Koyu Mod Açık Mod
Koyu Mod Açık Mod

Diyarbakır’da Gezilecek Yerler

Mezopotamya’nın kalbinde bir şehir: Diyarbakır. Burası yalnızca bir yerleşim yeri değil, geçmişteki medeniyetlerin izlerini taşıyan canlı bir müze. “Diyarbakır nasıl bir yer?” diye düşünüyorsan hemen açıklık getirelim. Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan bu şehir, misafirperverliğiyle gönüllerde yer edinirken kadim tarihiyle de binlerce yıllık geçmişe doğu yolculuğa çıkarıyor. Hazırsan Diyarbakır’ı birlikte keşfetmeye başlayalım!

Diyarbakır Kalesi ve Surları

Şehrin simgesi olan Diyarbakır Kalesi ve Surları, Hevsel Bahçeleri’yle birlikte UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor. Yaklaşık 9000 yıllık köklü bir geçmişi olan bu önemli yapı, 5 kilometrelik uzunluğuyla Çin Seddi’nden sonra dünyanın en uzun ikinci savunma duvarı.

Kale, İçkale ve Dışkale olmak üzere iki bölümden oluşuyor. Dağkapı, Urfakapı, Mardinkapı ve Yenikapı olmak üzere dört ana kapısı bulunuyor, ayrıca 82 burca sahip. Siyah bazalt taşlarla inşa edilen bu etkileyici mimariye ilk bakışta hayran kalabilirsin. Üstelik burada dilediğin kadar manzara fotoğrafı da çekebilirsin.

Surlara özellikle akşam gelmeni tavsiye ediyoruz. Çünkü son yıllarda yapılan geniş çaplı ışıklandırmalar sayesinde Diyarbakır Surları geceleri tam bir gerdanlık gibi ışıl ışıl görünüyor.

Ulu Camii

Anadolu’nun en eski camisi olan Ulu Camii, İslam âleminin 5. Harem-i Şerifi olarak kabul edildiğinden oldukça büyük bir öneme sahip. Bu kutsal mabet aslında 639 yılında Martoma Kilisesi’nin camiye çevrilmesiyle oluşmuş. Hatta buraya geldiğinde camiye dikkatli bakarsan minaresinin kilise çan kulelerindeki gibi kare olduğunu da fark edebilirsin.

Ulu Camii’nin avlusunda ünlü bilim insanı El-Cezeri tarafından yapılan 800 yıllık güneş saatini görme fırsatı da seni bekliyor. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde onarım gören cami, farklı medeniyetlerden izler barındırıyor. Geçmişi daha yakından tanıyabilmek için burayı mutlaka listene eklemelisin.

Hasan Paşa Hanı

Şimdi sırada Ulu Camii’nin karşısında yer alan ve 1572-1575 yılları arasında inşa edilmiş tarihî bir Osmanlı hanı var: Hasan Paşa Hanı. Klasik Osmanlı mimarisinin özelliklerini yansıtan bu iki katlı hana ayak bastığında geniş avlusu ve kubbeli şadırvanı dikkatini çekebilir.

Şimdilerde bu hanın içerisinde kahvaltı salonları, kafeler, restoranlar ve hediyelik eşya dükkânları oldukça popüler. Buraya geldiğinde dilersen bir şeyler yiyip içebilir, sevdiklerin için Diyarbakır hatırası alabilirsin. Burada Diyarbakır’a özgü serpme kahvaltı deneyimi de oldukça meşhur. Güne güzel bir Diyarbakır kahvaltısıyla başlayarak gezin için enerji toplayabilirsin.

On Gözlü Köprü (Dicle Köprüsü)

Diyarbakır için önemli bir tarihî yapı olan On Gözlü Köprü, ihtişamlı Dicle Nehri’nin üzerinde yer alıyor. 1065 yılında Mervaniler Dönemi’nde inşa edilen köprü, adını kesme bazalt taşlarla yapılmış on kemerli gözden alıyor. Burası Silvan Köprüsü veya Mervani Köprüsü olarak da anılıyor.

180 metre uzunluğunda ve 7-8 metre genişliğindeki köprünün güney cephesinde kemerlerle korkuluk arasında iki satırlık çiçekli kufi kitabe yer alıyor. Kitabenin sonunda özellikle Artuklu ve Selçuklu yapılarında görülen, başı cepheden işlenmiş bir aslan kabartması bulunuyor. Bu kabartmanın en yakın örneklerini Harput Kapısı ve Mardin Kapısı’nda da görmek mümkün.

Dicle’nin iki yakasını birleştiren bu köprüye özellikle gün batımında gelmeni tavsiye ediyoruz. Dicle Nehri ve vadi bu vakitlerde eşsiz bir manzara sunuyor. Dilersen köprünün hemen yanında yer alan çay bahçelerinde bir şeyler içerek bu görkemli manzarayı seyredebilirsin. Suyun sakinliği ve şehrin dinginliğinde huzurlu vakit geçirebilirsin.

Hevsel Bahçeleri

Diyarbakır Kalesi ve Dicle Nehri arasında uzanan Hevsel Bahçeleri, 8000 yıldır kesintisiz tarım yapılan verimli bir arazi. Diyarbakır Kalesi’yle birlikte UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer aldığını da söylemeden geçmeyelim.

Buraya geldiğinde kendini hiç olmadığı kadar huzurlu hissedebilirsin çünkü burada 180’den fazla kuş türü yaşıyor. Hevsel Bahçeleri için Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin kuş cenneti desek yanlış olmaz. Kuş sesleri eşliğinde yemyeşil bahçelerin panoramik manzarasını izlemek istersen Keçi Burcu’nu tercih edebilirsin. Diyarbakır fotoğraf çekilecek yerler açısından inanılmaz bir zenginliğe sahip ve buranın manzarasını mutlaka fotoğraflamalısın.

Malabadi Köprüsü

Türkülere ve efsanelere konu olan meşhur Malabadi Köprüsü, Silvan ilçesinde yer alıyor. 1147 yılında Artuklular tarafından inşa edilen bu köprü mimari açıdan tam bir şaheser. 40 metreyi aşan sivri ana kemeriyle döneminin dünyadaki en geniş kemer açıklığına sahip taş köprüsü olması onu özel kılan detaylardan biri.

Köprünün bir diğer dikkat çekici yanıysa üzerinde insan, güneş ve aslan figürlü kabartmaların bulunması. Bu eşsiz manzara eşliğinde unutulmaz bir deneyim yaşayabilir, köprüyü dilediğin zaman ziyaret edebilirsin. Köprüye geldiğinde bu kabartmalara yakından bakmayı unutma.

Sülüklü Han (Kazancılar Hanı)

Diyarbakır bölgesinde yapılacaklar listene yeni bir madde ekle: Sülüklü Han’a uğramak. Suriçi Kazancılar Sokağı’nda bulunan ve 1683’te inşa edilen tarihî Sülüklü Han, adını avlusundaki kuyudan çıkarılan sülüklerin tedavi amaçlı kullanılmasından almış. 1683 yılında Hanilioğlu Mahmut Çelebi ve onun kız kardeşi Atike Hatun tarafından inşa edilen han, Kurtuluş Savaşı sırasında süvari karargâhı olarak kullanılmasıyla da dikkat çekiyor.

Üç katlı Sülüklü Han’ın her katında dinlenme odaları olarak da kullanılan 18 adet oda bulunuyor. 2010 yılında restore edilen han, şimdilerde gezginler için otantik bir atmosfere sahip, ideal bir dinlenme alanı. Burada tarihî atmosferde enfes bir kahve içebilirsin.

Seyahatin boyunca Diyarbakır’a özgü tüm yemekleri denemek istersen bu lezzetleri yakından incelediğimiz “Diyarbakır’da Ne Yenir? rehberimize göz atabilirsin.

Dört Ayaklı Minare (Şeyh Mutahhar Camii)

1500 yılında Akkoyunlular tarafından inşa edilen Şeyh Mutahhar Camii’nin bir parçası olan bu minare, dört kalın taş sütunun üzerinde yükseliyor. Bu görkemli yapısıyla Anadolu’daki tek örnek olarak kabul ediliyor. Bu dört ayak sıradan bir mimari unsur değil, her birinin İslam’ın dört büyük mezhebini simgelediğine inanılıyor. Halk arasında anlatılan bir rivayete göre minarenin altından yedi kez geçenlerin dileklerinin kabul olacağı söyleniyor. Üstelik bu minareyi ziyaret etmek ücretsiz. Ee, dileklerin hazırsa haydi minareye!

İçkale

Hurriler tarafından inşa edilen İçkale, Diyarbakır’ın ilk yerleşim alanı ve yönetim merkezi olmasıyla biliniyor. Diyarbakır surlarının içinde ve Dicle Nehri’ne bakan bir tepede yer alan kale, 2005 yılında restore çalışmalarına başlanarak kültür ve turizm merkezine dönüştürülmüş.

Buraya geldiğinde Diyarbakır’a dair daha fazla bilgi edinmek istersen Diyarbakır Arkeoloji Müzesi’ndeki eserleri inceleyebilir, İçkale’nin kuzeydoğu köşesinde bulunan Saint George Kilisesi’ni ziyaret edebilirsin. Ayrıca Artuklu Sarayı’nın kalıntılarını yerinde görebilir, iki aslanın ağzından akan suyuyla ünlü Aslanlı Çeşme’yi de ziyaret etme şansı yakalayabilirsin.

Keçi Burcu

Diyarbakır Surları’nın üzerinde yer alan en eski ve en büyük burç Keçi Burcu’dur. Mardin Kapısı’nın doğusunda, yontulmuş bir kaya kütlesinin üzerinde bulunan bu burç; Dicle Nehri, Hevsel Bahçeleri, On Gözlü Köprü ve Kırklar Dağı gibi önemli noktalara tamamen hâkim bir konumda yer alıyor. Yapım tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte burç üzerindeki kitabede Mervanoğulları Dönemi’nde onarıldığı belirtiliyor.

On bir kemerli bu Keçi Burcu, geçmişte Bizans Tapınağı olarak da kullanılmış. Burcun içinde sütunların yer aldığı geniş bir salon ve surun üstünde yine onun kadar geniş bir alan mevcut. Şimdilerde bu iç mekân sanat galerisi olarak değerlendiriliyor. Hevsel Bahçeleri ve Dicle Nehri’nin panoramik manzaralarını görmek istersen Keçi Burcu’nun en ideal nokta olduğunu söyleyebiliriz.

Hazreti Süleyman Camii

Hazreti Süleyman Camii İçkale kompleksinin içinde yer alıyor. Nasiriyye Camii, Meşhed Camii, Murtaza Paşa Camii ve Kale Camii gibi birçok adla anılıyor. 1155-1160 yıllarında Nisanoğlu Beyliği Dönemi’nde inşa edilen cami, Diyarbakır’ın fethi sırasında şehit olan Hz. Süleyman bin Halid’le 27 sahabenin türbelerine de ev sahipliği yapıyor. Bu özelliği sayesinde şehrin en önemli inanç merkezlerinden biri hâline gelen yapı, yerli ve yabancı pek çok kişi tarafından sıkça ziyaret ediliyor.

Eğimli bir arazi üzerine kurulan caminin batısında Sahabeler Türbesi, namazgâh ve bir çeşme bulunurken kuzeyindeyse ayrı bir türbe ve çeşme yer alıyor.

Cahit Sıtkı Tarancı Müzesi

Şimdi seni Diyarbakır mimarisinin en güzel ve özgün örneklerinden birine götürüyoruz: Cahit Sıtkı Tarancı Müzesi. Diyarbakır merkezde yer alan bu müze aslında Cahit Sıtkı Tarancı’nın doğup büyüdüğü ev. Günümüzdeyse müze olarak hizmet veriyor. Geçmişi 1733’e dayanan bu yapı, mimarisiyle bakışları üzerine topluyor. Müzeyi dolaşırken şairin kişisel eşyasını, el yazması mektuplarını, şiirlerini ve döneme ait etnografik eserleri görebilirsin.

Müze her gün saat 08.30-17.00 arasında hizmet veriyor. Gişenin 16.30’da kapandığını belirtmekte fayda var. Eğer bir MüzeKart edindiysen müzeyi ücretsiz gezebilirsin.

Ahmet Arif Edebiyat Müzesi

Hazır edebiyat rüzgârı esiyorken bu havayı biraz daha solumaya ne dersin? O hâlde seni Ahmet Arif Müzesi’ne doğru keşfe çıkaralım. Meşhur “Hasretinden Prangalar Eskittim” şiiriyle hafızalara kazınan Ahmet Arif, 1927 yılında Diyarbakır’da doğmuş. 120 yıllık bir tarihi olan Diyarbakır Konağı, ünlü şairin anısına restore edilerek müzeye dönüştürülmüş.

Diyarbakır’ın güzide mimarisine sahip bu müzeye geldiğinde şairin kişisel eşyasının, el yazısıyla yazdığı şiirlerinin ve fotoğraflarının sergilendiğini görebilirsin. Üstelik müzede sadece Ahmet Arif’e değil, Diyarbakır’da yetişmiş pek çok yazara ve sanatçıya ait eserler ziyaretçileriyle buluşuyor.

Surp Giragos Ermeni Kilisesi

Orta Doğu’nun en büyük Ermeni Apostolik kilisesi olan Surp Giragos Ermeni Kilisesi’nin inşa tarihi tam olarak bilinmemekle birlikte 16. yüzyılda yapıldığı düşünülüyor. Çıkan bir yangından sonra hasar gören yapı, 1883 yılında yeniden yapılandırılmış. 2022 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğünün kontrolünde restore edilerek şehre yeniden kazandırılmış.

Surp Giragos Ermeni Kilisesi Diyarbakır’ın çok kültürlü yapısını yansıtan önemli bir inanç ve mimari anıt niteliğinde. Günümüzdeyse yılda bir kez hem Diyarbakır’da yaşayan hem dünyanın farklı bölgelerinden gelen Ermenilerin katılımıyla düzenlenen ayine ev sahipliği yapıyor.

Meryem Ana Süryani Kadim Kilisesi

Şehrin en eski ibadethanelerinden biri olan Meryem Ana Süryani Kadim Kilisesi, geçmişinin 3. yüzyıla dayanmasıyla ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Üstelik bu kilise günümüzde hâlâ Süryani Cemaati tarafından aktif olarak kullanılıyor. Yapı dikkatli incelendiğinde Geç Roma Dönemi’ne ait bir kapı ve Bizans döneminden kalma mihrap süslemeleri gibi farklı medeniyetlerin izlerini taşıdığı görülüyor.

Kiliseye geldiğinde üst kısmı kubbeli ayin mekânının ahşap işlemelerine hayran kalabilirsin. Bu kendine özgü işlemelerin günümüze ulaşan başka bir örneği bulunmuyor. Diyarbakır gezinde böylesine özgün ve eşsiz bir mimariye sahip bu kiliseyi mutlaka ziyaret etmelisin.

Zerzevan Kalesi

Çınar ilçesinde yer alan Zerzevan Kalesi, Roma İmparatorluğu Dönemi’nde sınır garnizonu olarak kullanılmış stratejik bir askerî yerleşim yeri. Pers Dönemi’nde de Kral Yolu üzerinde bulunan yerleşim alanı yol güvenliğinin sağlanması amacıyla kullanılmış. 1200 metre uzunluğunda, 15 metre yüksekliğinde surlarla çevrelenmiş bu askerî yerleşimin güney alanında gözetleme ve savunma kulesiyle kaya sunağı gibi mimari yapılar da yer alıyor.

UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan bu kalenin en dikkat çekici özelliği 2017 yılında keşfedilen ve dünyanın en iyi korunmuş Mithras tapınaklarından birine ev sahipliği yapması. Kalenin kuzeyinde bulunan bu görkemli tapınak ana kayanın oyulmasıyla yer altına inşa edilmiş. Burayı ziyaret ettiğinde kilise, yer altı sığınağı, kaya mezarları ve su sarnıçları gibi yapıları da görme imkânı bulabilirsin. Zerzevan Kalesi’ni gezdiğinde geçmişse bambaşka bir perspektiften bakabilirsin!

Gazi Köşkü (Atatürk Müzesi)

15. yüzyıldaki Akkoyunlu Dönemi’ne ait bir yapı görmeye ne dersin? Gazi Köşkü bu döneme ait olan ve Semanoğlu Köşkü olarak da bilinen harika bir yapı. Mustafa Kemal Atatürk bu köşkü I. Dünya Savaşı sırasında karargâh olarak kullanmış ve sonrasında köşk kendisine hediye edilmiş. Buraya adım attığında Atatürk’ün kişisel eşyasıyla etnografik eserlerin sergilendiğini görebilirsin.

Müze pazartesi günü hariç diğer günlerde saat 08.30-17.00 arasında hizmet veriyor. Üstelik girişler de ücretsiz!

Diyarbakır Arkeoloji Müzesi

Rotamıza biraz da arkeolojik hava katalım. Türkiye’nin en zengin arkeoloji müzelerinden biri olan Diyarbakır Arkeoloji Müzesi’nde yaklaşık 10.000 eser yer alıyor. İçkale kompleksinin içinde yer alan müzede Hitit, Asur, Roma, Bizans, Artuklu, Akkoyunlu ve Osmanlı dönemlerine ait eserlerin yanı sıra bölgede bulunan neolitik dönemin kalıntıları da görülebiliyor.

Bu eserleri yakından görmek istersen pazartesi günü hariç haftanın diğer günlerinde 08.30-17.00 arası dilediğin zaman gidip görebilirsin. MüzeKart’ın varsa girişte kullanabilirsin. Acele et! Gişeler 16.30’da kapanıyor.

Eğil

Şehir merkezine yaklaşık 43 km uzaklıkta bulunan, “Peygamberler Şehri” olarak anılan Eğil, tarihî bir ilçe. Kur’an-ı Kerim’de adı geçen Hz. Zülküf ve Hz. Elyesa peygamberlerin kabirlerinin burada bulunduğuna dair bir inanış bulunuyor.

Buraya yolun düşerse Asur Döneminden kalma Eğil Kalesi’ni görebilir, kalenin altındaki Kral Mezarlarını dolaşıp fotoğraflayabilir veya Dicle Baraj Gölü’nde yapılan tekne turlarına katılabilirsin.

Dengbej Evi

Bambaşka bir kültürü deneyimlemeye ne dersin? O zaman rotanı Dengbej Evi’ne çevirme vakti geldi! Kürt sözlü edebiyat geleneği olan “dengbej” kültürünün yaşatıldığı bu tarihî konakta canlı dengbej dinletilerine katılarak bu eşsiz geleneği yakından tanıyabilirsin. Dengbejler burada “stran” ve “kılam” olarak bilinen; aşk, sevda, hüzün, acı ve göç temalı sözlü edebiyat eserlerini icra ediyor.

Eğer farklı kültürler ilgini çekiyorsa Dengbej Evi’ni rotana mutlaka eklemelisin. Diyarbakır’ın somut olmayan kültürel mirasını yakından tanımak için eşsiz bir fırsat sunan bu ev, pazartesi günleri hariç haftanın diğer günlerinde 10.00-16.00 saatleri arasında ziyaret edilebiliyor.

Çayönü Ören Yeri

Sıradaki durağımız neolitik dönemin en önemli yerleşim yerlerinden biri. Çayönü Ören Yeri Ergani ilçesinde konumlanıyor. Yaklaşık 9000 yıllık köklü bir geçmişi olan bu ören yeri aynı zamanda yerleşik hayata ve tarıma geçişin ilk örneklerinin görüldüğü bir arkeolojik alan.

Sadece bölge için değil, dünya uygarlık tarihi açısından da büyük önem taşıyan bu kazı çalışmalarına 1991 yılında güvenlik gerekçesiyle ara verilmiş. Ancak yaklaşık dokuz yıl önce yeniden başlatılan Çayönü kazıları sayesinde kesintisiz yerleşim yaşamının tüm aşamaları ve detayları gün yüzüne çıkarılmaya devam ediyor. Uygarlık tarihine ışık tutan bu ören yerine geldiğinde taştan ve kerpiçten yapılmış ev kalıntılarını, kabartma figürleri ve döneme ait çeşitli aletleri görme şansı yakalayabilirsin.

Silvan

Tarihî zenginliğiyle öne çıkan bir Diyarbakır ilçesi: Silvan. Helenistik dönemin en büyük ve önemli kentlerinin başında gelen Silvan ilçesini mutlaka ziyaret etmeni öneriyoruz. Buraya geldiğinde dünyanın en geniş taş kemerli köprüsü olan Malabadi Köprüsü’nü, Silvan Kalesi’ni, bölgenin büyük camilerinden Selahaddin Eyyubi Camii’yi (Ulu Camii) ve Paleolitik Çağ’dan kalma buluntuların olduğu Hasuni Mağaraları’nı görebilirsin. İlçede çeşmeler, türbeler gibi farklı medeniyetlerden kalan eserleri de yakından görebilirsin.

Hasuni Mağaraları

Silvan ilçesinde bulunan Hasuni Mağaraları, Anadolu’nun en eski mağara yerleşimleri arasında yer alıyor. Orta Taş Çağı’na kadar uzanan köklü bir geçmişe sahip olan bu mağaralar, Hristiyanlığın ilk dönemlerinde yerleşim ve savunma amacıyla kullanılmış. Mağaralarda yer alan kayalara oyulmuş kiliseler, sarnıçlar ve yaşam alanları da oldukça etkileyici bir arkeolojik alan. Buraya gelerek mağarayı fotoğraflamaya ne dersin?

Cemil Paşa Konağı Kent Müzesi

19. yüzyılın sonlarında inşa edilen ve Diyarbakır’ın en görkemli sivil mimari örneklerinden biri olan Cemil Paşa Konağı, geniş avlusu ve siyah bazalt taş işçiliğiyle ziyaretçilerin beğenisini kazanıyor. Konak günümüzde Diyarbakır’ın kent kültürünü, sosyal yaşamını ve tarihini belge, fotoğraf ve çeşitli eserlerle yansıtan bir kent müzesi olarak hizmet veriyor.

Yaklaşık 500 belge, 450 siyah beyaz fotoğraf, Kültür Bakanlığı tarafından tescillenen 235 eser ve 260 etütlük eseriyle Diyarbakır’ın tarihine ışık tutan bu müzeyi mutlaka rotana eklemelisin.

Ziya Gökalp Müzesi

Şimdi yolculuğuna biraz da edebiyat esintileri kazandıralım. Diyarbakır’a gelmişken ünlü yazar ve sosyolog Ziya Gökalp’in 1876’da doğduğu evi de mutlaka ziyaret etmelisin. 19. yüzyılın başında bazalt taştan inşa edilen bu yapıya bakıldığında tipik Diyarbakır ev mimarisinin yansımaları görülebilir.

Müzede Ziya Gökalp’in kişisel eşyası, kitapları ve yöresel etnografik eserler sergileniyor. Girişlerde MüzeKart’ı kullanmak mümkün. Buraya gelmek istersen pazartesi günleri hariç diğer günlerde 08.30-17.00 saatleri arasında ziyaret edebilirsin. Gişenin 16.30’da kapandığını da hatırlatalım.

Behram Paşa Camii

Diyarbakır’ın en güzel Osmanlı camilerinden birine geldik: Behram Paşa Camii… 16. yüzyılda Mimar Sinan tarafından inşa edilen cami; kesme taş işçiliği, tek kubbesi ve özgün mimari detaylarıyla âdeta bir mühendislik harikası. İç mekânın 16. yüzyıl İznik çinileriyle süslenmiş olması yapının estetik değerini daha da artırıyor. Camiyi öne çıkaran bir diğer özellikse kuzey cephesinde yer alan, çift kademeli ve yanlardan taşan beş sahınlı son cemaat yerinin olması.

Deliller Hanı (Hüsrev Paşa Hanı)

1527 yılında inşa edilen Deliller Hanı, “Hüsrev Paşa Hanı” olarak da biliniyor. Tarihî bir kervansaray olan bu han, adını Hicaz’a giden hacı adaylarına rehberlik eden “delillerin” burada konaklamasından almış. Günümüzde restore edilerek otel ve restoran olarak hizmet veren bu handa dilersen güzel bir akşam yemeği yiyebilir, hatta bir gece konaklayabilirsin.

Mardin Kapı

“Mardin Kapı Şen Olur” türküsünü duymayan yoktur. Türküye konu olan Mardin Kapı, aslında Diyarbakır surlarının güneyinde yer alan ve Mardin yoluna açılan dört ana kapıdan biri. Bu kapının üzerinde 909-910 tarihlerinde çeşitli isimlerin yardımları ve Diyarbakırlı mühendis Ahmet tarafından onarıldığını anlatan bir kitabe bulunuyor. Etkileyici taş oyması süslemeleri olan Mardin Kapısı, sağlam mimarisi sayesinde günümüze kadar ulaşmayı başarmış.

Saint George Kilisesi

İçkale kompleksinde yer alan ve Artuklu Sarayı’nın bir parçası olarak kabul edilen Saint George Kilisesi, Diyarbakır’ın önemli tarihî yapılarından biri. Yapım tarihinin MS 2. yüzyıla kadar uzandığı tahmin edilen kilise, mimari özellikleriyle Roma Dönemi’nin izlerini taşıyor.

Üç nefli ve bazilika planlı olan yapı, doğu yönünde sur duvarlarıyla birleşerek Dicle Vadisi’ne bakıyor. Artuklular Dönemi’nde hamam olarak da kullanılan Saint George Kilisesi, günümüzdeyse bir sanat galerisine ev sahipliği yapıyor.

Mesudiye Medresesi

Diyarbakır Ulu Camii’ye geldiğinde hemen bitişiğinde yer alan Mesudiye Medresesi tüm ihtişamıyla seni karşılıyor. Buranın tarihi 12. yüzyıl Artuklu Dönemi’ne kadar uzanıyor ve dönemin izlerini yansıtıyor. Anadolu’nun ilk üniversitelerinden biri olarak kabul edilen Mesudiye Medresesi, birçok bilim dalında eğitim vermiş.

Medreseye geldiğinde binanın statiğini kontrol etmek için yapılmış olan mihrabın iki yanındaki döner taş sütunları incelemelisin. Bu sütunların tam bir mühendislik harikası olduğunu söylemeden geçmeyelim. Düzgün kesme taşla inşa edilmiş, çift renkli taş işçiliği, taş oyma bezemeleri ve yine taş oyma kitâbeleriyle dikkati çeken bu yapıyı rotana eklemeyi unutma!

Fatih Paşa Camii (Kurşunlu Camii)

Bu cami Diyarbakır’ın ilk Osmanlı valisi Bıyıklı Mehmed Paşa tarafından 1516-1520 yıllarında yaptırılmış. Yapının en önemli özelliği şehrin ilk Osmanlı eseri olması. Bir diğer dikkat çekici yanıysa kurşunla kaplı kubbesi. Cami bu nedenle halk arasında “Kurşunlu Camii” olarak da anılıyor. Mimari açıdan Diyarbakır’ın en özenli yapılarından biri kabul edilen bu camiyi mutlaka ziyaret etmelisin.

Ulu Beden Burcu

Diyarbakır surlarının güneybatısında yer alan ve Yedi Kardeşler Burcu’yla birlikte anılan devasa Ulu Beden Burcu, 1208 yılında inşa edilmiş. Artuklu hükümdarı Melik Salih adına inşa edilen bu burç, üzerindeki çift başlı kartal ve kanatlı aslan gibi sembolik kabartmalarıyla sanatseverlerin dikkatini çekiyor.

Mithras Tapınağı

Yer altı tapınağı diye bir şey duymuş muydun? Hadi seni biraz daha farklı konumlara götürelim. Zerzevan Kalesi’nde yer alan Mithras Tapınağı, Roma’nın ezoterik ve gizem inancı olan Mithraizm’e adanmış bir yer altı tapınağı. Üstelik yaklaşık 1800 yıllık köklü bir geçmişe sahip. Arkeolojiye ya da tarihe az da olsa ilgin varsa burayı mutlaka görmelisin. Zaten Zerzevan Kalesi’ni ziyaret edenlerin birçoğu bu tapınağı da oldukça ilginç buluyor.

Eğil Kalesi

Asur Kalesi olarak da bilinen Eğil Kalesi, Diyarbakır’ın Eğil ilçesinde yer alıyor. Dicle Nehri’ne hâkim, yüksek bir kaya kütlesinin üzerine kurulan ve Asur Dönemi’nden günümüze ulaşan bu kale, yekpare kayadan oluşmasıyla dikkat çekiyor. Kaleyi ziyaret edenler hem yapının etkileyici mimarisini hem çevresinden görünen baraj gölü manzarasını izleme fırsatı buluyor.

Eğil Kral Mezarları

Eğil Kalesi’nin altındaki kayalara oyulmuş, yıllara meydan okuyan Eğil Kral Mezarları, Asur krallarına ait anıt mezarlardan oluşuyor. Mısır Ehramları şeklinde inşa edilen kayalara oyulan mezarları daha net görmek istersen baraj gölünde düzenlenen tekne turlarından birine katılabilirsin. Mezarlık bölgesi inanç turizmi kadar kültür turizmi açısından da oldukça önemli. Yerli ve yabancı birçok tarihsever bu mezarları yakından görmek için Diyarbakır’a geliyor.

Silvan Kalesi

Silvan ilçe merkezinde yer alan kalenin yapım tarihi kesin olarak bilinmiyor. Tarihi Asurlulara kadar uzandığı düşünülen bu etkileyici yapı, kalker taştan inşa edilmiş ve kareye yakın bir plan üzerine kurulmuş. İç kale, dış sur ve dış suru çevreleyen ikinci bir surdan oluşan görkemli yapı; 2200 metre uzunluğundaki surları, 50 burcu ve 9 kapısıyla dikkat çekiyor. Kapıların dördü güneyde, ikisi kuzeyde, ikisi batıda, biri de doğuda konumlanıyor. Eyyubiler, Artuklular ve Mervaniler gibi pek çok medeniyetin izlerini taşıyan kale, Silvan ilçesi için de büyük önem taşıyor.

Hilar Mağaraları

Ergani ilçesinde bulunan Hilar Mağaraları, Çayönü Ören Yeri’ne yakın bir konumda yer alıyor. Yaklaşık 12.000 yıllık geçmişi olan bu mağaralar, Cilalı Taş Devri’nden kalma yerleşim izlerini barındırıyor. Hilar Mağaraları’nı ziyaret edenler göçebelikten yerleşik köy yaşamına, avcılık ve toplayıcılıktan besin üretimine geçilen önemli bir tarihsel sürece tanıklık edebiliyor.

İnsanlık tarihine ışık tutan bu alan, günümüzde birinci derece arkeolojik ve doğal sit alanı olarak koruma altında bulunuyor.

Birkleyn Mağaraları

Arkeolojiye az da olsa ilgin varsa Birkleyn Mağaraları’nı rotana mutlaka eklemelisin. Lice ilçesinde yer alan bu mağaralar, Dicle Nehri’nin kaynaklarından birine ev sahipliği yapmasıyla doğayı ve tarihi aynı noktada buluşturuyor. Orta Doğu’daki benzerleri arasında eşine az rastlanan bu alan hem doğal güzelliği hem taşıdığı tarihsel mirasla dikkat çekiyor.

Birkleyn Mağaraları’nı asıl özel kılansa Büyük İskender’in ordusuyla birlikte buradan geçtiğine inanılması. Bu nedenle mağaralar halk arasında “İskender-i Birklin” adıyla da anılıyor. Mağaralarda yer alan Asur krallarına ait kabartmalar ve çivi yazılı kitabeler burayı âdeta açık hava müzesine dönüştürüyor. Tarihi ve doğayı aynı anda deneyimlemek istersen bu gizemli durak seni fazlasıyla etkileyebilir.

Karacadağ Kayak Merkezi

Eğer kış aylarında Diyarbakır’a bir gezi planlıyorsan Karacadağ Kayak Merkezi’ni mutlaka listene eklemelisin. Diyarbakır ile Şanlıurfa arasında yer alan bu merkez, Güneydoğu Anadolu’nun tek kayak merkezi olmasıyla öne çıkıyor. Bu özelliği sayesinde özellikle kış mevsiminde bölge halkının en çok tercih ettiği rekreasyon alanlarından biri hâline geliyor.

Yaklaşık 700 metre uzunluğundaki kayak pisti hem yeni başlayanlar hem keyifli bir gün geçirmek isteyenler için oldukça ideal. Üstelik burada aç kalma derdin de yok. Kayak merkezinde ziyaretçilerin ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir kafe ve hizmet evi bulunuyor.

Makam Dağı (Zülküf Dağı)

Şimdi seni manevi değeri yüksek bir konuma götürüyoruz. Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde bulunan Makam Dağı, Hz. Zülküf peygamberin makamının olduğuna inanılan manevi bir tepe. Bu bölge inanç turizmi açısından da şehrin önemli noktalarından biri.

Yalnızca bu bölgede açan “Makam Çiçekleri” de burayı oldukça özel kılıyor. Dağın tepesinden baktığında Ergani ilçesinin tamamını görebilirsin. Makam Dağı’na gelmişken burada bulunan Meryem Ana Kilisesi’ne uğramanı da tavsiye ediyoruz.

Lice Ashab-ı Kehf Mağarası

Kur’an-ı Kerim’de geçen Ashab-ı Kehf (Yedi Uyurlar) kıssasının yaşandığına inanılan mağaralardan biri de Lice’de yer alıyor. İnceburun Dağları’nda yer alan bu mağara, inanç turizmi için önemli bir ziyaret noktası. Mağaranın biraz aşağısında Ashab-ı Kehf adına yaptırılmış ve “Der-i Rakim” denilen bir kilise kalıntısı da bulunuyor. İstersen buraya da ziyarette bulunabilirsin.

Diyarbakır Bakırcılar Çarşısı

Biraz alışverişe ne dersin? Cevabın “Evet”se seni Bakırcılar Çarşısı’na götürelim. Diyarbakır’ın Sur ilçesinde yer alan bu tarihî çarşıda geleneksel bakır işçiliği hâlâ yaşatılıyor. Ustaların çekiç sesleri arasında el yapımı kazanlar, tepsiler ve çeşitli süs eşyaları şekillenirken kendini âdeta geçmişte yolculuğa çıkmış gibi hissedebilirsin.

Bakırcılar Çarşısı’na geldiğinde hem sevdiklerin için otantik hediyeler alabilir hem bu köklü el sanatının yapım sürecine yakından tanıklık edebilirsin. Aynı zamanda ustalarla sohbet ederek bu zanaatin incelikleri hakkında bilgi edinme fırsatı da yakalayabilirsin. Küçük bir uyarı yapmadan geçmeyelim. Ürün çeşitliliği o kadar fazla ki seçim yapmakta zorlanabilirsin!

Amida Höyük

Diyarbakır’da gezilecek yerler listemizin son durağı şehrin bilinen en eski yerleşim yeri olan Amida Höyük. İçkale’nin bulunduğu ve Diyarbakır’ın çekirdek kuruluş noktası kabul edilen bu tarihî höyükte arkeolojik kazılar günümüzde de devam ediyor. Yapılan çalışmalar sayesinde kentin en eski dönemlerine ait önemli bulgular gün yüzüne çıkarılıyor.

İlk kazılarda prehistorik dönemden Yeni Çağ’a kadar uzanan seramik kap parçaları ve yontma taş aletler bulunmuş. Hatta çalışmalardan birinde höyüğün tepesinde Artuklu Dönemi’ne ait mozaikli bir avlu da ortaya çıkarılmış. Cilalı Taş Devri’nden günümüze uzanan ve zengin bir geçmişe ev sahipliği yapan Amida Höyük, Diyarbakır’ın tarihine yakından tanıklık etmek isteyenler için mutlaka görülmesi gereken yerler arasında gösteriliyor.

Diyarbakır gezi rehberimiz burada sona eriyor. Köklü geçmişe sahip, ilmek ilmek işlenmiş kadim dokusu, doğal güzellikleri, lezzetli mutfağı ve yerel kültürüyle Diyarbakır seni bekliyor. Rehberimiz sayesinde bizce artık Diyarbakır’ı adım adım keşfetmeye hazırsın!

Otobüs yolculuğunu tercih edeceksen Etstur üzerinden Diyarbakır otobüs biletine göz atabilirsin. Konaklama detaylarını da yine Etstur’dan Diyarbakır otellerini inceleyerek kolayca planlayabilirsin. Filtreleme özelliğiyle aramanı kişiselleştirebilir, kendine uygun olan otobüs biletini ve oteli hızlıca rezerve edebilirsin.

Önceki Yazı

Danimarka’da Gezilecek Yerler

Sonraki Yazı

Dresden'de Gezilecek Yerler