Koyu Mod Açık Mod
Koyu Mod Açık Mod
Ortaköy Gezilecek Yerler
Mersin Gezilecek Yerler

Mersin Gezilecek Yerler

Bugün rotamızı binlerce yıllık tarihî ve doğal güzellikleriyle âdeta bir açık hava müzesi olan, Akdeniz’in en gözde şehirlerinden Mersin’e çeviriyoruz. Bu şehir tarihe tanıklık eden kaleleri, mitolojiye konu olan obrukları, tropikal meyve kokulu sokakları ve turkuaz sularıyla her köşesinde bambaşka bir hikâye saklıyor. Bu rehberimizde “Mersin nasıl bir yer?” sorusuna en kapsamlı cevabı bulacak ve bu kadim şehrin en iyi 36 rotasını keşfedeceksin! Hazırsan başlıyoruz.

Kız Kalesi (Kızkalesi)

Mersin’in masallardan fırlamış bir kartpostalı olan Kız Kalesi, listemizin en başında yer alıyor. Erdemli ilçesinde, kıyıdan yaklaşık 600 metre açıkta, masmavi sularla çevrili küçük bir adacık üzerinde yükselen bu görkemli yapı, ziyaretçilerini âdeta büyüleyici bir zaman yolculuğuna çıkarıyor. Karadan yaklaşık 200 metre uzaktaki ana kale duvarlarına motorlu teknelerle, deniz bisikletiyle veya yaz aylarında yüzerek kolayca ulaşabilirsin.

Ünlü tarihçi Heredot’un eserlerinde bahsettiği Korykos antik kentinin denizdeki uzantısı olarak kabul edilen kalenin Bizans döneminden kalma temeller üzerine I. Leon tarafından 1199 yılında yaptırıldığı düşünülüyor. Ancak yapılan araştırmalar, kalenin tarihinin MÖ 4. yüzyıla kadar uzanabileceğini gösteriyor. Roma döneminde korsanlar tarafından üs olarak kullanılan bu yapı; Bizans, Selçuklular, Ermeniler, Karamanoğulları ve Osmanlılar gibi birçok medeniyete ev sahipliği yaparak tarih boyunca Akdeniz ticaretini kontrol eden stratejik bir nokta olmuş.

Kalenin sekiz burcu, mazgal delikleri açılmış güçlü surları ve kuleleri dönemin savunma mimarisinin en güzel örneklerinden. Kalenin günümüze ulaşan dış kale kısmını gezebilir, kulelere tırmanarak eşsiz bir deniz manzarası yakalayabilirsin. Kalenin hemen karşısında bulunan Kızkalesi Plajı, altın rengi kumları ve sığ deniziyle hem yüzmek hem kaleyi en güzel açılardan fotoğraflamak için biçilmiş kaftan. Çevresinde konaklama ve yeme-içme konusunda birçok turistik tesis de bulabilirsin.

2025 yılı itibarıyla MüzeKart’la ücretsiz şekilde gezebileceğin Kız Kalesi’ni haftanın her günü 08.30 ile 19.00 saatleri arasında ziyaret edebilirsin.

NOT: Meşhur efsaneye göre bir kral rüyasında tek kızının yılan sokması sonucu hayatını kaybedeceğini öğrenir. Kızını korumak için onu bu adaya yaptırdığı kaleye yerleştirir. Ancak bir gün kalede sunulan üzüm sepetinden çıkan bir yılan kızı sokarak hayatını kaybetmesine neden olur. Kale, bu hazin aşk ve kader hikâyesiyle nesillerdir anılıyor.

Cennet ve Cehennem Obrukları

Mersin, Silifke yakınlarında, doğanın milyonlarca yılda yarattığı bu iki büyük karstik çöküntü şehrin en ilginç ve mitolojik oluşumlarından. Yer altı sularının kireç taşı tabakalarını eritmesiyle tavanlarının çökmesi sonucu oluşan Cennet ve Cehennem Obrukları, Mersin’in tarihî ve doğal güzellikleri içinde en çok merak edilen rotalar arasında yer alıyor.

Cennet Obruğu, 70 metre derinliğinde ve elips biçiminde devasa bir çukur. Obruğun zeminine inmek için 450 basamaklı taş bir merdiven kullanılıyor. Nefes kesen manzaralar eşliğinde merdivenleri inerek tabana ulaştığında V. yüzyılda Aziz Paulus tarafından yaptırılan Meryem Ana Kilisesi’nin ve Zeus Tapınağı’nın kalıntılarıyla karşılaşacaksın. Ayrıca obruğun tabanından başlayan ve yer altı sularıyla beslenen küçük bir mağara da keşfedilmeyi bekliyor. Mersin’de gezilecek doğal yerler arayanların kolay erişimi için 2018 yılında eklenen cam panoramik asansör seçeneği de bulunuyor.

Cehennem Obruğu’ysa Cennet’e göre daha dar, dik ve korkutucu bir yapıya sahip. 128 metre derinliğindeki bu obruğa ağzının eğimli olması ve duvarlarının sarp yapısı nedeniyle maalesef özel dağcılık ekipmanları olmadan inmek mümkün değil. Antik Yunan mitolojisine göre Tanrıların Kralı Zeus, alev saçan yüz başlı dev Typhon ile burada savaşmış ve onu yenerek Cehennem Obruğu’na sonsuza dek hapsetmiş.

MüzeKart’ın geçerli olduğu obruklara kartsız giriş yapmak istersen 2025 yılı için ödemen gereken tutar 12 euro. Burayı ziyaret edebileceğin saat aralıklarıysa 08.15 ila 16.45.

Alahan Manastırı

Mut ilçesinde, Göksu Vadisi’ne hâkim sarp bir yamaçta deniz seviyesinden yaklaşık 1300 metre yükseklikte konumlanan Alahan Manastırı, Hristiyanlık tarihinin en etkileyici duraklarından. 440-442 yılları arasında inşa edildiği düşünülen bu görkemli yapı, Erken Hristiyanlık döneminde önemli bir hac merkeziydi. Bu manastırın antik dönemin izlerini sürmek isteyenler için Mersin tarihî yerler listesinin zirvesinde yer aldığını söylemek mümkün.

İncil’de adı geçen din adamları St. Paul ve Barnabas gibi önemli figürlerin Anadolu seyahatleri sırasında burada konakladığı rivayet ediliyor. Ayasofya ile benzerlikler gösteren bu kompleks; iyi korunmuş Doğu Kilisesi, vaftizhane, sütunlu yol, kaya mezarları ve keşiş odalarından oluşuyor. Evliya Çelebi’nin bile hayran kaldığı Mersin’in tarihî eserleri arasında yer alan bu yapı, UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne de eklenmiş.

Her gün 08.15 ve 19.00 saatleri arasında ziyaret edebileceğin Alahan Manastırı’na giriş ücretsiz.

Anemurium Antik Kenti

Anadolu’nun en güney ucunda, Mersin’in Anamur ilçesinde, Akdeniz’e sıfır konumda yer alan Anemurium Antik Kenti, tarihî ve doğal güzelliği bir arada sunan özel bir liman kenti. Eğer rotanı Mersin Anamur’da gezilecek yerlere çevirdiysen burası mutlaka görmen gereken bir durak! Adı antik dilde “rüzgârlı burun” anlamına gelen bu yerleşimin MÖ 4. yüzyılda kurulduğu tahmin ediliyor. Kent, yukarı ve aşağı kent olarak iki ana bölüme ayrılmıştı ve yaklaşık 1,5 kilometrelik güçlü sur duvarlarıyla çevriliydi.

Günümüzde gezebileceğin başlıca kalıntılar arasında 900 kişilik antik tiyatro, iki katlı halk hamamı, yaklaşık 350 adet anıtsal mezar yapısıyla ünlü Nekropol, iyi korunmuş mozaiklere sahip Nekropol Hamamı, su kemerleri ve kilise kalıntıları bulunuyor. Kentten çıkarılan mozaikler ve diğer değerli eserler inceleme amacıyla Anamur Müzesi’nde sergileniyor.

Tarihî dokunun bittiği yerde masmavi Akdeniz başlıyor! Antik kentin plajında denize girebilirsin ancak plajın çakıllı olduğunu ve suyun çabuk derinleşebileceğini de belirtelim.

MüzeKart’la girebileceğin Anemurium Antik Kenti pazartesi günü hariç her gün saat 08.00 ile 19.00 arasında ziyarete açık.

Mamure Kalesi

Anamur’da, Akdeniz kıyısında tüm ihtişamıyla ayakta duran Mamure Kalesi, Türkiye’nin en büyük ve en iyi korunmuş kalelerinden. MS 3. veya 4. yüzyılda Romalılar tarafından Akdeniz ticaretini kontrol altında tutmak amacıyla inşa edildiği düşünülen kale; tarih boyunca Romalılar, Bizanslılar, Haçlılar, Karamanoğulları, Selçuklular ve Osmanlılar gibi pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış.

Kale; dış kale, iç kale ve iç avlu olmak üzere üç ana bölümden oluşuyor. 39 kulesi, burçları, su sarnıçları, hamamı ve etrafını çevreleyen 10 metre genişliğindeki savunma hendeğiyle bir mühendislik harikası. Kaleye bugünkü adını veren ve en önemli onarımı yaptıran Karamanoğlu Mahmut Bey olmuş. 14. yüzyılda kaleyi onartan Mahmut Bey, kaleye “Mamure” yani “imar edilmiş, şenlendirilmiş” adını verirken içindeki tek minareli camiyi de yaptırmış.

Kaleyi pazartesi günü dışında diğer günler 08.00 ile 19.00 saatleri arasında MüzeKart’la giriş yaparak gezebilirsin.

Gilindire Mağarası (Aynalıgöl)

Aydıncık ilçesinde gizlenmiş, yer altı dünyasının büyüleyici bir eseri: Gilindire Mağarası. Halk arasında “Aynalıgöl” olarak da bilinen bu doğa harikası, etkileyici boyutu ve oluşumlarıyla dikkat çekiyor.

1999 yılında bir çoban tarafından keşfedilen mağaradaki oluşumların çeşitliliği ve güzelliği buraya masalsı bir atmosfer katıyor. Toplam 555 metre uzunluğunda olan ve denizden 46 metre yükseklikte yer alan mağaranın içinde dev boyutlarda sayısız damlataş oluşumu bulunuyor.

Mağaranın sonunda yer alan ve adını ayna gibi yansımasından alan göl, yaklaşık 46 metre derinliğinde. Buzul Çağı’na ait hidrolojik ve atmosferik verileri saklaması nedeniyle bilimsel öneme sahip Gilindire, aynı zamanda nadir görülen Akdeniz foklarının yaşam alanlarından.

Haftanın her günü 08.00 ile 17.00 arasında açık olan mağaraya 2025 yılı itibarıyla 60 TL ödeme yaparak girebilirsin.

Yerköprü Şelalesi

Mut ilçesinde, kendine has coğrafyasıyla Yerköprü Millî Parkı (Tabiat Anıtı) içinde yer alan bu şelale Türkiye’nin saklı kalmış doğal güzelliklerinden.

Göksu Nehri’ni besleyen Ermenek Çayı üzerinde kireç taşı kayalarının milyonlarca yıllık aşınması sonucu oluşan şelale, yaklaşık 30 metre yükseklikten turkuaz renkli bir göle dökülüyor. 300 metre uzunluğunda ve 15 metre derinliğindeki bu göl, suyunun rengiyle ziyaretçilerini büyülüyor.

Şelalenin döküldüğü alanda bir de küçük mağara bulunuyor. Çevresi zengin bir bitki örtüsüne sahip bu bölge, doğa tutkunları için âdeta bir cennet. Ziyaretçiler için seyir terasları ve yürüyüş parkurları bulunuyor. Burada trekking ve doğa sporları yaparak Mersin’de yapılacak aktiviteler arayışına son verebilirsin. Şelaleye ulaşmak için bir miktar yürüyüş yapman gerektiğini de hatırlatalım.

Yerköprü Şelalesi’ne giriş ücreti 2025 yılı içinde kişi başı 60 TL. Mersin’de gezilecek doğal yerlerden olan Yerköprü Şelalesi’ne haftanın her günü 09.00 ile 17.00 saatleri arasında gidebilirsin.

Uzuncaburç Olba Antik Kenti

Silifke yakınlarında, Toroslar’ın eteklerinde yer alan Uzuncaburç, Helenistik ve Roma dönemlerinin izlerini taşıyan önemli bir antik yerleşim yeri. Tarihte asıl adı Olba olan bu kent, daha sonra Roma İmparatorluğu döneminde Diokaesareia adını almış. Başlangıçta Olba Krallığı’nın ibadet merkezi olarak kurulan kent, Roma dönemindeyse özerk bir şehir hâline gelmiş.

Kentin başlıca kalıntıları arasında 40 metrelik Helenistik Kule, etkileyici sütunlu cadde, süslü tören kapısı, Zeus Tapınağı, Tykhe Tapınağı, 3000 kişilik antik tiyatro, görkemli zafer takı ve anıt mezarlar bulunuyor. Türkler, bölgedeki bu yüksek burçlar nedeniyle kentin adını “Uzuncaburç” olarak değiştirmiş.

Uzuncaburç Olba Antik Kenti’ni MüzeKart’ınla haftanın her günü 08.15 ile 19.00 saatleri arasında ziyaret edebilirsin.

Kanlıdivane Ören Yeri

Kanlıdivane, devasa bir obruk etrafına kurulmuş antik bir kent. Erdemli ilçesinde, merkeze oldukça yakın bir konumda bulunan bu ören yeri Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait pek çok kalıntı barındırıyor. Bu bölge aslında MÖ 3. yüzyılda Olba Krallığı’na ait bir yerleşim yeri olarak kurulmuş.

Obruk çevresinde bazilikalar, kiliseler, Helenistik kule, kaya kabartmaları, sarnıçlar ve zeytinyağı işlikleri gibi önemli yapılar yer alıyor. Obruğun batı duvarında yer alan ve yüksek bir yere oturtulmuş olan Aba’nın mezarı ve hikâyesi de bölgenin gizemini artıran unsurlardan. Mezarın üzerindeki yazıtta Aba, ailesine olan bağlılığını korumak adına âdeta bir lanet savuruyor:

“Ben Kalligonos ile Katraios’un kızı Aba… Vasiyet ediyorum ki kocam Arios’un mezarına benden başka hiç kimse gömülmeyecektir. Buna aykırı davranan kişi yer altı tanrılarına karşı günah işlemiş olsun ve tüm soyu yok olsun!”

Kanlıdivane isminin kökeni hakkında da çeşitli rivayetler bulunuyor. En yaygın inanış obruğun içine suçluların veya vahşi hayvanların atılması sonucu toprağın kırmızıya (kanlı) dönmesi veya obruğun etrafındaki toprağın doğal olarak kırmızımsı olması.

Her gün 08.30 ile 19.00 saatleri arasında gezebileceğin Kanlıdivane Ören Yeri’ne MüzeKart’ınla ücretsiz şekilde girebilirsin.

Tarsus (Tarihî Kent Merkezi ve Çevresi)

Mersin’in en büyük ve tarihî açıdan en zengin ilçelerinden olan Tarsus, binlerce yıllık geçmişiyle âdeta arkeolojik bir miras sahası. Hititler, Asurlular, Romalılar, Bizanslılar ve Osmanlılar gibi sayısız medeniyete ev sahipliği yapan Tarsus, özellikle Hristiyanlık için önemli bir figür olan Aziz Pavlus’un doğum yeri ve Mısır Kraliçesi Kleopatra’nın Romalı General Antonius ile buluşmak için şehre geldiği kent olarak biliniyor.

Tarsus’un tarihî dokusunu taş evleri, Yarenlik Caddesi ve otantik çarşısı yansıtıyor. Bu ilçede keşfedilecek çok yer var, bu yüzden Tarsus’taki Tarsus Şelalesi, Kleopatra Kapısı, Aziz Pavlus Kuyusu ve Anıt Müzesi, Eshab-ı Kehf Mağarası, Tarsus Ulu Camii, Kırkkaşık Bedesteni, Nusret Mayın Gemisi Müzesi gibi en önemli durakları rehberimizin ilerleyen başlıklarında daha detaylı inceleyeceğiz.

Adamkayalar

Mersin’in en gizemli ve etkileyici arkeolojik kalıntılarından biriyle tanışmaya hazır mısın? Erdemli ilçesinde Şeytan Deresi Vadisi’nin sarp yamaçlarına ustalıkla oyulmuş Adamkayalar, MÖ 3. yüzyıl ile MS 3. yüzyıl arasına tarihleniyor.

Kabartmalar 9 ayrı niş içinde toplam 11 erkek, 4 kadın, 2 çocuk, bir dağ keçisi ve bir Roma kartalı figürünü içeriyor. Figürlerin Olba Krallığı döneminde yaşamış önemli kişiler veya aileler için anıtsal mezar kabartmaları olarak yapıldığı düşünülüyor. Sahnelenen karelerin asker vedası, ölü ziyafeti ve aile portreleri gibi törenleri betimlediği tahmin ediliyor. Ancak kabartmaların tam olarak kimler tarafından ve ne amaçla yapıldığı konusundaki gizem hâlâ devam ediyor.

Adamkayalar’a ulaşım dik bir yokuştan sağlandığı için biraz zorlu. Bu nedenle yanına uygun bir ayakkabı almanı öneririz.

Astım Mağarası

Silifke Narlıkuyu’da Cennet ve Cehennem Obrukları’na sadece 300 metre mesafede yer alan Astım Mağarası, şifalı olduğu söylenen havasıyla ünlü bir yer altı cenneti. Mağaranın yaklaşık 15°C sabit sıcaklığı ve %80 üzerindeki nem oranıyla özellikle astım ve bronşit hastalarına iyi geldiği inanışı yaygın. Bu yüzden adı da “Astım Mağarası” olmuş.

Yaklaşık 15 metre derinlikteki mağaraya 78 basamaklı sarmal bir demir merdivenle iniliyor. İçerideki sarkıt, dikit, sütun ve mağara incileri gibi damlataş oluşumlarını gördüğünde çok etkileneceğine eminiz. Mağaranın çevresindeki ağaçlara dilek için bez bağlama geleneğiyse buraya mistik bir hava katıyor. Sen de bu geleneği sürdürmek istersen mağaraya kadar gelmişken seçtiğin bir ağaca dileğini tutup bez bağlayabilirsin.

Her gün 08.00 ile 17.00 arasında ziyaret edebileceğin Astım Mağarası’na girişler MüzeKart ile yapılıyor.

Narlıkuyu

Silifke’ye bağlı, Akdeniz kıyısında şirin bir balıkçı köyü ve tatil beldesi olan Mersin’in en güzel köylerinden Narlıkuyu özellikle taze balık ve deniz ürünleri sunan, deniz kenarına kurulmuş restoranlarıyla ünlü. Burada meşhur lagos balığının tadına bakmayı ve deniz manzarasına karşı kahveni yudumlamayı unutma, bizden söylemesi.

Bölgeyi özel kılan şeylerden biri de deniz suyunun serinliği. Karadan gelen tatlı su kaynaklarının denize karıştığı noktalarda su, Akdeniz sıcaklığının aksine oldukça soğuk. Narlıkuyu aynı zamanda Narlıkuyu Mozaik Müzesi’ne de ev sahipliği yaparken Cennet Cehennem Obrukları ile Astım Mağarası gibi turistik yerlere de çok yakın.

“Mersin’de ne yapılır?” diye düşünüyorsan listene Narlıkuyu’ya gitmeyi ekleyebilirsin. Böylece buraya gelmişken etrafındaki turistik noktaları da ziyaret edebilir, dolu dolu bir gün geçirebilirsin.

Silifke Kalesi

Silifke ilçe merkezine hâkim bir tepede yükselen Silifke Kalesi, şehrin panoramik manzarasını sunan tarihî bir gözlem noktası. Kalenin Helenistik veya Erken Roma döneminde yapıldığı düşünülse de günümüzdeki yapısı Orta Çağ mimarisinin özelliklerini yansıtıyor. Başlangıçta 23 burcu bulunan kaleden günümüzde 10 tanesi ayakta. İçeride su sarnıçlarını, depoları ve Evliya Çelebi’nin bahsettiği bir mescidin kalıntılarını görebilirsin.

Kaleye çıkarak hem bu tarihî yapıyı inceleyebilir hem Mersin’in manzaralı yerlerinin tadını çıkarabilirsin. Kaleye girebilmek içinse 2025 yılı boyunca hiçbir ücret ödemen gerekmiyor.

Göksu Nehri

Mersin, Konya, Karaman ve Antalya illerinden geçerek Silifke’de Akdeniz’e dökülen yaklaşık 260 kilometre uzunluğundaki Göksu Nehri, bölgenin âdeta hayat damarı. Nehrin denize döküldüğü alanda oluşturduğu Göksu Deltası, aynı zamanda yüzlerce kuş türüne ev sahipliği yapan ve uluslararası öneme sahip bir Kuş Cenneti.

Göksu Nehri, ekolojik öneminin yanında sunduğu aktivitelerle dikkat çekici bir yer. Nehir üzerinde rafting ve kano gibi su sporları yapabilir, balık avlama keyfi sürebilirsin. Ayrıca rehberimizin önceki başlıklarında değindiğimiz Yerköprü Şelalesi’nin de Göksu Nehri sisteminin bir parçası olduğunu da belirtelim.

Soli Pompeiopolis Antik Kenti

“Mersin’in merkezinde gezilecek yerler var mı?” diyorsan cevabımız hazır: Soli Pompeiopolis Antik Kenti. Mersin’in Mezitli ilçesinde, deniz kıyısına yakın bir konumda bulunan Soli Pompeiopolis Antik Kenti, Mersin şehir merkezine yakınlığıyla kolayca ziyaret edilebilen önemli bir tarihî durak.

MÖ 700’lerde Rodoslu Dorlar’ın “Soli” adıyla kurduğu kent, daha sonra Romalı komutan Pompeius tarafından yeniden düzenlenerek “Pompeiopolis” adını almış. Kentin günümüze ulaşan en dikkat çekici kalıntısı, Roma dönemine ait görkemli sütunlu cadde. Ayrıca Soli Höyüğü, antik liman kalıntıları ve ünlü filozof Aratos’un anıt mezarı da bu kentte yer alıyor. Pers, Yunan, Roma, Bizans ve Osmanlı gibi birçok egemenlik altında kalan kent, MS 526 yılındaki büyük depremde büyük hasar görmüş.

Ücretsiz şekilde gezebileceğin Soli Pompeiopolis Antik Kenti, haftanın her günü her saat açık.

Mersin Marina

Sırada Mersin’in meşhur yerlerinden biri, Türkiye’nin en büyük ve modern marinaları arasında yer alan Mersin Marina var. Mersin’in Yenişehir ilçesinde, hareketli Adnan Menderes Bulvarı üzerindeki Mersin Marina, 2011 yılında hizmet açılmış. Tesiste denizde ve karada toplam 1000 adet olmak üzere yat bağlama alanı bulunuyor.

Mavi Bayrak ödüllü olmasıyla da kalitesini tescilleyen marina, Mersin Yenişehir’de gezilecek yerler listesinin en popüler sosyalleşme noktası. Marina içinde yer alan çeşitli restoranlar, dünya mutfaklarından örnekler sunan kafeler, mağazalar ve eğlence mekânları sayesinde günün her saatini dolu dolu geçirebilirsin. Ayrıca Mersin’de sevgiliyle yapılacak aktiviteler arıyorsan buradan partnerinle günübirlik tekne turlarına veya dalış gezilerine de katılabilirsin.

NOT: Marina içindeki bazı mekânların fiyatlarının şehir merkezindeki diğer yerlere göre daha yüksek olabileceğini belirtelim.

Tarsus Şelalesi

Tarsus ilçe merkezine oldukça yakın bir konumda, Berdan Çayı üzerindeki Tarsus Şelalesi, yaz sıcağında serinlemek ve doğayla iç içe olmak isteyenler için mükemmel bir kaçış noktası. Şelale, Roma döneminde mezarlık olarak kullanılan bir alan üzerinden yaklaşık 5 metre yükseklikten dökülüyor. Özellikle ilkbahar ve kış aylarında karların eriyip su debisinin artmasıyla şelalenin manzarası daha da görkemli hâle geliyor. Yani Mersin’de kışın gezilecek yerler arıyorsan bu şelaleyi bir de kış aylarında görmeni öneririz.

Şelalenin çevresi güzel bir mesire alanı olarak düzenlenmiş. Burada restoranlar ve çay bahçeleri bulabilirsin. Gün batımında sunduğu harika manzaralarsa eşsiz kareler yakalaman için biçilmiş kaftan. Fotoğraf çekimini tamamladıktan sonra çay kenarındaki tesislerde yöresel lezzetleri tadarak keyifli bir mola verebilirsin.

Eshab-ı Kehf Mağarası (Tarsus)

Tarsus’un kuzeyinde, Dedeler Köyü yakınlarındaki Encülüs Dağı (Ziyaret Dağı) eteklerinde yer alan Eshab-ı Kehf Mağarası hem İslamiyet hem Hristiyanlık dünyası için mukaddes kabul edilen, Mersin’in tarihî ve turistik yerleri arasında. Kur’an-ı Kerim’de ve Hristiyan kaynaklarındaki “Yedi Uyurlar” kıssasının geçtiği yer olarak kabul edilen bu mağara, her yıl binlerce ziyaretçiyi ağırlıyor.

15 basamakla inilen mağara, yaklaşık 300 metrekarelik geniş bir alanı kaplıyor. 10 metre yüksekliğindeki mağaranın içinde 3 farklı tünel mevcut. Mağaranın hemen yanında Osmanlı Padişahı Abdülaziz tarafından 1873 yılında yaptırılan tarihî bir mescit de bulunuyor. Hem Müslümanlar hem Hristiyanlar için önemli bir hac noktası olan bu alan, Mersin’de kışın gezilecek yerler arayanlar için de ideal bir durak.

Her gün 08.00 ile 19.00 saatleri arasında ziyaret edebileceğin mağaraya giriş 2025 yılı için ücretsiz.

Kleopatra Kapısı (Tarsus)

Tarsus şehir merkezinde yükselen Kleopatra Kapısı, antik Tarsus kentinden günümüze sapasağlam ulaşabilen tek şehir kapısı. Kapının adı dünyaca ünlü Mısır Kraliçesi Kleopatra ile Romalı General Antonius’un buluşmak için şehre bu kapıdan girdiği rivayetinden geliyor.

Bizans ve Abbasi mimarisinin özelliklerini taşıyan bu yapı, Mersin’in tarihî eserleri arasında kentin kalbinde yer alan en simge duraklardan. Kesme taşlar ve Horasan harcıyla yapılan kapı, 8,5 metre yüksekliğe ve 5,6 metre genişliğe sahip. Geçmişte “Deniz Kapısı” olarak da anılan yapının büyük bölümü 1835 yılında Mısırlı İbrahim Paşa tarafından yıktırılmış.

Kleopatra Kapısı, şehir içinde açık alanda olduğu için ziyaret etmek ücretsiz.

Aziz Pavlus Kuyusu ve Anıt Müzesi (Tarsus)

Hristiyanlığın en önemli figürlerinden Aziz Pavlus’un doğduğu evin avlusunda olduğuna inanılan bu kutsal kuyu, Tarsus’un âdeta inanç turizmindeki kalbi. Kuyunun suyunun şifalı olduğuna inanılması burayı Mersin’in turistik yerler listesinde özel bir konuma taşıyor. 18 metre derinlikteki bu kuyu, yıl boyu ziyaretçi akınına uğruyor.

Hemen yanındaki Aziz Pavlus Anıt Müzesi özellikle hac amacıyla gelen Hristiyanlar için oldukça önemli. Yapılan kazılarda Aziz Pavlus dönemine ait kültür tabakalarının ortaya çıkarılması buranın tarihsel değerini kanıtlar nitelikte. Mersin’in tarihî yerler turunda mutlaka uğraman gereken bu noktada kadim bir tarihin izlerini sürebilirsin.

Aziz Pavlus Kuyusu ve Anıt Müzesi’ne MüzeKart’ınla ücretsiz şekilde girebilirsin. Ziyaret saatleriyse haftanın her günü 08.00 ile 19.00 arası.

Hz. Danyal Peygamber Makamı (Tarsus)

Bolluk ve bereket peygamberi olarak bilinen Hz. Danyal’ın mezarının bulunduğu bu makam, Tarsus Ulu Camii’nin hemen doğusunda yer alıyor. İnanışa göre Babil Kralı tarafından hapsedilen ve aslanların zarar vermediği Hz. Danyal, kıtlık zamanında Tarsus’a getirilmiş ve ölümü sonrası naaşı nehrin altına gömülmüş.

Makamın en ilginç yanı mezarın korunma şekli. Rivayete göre Hz. Ömer döneminde İslam orduları Tarsus’u fethettiğinde bir mezar bulurlar ve mezardaki kişinin parmağında iki aslanın ortasında bir çocuk figürü olan bir yüzük görürler. Hz. Ali’nin bu kişinin Danyal Peygamber olduğunu onaylaması üzerine mezarın güvenliğini sağlamak amacıyla Berdan Çayı’nın yatağını değiştirirler. Mezarı nehir yatağına derinlemesine defnedip suyun akışını tekrar mezarın üzerinden geçecek şekilde düzenlerler.

Haftanın her gün 07.00 ile 19.00 saatleri arasında gidebileceğin makama giriş ücretsiz.

Nusrat Mayın Gemisi Müzesi (Tarsus)

Çanakkale Zaferi’nin kaderini değiştiren kahraman Nusrat Mayın Gemisi, bugün Tarsus’taki kendi adını taşıyan parkta sergileniyor. 1915 Çanakkale Deniz Savaşı’ndaki kritik rolüyle tarihe geçen bu gemi, 1990 yılında Mersin açıklarında batmış ancak Tarsus Belediyesi tarafından kurtarılıp restore edilmiş.

Park içinde ayrıca Seyit Onbaşı heykeli ve Çanakkale Şehitleri anıtı da yer alıyor. Mersin’de gezilecek tarihî yerler listesine ekleyebileceğin ve ücretsiz şekilde gezebileceğin bu kahramanlık destanına tanıklık etmek paha biçilemez.

Mersin Atatürk Evi Müzesi

Mersin’in merkezinde gezilecek yerler dendiğinde Akdeniz ilçesinin kalbinde yer alan bu tarihî bina öne çıkıyor. Atatürk’ün 1925 yılında eşi Latife Hanım ile konakladığı bu iki katlı taş bina, Mersin’in kurtuluş mücadelesine ışık tutuyor. 1887 yılında Rum tüccar Konstantin Mavromati tarafından yaptırılan iki katlı bina, 1992’de müze olarak ziyarete açılmış.

Müzenin giriş katında Atatürk’ün Mersin ziyaretlerine ait fotoğraflar, üst katındaysa Anıtkabir Müzesi’nden getirilen 22 kişisel eşyası sergileniyor. 2025 yılı için ziyarete kapalı olan müzenin ne zaman açılacağı belli değil. Gitmeden önce müzenin güncel durumunu teyit edebilirsin.

Mersin Deniz Müzesi

Mersin Deniz Müzesi, şehrin modern yüzünü temsil eden Adnan Menderes Bulvarı üzerinde yer alıyor. 2011 yılında resmî açılışı yapılarak kapılarını ziyaretçilere açan bu özel yer İstanbul, Çanakkale ve İskenderun’dan sonra Türkiye’nin dördüncü deniz müzesi olma ünvanını taşıyor. Denize sıfır bir noktada bulunan müze, Türk denizcilik tarihinin şanlı geçmişini profesyonel bir kürasyonla sunuyor.

Müze, Türk denizcilik tarihine ait 500’den fazla eserden oluşan oldukça zengin bir koleksiyona ev sahipliği yapıyor. Sergilenen parçalar arasında dönemlerine göre ayrılmış tarihî deniz kıyafetleri, savaşlarda kullanılan ağır ve hafif silahlar, navigasyon cihazları gibi denizcilik ekipmanları ve Türk denizcilik tarihine yön vermiş önemli denizcilerin büstleri yer alıyor. Özellikle gemi modelleri koleksiyonu, ziyaretçilerin en çok ilgisini çeken bölümlerden. Burada efsanevi Yavuz Muharebe Kruvazörü ve Çanakkale’nin kaderini değiştiren Nusrat Mayın Gemisi’nin titizlikle hazırlanmış maketlerini görebilirsin.

Müze Barbaros Ana Sergi Salonu, Nusret Salonu ve Piri Reis Kütüphanesi gibi bölümlerden oluşuyor. Pazartesi hariç her gün 09.00 ile 17.00 arasında açık olan Mersin Deniz Müzesi’ne girişler 2025 yılı için 90 TL. Çocuklar, 65 yaş ve üzeri misafirler, öğrenciler ve öğretmenler içinse giriş ücretsiz.

Yapraklı Koyu

Eğer Mersin’de gezilecek sahiller listesi yapıyorsan ve yolun Silifke taraflarına düşerse doğanın Akdeniz’e en tatlı sürprizi olan Yapraklı Koyu’na gitmen şart! Susanoğlu beldesindeki bu koyu diğerlerinden ayıran çok meşhur bir özelliği var: Burası Akdeniz’in en soğuk suyuna sahip yüzme noktalarından. Deniz tabanındaki kayaların arasından gelen buz gibi tatlı su, tuzlu suyla burada birleşiyor ve ortaya ferahlatıcı, cam gibi bir deniz çıkıyor.

Koyun turkuaz rengi ve berraklığı seni ilk bakışta büyüleyecek. Etrafı doğal kayalıklarla çevrili olduğu için burada klasik bir kumsal yerine kayaların üzerine monte edilmiş ahşap iskeleler seni bekliyor. Bu iskelelerden direkt masmavi sulara atlayabilirsin. Ayrıca koyun çevresi de oldukça canlı; konaklayabileceğin butik oteller, taze balık yiyebileceğin restoranlar ve keyifli kafelerle dolu. Bu yüzden burası Mersin’in turistik yerleri arasında her zaman popüler bir durak.

Özellikle yazın o kavurucu sıcaklarında şöyle bir “kendine gelmek” ve serinlemek istiyorsan Yapraklı Koyu senin için biçilmiş kaftan. Mersin’in en güzel yerleri arasında sayılan bu koyda suyun altındaki yaşamı izlemek için şnorkelini de yanına almayı unutma, bizden söylemesi.

Koya giriş tamamen ücretsiz. İçeride şemsiye, şezlong veya piknik masası gibi hizmetlerden yararlanmak istersen belirli bir ücret ödemen gerekiyor. Yeme-içme ihtiyaçlarınıysa hemen yanı başındaki işletmelerden karşılayabilirsin.

Elaiussa Sebaste Antik Kenti

Mersin-Antalya arası gezilecek yerlerden birini keşfetmeye hazır mısın? Mersin’den Antalya’ya doğru uzanan o eşsiz sahil yolunda ilerlerken Kızkalesi’ne sadece 4 kilometre kala karşına çıkan o görkemli kalıntılar seni durduracak. Burası Kumkuyu beldesi sınırları içinde yer alan ve ücretsiz şekilde gezebileceğin Elaiussa Sebaste Antik Kenti.

Bu antik kentin hikâyesi aslında iki farklı şehrin birleşiminden doğuyor. MÖ 2. yüzyılda, o dönemde dar bir geçitle karaya bağlı olan küçük bir adada “Elaiussa” şehri kuruluyor. Daha sonra ana karadaki “Sebaste” şehriyle birleşerek bölgenin en önemli liman kentlerinden biri hâline geliyor. Mersin-Antalya arası gezilecek yerleri ziyaret ederken yolun hemen kenarında yükselen bu devasa alanı fark etmemen imkânsız.

Kentin içine adım attığında seni âdeta bir zaman tüneli karşılıyor. Kentte yaklaşık 2300 kişilik antik tiyatro, agora, Bizans Kilisesi, mozaik tabanlı hamam, antik su kuleleri, surlar ve tepedeki nekropol alanında yaklaşık 100 anıtsal mezar ve lahit bulunuyor.

Taşucu

Silifke’ye bağlı, sakinliği ve berrak deniziyle tanıdığımız Taşucu pek çok kişi tarafından “Mersin’in gizli cenneti” olarak kabul ediliyor. Burası sadece bir sahil kasabası değil, geçmişi MÖ 7. yüzyıla kadar uzanan köklü bir yerleşim yeri. Yılın tam 300 günü güneşli olan havasıyla Mersin’de kışın gezilecek yerler arayanlar için de her zaman sıcak ve davetkâr bir durak.

Taşucu, bölgenin en önemli deniz kapılarından olan Taşucu Limanı’na ev sahipliği yapıyor. Mersin’in en güzel koylarını keşfedeceğin keyifli tekne turlarına katılarak Mersin’de yapılacak aktiviteler listene yeni heyecanlar ekleyebilirsin. Beldenin hemen yanı başındaysa doğaseverleri mest edecek iki büyük değer var: Sadece 10 kilometre uzaklıktaki, yüzlerce kuş türünü gözlemleyebileceğin Göksu Deltası Kuş Cenneti ve turkuaz sularıyla meşhur Boğsak Koyu.

Mersin’in en güzel yerleri arasında sayılan Taşucu’nun merkezinde ve çevresinde gezebileceğin yerler oldukça zengin: Taşucu Atatürk Evi, Arslan Eyce Amfora Müzesi, Taşucu Meryem Ana Kilisesi, Taşucu İncekum Plajı ve Tokmar Kalesi.

Eğer Mersin’de kafa dinlenecek yerler arıyorsan Taşucu’nun palmiyelerle süslü sahil bandında yürüyüş yapmak ve taze balık yemek sana çok iyi gelecek.

Silifke

Toros Dağları’nın heybeti ile Göksu Nehri’nin bereketi arasında kurulan Silifke, Mersin’in en büyük hazinelerden. Hem doğasıyla hem binlerce yıllık geçmişiyle seni karşılayan bu kadim şehir, Akdeniz’in en köklü yerleşim yerleri arasında.

Eğer deniz, kum ve güneş üçlüsünü seviyorsan Silifke senin için bir cennet. Mavi Bayraklı plajlarıyla ünlü olan ilçede cam gibi suyuyla Akçakıl Plajı, sığ deniziyle ailelerin favorisi Akkum Plajı ve incecik kumuyla meşhur İncekum Plajı mutlaka uğraman gereken noktalar. Ayrıca her bütçeye uygun Silifke otelleri ve pansiyon seçenekleri arasında beklentilerine hitap eden konaklama alternatifini de bulabilirsin.

İlçenin simgesi hâline gelen Silifke Kalesi’ni, Aya Tekla Yeraltı Kilisesi’ni, Mezgit Kalesi’ni, Taşköprü’yü ve Silifke Müzesi’ni ziyaret edebilirsin. Gezini tamamlamadan önce yerel hayatın içine karışmak istersen Mersin’in çarşılarından gezilecek yerler listesinin en renklilerinden olan Silifke Çarşısı’na uğramanı öneririz. Burada Silifke’nin meşhur yoğurdundan el dokuması kilimlerine, yöresel ürünlerden özgün el sanatlarına kadar pek çok şey bulabilirsin.

Anamur

Mersin’e yakın gezilecek yerlerden olan, Antalya sınırında yer alan Anamur; 17 kilometre uzunluğundaki devasa sahili ve her yanını sarmış mis kokulu muz bahçeleriyle seni bambaşka bir dünyadan karşılayacak. Burası Akdeniz’in en bakir kalmış köşelerinden olmasıyla ve barındırdığı tarihî ve doğal güzellikleriyle gerçek bir keşif rotası.

Mersin Anamur’da gezilecek yerler dendiğinde ilk duraklar, kentin en görkemli yapıları olan Anemurium Antik Kenti ve deniz kıyısında tüm heybetiyle yükselen Mamure Kalesi olmalı. Anadolu’nun en güney ucunda antik bir yolculuğa çıkmak istersen Anemurium, Orta Çağ atmosferini iliklerine kadar hissetmek istersen Mamure Kalesi tam sana göre.

Anamur Çayı’nın buz gibi sularında kano veya sandal gezisine çıkarak Mersin’de yapılacak aktiviteler listene unutulmaz bir deneyim ekleyebilirsin. Vaktin varsa Titiopolis Antik Kenti, Nagidos Antik Kenti ve Tarihî Ala Köprü’yü de görmeni öneririz. Ayrıca bölgenin arkeolojik zenginliğini daha yakından tanımak için Anamur Müzesi’ne uğrayabilirsin.

Denizin ve güneşin tadını çıkarmak istiyorsan Anamur Halk Plajı veya daha sakin bir yer arayanların tercihi Melleç Plajı seni bekliyor!

Kızkalesi Plajı

Mersin Kızkalesi’nde gezilecek yerler denince akla hemen bu plaj geliyor. Adını hemen karşısındaki denizin ortasında yükselen o meşhur kaleden alan Kızkalesi Plajı hem tarihle iç içe bir yüzme deneyimi hem Akdeniz’in en keyifli kıyı şeridini sunuyor.

Bu plajın en sevilen özelliği metrelerce gitsen bile derinleşmeyen sığ ve berrak denizi. Altın rengindeki incecik kumları ve sığ yapısıyla Mersin’de gezilecek sahiller içinde özellikle çocuklu ailelerin bir numaralı tercihi. Eğer yüzme konusunda çok iddialı değilsen ya da çocuklarınla güvenle vakit geçirmek istiyorsan burası senin için en ideal nokta.

Plajın çevresi bir tatilden beklediğin tüm konforu sunacak şekilde tasarlanmış. Gün boyunca yararlanabileceğin şezlong ve şemsiye kiralama imkânlarının yanı sıra acıktığında veya bir şeyler içmek istediğinde uğrayabileceğin pek çok kafe ve restoran plajın hemen yanı başında seni bekliyor. Ayrıca adrenalin seviyeni artırmak istersen çeşitli su sporları aktivitelerine de katılabilirsin.

Narlıkuyu Mozaik Müzesi

Silifke’nin o meşhur kahvaltıcıları ve balıkçılarıyla ünlü Narlıkuyu beldesinde saklı bir tarih hazinesi seni bekliyor: Narlıkuyu Mozaik Müzesi. Burası aslında MS 4. yüzyılda Romalı Poimenios tarafından yaptırılan antik bir hamamın kalıntısı.

1975 yılında bu tarihî yapının restore edilmesiyle ziyarete açılan müzeye girdiğinde karşına çıkacak olan ve burayı dünya çapında tanıtan bir parça var: Hamamın yıkanma bölümünde yer alan “Üç Güzeller Mozaiği.” Mitolojide Zeus’un kızları olarak bilinen Aglaia, Thalia ve Euphrosine’i bir arada betimleyen bu eşsiz eser, dönemin sanatsal inceliğini bugüne taşıyor.

Narlıkuyu’nun masmavi sularına karşı taze balıklarını yemeden önce Roma döneminden kalma bu sanat şölenine tanıklık etmeni tavsiye ederiz! Her gün 08.15-19.00 arasında ziyaret edebileceğin müzeye MüzeKart’ınla ücretsiz şekilde girebilirsin.

Tarsus Ulu Camii

Tarsus’un kalbinde, Cami-Nur semtinde tüm heybetiyle yükselen Tarsus Ulu Camii, bölge halkı tarafından “Cami-i Nur” olarak da biliniyor. 1579 yılında Ramazanoğulları Beyliği döneminde tamamen kesme taşlarla inşa edilen bu yapı, tek şerefeli minareye sahip.

Caminin avlusuna adım attığında Türk-İslam mimarisinin estetik dokusunu hissedebilirsin. Mermer sütunlu revakları, ince işçilikli ahşap oymaları ve yüzyılların yorgunluğunu taşıyan otantik atmosferiyle mest olabilirsin. Caminin içinde Halife Memun, Şit Peygamber ve rivayetlere göre dertlere derman olan Lokman Hekim’in türbeleri bulunuyor.

Caminin kuzeydoğu köşesine 1895 yılında eklenen o zarif saat kulesi de Mersin’de fotoğraf çekilecek yerler arayanlar için harika bir fon. Gezini tamamladıktan sonra caminin yakınındaki tarihî Kırkkaşık Bedesteni’ne uğrayıp yöresel tatları deneyebilir, el sanatlarını inceleyebilirsin. Tarsus’un o kadim ruhunu hissetmek istiyorsan burası senin için doğru adres!

Kırkkaşık Bedesteni (Tarsus)

1579 yılında Ramazanoğulları Beyliği döneminde inşa edilen ve yüzyıllardır ticaretin kalbi olan Kırkkaşık Bedesteni, 2004 yılında aslına sadık kalınarak bir restorasyon geçirdi. Halk arasında dış cephesinin renginden dolayı “Beyaz Çarşı” olarak da bilinen bedestene adım attığında seni yüksek tavanlar ve taş duvarlar karşılayacak.

“Mersin’in neyi meşhur?” diye merak ediyorsan cevabın bir kısmını bu çarşının dükkânlarında bulabilirsin. Bedestenin içinde ustaların ellerinden çıkan bakır ve gümüş işçilikleri, geleneksel dokumalar ve ahşap el sanatları sergileniyor. Rotana otantik bir mola vermek istersen her gün 08.30 ile 19.30 saatleri arasında açık olan Kırkkaşık Bedesteni doğru yer!

Mersin Arkeoloji Müzesi

Mersin Arkeoloji Müzesi, Mersin’in binlerce yıllık hikâyesinin anlatıldığı muazzam bir zaman makinesi gibi. Yenişehir’in kalbinde, o meşhur Adnan Menderes Bulvarı üzerinde 2017 yılında açılan müze, modern mimarisiyle seni hemen içine çekecek. İçeride Paleolitik dönemden Cumhuriyet dönemine kadar uzanan geniş bir zaman dilimine ait tam 1435 değerli eser seni bekliyor.

Müzenin zemin katı, sergileme teknikleriyle oldukça etkileyici. Burada Neolitik dönemdeki tarım düzeninden Roma dönemine ait zarif takı ve giysi örneklerine kadar pek çok detayı görebilirsin. Özellikle zeytinyağı işçiliği bölümü ve bir batık geminin kargosunu canlandıran simülasyon oldukça ilgi çekici. Müzede Kilikya bölgesinin ilginç ölü gömme geleneklerini de öğrenebilir, Sarıkeçili yörüklerinin hayatını anlatan belgeseli izleyerek bölge kültürüne daha yakından bakabilirsin.

Birinci kata çıktığındaysa rota tamamen antik kentlere çevriliyor. Mersin’in en önemli arkeolojik alanlarından olan Yumuktepe Höyüğü, Soli Pompeiopolis, Elaiussa Sebaste ve Öküzlü Ören Yeri gibi noktalardan çıkarılan o eşsiz eserler burada sergileniyor. Müzenin içindeki yolculuğun bittiğinde bahçeye çıkmayı da unutmamalısın. Müze bahçesinde sergilenen devasa taş eserler, lahitler ve sütun başlıkları arasında yürürken kendini tarihin içinde yürüyormuş gibi hissedeceksin.

Müzeye haftanın her günü 08.15 ile 19.00 saatleri arasında MüzeKart’ınla giriş yapabilirsin.

Yumuktepe Höyüğü

Mersin şehir merkezinin sadece 1 kilometre uzağında, modern binaların arasında yükselen bu tepe seni tam 9000 yıl öncesine yani MÖ 7000’li yıllara götürecek. Burası insanlık tarihinde tarımın yapıldığı ilk bölgelerden. Yapılan kazılar ve elde edilen bulgular, Akdeniz’in simgesi olan zeytin ve incirin ana vatanının burası olduğunu kanıtlıyor. Anadolu’nun binlerce yıllık tarım kültürünün köklerini burada hissetmek heyecan verici.

Höyüğün her katmanı farklı bir dönemin hikâyesini anlatıyor. Cilalı Taş Devri katmanında o dönem için devrim niteliğinde olan kale benzeri bir yapının kalıntıları seni karşılıyor. Kentin savunma amacıyla surlarla çevrildiği Kalkolitik Dönem, yerleşimin ne kadar stratejik bir önem taşıdığını gösteriyor. Hitit Dönemi’yse MÖ 1200’lere kadar kenti koruyan o devasa ve güçlü duvarlarla Hititlerin mühendislik başarısını gözler önüne seriyor.

Bu görkemli tarih, MÖ 1200’lerde çıkan ve şehri küle çeviren büyük bir yangınla trajik şekilde son buluyor. Anadolu’nun geçmişini aydınlatan en önemli kazı bölgelerinden olan Yumuktepe, bugün hâlâ tarihin tozlu sayfalarını aralamaya devam ediyor.

Höyüğü her gün 08.00 ile 17.00 saatleri arasında ücretsiz şekilde gezebilirsin.

Taşeli Platosu

Mersin’in kıyılarından iç kesimlerine doğru tırmandığında seni milyonlarca yıl önce şekillenmiş devasa bir coğrafya olan Taşeli Platosu karşılıyor. Burası eşsiz karstik kaya oluşumlarıyla dolu, âdeta doğanın kendi eliyle yonttuğu bir yer.

Platonun uçsuz buçsuz arazisinde gezerken sadece kayalarla değil; sarp yamaçlara gizlenmiş antik kentler, gürül gürül akan şelaleler, derin kanyonlar ve nehirlerin denizle buluştuğu deltalarla karşılaşacaksın. Burası macera tutkunları için de tam bir oyun alanı. Mersin’de yapılacak aktiviteler listene buradaki doğa yürüyüşlerini, heyecan dolu motor ve cip safarilerini ve hatta atlı gezileri eklemeni öneririz.

Platonun her köşesinde göreceğin o farklı renklerdeki taşlar ve bitki örtüsü, Akdeniz’in o alışılmış sahil havasından çıkarıp bambaşka bir dünyanın kapılarını aralatıyor. Doğayla baş başa kalmak ve modern dünyadan biraz uzaklaşmak istersen Taşeli Platosu’nun o sessiz ve vakur duruşu sana çok iyi gelecek.

Gözne Yaylası

Mersin’in o nemli ve bunaltıcı yaz sıcaklarından bunaldığın an imdadına yetişen en yakın durak: Mersin Gözne’de gezilecek yerler listesinin baş tacı, Gözne Yaylası. Şehir merkezinden sadece 28 kilometre uzaklaşarak Toros Dağları’nın serin kucağına, 1200 metre yüksekliğe ulaşabilirsin.

Etrafını saran çam, ardıç ve meşe ağaçlarının kokusu seni hemen karşılayacak. Gözne’nin o meşhur kiraz ve vişne bahçeleri arasında yürürken doğanın huzurunu iliklerine kadar hissedebilirsin. Burası aynı zamanda tam bir lezzet durağı. Yol üstündeki ve yayla içindeki kır lokantalarında lokum gibi et yemeklerini tadabilir, akşam serinliğinde çay bahçelerinde yorgunluk atabilirsin.

Not: Tarihe meraklıysan yaylaya hâkim bir noktada bulunan Gözne Kalesi’ni ziyaret ederek tarihî yerler keşfine devam edebilirsin.

Çamlıyayla (Namrun)

Mersin’den yaklaşık 90 kilometre uzaklaşıp Külpet Dağı’nın eteklerine doğru tırmandığında 1430 metre rakımda seni bambaşka bir dünya karşılayacak. Burası hem Mersinlilerin hem doğa tutkunlarının vazgeçilmezi olan Çamlıyayla namıdiğer Namrun. Tertemiz havası, yazın en sıcak günlerinde bile seni üşütecek serin iklimi ve göz alıcı doğasıyla Mersin’in doğal güzellikleri listesinin zirvelerinden.

Yaylaya girdiğinde seni ilk selamlayan, bir kaya kütlesinin üzerine heybetle kurulan tarihî Namrun Kalesi olacak. Ancak Çamlıyayla sadece tarihle değil, sunduğu yaban hayatı zenginliğiyle de seni şaşırtacak. Özellikle bölgenin en vahşi ve etkileyici noktalarından olan Cehennemderesi, yaban keçileri koruma alanı olarak tescilli. Yani buralarda gezerken doğanın gerçek sahiplerine rastlama ihtimalin oldukça yüksek.

Keşif listen bitmedi. Mersin yaylalarında gezilecek yerler dendiğinde akla gelen Çamlıyayla’nın çevresi gizli hazinelerle dolu. 2200 metre yükseklikteki Baştepe Gözetleme Kulesi’ne çıkıp bulutların üzerinden manzarayı izleyebilir, buzul göllerinin en güzellerinden olan Çinili Göl’ü görebilirsin. Ayrıca Sinap Kalesi, devasa ağaçlarıyla büyüleyen Çocakdere Millî Parkı ve yüzyıllara meydan okuyan Ana Ardıç Tabiat Anıtı da rotanda olması gereken yerlerden.

Aya Tekla Yeraltı Kilisesi (Silifke)

Silifke ilçe merkezine sadece 4 kilometre mesafedeki Aya Tekla Yeraltı Kilisesi, inanç turizminin ve gizemli yer altı yapılarının en etkileyici örneklerinden. Burası Hristiyanlığın ilk ve en önemli kadın azizelerinden biri kabul edilen Aya Tekla’nın inancını yayarken sığındığı ve saklandığı mağaranın ta kendisi.

Mağaranın içine oyularak inşa edilen bu benzersiz kilise, Erken Hristiyanlık döneminde gizli bir ibadet merkezi olarak kullanılmış. İçeri girdiğinde kayaya oyma yaşam odalarını, keşişlerin inzivaya çekildiği bölmeleri ve kutsal sunak alanlarını görebilirsin.

Antik dönemlerde şifa dağıtıldığına inanılan ve Hristiyan dünyası için büyük önem taşıyan bu hac merkezini MüzeKart’ınla ücretsiz şekilde gezebilirsin. Ziyaret saatleriyse 08.15 ile 19.00 arası.

Susanoğlu Plajı

Silifke’nin en hareketli ve sevilen duraklarından biri olan Susanoğlu Plajı, bölgenin tatil kalbinin attığı yerlerin başında geliyor. Susanoğlu’nu bu kadar popüler yapan asıl şeyse denizi. Berrak, turkuaz renkli ve genellikle çarşaf gibi dalgasız olan suyu metrelerce gitsen bile derinleşmiyor. Sahil boyunca sıralanan butik otellerden apartlara, şık kafelerden yerel lezzetler sunan restoranlara kadar her türlü imkân da elinin altında.

Bu Mavi Bayraklı plajda biraz adrenalin yaşamak istersen de yelken, rüzgâr sörfü ve deniz paraşütü gibi olanaklar da mevcut.

Taşucu İncekum Plajı

Şimdi sırada adını tam olarak sunduğu deneyimden alan bir plaj var: Taşucu İncekum Plajı. İncecik kumlarla dolu bu plaj; Silifke’nin Taşucu beldesinde, Liman Kalesi’nin hemen gölgesinde ve Nato Deniz Üssü’nün tam karşısında yer alıyor.

Burayı diğer plajlardan ayıran en büyük fark, sunduğu eşsiz manzara ve sosyal imkânlar. Denize girdiğinde bir yanda tarihin izlerini taşıyan Liman Kalesi’ni izleyebilir, diğer yanda masmavi ufka karşı kulaç atabilirsin. İncekum Plajı sadece yüzmek için değil, keyifli bir gün geçirmek için de harika bir nokta. Özellikle dalga sesleri eşliğinde yapılan sahil kahvaltıları ve gün batımının o kızıl saatlerinde yenen romantik akşam yemekleri buranın vazgeçilmez bir geleneği hâline gelmiş durumda.

Güneşe ve denize doyduktan sonra da plaja çok yakın konumdaki Boğsak Köyü’ne uğrayıp köylülerin kendi elleriyle hazırladığı taptaze organik ürünlerden satın alabilirsin.

Boğsak Koyu

Silifke yakınlarında, çam ormanlarının yeşiliyle Akdeniz’in mavisinin kucaklaştığı bir noktada gizlenen Boğsak Koyu, altın sarısı kumsalı ve hemen karşısında yükselen Boğsak Adası manzarasıyla seni karşılayacak. Koyun en büyük özelliklerinden biri suyunun cam berraklığında olması. Bu temizliği sayesinde Mavi Bayrak ödülüne sahip olan Boğsak, su altı dünyasını keşfetmeyi sevenler için gerçek bir cennet.

Şnorkelle yüzmek, tüplü veya tüpsüz dalışlar yapmak istiyorsan buradaki zengin su altı yaşamı seni fazlasıyla mutlu edecek. Üstelik burası deniz kaplumbağaları (Caretta Caretta) için de çok değerli bir yuvalama alanı.

Boğsak Adası’nın koyun tam önünde doğal bir dalgakıran gibi durması denizin her zaman bir havuz kadar durgun ve sakin kalmasını sağlıyor. Dalga derdi olmadığı ve deniz sığ olduğu için çocuklu aileler için de biçilmiş kaftan.

Koya kadar gelmişken konaklamak istersen burada pek çok küçük turistik tesis ve kamp alanı da mevcut.

Tarsus Müzesi

Tarsus’un derin tarihini ve zengin kültürünü tek bir çatı altında görmek istersen Tarsus Müzesi senin için en doğru adres. 1577 yılında inşa edilen tarihî Kubat Paşa Medresesi’nin restore edilmesiyle 1970 yılında kapılarını açan bu müze, İsmetpaşa Mahallesi’ndeki 75. Yıl Kültür Merkezi Kompleksi’nde yer alıyor.

Müze, ziyaretçilerini paha biçilmez bir zaman yolculuğuna çıkarıyor. İki büyük salondan oluşan arkeoloji bölümünde Demir Çağı’ndan Bizans dönemine kadar uzanan tam 7500 yıllık bir geçmiş sergileniyor.

Müzenin etnografya bölümü ise âdeta Tarsus’un yaşayan hafızası niteliğinde. Burada Mersin ve Tarsus yöresinin ruhunu yansıtan el emeği göz nuru yöresel giysiler, ince işçilikli bakır ve ahşap eserler, geçmişten günümüze ulaşan antikalar, geleneksel yaşamın parçası olan heybeler ve at koşumları gibi objeleri görebilirsin.

MüzeKart’ınla ziyaret edebileceğin Tarsus Müzesi, haftanın her günü 08.15 ile 19.00 saatleri arasında açık.

Kayacı Vadisi (Çağlayan Vadi)

Erdemli ilçesinin sınırları içinde, Limonlu Çayı’nın hayat verdiği Kayacı Vadisi ya da bölge halkı arasındaki adıyla Çağlayan Vadi, doğanın kucağında serinlemek isteyenler için tam bir kaçış noktası. 130 kilometre uzunluğundaki Limonlu Çayı’nın binlerce yılda şekillendirdiği bu vadi, özellikle Mersin’in kavurucu yaz sıcaklarında buz gibi suları ve gölge yamaçlarıyla ferah bir nefes sunuyor.

Çay kenarına, suyun hemen üzerine ahşap iskelelerle kurulmuş balık restoranlarında taze alabalık yiyebilir, kır bahçelerinde ve geniş mesire alanlarında ailenle piknik yapabilirsin. Suyun içindeki masalarda oturup ayaklarını serinletirken çayını yudumlayabilirsin.

Maceracı bir ruha sahipsen bu vadinin düzenlenmiş yürüyüş parkurlarında doğayı keşfedebilir, seyir teraslarından vadinin o müthiş derinliğini fotoğraflayabilirsin. Limonlu Çayı’nın sakin köşelerinde balık tutarak günün yorgunluğunu atabilirsin.

Akçakıl Koyu

Silifke ilçe merkezine 12, Taşucu’naysa sadece 3 kilometre uzaklıkta yer alan Akçakıl Koyu, kalabalıktan uzaklaşıp doğayla baş başa kalmak isteyenler için saklı bir cennet gibi. Etrafı gür çam ormanlarıyla çevrili olan bu koy, ismini sahilini süsleyen bembeyaz ve küçük çakıl taşlarından alıyor. Bu taş yapısı sayesinde denizi her zaman cam gibi berrak yani burada suyun altındaki her detayı çıplak gözle bile görebilirsin.

Akçakıl günübirlikçilerin yanı sıra konaklama yapmak isteyen tatilciler için de imkânlar sunuyor. Doğanın tam kalbinde uyanmak isteyenler için donanımlı kamp ve karavan alanları mevcut. Koyu işleten turistik tesis bünyesinde şezlong ve güneş şemsiyesi kiralayabilir, yeme-içme ihtiyaçlarını karşılayabilirsin.

Not: Buraya dair unutmaman gereken en önemli detay, denizin kıyıdan itibaren çabuk derinleşmesi. Bu nedenle çocuklu ailelerin ve acemi yüzücülerin denize girerken ekstra dikkatli olmaları gerekiyor.

Limonlu Çayı

Erdemli ilçesinin en önemli can damarlarından olan Limonlu Çayı, antik dönemdeki adıyla Lamos, hem tarihi hem doğasıyla Mersin’in vazgeçilmez rotalarından. Aksıfat ve Eldilek derelerinin yüksek kesimlerde birleşmesiyle doğan bu gür su kaynağı, yaklaşık 130 kilometre boyunca süzülerek Akdeniz’e dökülüyor.

Mersin Limonlu Çayı’nda gezilecek yerler arıyorsan burada sakinliğin tadını çıkarmanı öneririz. Meşhur Kayacı Vadisi’ne de hayat veren bu çay boyunca ilerlediğinde seni suyun üzerine kurulan iskelelerde yer alan restoranlar ve huzur dolu dinlenme tesisleri karşılayacak. Suyun şırıltısı eşliğinde yemek yiyebilir, doğayla iç içe vakit geçirerek şehir stresinden tamamen uzaklaşabilirsin.

Mersin’de kafa dinlenecek yerlerden olan Limonlu Çayı’na Uzuncaburç yönünden gelerek Kızılgeçit Köyü üzerinden kolayca ulaşabilirsin.

Mersin Atatürk Parkı

Mersin şehir merkezinin kalbinde, Akdeniz’in uçsuz bucaksız maviliğine komşu olan Mersin Atatürk Parkı, şehrin en önemli nefes alma duraklarından. İsmet İnönü Bulvarı üzerinde sahil boyunca uzanan ve 2000 yılında halkın kullanımına açılan bu devasa rekreasyon alanı hem Mersinlilerin hem turistlerin favori buluşma noktası.

Yaklaşık 60 dönümlük oldukça geniş bir araziye yayılan parkta doğayla iç içe vakit geçirebileceğin pek çok köşe bulunuyor. İçerisinde neşeyle yüzen ördeklerin bulunduğu göletler, estetik süs havuzları ve her iki yanını palmiye ile çeşitli meyve ağaçlarının süslediği uzun yürüyüş parkurları seni bekliyor. Bu parkta deniz kokusu eşliğinde sabah yürüyüşü yapabilir veya spor alanlarında enerjini atabilirsin.

Atatürk Parkı, 2000 kişilik açık hava tiyatrosuyla yaz akşamlarında düzenlenen festivallere, konserlere ve çeşitli sanat etkinliklerine de ev sahipliği yapıyor. Belki Mersin turunda bu keyifli etkinliklere de denk gelebilirsin.

Roma Yolu (Tarsus Antik Roma Yolu)

Tarsus’un derinliklerinde, modern dünyanın hemen altında uzanan Tarsus Antik Roma Yolu, seni yaklaşık 2000 yıl öncesine götürecek büyüleyici bir güzergâh. İlçe merkezinde yer alan ve yaklaşık 3 kilometre boyunca uzanan bu antik yol, Roma İmparatorluğu’nun mühendislik dehasını ve kentin o dönemdeki stratejik önemini günümüze taşıyor.

Yol boyunca ilerlerken Roma döneminin karakteristik taş döşemelerini ve o dönemin ihtişamını yansıtan Kilikya Zafer Takı gibi önemli antik kalıntıları yakından görebilirsin. Bu yapılar, yolun bir zamanlar ne kadar işlek ve prestijli bir geçiş noktası olduğunun en büyük kanıtı.

Tarsus Şelalesi’ne oldukça yakın bir güzergâhta yer alması sayesinde bir günde hem doğa hem tarih dolu bir program yapabilirsin.

Donuktaş Anıtı (Tarsus)

Tarsus’un gizem dolu tarihine tanıklık eden en büyük ve en merak uyandıran yapılarından olan Donuktaş Anıtı, Tekke Mahallesi’nde tüm heybetiyle seni bekliyor. Yaklaşık 115 metre uzunluğu ve 7 metreye ulaşan devasa dış duvarlarıyla ilk bakışta bir kaleyi andıran bu yapı, Mersin’in en eski ve en büyük antik kalıntılardan.

Donuktaş’ı bu kadar özel kılan şey, yüzyıllardır çözülemeyen gizemi. Kim tarafından ve tam olarak hangi amaçla yapıldığına dair kesin bir bilgi bulunmasa da tarihçiler ve arkeologlar arasında heyecan verici teoriler var. Kimileri buranın Roma tanrılarının kralı adına yapılmış görkemli bir Jüpiter Mabedi olduğunu savunurken kimileri buranın bir saray veya devasa bir anıt mezar olabileceğini düşünüyor. Bu belirsizlik yapının mistik havasını daha da artırıyor.

2025 yılı için ziyarete kapalı olsa da sen yine de yakınlarındaysan bu anıta dışarıdan bir göz at deriz!

Şahmeran Hamamı (Tarsus)

Tarsus’un dar sokaklarında yürürken seni binlerce yıllık bir efsanenin tam merkezine götürecek o kapıdan içeri adım atabilirsin. Şahmeran Hamamı, Tarsus’un en ünlü ve en mistik hikâyelerinden birinin yaşandığı mekân olarak biliniyor. İlçe merkezindeki bu tarihî hamam, günümüzde hâlâ aktif olarak hizmet vermeye devam ediyor.

İnanışa göre yılanların şahı olan efsanevi Şahmeran tam da bu hamamda öldürülmüş. Hamamın bir kurnasında görülen ve ne kadar silinirse silinsin çıkmayan kırmızı lekenin Şahmeran’ın kanı olduğuna inanılıyor. Yapının Roma döneminden kalma antik temeller üzerine inşa edildiği de rivayet ediliyor.

Tarsus’un o kendine has dokusunu ve efsanelerini iliklerine kadar hissetmek istersen bu meşhur hamamı ziyaret etmeni öneririz.

Kelenderis Antik Kenti (Aydıncık)

Mersin’in batı sahilinde, Aydıncık ilçesinin hemen kıyısında yer alan Kelenderis Antik Kenti, denize açılan binlerce yıllık bir kapı gibi. Tarihi MÖ 2000’li yıllara kadar uzanan bu kadim kentin efsaneye göre Luvi-Hitit tanrısı Sandokos tarafından kurulduğuna inanılıyor.

Yüzyıllar boyunca stratejik bir liman olma özelliğini koruyan Kelenderis’te bugün bile geçmişin ihtişamını görebileceğin pek çok yapı ayakta. Antik tiyatro, su kanalları, hamam, agora ve anıt mezar gibi yapıları yerinde ziyaret edebilirsin. Kentte yapılan titiz kazı çalışmalarında özellikle gemi tasvirlerinin bulunduğu muazzam mozaikler gün yüzüne çıkarılmış. Bu paha biçilmez eserlerin ve kentten çıkarılan diğer buluntuların büyük bir kısmı bölgenin diğer önemli durakları olan Silifke ve Anamur müzelerinde sergileniyor.

Saat sınırlaması olmadan gezebileceğin bu ören yerine girişse 2025 yılı için ücretsiz.

Erdemli

Mersin ile Silifke arasında stratejik bir konumda yer alan Erdemli, yemyeşil çam ormanlarının masmavi Akdeniz sularıyla buluştuğu, şehrin en popüler tatil merkezlerinden. Erdemli denince akla gelen ilk ve en ikonik simge kuşkusuz denizin ortasında tüm ihtişamıyla yükselen Kızkalesi. Mersin’in dünya çapındaki bu sembolüne hemen kıyısında yer alan ve altın sarısı kumlarıyla bilinen Mavi Bayraklı Kızkalesi Plajı eşlik ediyor.

Erdemli’nin sunduğu deniz keyfi sadece bununla sınırlı değil. İlçe boyunca Akdeniz’in tadını çıkarabileceğin pek çok harika plaj sıralanıyor: Ayaş Plajı, Kocahasan Halk Plajı, Limonlu Plajı, Tömük Halk Plajı. Kültür ve doğa turu yapmak istersen de Erdemli harika bir başlangıç noktası. İlçeden kısa sürede ulaşabileceğin doğa harikası Karacaoğlan Şelalesi ve Kayacı Vadisi, tarih kokan mistik atmosferiyle Kanlıdivane Ören Yeri ve antik liman kenti Elaiussa Sebaste keşif listelerinin olmazsa olmazları arasında.

Ayaş

Erdemli ilçesine bağlı, Mersin şehir merkezine yaklaşık 70 kilometre uzaklıkta yer alan Ayaş, gürültüden uzaklaşıp Akdeniz’in tadını çıkarmak isteyenler için biçilmiş kaftan. “Mersin Ayaş’ta gezilecek yerler nerelerdir?” dersen cevabımız belli. Ayaş; Mavi Bayraklı Yemişkumu Plajı ve Ayaş Plajı’yla özellikle berrak bir deniz arayan yaz tatilcilerinin favori adresleri arasında yer alıyor.

Bölgenin verimli topraklarında yetişen organik zeytinler ve bu zeytinlerden elde edilen yüksek kaliteli zeytinyağları oldukça ünlü. Gün batımına doğru Ayaş’ın küçük ve sevimli limanına inip oradaki balık restoranlarında taze deniz ürünlerinin tadına bakmak günün tüm yorgunluğunu alabilir.

Göksu Deltası Kuş Cenneti

Silifke-Taşucu arasında Göksu’nun Akdeniz’e ulaştığı 10.000 hektarlık bu devasa vaha, 450 kuş türünün büyüleyici buluşma noktası! Flamingoların dansı ve Caretta Carettaların yuvalarından çıkışına eşlik ederken kuş gözlemi yapabilir, Roma kalıntıları arasında tarihe dokunabilirsin.

Gezdiğin yerleri fotoğraflamayı seviyorsan Göksu Deltası Kuş Cenneti’nde eşsiz karelere imza atabilirsin.

Mut Kalesi

Mut’un kalbinde, tüm ilçeye tepeden bakan bu görkemli kale, Karamanoğulları’ndan Osmanlı’ya uzanan bir tarih mirası! Kesme taş mimarisiyle büyüleyen yapı, II. Mahmut döneminde bugünkü formuna kavuşmuş. Gündüz panoramik manzaranın tadını çıkarabilir, geceyse büyüleyici ışıklandırmasıyla masalsı bir görünüme bürünen kaleyi hayranlıkla izleyebilirsin.

Softa Kalesi

Bozyazı’da bir kaya kütlesi üzerinde yükselen Softa Kalesi, 1800 yıllık geçmişiyle imparatorların gizli sığınağıydı! Savunma mimarisi ve Mamure Kalesi’ne uzanan gizemli tünel efsaneleriyle büyüleyen bu yapı, 140 metre yükseklikteki surlarından Akdeniz’in eşsiz manzarasını sunuyor.

Doğayı ve tarihi zirvede hissetmek istiyorsan Softa Kalesi’ni rotana eklemeni öneririz.

Tokmar Kalesi

Silifke’nin 22 kilometre ötesinde, denize nazır bir kartal yuvası gibi yükselen Tokmar Kalesi, 12. yüzyılın ihtişamını günümüze taşıyor. Sarp bir patikadan tırmanarak ulaşılan kale, sağlam surları ve yaşam odalarıyla büyüleyici. Özellikle gün batımında Akdeniz’i kızıla boyayan manzarası tarih ve doğa yürüyüşçülerine unutulmaz bir ödül sunuyor.

Mezgit Kalesi

Silifke’nin Türkmenuşağı Köyü’nde yükselen bu devasa yapı aslında kale değil, Roma döneminden kalma ihtişamlı bir anıt mezar. “Korkusuz Kral” için yaptırılan 20 metrelik bu iki katlı mozole, kesme taş mimarisiyle zamana meydan okuyor. Kale kadar sağlam durduğu için bu isimle anılan anıt, tarihin gizemli yüzünü yansıtıyor.

Susanoğlu

Silifke’nin göz bebeği Susanoğlu, uçsuz bucaksız altın kumsalı ve sığ deniziyle yaz tatillerinin vazgeçilmez adresi! Sahil şeridindeki butik otelleri, canlı kafeleri ve restoranlarıyla tam bir turizm cenneti. Hemen yanındaki buz gibi suyuyla meşhur Yapraklı Koyu ve su sporları imkânlarıyla macera ile huzuru bir arada sunuyor.

Silifke Müzesi

Silifke’nin kalbinde, 1958’den beri tarihe ışık tutan bu müze; Kalkolitik Çağ’dan Osmanlı’ya uzanan devasa bir arşive sahip. İki katlı binasında arkeolojik ve etnografik hazineler sergilenirken bahçesi Roma sütunları ve antik testilerle dolu bir açık hava galerisi kıvamında. Üstelik bu paha biçilmez yolculuk tamamen ücretsiz!

Ziyaret saatleriyse haftanın her günü 08.15 ile 17.00 arası.

Anamur Müzesi

Anamur’un merkezinde yer alan bu müze, Anemurium Antik Kenti’nden çıkarılan hazineler dâhil 7.000’den fazla esere ev sahipliği yapıyor. Zengin etnografya bölümü, kütüphanesi ve fotoğraf sergileriyle bölgenin kültürel hafızası niteliğinde. Tarihin derinliklerine yolculuk yapmak isteyenler için kaçırılmayacak bir durak.

Anamur Müzesi 2025 yılı için geçici olarak kapalı. Ama yine de ziyaret öncesi güncel durumunu kontrol etmende fayda var.

Mezitli Aquapark

Mezitli’de Kadın Üretici Pazarı yanında yer alan bu tesis, yaz sıcaklarında çocuklu ailelerin eğlence merkezi. 8 farklı su kaydırağı, güvenli çocuk havuzları ve oyun alanlarıyla her yaşa hitap ediyor. Kafe ve restoran imkânlarıyla tam gün keyif sunan park, uygun fiyatlı eğlence arayanlar için ideal.

2025 yılı için günlük giriş ücreti 500 TL olan Mezitli Aquapark yılın sadece yaz aylarında açık. Gitmeden önce hizmete açılıp açılmadığını kontrol edebilirsin.

Tarsus Su Parkı

Atatürk Gençlik Parkı’nın içindeki bu eğlence merkezi, çocuklu ailelerin yaz favorisi! Güvenli çocuk havuzları, heyecan dolu kaydıraklar ve güneşlenme teraslarıyla tam bir keyif alanı. Salı günleri belirli saatlerde sadece kadınlara hizmet veren parkta yaz boyu ücretsiz yüzme kursları ve neşeli konserlerle eğlence hiç bitmiyor!

10.00 ile 16.00 saatleri arasında hizmet verilen su parkına giriş ücreti 2025 yılında öğrenciler için 150, yetişkinler içinse 200 TL.

Aziz Antuan Latin Katolik Kilisesi (Mersin)

Mersin’in kalbinde 1882’den beri yükselen bu kilise, şehrin çok kültürlü ruhunun en zarif simgesi! Gotik mimarisi, göğe uzanan tavanları ve ışık oyunları sunan renkli vitraylarıyla oldukça büyüleyici. Hâlen ibadete açık olan bu tarihî yapı, Mersin’in hoşgörü mirasını ve estetik zenginliğini yakından hissetmek isteyenler için eşsiz bir durak.

Kilise pazartesi hariç her gün 09.00-17.00 arası ziyarete açık.

Mersin Eski Cami

Şehir merkezinde Osmanlı izlerini taşıyan bu tarihî yapı, geleneksel mimarinin en samimi örneklerinden. Zarif minaresi, iç mekândaki titiz ahşap işçiliği ve kalem işi süslemeleriyle huzur veren bir atmosfere sahip. Onarımlarla korunan bu yaşayan tarih, Mersin’in köklü geçmişine tanıklık etmek isteyenleri hem ibadet hem ziyaret için bekliyor.

Refah Şehitleri Anıtı

Atatürk Parkı’nın en hüzünlü ve anlamlı noktası olan bu anıt, 1941’de batırılan Refah Gemisi şehitleri anısına dikilmiş. II. Dünya Savaşı’nın karanlığında yitirdiğimiz 167 denizcimizin hatırasını yaşatan bu yapı, denize karşı vakur bir duruş sergiliyor. Parkta yürüyüş yaparken durup bu kahramanları anmak Mersin’in denizcilik tarihindeki derin izlerine dokunmak demek.

Justinyen Köprüsü (Baç Köprüsü) (Tarsus)

Tarsus Çayı üzerinde yükselen bu görkemli yapı, 6. yüzyılda Bizans İmparatoru Justinyen tarafından inşa edilmiş. Zamanla ticaret kervanlarından alınan geçiş vergisi nedeniyle Baç Köprüsü adıyla anılmaya başlanmış. Üç kemerli, kesme taş mimarisi ve Selçuklu onarımlarıyla asırlara meydan okuyan köprü, hâlâ dimdik ayakta!

Kızıl Minare Camii

Mut’un Tekeli Köyü’nde bir tepede yükselen bu tarihî yapı, adını kızıl kesme taşlı minaresinden alıyor. Karamanoğulları döneminden kalan ve sit alanı olan cami, özellikle kışın kar altındaki masalsı görüntüsüyle fotoğraf tutkunlarını cezbediyor. Sen de tarihin ve doğanın zirvedeki buluşmasına tanık olmak istiyorsan Kızıl Minare Camii’yi gezilecek yerler listene ekleyebilirsin.

Kargıpınarı Plajı

Erdemli’de çam ormanlarıyla kucaklaşan 2,5 kilometrelik ince kumlu sahil, aileler için bir cennet! Sığ denizi ve yılın 7 ayı yüzme imkânı sunan iklimiyle Kargıpınarı hem huzur hem eğlence arayanların rotası. Plajda güneş şemsiyesi, şezlong kiralama imkânları, kafeler, restoranlar, hediyelik eşya dükkânları ve oteller de bulunuyor.

Şezlongunu kiralayıp Akdeniz’in tadını doyasıya çıkarmaya hazır mısın?

Altınorfoz Plajı

Atakent’in Mavi Bayraklı gururu Altınorfoz, berrak suyu ve kayalıklar üzerindeki iskele kulüpleriyle tam bir keyif noktası. Falezlerden denize atlamayı seven adrenalin tutkunları için ideal olan bu plaja Mersin’den minibüslerle kolayca ulaşabilir, butik otellerinde Akdeniz akşamlarının tadını çıkarabilirsin.

Soğuksu Plajı

Çam ağaçları gölgesinde doğayla iç içe bir deniz günü seni bekliyor. Antalya yolu üzerinde, Soğuksu Çayı’nın buz gibi sularının denizle kucaklaştığı bu plajda serinlik garanti. Hem tatlı hem tuzlu suyun karıştığı berrak denizi, şnorkelli dalışlar için muazzam bir durak.

Mavikent Sahili

Yeşilovacık’ın arkası orman, önü masmavi saklı köşesi! Mavikent, işletmesiz ve tamamen doğal yapısıyla kamp ve piknik tutkunlarının favorisi. Yeşilin ve mavinin en saf hâliyle buluştuğu bu bakir plajda vakit geçirmek için hazırlıklı gelmeyi ve huzurun sesini dinlemeyi unutmamanı tavsiye ederiz.

Limonlu Plajı

Adını çevresini saran mis kokulu limon ağaçlarından alan bu plaj, ince kumu ve serin deniziyle Erdemli’nin vazgeçilmezi. Kamp alanları ve mesire yerleriyle donatılmış bölge, gün batımında büyüleyici manzaralar sunuyor. Limon bahçeleri arasında yürüyüş yapmadan ve Akdeniz güneşini burada batırmadan dönmemeni tavsiye ederiz.

Barbaros Koyu

Silifke yakınlarında, hilal şekliyle “Eğribük” olarak da bilinen bu bakir koy, turkuazın en güzel tonlarını saklıyor. Tekne turlarının gözdesi olan Barbaros Koyu, el değmemiş doğası ve etkileyici kaya oluşumlarıyla kampçılar için gizli bir sığınak. Doğanın kalbinde tamamen izole bir mola noktası!

Kızlar Hamamı Koyu

Narlıkuyu’nun antik efsanelere konu olan bu doğa harikası, Zeus’un kızlarının yıkandığı yer olarak biliniyor. Turkuaz denizin içinde balık sürülerine eşlik edebilir, çam ağaçları altında huzur bulabilirsin. Tekne turlarının ve dalış tutkunlarının vazgeçilmez durağı olan bu koyda kendini mitolojik bir masalda hissedeceksin.

Akyar Koyu

Plajı olmasa da kayalar arasından atlayabileceğin cam gibi deniziyle Akyar, Narlıkuyu’nun en özel noktalarından. Kampçılar ve dalış meraklıları için bir cazibe merkezi olan koy, su altı zenginlikleriyle büyülüyor. Özellikle gün batımında sunduğu görsel şölenle tekne turlarının en sevilen mola duraklarından.

Tisan Yarımadası

“Akdeniz’in Gizli Cenneti” Tisan Adası, antik Aphrodisias kenti kalıntıları ve bembeyaz evleriyle tropik bir adayı andırıyor. İki turkuaz koyu, zengin su altı yaşamı ve çam ormanlarıyla çevrili yapısı burayı hem dalış hem huzurlu bir tatil için eşsiz kılıyor. Saklı kalmış bu güzelliği keşfetmeni öneririz!

Ilısu Şelalesi (Mut)

Ilısu, sarp kayalar arasından 70 metre yükseklikten dökülen bembeyaz sularıyla doğanın gücünü hissettiriyor! Baharda kar sularıyla coşan buz gibi göletlerinde yüzebilir, çevresindeki mesire alanlarında doğayla baş başa kalabilirsin. Fotoğrafçılar ve kampçılar için Mut’un saklı kalmış en görkemli hazinesi burası!

Sunturas Şelalesi

Sunturas, 30 metreden dökülen 9 derecelik buz gibi sularıyla yaz sıcağında serinliğin adresi. Endemik bitkilerle süslü yürüyüş yolları, organik kahvaltı bahçeleri ve dere kenarındaki alabalık çiftlikleriyle hem midene hem ruhuna hitap edecek. Mersin’in şelalelerinde, doğanın içinde tazeleyici bir nefes almak için rotanı buraya çevirebilirsin.

Çinili Göl (Bolkar Dağları)

Bolkar Dağları’nın 2500 metre yükseklikteki buzul mirası, 100 metreyi aşan derinliğiyle bir krater gölü olan Çinili Göl, masmavi suyu ve yüksek oksijenli havasıyla doğaseverleri bekliyor. Mersin’de sevgiliyle gidilecek yerler arıyorsan Çinili Göl tam sana göre. Çünkü devasa kayaların arasında sevgilinle kamp kurup yıldızlara en yakın noktalardan birinde huzuru iliklerine kadar hissedebilirsin.

Göksu Kanyonu

Mersin’de gezilecek kanyonlar saymakla bitmez. Ama bir tanesi var ki Türkiye’nin en güzel 10 kanyonundan. Göksu, macera tutkunlarının âdeta oyun alanı! Rafting, kano ve kaya tırmanışı için mükemmel olan bu devasa kaya duvarları, binlerce yıllık bakir bir doğa sunuyor. Her zorluk seviyesine uygun parkurlarıyla Göksu Nehri’nin görkemini keşfetmek için harika bir durak.

Aksıfat Kanyonu

110 kilometrelik uzunluğu ve 200 metrelik dev kaya duvarlarıyla Türkiye’nin en uzun ikinci kanyonu! Toroslar’ın kalbinde ilerleyen bu doğa harikası; kaya tırmanışı, dağcılık ve yürüyüş için eşsiz bir parkur sunuyor. Yazın eriyen kar sularıyla dolan göletlerinde serinleyerek bu devasa kanyonun tadını çıkarabilirsin.

Kisecik Kanyonu (Saklı Cennet)

Tarsus Çayı’nın buz gibi sularıyla şekillenen Kisecik, “Saklı Cennet” ünvanını sonuna kadar hak ediyor! Metrelerce yüksek kanyon duvarları arasında salla gezebilir, binlerce yıllık mağaraları keşfedebilirsin. Seyir teraslarından panoramik manzarayı izlerken doğanın huzurlu sesine teslim olabilirsin.

Şeytan Deresi Vadisi

Vadi duvarlarına oyulmuş gizemli Adamkayalar kabartmalarıyla tarih meraklılarını büyüleyen bir yer: Şeytan Deresi Vadisi. Hem arkeolojik bir keşif noktası hem etkileyici bir doğa yürüyüşü rotası olan vadi, panoramik manzaralarıyla fotoğrafçıların da gözdesi. Bu devasa kanyonun derinliklerinde tarihin sessiz tanıklarıyla tanışmaya hazır mısın?

Gezende Kanyonu

Şimdi sıra Mersin Gülnar’da gezilecek yerlere geldi. Gülnar’da turkuaz gölüyle büyüleyen Gezende, dar kaya duvarları ve şelaleleriyle masalsı bir durak! Ermenek Çayı’nın serin sularında ferahlayabilir, rafting ve kaya tırmanışı gibi heyecan dolu aktivitelere katılabilirsin. El değmemiş bu doğa harikasında huzur ve macera iç içe geçiyor.

Gözne Kalesi

Deniz seviyesinden 1085 metre yüksekte, sarp kayalar üzerinde bir kartal yuvası: Gözne Kalesi. Mersin merkeze 30 kilometre uzaklıktaki kale, çam ormanları üzerinden Akdeniz’e uzanan panoramik manzaralar sunuyor. Tarihî surları arasında gezerken çarpıcı gün batımı manzaralarına şahitlik edebilir, serin yayla havasının tadını çıkarabilirsin.

Aydıncık Kız Kalesi

Aydıncık sahilinde küçük bir yarımadada yükselen bu tarihi kale, Roma ve Bizans izlerini taşıyor. Denizden gelecek tehlikelere karşı bir gözlem kulesi olan yapı, sağlam taş işçiliğiyle dikkat çekiyor. Erdemli’deki adaşıyla karıştırılmaması gereken bu kale, yerel hikâyeleri ve sakin atmosferiyle keşfedilmeyi bekliyor.

Nagidos Antik Kenti

Bozyazı’da MÖ 2000’li yıllara uzanan köklü bir geçmiş… Paşabeleni Tepesi’nde kurulan Nagidos, ihtişamlı surları ve antik limanıyla dönemin en zengin kentlerinden biriydi. Tarihî kalıntılar arasında gezdikten sonra antik limanın ıssız koyunda Akdeniz’in serin sularına atlayarak yorgunluk atabilirsin.

Dağpazarı Kilisesi

Mut’un antik Corapissus kentinde İmparator Flavius Zeno tarafından yaptırılan bu kilise 5. yüzyılın ihtişamını yansıtıyor. Korint üslubu sütun başlıkları ve ayakta kalan apsisiyle dikkat çeken yapı, çevresindeki anıt mezarlar ve nekropol alanıyla ziyaretçilerini binlerce yıllık bir tarih yolculuğuna çıkarıyor.

Cambazlı Kilisesi

Silifke’nin Cambazlı Köyü’nde yer alan bu Erken Bizans şaheseri, kusursuz taş işçiliğiyle zamana meydan okuyor. 5. yüzyıldan günümüze sütunları ve sarnıcıyla ulaşan iki katlı kilise, antik döşeme yollarla çevrili. Tarihin derinliklerini hissedeceğin bu atmosferde mimari zarafetin izlerini sürebilirsin.

Taşucu Atatürk Evi

Atatürk’ün Selanik’teki evinin mimarisiyle inşa edilen bu anlamlı müze, Taşucu’nun kalbinde yer alıyor. 2005’te açılan iki katlı konakta Atatürk’ün kişisel eşyası, Mersin fotoğrafları ve dönem mobilyaları arasında duygusal bir yolculuğa çıkabilirsin. Tarihî dokuyu ve Cumhuriyet ruhunu hissetmek için harika bir durak!

Taşucu Meryem Ana Kilisesi

Taşucu’nun tarihî ve dinî mozaiğinin önemli bir parçası olan bu Bizans kilisesi, Meryem Ana’nın kutsallığına adanmış. Zamanla değişikliklere uğrasa da manevi değerini koruyan yapı, hem yerel halk hem turistler için bölgenin geçmişine ışık tutan anlamlı bir ziyaret noktası.

Anamur Çayı (Dragon Çayı)

Toroslar’dan yer altı nehri olarak doğan Dragon Çayı, buz gibi kaynak sularıyla her mevsim tertemiz! Kır bahçeleri, rafting parkurları ve kano gezileriyle macera ve huzuru birleştiriyor. Çay kenarındaki balık restoranlarında taze lezzetlerin tadına bakarken endemik bitkiler arasındaki yürüyüş yollarında yenilenebilirsin.

Gelincik Tepesi

Mersin’i kuş bakışı izlemek ve Akdeniz’e tepeden bakmak için en doğru adres: Gelincik Tepesi. Yamaç paraşütü tutkunlarının merkezi hâline gelen tepede kısa bir eğitimle gökyüzünde süzülerek heyecan dolu bir gün geçirebilirsin. Muhteşem manzaraya karşı çayını yudumlayarak şehrin keyfini çıkarabilirsin.

Çukurpınar Mağarası

Türkiye’nin en derin üçüncü mağarası olan Çukurpınar, 1196 metrelik derinliğiyle bir tabiat harikası! 1880 metre yükseklikteki konumu ve içindeki devasa sarkıt-dikitlerle profesyonel kâşiflerin gözdesi. Dünyanın en derin 35 mağarasından biri olan bu gizemli yer altı dünyası, macera arayanları bekliyor.

Bozyazı

Sessiz ve huzurlu bir tatil arayanların yeni favorisi: Bozyazı. Mavi Bayraklı plajları, Toslaklar Koyu ve efsanevi Softa Kalesi ile doğanın ve tarihin harmanı. Maraş Tepesi’nden panoramik manzarayı izleyebilir, Dikilitaş Tabiat Parkı’nda kamp kurarak Akdeniz’in en bakir köşelerinden birinde dinlenebilirsin.

Yeşilovacık

Yeşilovacık, 7 kilometrelik sahil şeridi ve Mavi Bayraklı plajıyla deniz kaplumbağalarının da yuvalama alanı. Gelişmiş turizm imkânları ve tertemiz havasıyla hem günübirlik geziler hem uzun tatiller için ideal. Doğal sit alanı olarak korunan sahilinde Akdeniz’in en berrak sularıyla buluşacaksın.

Kumkuyu

Erdemli’nin ince kumlu sahili Kumkuyu; Mavi Bayraklı plajları, kaliteli turistik tesisleri ve canlı atmosferiyle çevre illerin de gözdesi. Gündüz güneşin ve kumun tadını çıkarıp akşam balık restoranlarında taze Akdeniz balıklarıyla ziyafet çekmek için Kumkuyu en doğru tercihlerden.

Anamur İçel Dağları

Toroslar’ın zengin bitki örtüsüyle kuşatılmış bu dağlık bölge, doğa yürüyüşçüleri ve macera tutkunları için bir oyun alanı. Mersin Toroslar’da gezilecek yerler listene gizemli mağaraları, antik kalıntıları ve eşsiz doğal güzellikleri eklemeyi unutma deriz. Çünkü burası ziyaretçilerine hem kültürel hem fiziksel açıdan zenginleştirici bir outdoor deneyimi sunuyor.

Mersin’in antik kentlerinden masmavi koylarına uzanan bu keşif yolculuğu, her köşesinde farklı bir hikâye barındırıyor. Şehri planlı şekilde gezmek istersen hazırladığımız bu Mersin’de gezilecek yerler haritası üzerinden rotanı oluşturabilir; Akdeniz Mersin’de gezilecek yerler listene doğa harikası kanyonları ve tarihî kaleleri ekleyebilirsin. Konaklama için alternatifleri incelemek istersen Mersin otelleri, lüks bir deneyim için Mersin tatil köyleri veya şehir içi ulaşım kolaylığı için Mersin merkez otelleri sayfalarına göz atabilirsin.

Bu içerik 2025 verileriyle yazılmıştır. 

Önceki Yazı

Ortaköy Gezilecek Yerler