Ege’nin serin sularında, çam ormanlarının denize kavuştuğu zümrüt yeşili bir adada kaybolmaya ne dersin? Thassos seni tarihi dokusu, berrak plajları ve damak çatlatan lezzetleriyle unutulmaz bir serüvene çağırıyor. Doğanın cömert davrandığı bu adada döndüğün her köşede yeni bir sürpriz ile karşılaşabilirsin. Adayı çepeçevre dolaşan sahil yolu mis kokulu çam ormanlarının içinden geçiyor. Bu nedenle Thassos’ta arabayla dolaşmak bile başlı başına bir deneyim. Hazırsan Yunanistan Thassos adasının gizli saklı koylarından binlerce yıllık antik kentlerine uzanan bu harika rotayı birlikte adımlamaya başlayalım!
Limenas (Thassos Merkezi)
Adayı keşfetmeye başkenti, ana limanı ve kalbinin attığı yer olan Limenas’tan başlıyoruz. Keramoti’den kalkan feribotların yanaştığı ilk durak olan bu merkez, Thassos adası keşfi için harika bir başlangıç noktası. Limenas’ın sokakları capcanlı bir atmosfere sahip. Çarşısında gezinirken yöresel ürünler satan şirin dükkanlara uğrayabilir, özellikle adaya özgü çam balı ve meşhur “Throumba” zeytinlerini satın alabilirsin. Dilersen deniz kenarında sıralanan mekanlarda adanın taze lezzetlerini tadabilirsin.
Limenas konaklama açısından oldukça zengin seçenekler barındırıyor. Yürüyerek gezebildiğin bu merkez adada aracın olmasa bile rahatça dolaşabileceğin tek nokta. Thassos’ta toplu taşıma kullanmayı planlıyorsan da Limenas’ta konaklamak iyi bir seçenek olabilir.
Bölge sadece hareketli yaşamıyla değil, tarihi zenginliğiyle de dikkat çekiyor. Yürüyüş mesafesinde bulunan Antik Agora, Antik Tiyatro ve Akropolis gibi arkeolojik alanları gezerek adanın geçmişine doğru büyüleyici bir yolculuğa çıkabilirsin. Thassos Arkeoloji Müzesi de bu bölgede yer alıyor.

Marble Beach (Saliara Plajı)
Sosyal medyada Thassos’u arattığında karşına muhtemelen ilk çıkan yer Maldivler’i andıran Marble Beach (Saliara Plajı). Bembeyaz mermer çakılların turkuaz sularla buluştuğu bu eşsiz plaj adanın en ünlü noktalarından. Bu büyüleyici görüntünün sırrıysa aslında yakınlardaki bir mermer ocağından dökülen taşlarla meydana gelen yapay bir plaj olması.
Buraya gelmeden önce bilmen gereken birkaç pratik detay işini kolaylaştırabilir. Eğer yer kapma telaşına düşmeden denizin o en berrak, cam gibi halini yakalamak istiyorsan güne erken başlamanı ve sabah saatlerinde orada olmanı öneririz. Yüksek sezonda plaj öğleden sonraları oldukça kalabalıklaşabiliyor ve bu yoğunluk suyun ilk anki temizliğini bir miktar etkileyebiliyor. Suyun masmavi rengi seni hemen içine çekse de dikkatli olmanda fayda var, deniz burada oldukça hızlı derinleşiyor. Bu nedenle özellikle çocuklarla geliyorsan gözünü onlardan ayırmaman önemli.
Plaja giden yolun biraz tozlu ve engebeli olduğunu da hatırlatalım. Özellikle Panagia Köyü üzerinden gelmeyi planlıyorsan yol seni biraz zorlayabilir. Bu nedenle altı alçak bir aracın varsa vadi yolunu tercih etmek çok daha güvenli bir seçim. “Elimde havluyla uğraşmayayım.” dersen içeride belirli bir harcama limiti veya kiralama bedeli karşılığında şemsiye ve şezlong hizmeti alabileceğin bir işletme mevcut.

Giola Lagünü
Şimdi eşsiz bir doğal havuza, Giola’ya doğru yola çıkıyoruz. “Afrodit’in Gözyaşı” adıyla da anılan bu lagün, masmavi sularıyla görenleri kendine hayran bırakıyor. Denizden sadece ince bir kaya duvarıyla ayrılan bu oluşum, dalgalar yükseldiğinde taze suyla dolarak kendini yeniliyor. Sen de etraftaki kayalıklardan bu doğal havuza atlayarak serinleyen ziyaretçilerin coşkusuna ortak olabilirsin.
Yüksek sezonda su kalabalıktan dolayı bulanıklaşabiliyor, bu nedenle burayı sezon başında ya da sabahın erken saatlerinde rotana eklersen daha iyi olur. Giola’ya ulaşmak için aracını yukarıdaki otoparka bırakıp yaklaşık 300-400 metrelik yokuş aşağı inen toprak bir patikayı yürümen gerekiyor. Ayağına mutlaka kaymayan bir ayakkabı giymeni tavsiye ederiz zira kayalar son derece kaygan olabiliyor. Dolayısıyla bu yolun yaşlılar ve küçük çocuklar için çok da uygun olduğunu söyleyemeyiz. Otopark ücretiyse 2026 yılı itibarıyla 4 euro.

Aliki Plajı
Adanın güneyine doğru ilerlediğinde seni tarihi kalıntıların gölgesinde saklanan romantik Aliki Plajı karşılayacak. Sakinliği ve cam gibi berrak deniziyle bilinen bu plaj oldukça popüler. Koyun bir tarafı tamamen kumsalken diğer tarafı antik mermer ocaklarının sular altında kalmış kalıntılarıyla dolu.
Küçük bir koy olduğu için yüksek sezonda plajda yer bulmak epey zorlaşıyor. Erkenden giderek kumsalın arkasına sıralanmış geleneksel tavernalardan birine yerleşebilirsin. Bu tavernalarda tadacağın taze ahtapot ızgara ve kabak çiçeği dolması tatilinin unutulmazları arasına girecek. Bu mekanlar şezlong ve şemsiye kullanımı için genellikle belirli bir minimum harcama limiti belirleyerek hizmet veriyor.
Yüzmeye kısa bir ara verdiğinde hemen yanı başındaki Aliki Arkeolojik Sit Alanı’nı da gezerek deniz keyfi ve kültürel keşfi aynı güne sığdırabilirsin.

Panagia Köyü
Yönümüzü yükseklere, İpsarion Dağı’nın serin ve yemyeşil yamaçlarına çeviriyoruz. Panagia; geleneksel mimarisini günümüze kadar koruyan, arduvaz çatılı taş evleri ve dar Arnavut kaldırımlı sokaklarıyla tam bir otantik dağ köyü.
Köyün sokaklarından akan buz gibi dağ suları, yerel halkın hala aktif olarak kullandığı su kanallarını dolduruyor. Köyün kalbi üç çeşmeli ağaçlıklı meydanda atıyor. Meydandaki çeşmeden akan buz gibi suyla elini yüzünü yıkamak yaz sıcağında insana ilaç gibi geliyor. Etrafı kafeler ve tavernalarla çevrili bu meydanda soluklanırken köyün en meşhur lezzeti olan kuzu veya oğlak çevirmeyi deneyebilirsin.

Theologos Köyü
Adanın tarihi açıdan en önemli yerleşim yerlerinden olan Theologos, Osmanlı döneminde adanın idari merkezi olarak kullanılmış. Bu zengin geçmiş köyün koruma altındaki Makedon mimarisine sahip heybetli taş konaklarında, dar sokaklarında ve eski su değirmenlerinde yaşamaya devam ediyor.
Eskiden korsan saldırılarından korunmak için denizden uzak, iç kesimlere kurulan bu köy, günümüzde adanın en lezzetli gastronomi durağı sayılıyor. Tıpkı Panagia gibi burası da oğlak çevirmesiyle nam salmış durumda. Köydeki otantik tavernalardan yükselen kokuları takip ederek bu lezzetin peşine düşebilirsin. Köyde bulunan Theologos Folklor Müzesi de gezmeye değer.
Not: Seyahatin ağustos ayına denk geliyorsa köy meydanında düzenlenen geleneksel Thassos düğünü canlandırmasına tanık olabilirsin.
Arhangelos Manastırı
Ege Denizi’nin uçsuz bucaksız maviliğine bakan ve sarp bir uçurumun kenarında yer alan, 18. yüzyıldan kalma Başmelek Mikâil (Arhangelos) Manastırı adanın en büyük ve ünlü dini yapısı. Burası aktif bir kadınlar manastırı yani rahibe manastırı. İçeri girerken omuzları ve dizleri kapatan mütevazı kıyafetler giyilmesi gerekiyor. Eğer uygun kıyafetin yoksa girişte temin edebilirsin.
Manastırın iç avlusuna girdiğin anda adanın o enerjik havası yerini derin bir sessizliğe ve huzura bırakıyor. Rahibelerin özenle baktığı rengarenk çiçeklerle bezeli bahçede yürürken Ege’nin sonsuz maviliğine karşı bir an durup dinlenmek ruhuna iyi gelecek. Manastırın konumu fotoğraf çekmek için de son derece etkileyici. Uçurumun kenarından Ege’ye açılan görüntü adanın en dramatik manzaralarından birini sunuyor.

Golden Beach
Adanın en uzun ve gözde plajlarından olan Golden Beach (Hrisi Ammoudia), altın rengi ince kumları ve sığ sularıyla özellikle çocuklu aileler için ideal ve güvenli bir seçenek. Skala Panagia ve Skala Potamia köyleri arasında devasa bir yay çizen bu plaj, rüzgar almadığı günlerde ziyaretçilerini çarşaf gibi bir denizle selamlıyor.
Plajın arkasında uzanan ve adeta küçük bir kasabayı andıran bölgedeyse çok sayıda otel, taverna, bar ve su sporu imkanları bulunuyor. Buradaki işletmelerin birçoğu yapacağın yiyecek veya içecek harcaması karşılığında şezlong ve şemsiyeleri ücretsiz kullanmana izin veriyor. Tüm gününü sıkılmadan geçirebileceğin, enerjisi yüksek bir nokta arıyorsan burası tam sana göre!
Paradise Beach
Adanın doğusunda yer alan Paradise Beach adeta tropik bir cennet. İnce beyaz kumları ve turkuaz rengi berrak sularıyla yemyeşil doğanın ortasında saklı kalmış bir yer. Rüzgarlı günlerde oluşan dalgalar nedeniyle sörf için de son derece uygun. Plajın hemen karşısındaki küçük ada manzarası fotoğraf çekmek için harika bir arka plan oluşturuyor.
Ana yoldan toprak bir yolla ulaşılan plajın çevresinde fazla tesis yok. Bu da onu daha doğal ve sakin bir seçenek yapıyor.

Potos
Gün batımının ardından sokakları dolup taşan Potos, güney kıyılarının enerjik duraklarından. Zengin konaklama seçenekleriyle tatilcilerin favorilerinden olan kasaba, sahil boyunca uzanan mekanlarıyla akşamları Thassos’un en hareketli noktalarından biri haline geliyor. Büyük tatil beldelerinin yorucu karmaşasından ziyade daha butik ve keyifli bir canlılık arayanlar için Potos mükemmel bir tercih.
Potos’tan hareketle adanın güneyindeki diğer plajlara ve köylere ulaşmak da oldukça kolay. Günübirlik keşifler için iyi bir yer.
Limenaria
Limenaria geniş kumsalları ve kordon boyu dizilmiş restoranlarıyla adanın ikinci büyük yerleşim yeri ve önemli bir turizm merkezi. Potos’a kıyasla daha geniş bir alana yayılan bu kasaba hareketli çarşısıyla dikkat çekici. Yeme içme ve konaklama alternatiflerinin bolluğu burayı konforlu bir tatil arayanlar için cazip kılıyor. Ayrıca konumu itibarıyla buradan Metalia Plajı gibi adanın diğer noktalarına ulaşım oldukça kolay.

La Scala Beach
La Scala Beach; Limenas’ın merkezine çok yakın, modern ve lüks bir plaj. Burası beyaz tüllerle süslenmiş locaları, konforlu şezlongları ve müzikleriyle Çeşme’deki veya Bodrum’daki plajları andırıyor. Özellikle gençlerin ve deniz kenarında konfor arayanların favorisi olan bu mekan yüksek sezonda oldukça kalabalıklaşıyor.
La Scala Beach’e giriş genellikle ücretsiz ancak şezlong ve localar için minimum harcama limiti uygulanıyor. Limenas’ta konaklıyorsan buraya yürüyerek bile ulaşabilirsin.
Psili Ammos Plajı
“İnce kum” anlamına gelen Psili Ammos, adından da anlaşılacağı üzere yumuşacık kumsalıyla bilinen, oldukça popüler bir plaj. Hareketli atmosferi ve plaj barından yükselen müzik sesleriyle özellikle genç ziyaretçilerin uğrak noktası. Berrak denizi ve altın rengi kumuysa unutulmaz bir yüzme deneyimi sunuyor.
Hafta sonları ve yüksek sezonda ciddi bir kalabalıkla karşılaşabileceğini hatırlatalım. Plajda bulunan tesislerde gününü geçirmek istersen şezlong kullanabilmek için belirli bir miktar harcama da yapman gerekiyor.

Makryammos Plajı
Aynı adı taşıyan lüks bir otel kompleksinde yer alan Makryammos, adanın en bakımlı ve düzenli koylarından. Otel misafiri olmayanlar giriş ücreti ödeyerek plajdan ve duş, tuvalet, restoran gibi tesis olanaklarından yararlanabiliyor. Girişin ücretli olması nedeniyle diğer halk plajlarına göre daha sakin ve tenha olabiliyor. İnce kumu ve sığ deniziyle çocuklu aileler için de uygun.
Aliki Arkeolojik Sit Alanı
Aliki Plajı’nın hemen yanındaki yarımadada konumlanan bu alan, adanın antik geçmişine açılan bir kapı. Antik Çağ’dan Roma dönemine kadar Thassos’un en önemli mermer ocaklarından biri buradaymış. Ziyaretin esnasında antik mermer ocağının kalıntılarını, tapınak ve bazilika harabelerini gezebilirsin. Deniz keyfini kültürel bir yürüyüşle birleştirmek istiyorsan Aliki tam da bunun için biçilmiş kaftan!
Thassos Arkeoloji Müzesi
Thassos Arkeoloji Müzesi; Limenas’ta Antik Agora’nın yanında yer alan, adanın zengin tarihini sergileyen en önemli müzelerden. Müzenin zengin koleksiyonu, neolitik çağlardan başlayıp Roma döneminin sonlarına kadar uzanan devasa bir zaman dilimini kapsıyor. Müzenin en dikkat çeken eserlerinden biriyse MÖ 6. yüzyıldan günümüze ulaşmayı başaran, kollarında bir koç taşıyan devasa Kouros Heykeli.
Thassos bölgesinin tarihine ilgi duyuyorsan bu müzeyi görmeden adadan ayrılmamanı tavsiye ederiz. Güncel olarak müzeyi salı günü hariç haftanın her günü 08.00-15.00 saatleri arasında 4 euro giriş ücreti ödeyerek ziyaret edebilirsin.
Not: Müzeyi Antik Agora’yla aynı gün ziyaret edersen adanın tarihini kronolojik bir sırayla kavraman çok daha kolaylaşır.
Antik Agora
Limenas’ta yer alan Antik Agora; Antik Thassos kentinin ticari, politik ve sosyal merkezi olan geniş bir açık hava arkeoloji alanı. MÖ 4. yüzyılda inşa edilen bu alanda bulunan tapınak kalıntıları, sunaklar, anıtsal binalar ve dükkanların temelleri arasında gezerken binlerce yıl önceki kent yaşamını gözünde canlandırabilirsin. Girişin ücretsiz olduğu bu alanın akşam ışıklandırması altındaki görünümü gerçekten çok etkileyici. Arkeoloji Müzesi’yle yan yana olduğu için ikisini tek ziyarette gezebilirsin.

Thassos Antik Tiyatrosu
Limenas’taki Akropolis tepesinde, denize hakim bir konumda yer alan bu antik tiyatro MÖ 5. yüzyıldan kalma. Antik tiyatronun zirvesine doğru kısa bir doğa yürüyüşü yaptığında tarihle ve Ege’ye açılan panoramik bir manzarayla buluşacaksın.
Thassos Antik Tiyatrosu, günümüzde hala yaz aylarında düzenlenen Thassos Festivali kapsamında çeşitli konser ve tiyatro gösterilerine ev sahipliği yapıyor. Antik bir sahnede canlı performans izlemek isteyenler için bu deneyim gerçekten unutulmaz.
Metalia Plajı
Limenaria yakınlarındaki bu plaj, sıradan bir plaj değil. Terk edilmiş bir metal madeni fabrikasının kalıntılarıyla çevrili, endüstriyel dokuya sahip ilginç bir yer. Denizi sığ, berrak ve ince kumlu olması sebebiyle özellikle çocuklu aileler için çok uygun. Denizinin berraklığı sayesindeyse şnorkelle yüzmeye de çok elverişli.
Eski fabrika kalıntılarının ve sanat enstalasyonlarının eşsiz ve sanatsal bir atmosfer kattığı bu plajı görmeden adadan dönmemeni öneririz.
Kazaviti Köyü
Şimdi adanın batısında, yemyeşil bir vadinin içinde yer alan ve iki mahalleden oluşan otantik bir dağ köyü Kazaviti’ye gidiyoruz. Özellikle Megalo Kazaviti’nin asırlık çınar ağaçlarıyla gölgelenen meydanı ve bu meydandaki geleneksel tavernaları çok meşhur. Bu tavernalar yerel yemekleri, özellikle kuzu ve oğlak etini denemek için adanın en iyi yerleri olarak gösteriliyor.
Kazaviti; taş evleri, ahşap balkonları ve sakin atmosferiyle sana zamanda yolculuk hissi yaşatacak. Ziyaretin yaz aylarına denk gelirse Kazavitiana Müzik ve Dans Festivali, seyahatine renk katmaya hazır!
Sotirelis Zeytinyağı Müzesi
Panagia Köyü’nde gezinirken burnuna çalınan mis gibi zeytin kokusunu takip ederek Sotirelis Zeytinyağı Müzesi’ne ulaşabilirsin. Adanın zeytinyağı üretim geleneğini yaşatan bu tarihi işletme, su gücüyle çalışan geleneksel bir zeytin değirmenine ev sahipliği yapıyor, üstelik bu yöntem hala kullanılıyor. Burada üretim sürecini yerinde görebilir, kendine ve sevdiklerine müzenin dükkanından yerel zeytinyağı ve zeytinden yapılmış çeşitli ürünler alabilirsin.
Thassos’un zeytinyağı bölgede yüzyıllardır süregelen bir üretim geleneğinin ürünü. Bu nedenle buradan alacağın bir şişe, adadan eve taşıyabileceğin en güzel hatıralardan biri olabilir.
Glifoneri Plajı
Huzurlu ve kalabalıktan uzak bir atmosfer arayanların gözdesi Glifoneri, küçük bir koyda ve çam ağaçlarının gölgesinde yer alan bir plaj. İnce kumu ve oldukça sığ denizi ile özellikle küçük çocuklu aileler için Thassos plajları arasında mükemmel ve güvenli bir alternatif oluşturuyor. Kumsalın hemen arkasındaysa lezzetli yemekleriyle tanınan bir taverna mevcut.

Pachis Plajı
Thassos’un kuzeybatı kıyılarında merkeze yaklaşık 7-10 kilometre mesafedeki Pachis Plajı, sana çam ağaçlarının gölgesinde konforlu bir plaj günü vadediyor. Uzun kumsalı, sığ denizi ve kristal berraklığındaki suları özellikle çocuklu aileler ve sakinlik arayan tatilciler için biçilmiş kaftan.
Sahil boyunca sıralanan keyifli tavernalar 2026 yılı itibarıyla genellikle belirli bir harcama limiti dahilinde şezlong ve şemsiye imkanı tanıyor. Elbette geniş kumsalın boş alanlarına kendi havlunu serip ağaçların gölgesinde özgürce vakit geçirmen de mümkün, sen nasıl istersen!
Porto Vathy Plajı
Marble Beach’e çok yakın konumdaki Porto Vathy, o meşhur plajın daha az bilinen ama harika bir alternatifi. Kumsal tıpkı Marble Beach gibi beyaz mermer tozuyla kaplı, buna bağlı olarak denizi de aynı büyüleyici renge sahip. Ama Porto Vathy genellikle daha geniş, sakin ve organize bir ortam sunuyor. Zeytin ağaçlarının altındaki dinlenme alanı ve rahat atmosferiyse konforlu bir gün geçirmek isteyenler için ideal.
Kastro Köyü
Yaklaşık 450 metre yükseklikteki Kastro, Thassos’un en eski yerleşim yeri. Adını 1403 yılında korsan saldırılarına karşı inşa edilen Ceneviz Kalesi’nin kalıntılarından alıyor. Bugün burada restore edilmiş birkaç taş ev ve 1804 yılında yapılmış olan Aziz Athanasios Kilisesi var.
Neredeyse terk edilmiş bir yer atmosferi taşıyan bu köy, dağların arasındaki konumuyla farklı ve otantik bir deneyim yaşatıyor. Adanın turistik kalabalığından sıyrılmak istersen Kastro’yu Thassos gezilecek yerler listene ekleyebilirsin.

Skala Marion
Ağlarını onaran balıkçıları ve taze deniz ürünleri kokularıyla geleneksel ruhunu hiç kaybetmeyen Skala Marion, Thassos’un batı kıyılarının en güzel duraklarından biri. Turistik kalabalıklardan uzak ve sakin bir akşam yemeği yemek istersen limanın etrafına ve sahil kenarına dizilmiş küçük tavernalarda adanın taze deniz ürünlerini tadabilirsin.
Bu şirin balıkçı köyünde gün batımı eşliğinde yiyeceğin bu lezzetler, Thassos gezinin en güzel hatıralarını süslemeye aday!
Atspas Plajı
Skala Marion yakınlarında, adanın güneybatısında küçük ve korunaklı bir koy olan Atspas, altın rengi kumu ve sığ deniziyle öne çıkan küçük bir plaj. Özellikle çocuklu ailelerin ve sakin bir yüzme deneyimi arayanların rahatça vakit geçirebileceği güvenli bir ortam sunuyor. Plajda bulunan işletmeden belli bir ücret karşılığında şezlong ve şemsiye kiralamak mümkün.
Potamia Köyü
Maviye doyduysan yemyeşil bir dağ köyü olan Potamia’da biraz soluklanabilirsin. Burası adanın en yüksek zirvesi olan İpsarion Dağı’nın eteklerinde, Panagia’ya yakın bir konumda yer alıyor. Potamia’nın Yunanca kelime anlamı nehirler demek. Bol su kaynaklarıyla bereketli bir doğaya sahip olan bu köy, aynı zamanda adada doğmuş heykeltıraş Polygnotos Vagis’in eserlerinin sergilendiği müzeye de ev sahipliği yapıyor.
Potamia, İpsarion Dağı’na tırmanmak için popüler bir başlangıç noktası. Zirveye uzanan patika, adanın en güzel doğa yürüyüşü alanlarından birini sunuyor. Yürüyüşe çıkmadan önce yanına bol su ve sağlam bir çift yürüyüş ayakkabısı almayı unutma.

Theologos Folklor Müzesi
Theologos köyünün merkezindeki tarihi Hatzigeorgis Konağı’nda yer alan bu müze, Thassos’un köy yaşamını belgeleyen küçük ama değerli bir kültür noktası. Müzede geleneksel Thassos köy yaşamını yansıtan kıyafetler, ev eşyası ve tarım aletleri gibi objeler sergileniyor. Pek çok eşya aracılığıyla adalıların geçmişteki gündelik yaşamı ve kültürü hakkında bilgi edinme fırsatı bulabilirsin. Ayrıca müzenin bulunduğu konak da tarihi bir yapı olarak görülmeye değer.
Thassos Akropolü
Antik kentin en önemli dini ve savunma merkezini keşfetmeye hazır mısın? Adanın en tepe noktasında konumlanan Thassos Akropolü, kısa bir yürüyüşle çıkabileceğin zirvesinde seni Athena ve Pan gibi tanrılara adanmış tapınak kalıntılarıyla karşılıyor. Antik tiyatro da bu bölgenin bir parçası.
Ancak buranın asıl büyüsü kalıntılarda değil, sunduğu manzarada saklı. Yukarıdan Limenas’a, limana ve Ege Denizi’ne açılan panoramik manzarayı kesinlikle görmelisin. Burayı yaz aylarında ziyaret edeceksen yanına mutlaka su almanı ve güneşin en tepede olmadığı saatleri tercih etmeni öneririz.
Ege’nin kalbinde, tarihin ve doğanın kucağında geçireceğin bu masalsı yolculuğa artık tamamen hazırsın. Hayalindeki rotayı oluştururken konforundan ödün vermemek için uygun konaklama seçeneklerini sunan Thassos otelleri sayfasını inceleyebilir, adanın ruhunu yansıtan tesislerde yerini şimdiden ayırtabilirsin. Eğer bu seyahat planını bir adım öteye taşımak ve diğer adaları da rotana eklemek istersen kapı vizeli Yunan Adaları hakkında her şey adlı rehberimiz sana yol gösterebilir.
Ulaşım ve konaklama planlarını da yaptıysan turkuaz sularla çevrili bu zümrüt yeşili adada unutulmaz anılar biriktirmeye hemen başlayabilirsin. Şimdiden yüzünde kocaman bir tebessümle döneceğin, bol kahkahalı ve rüya gibi bir tatil dileriz. İyi yolculuklar!