliyor ve bu bölgelerle ilgili kitaplar yazıyor. Mezopotamya ve Orta Doğu kültürüne fazlasıyla ilgi duyan Bell, 1899 yılında Kudüs’e giderek burada 1 yılını geçiriyor. Öyle ki kendisi Irak tarihinde oldukça önemli bir yere sahip. Irak Ulusal Müzesi onun çalışmaları sayesinde açılıyor.