Gastronominin, modanın, sanatın ve görkemli bir hayatın merkezi Fransa’yı keşfetmeye hazır mısın? Bugün seni kültürel zenginliğin başkenti Fransa’ya doğru kısa bir yolculuğa davet ediyor ve en görülmeye değer Fransız şehirlerini mercek altına alıyoruz!
Fransa denince aklına neler geliyor? Sinema dünyasına damga vuran kült filmleri mi, kendine has mimari dokusuyla kuşatılmış romantik sokakları mı, ikonik Fransız şarkıları mı, yoksa görkemli tarihi yapıları mı? Biz Fransa’yı zarafetin simgesi sanat eserleri, dinamik ama bir o kadar da yalın yaşam tarzı ve ikonik şehirleriyle çok seviyoruz! Eğer sen de Fransa’yı ziyaret etmek ve bu kültüre yakından şahit olmak istiyorsan, işte keşfetmen gereken birbirinden masalsı Fransız şehirleri!
1. Fransa’nın Büyüleyici ve Popüler Şehirleri

Fransa, sadece estetik sokakları ve gurme restoranları için bile görülmeye değer bir ülke. Kendine hayran bırakan sakin kasabalarının yanı sıra güneye indikçe şatafatlı bir hayatı simgeleyen şehirleri, Fransa’nın her yıl sayısız turist ağırlamasına neden oluyor. Fransa seyahatinde mutlaka ziyaret etmen gereken şehirler ise şu şekilde:
1.1. Paris: Aşk ve Sanatın Başkenti

Masalsı aşkları konu alan romantik filmlerin pek çoğu Paris’te çekiliyor ve bunun elbette ki geçerli bir sebebi var. Notre Dame Katedrali, Eyfel Kulesi, Louvre Müzesi gibi ikonik tarihi yapılarının yanı sıra Paris, huzurun tadını çıkarabileceğin yemyeşil parklarıyla da ünlü.
Şehrin ortasından geçen Sen Nehri (Seine River) boyunca Fransız mimarisinin en görkemli örneklerini gözlemleyebileceğin Paris, Şanzelize Caddesi’nde (Champs Élysées) konumlanan gurme restoranlarıyla lezzet şöleni yaşatmayı da ihmal etmiyor. Sen Nehri kenarında gün batımını izlemek bile bambaşka bir deneyim!
Gezini planlamadan önce detaylı bir Paris otelleri araştırması yaparak beklentilerine ve bütçene en uygun seçimi yapabilirsin.
1.2. Nice: Akdeniz’in İncisi

Fransa’nın güneyine doğru indiğimizde Akdeniz’in berrak sularına göz kırpan Nice şehri bizi karşılıyor. Alpes-Maritimes bölgesinde konumlanan bu kent, aynı zamanda hem sosyetenin dolu dizgin tatil mekanı hem de kafa dinlemek isteyenler için huzur noktası. Palmiye ağaçları ve hemen yanındaki turkuaz deniziyle ünlü 7 kilometrelik Promenade des Anglais yolu, birbirinden lüks cafe ve restoranların haricinde manzarasıyla büyüleyen Nice otelleri ile de göz kamaştırıyor.
Rus-Fransız asıllı ünlü ressam Marc Chagall’ın eserlerini inceleyebileceğin Marc Chagall Müzesi’nin yeri ise apayrı. Ekspresyonizm akımının izlerine rastlayabileceğin bu müze, sanat aşığı bireylerin Nice ziyaretlerinde mutlaka uğradığı noktalardan biri.
1.3. Lyon: Gastronomi ve Kültür Merkezi

Paris’i keşfederken Lyon şehrine uğramadan dönmemelisin. Çünkü dünya çapında nam salan ünlü şeflerin sanat eseri niteliğindeki yemeklerini başka yerde tatma imkanı bulamayabilirsin. Geleneksel Fransız mutfağıyla yenilikçi lezzetleri harmanlayan mekanlar, Lyon’u ayrıcalıklı bir noktaya taşıyor. Gastronominin başkenti olarak görülen Lyon, Roma Dönemi’nden kalma surlarıyla da dikkat çekiyor. Buram buram tarih kokan bu şehir, Rönesans Dönemi’nin izlerini tüm ihtişamıyla yansıtıyor.
Lyon Tarihi Alanı olarak adlandırılan Vieux Lyon ise kendi halinde şirin sokakları, Gotik mimarinin etkisini taşıyan görkemli tarihi yapıları ve sıra dışı kukla müzeleriyle dikkat çekiyor. Fourviére Tepesi de tıpkı Vieux Lyon gibi şehrin en çok ziyaret edilen bölgeleri arasında. Antik Galya-Roma Tiyatrosu ile dikkat çeken Fourviére, Notre Dame de Fourvière Katedrali ile de bol bol ziyaretçi topluyor.
1.4. Marsilya: Tarihi Liman Kenti
Avrupa ve Afrika kültürünün izlerini aynı anda yansıtan Marsilya, Güney Fransa’nın Provence-Alpes-Côte d’Azur bölgesinde yer alıyor. Marsilya esasında farklı kültürlerin birleşimiyle mistik havasını yıllardır korumayı başarabilen bir şehir. Bu yönüyle diğer Fransız bölgelerinden ayrılıyor ve bu da onu daha gizemli yapıyor.
Vieux Port (Eski Liman) ise bu şehrin ikonik noktalarından biri. Antik Yunan kolonisinin kurduğu ve yüzyıllar boyu Marsilya’nın en önemli bölgesi olmayı sürdüren liman, günümüzde birbirinden renkli etkinliklere ve festivallere ev sahipliği yapıyor. La Panier ise bugün mistik atmosferi, dar ve dolambaçlı sokakları, kendine has mimarisiyle dikkat çekiyor. Hatta Marsilya halkının yaşam tarzını en iyi şekilde gözlemlemek için La Panier, en ideal bölgelerden biri.
1.5. Bordeaux: Tarih Şehri

Bordeaux, tıpkı Marsilya gibi önemli bir liman kenti ancak bu şehirde seni çok daha farklı bir atmosfer karşılayacak. 2007 yılında UNESCO tarafından Dünya Mirası Listesine alınan Bordeaux, sanatın ve tarihin iç içe yaşandığı bir şehir. Bordeaux bağları da bu şehri ayrıcalıklı kılan noktalardan yalnızca biri.
Sanatın büyüsüne kapılmak ve Fransa’nın kendine has ambiyansını deneyimlemek için Bordeaux eşsiz bir yer. Öyle ki ülkenin en önemli opera binalarından biri olan Grand Théâtre da burada yer alıyor ve göz dolduran sanatsal etkinliklere ev sahipliği yapıyor. Sanat galerilerinin, müzelerin, dolu dolu etkinliklerin tadına varmak istiyorsan Bordeaux Fransa’daki ilk duraklarından biri olmalı.
1.6. Strazburg: Avrupa’nın Kalbi
Almanya sınırında konumlanan Strazburg için ne söylesek yetersiz olur. Hani yılbaşı temalı filmlerde izlediğimiz o coşkulu ve bir o kadar da iç ısıtan kareler var ya, işte Strazburg yılbaşında tam olarak bu ruhu yansıtıyor. Rengarenk, masalsı ve samimi… Bu nedenle Strazburg ziyaretini mutlaka yılbaşı dönemine getirmeni tavsiye ediyoruz.
Gotik mimarinin en görkemli örneklerinden Strazburg Katedrali’ne ev sahipliği yapan kent, Alsas bölgesinin en büyük şehri olarak kabul ediliyor. Şehrin en eski bölgesi olan La Petit France ise 13’üncü yüzyıldan kalma tarihi konakları ile dikkat çekiyor. Strazburg demişken yemeklerine de değinmeden olmaz. Alsaslıların kendine has bir mutfak kültürü mevcut. Listenin başını ise Tarte Flambée adı verilen pizza çekiyor. Bu pizzanın hamuru öylesine ince ki lahmacun gibi desek abartı olmaz. Spätzle makarnası ve lahana turşusuna benzeyen Choucroute yemeğini de mutlaka denemek gerek.
1.7. Toulouse: Havacılık ve Uzayın Merkezi
Kiremit renkli binalarıyla ünlü Toulouse, tarihi yapıları kadar Airbus uçaklarının montajının yapıldığı Uzay Tema Parkı ile de ünlü. Cite De l’Escape olarak adlandırılan bu park, Avrupa’nın havacılık merkezi olan bu şehirde en çok ziyaret edilen noktalar arasında. Sanal uzay yolculuğu etkinliğinin düzenlendiği parkta uzay roketlerinin iç kısımlarını yakından inceleyebilir, havacılık ile ilgili bugüne kadar hiç duymadığın yepyeni bilgiler edinebilirsin.
2. Fransa Turlarını Planlarken Dikkat Etmen Gerekenler
Fransa, tıpkı Türkiye gibi hem Akdeniz ikliminin hem de karasal iklimin etkilerini taşıyan bir ülke. Örneğin; Strazburg kış mevsiminde büyüleyici bir güzelliğe bürünürken Nice gibi Akdeniz şehirleri daha çok ilkbahar ve yaz aylarında ziyaretçi akınına uğruyor. Yani her şehrin kendine has atmosferini en iyi şekilde deneyimlemek için şehirlerin yer aldıkları bölgeleri de göz önünde bulundurman isabetli olabilir.
Fransa’ya Türkiye’den gitmenin en kolay yolu, İstanbul ve Ankara’dan direkt veya aktarmalı uçuşları tercih etmek. Öte yandan Akdeniz’e kıyısı bulunan bu ülkeyi Fransız gemi turları ile de ziyaret etmen mümkün. Eğer Fransa gezinin daha planlı ve programlı ilerlemesini istiyorsan Fransa turları hakkında da bilgi alabilirsin.
Fransa’yı adım adım keşfetmek ve benzersiz bir yolculuğa çıkmak için Etstur üzerinden uçak bileti, otel ve tur seçeneklerini incele, dönemsel fırsatlardan anında yararlan!