Yazan: Zeynep Zülal Alkanat
Kalabalık trekking parkurlarından biraz uzaklaşıp doğayla baş başa kalabileceğim rotaları keşfetmeyi her zaman daha heyecan verici buluyorum. Türkiye’nin dört bir yanında hâlâ geniş kitleler tarafından çok fazla bilinmeyen, ama manzaralarıyla ve hikâyeleriyle unutulmayacak yürüyüş deneyimleri sunan pek çok parkur var. Bu rotaların her biri; farklı bir coğrafyaya, farklı bir atmosfere ve bambaşka bir deneyime sahip. Eğer yeni keşifler peşindeysen, bu rotalar bir sonraki yürüyüş planın için ilham verebilir.
Erzurum – İspir Yedigöller

Kaçkar Dağları’nın güney eteklerinde yer alan İspir Yedigöller, yüksek rakımı ve doğasıyla Türkiye’nin en etkileyici trekking noktaları arasında. Bölgeye ulaştığın anda dikkatini çeken ilk şey, turkuaz renkli göllerin dağların arasında adeta saklanmış gibi konumlanması oluyor. Ovit Dağı’nın güney yamaçlarında yer alan bu coğrafya, buzul gölleri ve tertemiz havasıyla insanı şehir hayatından tamamen uzaklaştırıyor.
Yaklaşık 11-12 kilometrelik klasik Moryayla-Yedigöller döngüsü ortalama 4-5 saat sürüyor. Parkur, 1.900 metreden başlayıp 3.200 metreye kadar yükseldiği için yüksek irtifaya alışık olmayanlar açısından zaman zaman zorlayıcı olabiliyor. Özellikle nefes temposunu koruyarak ilerlemek yürüyüşü çok daha keyifli hale getirecektir.
Bölgede çeşme bulunmasa da gölleri besleyen temiz buzul sularından faydalanılabilir. Yedigöller’e normal otomobillerle ulaşım mümkün değil; arazi aracıyla belirli bir noktaya kadar gidildikten sonra yürüyüş başlıyor.
Haziran ortası ile ağustos sonu arasındaki dönem bölgeyi keşfetmek için en ideal zamanlardan biri. Kamp kurmaya elverişli alanları ve her yıl düzenlenen dağcılık organizasyonları sayesinde Yedigöller, doğa tutkunlarının mutlaka deneyimlemesi gereken rotalar arasında yer alıyor.
Gümüşhane – Santa Harabeleri

Doğa yürüyüşünü tarih keşfiyle birleştiren rotaları seviyorsan, Santa Harabeleri tam da bu hissi yaşatıyor. Bir zamanlar hareketli bir yerleşim olan Santa’nın birbirini gören yamaçlara kurulmuş mahalleleri arasında yürürken taş evler, kiliseler ve eski sokaklar geçmişin izlerini bugüne taşıyor.
Yaklaşık 8-10 kilometrelik parkur ortalama 4-5 saatte tamamlanıyor. Piştovlu Mahallesi’nden başlayan rota sırasıyla Binatlı, Terzili, Zurnacılı, İşhanlı, Çinganlı ve Çakallı mahallelerinden geçiyor. Yer yer dikleşen patikalara rağmen yürüyüş genel olarak konforlu ilerliyor.
Bölgenin en dikkat çekici özelliklerinden biri ani sis ve sağanak yağışların sık görülmesi. Bu yüzden çantanda yağmurluk ve rüzgarlık bulundurmak büyük avantaj sağlıyor. Fotoğraf çekmeyi sevenler için taş kiliseler, kemerli çeşmeler ve tarihi mimari detaylar oldukça etkileyici kareler sunuyor.
Günümüzde arkeolojik ve doğal sit alanı statüsünde bulunan Santa, yüzlerce yıllık geçmişiyle Karadeniz’in en etkileyici tarihi yürüyüş rotalarından biri olmayı sürdürüyor.
Ankara – Nallıhan Gökkuşağı Tepeleri

Ankara denince çoğu kişinin aklına bozkır geliyor ancak Nallıhan Gökkuşağı Tepeleri bu algıyı tamamen değiştiriyor. Yaklaşık 10 milyon yıl önce oluşan mineral katmanları bugün kırmızı, sarı, gri ve kahverenginin iç içe geçtiği sıra dışı bir manzara oluşturuyor.
Yaklaşık 6-7 kilometrelik yürüyüş rotası ortalama 4-5 saat sürüyor. Daha uzun parkurlar tercih edildiğinde mesafe 14 kilometreye kadar uzayabiliyor. Eğimli çıkışlar ve kaygan zemin nedeniyle orta seviyede kondisyon gerekiyor.
Bu bölgede en önemli detaylardan biri doğru ekipman seçimi oluyor. Dişli tabanlı trekking botları zeminde güvenli ilerlemeyi kolaylaştırırken baton kullanımı özellikle inişlerde büyük rahatlık sağlıyor.
İşin en ilginç tarafı ise Nallıhan’daki bu renkli katmanların dünyada yalnızca Çin, Peru, Arjantin ve Amerika’daki benzer jeolojik oluşumlarla aynı görsel etkiyi paylaşması. Türkiye’de böylesine farklı bir manzaraya tanık olmak gerçekten şaşırtıcı geliyor.
Kars – Ani Harabeleri ve Tarihi İpek Yolu Köprüsü

Tarih ve doğanın aynı yürüyüşte buluştuğu en etkileyici rotalardan biri de Ani Harabeleri çevresi. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde bulunan Ani Antik Kenti’nin tarihi atmosferi, Arpaçay Kanyonu boyunca uzanan yürüyüşle bambaşka bir deneyime dönüşüyor.
Yaklaşık 5,5 kilometrelik dairesel parkur ortalama 2,5-3 saat sürüyor. Patika boyunca ilerlerken Türkiye ile Ermenistan sınırını oluşturan Arpaçay Nehri’nin üzerinde yer alan tarihi İpek Yolu Köprüsü’nün kalıntıları yukarıdan panoramik olarak görülebiliyor. Güvenlik nedeniyle köprünün bulunduğu kanyon tabanına inilemese de manzaranın oldukça etkileyici olduğu söyleniyor.
Kars’a yaklaşık 42 kilometre uzaklıktaki Ani Antik Kenti, Erken Demir Çağı’ndan 16. yüzyıla kadar kesintisiz yerleşime ev sahipliği yapmış önemli merkezlerden biri. Geçmişte ticaretin, farklı inançlarınve askeri yaşamın buluşma noktası olan bu şehir, yürüyüş boyunca tarihle iç içe hissettiren nadir rotalar arasında bulunuyor.
Bolkar Dağları – Meydan Yaylası Rotası

Yüksek dağ atmosferini deneyimlemek isteyenler için Bolkar Dağları oldukça etkileyici bir seçenek denilebilir. Teknik tırmanış gerektirmese de 3.000 metrenin üzerine çıkan rakımı nedeniyle kondisyon isteyen bir rota.
Yürüyüş Meydan Yaylası’ndan başlıyor, Karagöl üzerinden Medetsiz Zirvesi’ne kadar uzanıyor. Gidiş dönüş toplam mesafe yaklaşık 17-18 kilometreyi buluyor. Haziran ile eylül ayları arasındaki dönem yürüyüş açısından en ideal zaman olarak kabul ediliyor.
Rakım yükseldikçe hava çok kısa sürede değişebildiği için yaz aylarında bile polar, rüzgarlık ve yağmurluk taşımak önemli hale geliyor. Meydan Yaylası ve Karagöl çevresinde su bulunabiliyor ancak zirve hattında kaynak olmadığı için yeterli miktarda su taşımak gerekiyor.
Yaklaşık 2.600 metre yükseklikte bulunan Karagöl ve Çiniligöl ise buzul aşındırmasıyla oluşmuş sirk gölleri arasında yer alıyor. Endemik bitkiler, sarp kayalıklar ve geniş dağ manzaraları yürüyüşü unutulmaz kılıyor. Dünyada yalnızca bu bölgede yaşayan vipera bulgardaghica adlı engerek türü de Bolkar Dağları’nın ne kadar özel bir ekosisteme sahip olduğunu gösteriyor.
Bursa – Kaplıkaya Vadisi

Bursa’nın en keyifli trekking parkurlarından biri olan Kaplıkaya Vadisi, doğa içinde uzun saatler geçirmek isteyenler için harika bir alternatif sunuyor. Ataman Şelalesi ve Zeyniler Köyü’nü birbirine bağlayan döngü rota; orman içi patikaları, ahşap köprüleri ve tarihi su kanallarını bir araya getiriyor.
Yaklaşık 10-15 kilometre uzunluğundaki parkur, tercih edilen yan patikalara göre değişiklik gösterebiliyor. Ortalama 700-750 metrelik irtifa kazanımı nedeniyle özellikle çıkış bölümleri zaman zaman yorucu hissettirebiliyor. Yürüyüş süresi ise genellikle 4-6 saat arasında değişiyor.
Şelale sesleri eşliğinde ilerlemek, sık orman dokusunun içinde yürümek ve Bursa’yı yukarıdan izleyebileceğin manzara noktalarına ulaşmak bu rotayı benim için oldukça özel hale getiriyor. Özellikle sonbaharda sararan yapraklarla birlikte parkur bambaşka bir görünüme kavuşuyor.
Türkiye’nin yürüyüş rotaları yalnızca popüler parkurlardan ibaret değil. Dağ göllerinden tarihi harabelere, renkli jeolojik oluşumlardan yüksek zirvelere kadar keşfedilmeyi bekleyen pek çok rota bulunuyor. Kalabalıktan uzak, doğayla gerçekten bağ kurabileceğin bir deneyim arıyorsan bu parkurların her biri farklı bir hikâye sunuyor. Bir sonraki trekking planında rotayı bu saklı güzelliklerden birine çevirmek, unutulmayacak bir keşif yaşamak için fazlasıyla yeterli.