Koyu Mod Açık Mod
Koyu Mod Açık Mod

Brüksel’de Gezilecek Yerler

Avrupa’nın kalbi, tarihin ve modernizmin eşsiz bir uyumla buluştuğu büyüleyici bir başkent: Brüksel! Burası Gotik mimarinin ihtişamından Art Nouveau’nun zarafetine, dünya çapında ün salmış Belçika çikolatalarından rengârenk çizgi roman sokaklarına kadar her köşesiyle seni şaşırtmaya hazır bir şehir. Hem Belçika’nın hem Avrupa Birliği’nin başkentliğini üstlenen Brüksel, Batı Avrupa’nın en güzel şehirlerinden…

“Brüksel kaç günde gezilir?” diye merak ediyorsan bu sürenin görmek istediğin yerlere göre değişiklik gösterdiğini söyleyelim. İstersen senin için Brüksel’de yaşamın nasıl olduğunu, mutlaka görülmesi gereken yerleri kapsamlı bir şekilde anlattığımız bu yazıyı okuyarak gideceğin noktaları belirleyebilirsin. Birkaç günlük kısa bir seyahat veya tüm şehri ayrıntılı keşfedebileceğin bir gezi planlamak istiyorsan bu rehber işini fazlasıyla kolaylaştıracak! Hazırsan gel, Brüksel’de gezilecek yerleri incelemeye başlıyoruz.

İçindekiler

Grand Place

İlk durağımız Grand Place. Brüksel denildiğinde herkesin aklına bu meydan geliyor desek abartmış olmayız. Hatta o kadar ki ünlü yazar Victor Hugo bile Grand Place’i dünyanın en güzel meydanı olarak tanımlamış. Barok ve Gotik mimarinin ihtişamını yansıtan Belediye Binası, Kral’ın Evi gibi simge yapılarla çevrili meydan, 1998’den beri UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor.

Büyük Meydan, şehrin Noel Pazarları ve Flower Carpet (Çiçek Halısı) gibi önemli etkinliklerine ev sahipliği yapıyor. Brüksel’e gideceksen iki yılda bir ağustos ayında düzenlenen çiçek festivalini mutlaka görmeni öneririz. V. Charles’ın gelişinin yıl dönümünde düzenlenen görkemli Ommegang törenini de atlamamak gerek. Meydan; Manneken Pis, Belçika Bira İmalatçıları Müzesi gibi şehrin diğer simge yapılarına da oldukça yakın.

Kısacası Grand Place her anlamda listenin başına oturması gereken eşsiz bir lokasyon. Karar senin!

Manneken Pis

Belçika, Brüksel sokaklarını gezerken meşhur Manneken Pis heykelini görmeye hazır ol! Kültürel bir espriye dönüşen bu heykel şehrin simgesi hâline gelmiş.

Heykelin kökeni kesin olarak bilinmese de birçok efsane mevcut. Bu efsanelerden en meşhuruysa şöyle: Şehri yakmak isteyen düşmanlar tarafından yerleştirilen bombayı fark eden bir çocuk fitilin üzerine işer ve ateşin sönmesini sağlar. Böylece çocuk kahraman ilan edilir ve heykel şehirdeki yerini alır.

Bu heykel önemli günlerde çeşitli kostümlerle süsleniyor. Öyle ki heykelin gardırobunda bulunan kostümlerin 1.000’den fazla olduğu söyleniyor. Kostümleri görmek istersen Brüksel Şehir Müzesi’ni ziyaret edebilirsin. Bazı etkinliklerde heykelden bira akıtıldığına bile şahit olabilirsin. Ne kadar ilginç bir gelenek değil mi?

Atomium

1958’de André ve Jean Polak kardeşlerle mühendis André Waterkeyn iş birliğiyle fütüristik tarzda tasarlanan yapı, demir kristalinin 165 milyar kez büyütülmüş hâlinin bir temsili. Mimari bir yapı olmanın ötesinde kültür ve sanat merkezi olarak yüz binlerce kişinin ziyaret ettiği Atomium’a gitmeye karar verirsen seni eşsiz bir Brüksel manzarasının beklediğini de bilmelisin.

Atomium sabah 10.00’da kapılarını açıyor ve akşam 18.00’e kadar ziyaret edilebiliyor. Genellikle kapanış saatleri aynı olsa da bazı dönemlerde daha erken kapanabiliyor. Ziyaret etmeden önce giriş saatlerini kontrol etmende fayda var.

Müzenin 2025 yılı giriş ücretleri yetişkinler için 16 euro, gençler için 8,50 euro, 65 yaş üstü kişiler için 14 euro, engelli bireyler içinse 8,50 euro.

Aziz Michael ve Aziz Gudula Katedrali

“Brüksel’de ne yapılır?” diye düşünüyorsan seni şehrin büyüleyici yapılarından birine götürelim. Burası Brüksel’in âdeta tarihî ve manevi merkezi konumunda. Aziz Michael ve Aziz Gudula’ya adanan yapı bir Katolik katedrali. Gotik tarzın izlerini taşıyan katedralin tarihi yüzlerce yıl öncesine, 11. yüzyıla kadar uzanıyor.

Yapının içerisinde kutsal nesnelerin sergilendiği hazine koleksiyonu, eski romanesk kalıntılar, 11. yüzyıldan kalma kripta bulunuyor. Vitray pencereleri ve barok minberi de kesinlikle görülmeye değer. Bu katedralde Belçika Kraliyet Ailesi’nin düğün ve cenaze törenleri yapılabiliyor. Belki de Brüksel ziyaretin bu törenlerden birine denk gelebilir, kim bilir!

Belçika Kraliyet Güzel Sanatlar Müzesi

Brüksel bölgesinde yapılacaklar listemizde şimdiki durağımız Batı sanatının yaklaşık 7 asırlık bir koleksiyonunu barındıran muhteşem bir sanat kompleksi: Belçika Kraliyet Güzel Sanatlar Müzesi. Burada heykellerden resimlere kadar 20.000 civarında eser bulunuyor. Pieter Bruegel, René Magritte, Peter Paul Rubens gibi meşhur sanatçıların şaheserlerini görmek istersen rotanı buraya çevirebilirsin.

Müze Old Masters ve Fin-de-Siecle gibi farklı bölümlerden oluşuyor. Eski Ustalar Müzesi 15-18. yüzyıl aralığını kapsarken Fin-de-Siecle Müzesi başta Art Nouveau akımının seçkileri olmak üzere 19. yüzyıl sonuna ait koleksiyonları bulunduruyor.

Küçük Bir Hatırlatma: Fin-de-Siecle Müzesi geçici olarak kapalı olabilir. Bu nedenle ziyaret etmeden önce kontrol etmende fayda var.

Müzenin kombine bilet imkânı sayesinde müze bölümlerinin her birini gezebilirsin. Müzeler genellikle salı-cuma arası saat 10.00-17.00, hafta sonu 11.00-18.00 saatlerinde ziyarete açık. Bunun dışında pazartesi günleri dâhil olmak üzere 1 Ocak, 1 Mayıs, 25 Aralık gibi yılın bazı günlerinde kapalı.

2025 yılı için müzelere girişte ödenmesi gereken ücret yetişkinler için 10 euro, öğrenciler için 3 euro. Kombine biletlerse 15 euro.

Galeries Royales Saint-Hubert

Brüksel tatilinin en güzel yanı Avrupa’nın en eski alışveriş galerilerinden birine yani Galeries Royales Saint-Hubert’a gitmek olabilir. Yapım tarihi 1847’ye dayanan ve üç ana bölümden oluşan pasajın cam tavanı oldukça etkileyici.

Burada sergiler, sanatsal etkinlikler ve birbirinden eğlenceli kurslar seni bekliyor. Galerinin içindeki Cinema Les Galeries’te gişe rekortmeni filmleri izleyebilir, Theatre Royal des Galeries’te sahnelenen tiyatro gösterileriyle sanata doyabilirsin. Aynı zamanda zengin çeşitliliğiyle damakları şenlendiren restoranlarda ve kafelerde gastronomik bir deneyime ortak olabilirsin.

Brüksel Belediye Binası (Hôtel de Ville)

Grand Place’in en ihtişamlı yapısı Brüksel Belediye Binası, Gotik mimarisi ve barok esintileriyle âdeta göz kamaştırıyor. Yapının kökeni çok eskilere, 1400’lü senelere dayanıyor. 96 metre yüksekliğindeki kulesine çıktığında Brüksel’in eşsiz panoramik manzarasıyla karşılaşacaksın. Rehberli turlar eşliğinde gezilebilen tarihî yapı, Brüksel Kraliyet Ailesi’nin özel günlerinde ve resmî törenlerde kullanılmaya devam ediyor.

Mini Europe

Brüksel gezi rehberimizde yeni durağımız: Mini Europe. Burası öyle bir yer ki tüm Avrupa’yı tek çatı altında keşfetmeni sağlıyor. Eyfel Kulesi’nden Santiago de Compostela Katedrali’ne 350’den fazla yapının 1/25 ölçekli şekilde sergilendiği Mini Europe hem eğlenceli hem eğitici bir gezi rotası.

Parkın yanardağ patlaması canlandırması gibi interaktif bölümleri ve çocuklar için labirentleri bulunuyor. Yani burada ister tek başına ister sevdiklerinle çok keyifli vakit geçirmen mümkün!

Bu eşsiz yeri yakından görmek istersen ziyaret saatlerini bir yere not etsen iyi olur. 2025 yılı itibarıyla genellikle 09.30 gibi kapılar açılıyor, dönemsel olarak son giriş saati 18.00-19.00 saatleri arasında değişiyor. 24 Aralık ve 31 Aralık tarihlerindeyse 10.00-17.00 arasında giriş yapmak mümkün.

Giriş ücretleri, biletlerin çevrim içi ya da gişeden satın alınmasına göre değişiklik gösteriyor. 2025 yılı için yetişkin biletleri 20,40 ile 23,50 euro, çocuk biletleri ise 14,50 ile 16,80 euro olarak belirtilmiş.

Parlamentarium

Belçika, Brüksel’deki politika dünyasını merak ediyorsan tam sana göre bir yer var: Parlamentarium. Burası yılda ortalama 1,5 milyon kişi tarafından ziyaret edilen Avrupa’nın en meşhur ve en büyük parlamenter ziyaretçi merkezi.

60-90 dakikalık etkileşimli ve eğitici turların düzenlendiği Parlamentarium’da 24 resmî dil seçeneği sunuluyor. Düzenlenen turlarla Avrupa Birliği’nin işleyişini, kıtanın entegrasyon sürecini ve Avrupa Parlamentosu’nun bugünkü zorluklarla nasıl başa çıktığını öğrenebilirsin. Buraya giriş ücretsiz ancak ziyaret etmeden önce rezervasyon yaptırman gerekiyor.

Müzik Enstrümanları Müzesi (MIM/Old England Binası)

Şehrin en çok dikkat çeken müzelerinden olan Müzik Enstrümanları Müzesi, dünyaca ünlü müzik enstrümanlarından oluşan zengin koleksiyonuyla sanatseverler için tıpkı bir hazine niteliğinde. Old England binasında kurulan müze, Art Nouveau mimari tarzıyla dikkat çekiyor. Müzede sergilenen 8.000 müzik aleti yüzlerce yıllık bir müzik mirasını ziyaretçilerin gözleri önüne seriyor.

Müzeyi gezmek için plan yaptıysan pazartesi gününü listeden silebilirsin. Çünkü müze sadece salıdan pazar gününe kadar açık. Giriş saatleri hafta içi 09.30, hafta sonu 10.00 olarak belirlenmiş. Son giriş saatiyse 17.00. Ziyaret saatlerinin özel günlerde değişebileceğini de hesaba katmanı tavsiye ederiz.

2025 yılında müze ücretleri yetişkinler için 15 euro, 65 yaş üzeri için 13 euro, öğrenciler içinse 8 euro. 0-18 yaş arası bireylerle engelli bireyler müzeye ücretsiz giriş yapabiliyor.

Belçika Çizgi Roman Müzesi

Belçika’nın en eğlenceli müzesini göreceğini söylesek ne dersin? Burada Belçika çizgi romanının geçmişten günümüze uzanan inanılmaz öyküsü seni bekliyor. Müze, Victor Horta’nın imzasını taşıyan Art Nouveau tarzdaki bir binanın içerisinde bulunuyor. Kalıcı ve geçici sergilerden oluşan müzenin koleksiyonunda çizgi romanların hiç yayınlanmamış orijinal çizimlerinden dünyaya nam salmış çizgi roman karakterlerinin nasıl doğduğuna dair ilgi çekici hikâyelerine kadar pek çok detayı görebilirsin.

Müzeyi salıdan pazara kadar 10.00-18.00 saatleri arasında ziyaret edebilirsin. Ancak aklında bulunsun, müze 25 Aralık ile 1 Ocak tarihlerinde ziyarete kapalı. Eğer planın 24-31 Aralık tarihlerine denk geliyorsa kapanış saatlerinin daha erken olduğunu da belirtelim.

Belçika Çizgi Roman Müzesi’nin 2025 yılındaki giriş ücretleri de şu şekilde: Yetişkin 14 euro, 12-25 yaş arası ve 65 yaş üstü 11 euro, 6-11 yaş arası 6 euro.

Sablon Meryem Ana Kilisesi (Notre Dame du Sablon)

15. yüzyıl Brüksel’ine ait olan Sablon Meryem Ana Kilisesi namıdiğer Notre Dame du Sablon Kilisesi, Gotik mimarisiyle şehrin en ihtişamlı yapılarından. Buranın en dikkat çeken yanı yüksek vitray pencereleri ve ince işçilikle tasarlanan muhteşem sütunları. Aynı zamanda kilisenin pencerelerinde ogival kemerlerini görmek de mümkün.

Brüksel’in aristokratları tarafından uzun süre dinî törenler ve çeşitli etkinlikler için kullanılan kilise günümüzde huzurlu atmosferiyle kesinlikle görülmeye değer!

Brüksel Şehir Müzesi (Maison du Roi/Kral’ın Evi)

Brüksel’e geldiğinde mutlaka ziyaret etmen gereken mekânlardan bir tanesindeyiz: Brüksel Şehir Müzesi. İçeri girmeden önce müzeye ev sahipliği yapan ve tarihi 19. yüzyıla dayanan eşsiz Neogotik binaya bir göz atmanı öneririz. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan bina, yaklaşık 39 metre yüksekliğinde.

Müzede sayısız eser sergilenirken bunlar arasında belki de en dikkat çekenlerden biri Manneken Pis heykelinin orijinali olabilir. Bunun yanı sıra halılardan porselenlere, resimlerden arkeolojik objelere kadar birçok eser Brüksel’in tarihine ışık tutmak amacıyla müzenin en değerli koleksiyonlarını oluşturuyor.

Brüksel Şehir Müzesi’ni listene eklediysen senin için birkaç bilgi verelim. Müze pazartesi hariç her gün 10.00-17.00 saatleri arasında ziyaret edilebiliyor. Bazı tarihlerde kapalı olabilir, bu nedenle gitmeden önce ziyaret günlerini kontrol etmende fayda var.

2025 yılı itibarıyla yetişkinler için 10 euro, 65 yaş üstü için 7 euro, öğrenci ve öğretmenler için 5 euro giriş ücreti talep ediliyor.

Brüksel Kraliyet Sarayı

18. yüzyılın ortalarında yaşanan bir yangından sonra yok olan Brabant Dükleri Sarayı’nın yerine 1820 yılında inşa edilmeye başlanan Brüksel Kraliyet Sarayı, Brüksel Kraliyet Ailesi’nin resmî konutu ve çalışma alanı olarak kullanılıyor. Neoklasik tarzda tasarlanan bina, görkemli iç bölümleriyle şehrin en çok ziyaretçi ağırlayan mekânlarından.

Daha çok temmuz-ağustos aylarında ücretsiz olarak halka açılan sarayın Empire Salonu, Taht Odası, Büyük Galeri ve Ayna Odası gibi bölümlerinde gösterişli dekoratif parçalar, eşsiz kabartmalar ve sanat eserleri sergileniyor. Sarayı ziyaret etmeye karar verirsen Parc de Bruxelles gibi parkları ve yapının önündeki büyük meydanı da gezi planına eklemeyi unutma deriz!

Mont des Arts

Brüksel’in tarihî merkezinde bulunan Mont des Arts için şehrin en ikonik mekânı desek hiç de abartmış olmayız. Burası sanatseverler ve fotoğrafçılar için âdeta bir vaha gibi. Bahçenin adı Sanat Dağı ya da Sanat Tepesi olarak geçiyor ve adının hakkını tam anlamıyla veriyor. Kraliyet Sarayı ile Grand Place arasında konumlanan kompleks, 20. yüzyılın başına tarihleniyor.

Kompleks KBR yani eski Kraliyet Kütüphanesi, alışveriş ve ofis galerileri, cam küpü, Square Kongre Merkezi ve I. Albert heykeli gibi birçok kültürel alana ev sahipliği yapıyor. Ortasında birbirinden muhteşem çiçeklerle dolu kocaman bir bahçe yer alıyor ki bu bahçede kısa bir yürüyüş yapmak bile keyfine keyif katabilir. Yönünü bahçeden merdivenlere doğru çevirirsen yukarıda dillere destan bir Brüksel manzarasıyla karşılaşabilirsin.

Nefes kesici manzaranın tadını çıkarmak için gün batımı saatlerini değerlendirebilirsin. Pembe ve turuncu renklerinin oluşturduğu muazzam kontrastla kendini bir tuvalin içinde hissetmen olası.

Magritte Müzesi

Belçika Kraliyet Güzel Sanatlar Müzeleri’nin bir parçası olan Magritte Müzesi dünyaca ünlü sürrealist sanatçı René Magritte’e ait eserlere ev sahipliği yapıyor. 230’dan fazla eserlik geniş koleksiyonuyla sanatseverleri kendine çeken müzede çizimlerden heykellere, reklam afişlerinden filmlere kadar önemli parçalar bulunuyor.

Müze gezini tamamlamadan önce Magritte Shop’a uğrayarak seyahatini hatırlatacak hediyelik eşyalar alabilirsin.

Salı-cuma arası 10.00-17.00 saatleri arasında, hafta sonlarıysa 11.00-18.00 saatlerinde açık olan müzeyi belli bir ücret karşılığında gezebilirsin. 2025 yılı itibarıyla yetişkinler için 10 euro, öğrenciler ve engelli bireyler için 3 euro, 65 yaş üstü için 8 euro giriş ücreti bulunuyor.

Cinquantenaire Parkı

19. yüzyılın sonlarına doğru Belçika’nın bağımsızlığını kazanmasının anısına yaptırılan Cinquantenaire Parkı; Autoworld, Sanat ve Tarih Müzesi, Kraliyet Askerî Müzesi gibi önemli yapılara bağlantı oluşturuyor. Yürüyüş, konser ve festival gibi etkinliklere ev sahipliği yapan parkta heykellerden anıtlara kadar pek çok önemli yapıt bulunuyor. En önemli yapıtlardan biriyse üç kemerli Zafer Takı.

Horta Müzesi

Adını Belçikalı mimar Victor Horta’dan alan müze, Art Nouveau mimarisini her açıdan temsil eden önemli bir yapı. 1898-1901 tarihlerinde inşa ettirilen, aslında mimar Horta tarafından konut ve çalışma alanı olarak kullanılan müze, günümüzde çizimlerin, objelerin, mimari tasarım planlarının sergilendiği bir yer. İç mekândaki orijinal mobilyaları ve vitraylarıyla göz dolduran müze, UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne de girmiş.

Pazartesi günleri kapalı olan müze hafta içi 14.00-17.30 saatleri arasında, hafta sonu ise 11.00-17.30 saatleri arasında gezilebiliyor. Müzeye giriş için genellikle rezervasyon yaptırmak gerekiyor. Çoğu zaman giriş ücreti talep edilse de şehirde kullanılan Museum Pass sahipleri içeri ücretsiz girebiliyor.

Müzeyi gezmek için farklı bilet seçenekleri mevcut. Eğer yetişkin bileti alacaksan ödemen gereken tutar 2025 yılında 14 euro. Bunun yanı sıra 30 yaş altı öğrenciler için giriş 6 euro, gençler ve engelli bireyler için 3,50 euro.

Cantillon Bira Fabrikası ve Müzesi

Butik bir bira fabrikasına gitmeye ne dersin? Burası Brüksel’deki geleneksel Belçika biralarının üretim aşamalarının gerçekleştiği, 1900’lü yıllardan beri aktif kullanılan ve bugün yaşayan bir müze hâline gelen bir işletme aslında. Bu fabrikada biranın nasıl yapıldığına yakından tanıklık edebilirsin.

Fabrika ve müze çarşamba günü hariç hafta içi saat 10.00-16.00 saatleri arasında rezervasyonsuz ziyaret edilebiliyor. Cumartesi günüyse yalnızca rezervasyonlu girişler kabul ediliyor.

Giriş ücretleriyse şu şekilde: Hafta içi kişi başı 9 euro, cumartesi kişi başı 13 euro.

Place du Grand Sablon (Antikacılar ve Çikolatacılar Meydanı)

Antikacılar, çikolata dükkânları ve sıcacık bir atmosfer: Place du Grand Sablon. Burası Brüksel’deki en eski pazarın da içerisinde bulunduğu ünlü bir meydan. Neredeyse 60-70 yıllık bir geçmişi olan pazarda seramiklerden tablolara, gümüş eşyalardan mücevherlere kadar sayısız antika ürünü bulabilirsin.

Cumartesi 09.00-17.00 ve pazar 09.00-15.00 saatleri arasında kurulan antikacılar pazarını ziyaret edebilir, Belçika’nın dünyaya nam salan lezzetli çikolatalarının satıldığı çikolatacılara uğrayabilirsin.

Jeanneke Pis

Ne kadar küçük olsa da Brüksel için simgesel bakımdan son derece güçlü bir heykel daha: Jeanneke Pis. Manneken Pis’e çok benziyor ama arada bir fark var. Bu seferki heykel erkek değil, bir kız çocuğu.

1985’te yaptırılan heykel, Denis-Adrien Debouvrie’nin imzasını taşıyor. Heykelin yapılma amacı hem bulunduğu sokağı daha işlek hâle getirmek hem kadın-erkek eşitliğini yeniden gündeme getirmek.

Bourse (Eski Borsa Binası)

Eski Borsa Binası olarak da tanınan yapı, dünyada bulunan modern borsa binaları arasında ismini ilk sıralara yazdırıyor. 1868 yılında inşa edilmeye başlanan binanın yapımı 1873’te tamamlanmış ve Bourse Sarayı olarak isimlendirilmiş.

Yapının Neorönesans ile İkinci İmparatorluk tarzlarının birleşmesiyle ortaya çıkan mimari tasarımı oldukça ilgi çekici. Ne kadar finansal bir merkez olarak inşa edilmiş olsa da burası aslında bir müze gibi. Özellikle yapının içinde yer alan, Belçika’nın bira kültürü hakkında bilgi veren Belgian Beer World müzesi görülmeye değer.

Coudenberg Sarayı

Başta burayı sadece taşlarla örülü basit bir yapı gibi görebilirsin ama aslında çok daha fazlası var. Geçmişte, 12. ve 18. yüzyıllar arasında çok güçlü hanedanlar burada yaşamış ancak ne yazık ki izleri bugüne ulaşmayı başaramamış. 1731 yılında büyük bir yangın yaşanmış. Günümüzde yapılan arkeolojik çalışmalar sonucu ortaya çıkan kalıntılar ziyaret edilebiliyor.

Saray kalıntılarını gezmek istiyorsan ziyaret saatleri şu şekilde belirlenmiş: Salı-cuma arası 09.30-17.00 arası, hafta sonu 10.00-18.00 arası.

2025 yılı giriş ücretleri; standart 10 euro, 18-25 yaş arası ve engelli bireyler 5 euro, 65 yaş üzeri için 8 euro. Eğer sarayla BELvue Müzesi gezini birleştireceksen standart bilet 18 euro, 18-25 yaş arası ve engelli bireyler için 8 euro, 65 yaş üzeri bireyler içinse 14 euro.

Parc de Bruxelles (Warandepark)

Brüksel’de halka açılan en eski parkı görmek ister misin? Cevabın “Evet!” ise sıradaki durağımız Parc de Bruxelles. Geçmişte Kraliyet Parkı olarak isimlendirilen park, Parlamento ile Kraliyet Sarayı arasında konumlanıyor.

Guimard isimli mimar ile Zinner isimli bahçıvan tarafından tasarlanan park, neoklasik tarzın izlerini taşıyor. Brüksel halkı tarafından doğal bir alan olarak sıkça ziyaret ediliyor. Parka girdiğinde pek çok heykel göreceksin. Özellikle Kral I. Leopold’un bronz heykeli görmeden dönmemen gerekenlerden. Vauxhall, Kiosk Radio, Théâtre Royal du Parc gibi alanlarsa parkın en ilgi çeken yerlerinden bazıları.

Girişlerinin ücretsiz olduğu park alanı 24 saat boyunca halka açık.

BOZAR (Güzel Sanatlar Sarayı)

Brüksel’in kültürel noktalarını tanımaya devam ediyoruz. Victor Horta’nın tasarladığı binada bulunan BOZAR, birçok sanatsal etkinliğin ana merkezi konumunda. Öyle ki sergilerden konserlere kadar sayısız uluslararası program burada gerçekleşiyor.

1928 yılından beri prestijli sanat etkinliklerinin merkezi olan BOZAR, Brüksel’in kültürel yaşamında önemli bir yere sahip!

Place du Petit Sablon (Heykelli Park)

Eglise Notre-Dame des Victoires au Sablon’un karşısında âdeta bir açık hava müzesini andıran bir park var: Place du Petit Sablon. Burası Brüksel loncalarını simgeleyen 48 bronz heykeliyle ünlü. Üstelik bunlarla da sınırlı değil. Parkın arka tarafına doğru gittiğinde 16. yüzyılda Egmont ve Hornes isimli kontların anısına yaptırılan çeşme heykelini göreceksin.

Parkın karşısında bulunan, Gotik mimarisiyle dikkat çeken Eglise Notre-Dame des Victoires au Sablon mutlaka ziyaret edilmeli.

Place du Jeu de Balle (Marolles Bit Pazarı)

Sıra Brüksel’in en ünlü bit pazarına geldi: Place du Jeu de Balle. 1873 yılında Marolles semtinde kurulan pazar, ismini meydanda oynanan top oyunlarından alıyor. Retro parçalar, antika eşya ve vintage giysiler ilgini çekiyorsa buraya kesinlikle bir şans ver deriz. Saat 08.00 itibarıyla açılan pazar hafta içi 14.00’e, hafta sonu 15.00’e kadar açık.

Adalet Sarayı

Brüksel Adalet Sarayı’na uzaktan baktığında bile ne kadar büyük olduğunu anlayabilirsin. Bu çok doğal çünkü burası devasa görüntüsünün hakkını verircesine dünyadaki en büyük adliye binaları listesinde ilk sıralarda yer alıyor.

Binadan içeri adım attığında seni devasa sütunlar, yüksek tavanlar ve neredeyse karanlık sayılabilecek uzun koridorlar karşılıyor. Ekim 1866’da temelleri atılan binanın projesi Mimar Joseph Poelaert’a ait. Greko-Roma mimarisine göre inşa edilen yapının etkileyici yanlarından biri de terası. Terasa çıkıp Brüksel’in muhteşem manzarasını gördükten sonra buradan ayrılmak istemeyeceksin.

Aziz Catherine Kilisesi ve Meydanı (Sint-Katelijneplein)

Place Sainte Catherine Meydanı’nın karakterini yansıtan bir yapı varsa o da Aziz Catherine Kilisesi’dir. İlk anda çok ihtişamlı gelmeyebilir ancak yanına gittikçe ne kadar asil bir yapı olduğunu hemen fark edeceksin.

1854-1874 yılları arasında Joseph Poelaert ve Wynand Janssens ortaklığıyla inşa edilen kilise Neorönesans ve Gotik tarzların mükemmel bir kompozisyonu. İçeri adım attığında kendini loş mum ışıklarıyla oluşan huzur ve sakinlik dolu bir atmosferin ortasında bulabilirsin.

Kilisenin yer aldığı meydan da oldukça dikkat çekici. Eski balık pazarı olarak bilinen meydanda bugün sayısız balık restoranı var. Ayrıca meydan aralık ayında kurulan Noel pazarlarıyla ışıl ışıl bir yere dönüşüyor. Burada bir köşede oturup meydandaki hareketliliği izlemek bile ayrı bir keyif.

Sanat ve Tarih Müzesi

Sanat ve Tarih Müzesi, hızlı bir şekilde gezilebilecek bir yer değil. Müzenin hakkını vermek istiyorsan her koleksiyonu uzun uzun gezmeni tavsiye ederiz. Çünkü burada medeniyetler arası harika bir yolculuk seni bekliyor.

Mısır mumyalarından devasa heykellere, antik dönem eserlerinden tarih öncesi buluntulara kadar pek çok seçkin koleksiyonu burada görebilirsin.

Salıdan cumaya kadar 09.30-17.00, hafta sonu ve resmî tatillerdeyse 10.00-17.00 saatleri arasında ziyaret edilebilen müzeye girişler 2025 yılı itibarıyla yetişkinler için 10 euro, 65 yaş üstü için 8 euro, öğrenciler içinse 4 euro. Müze gezine Kraliyet Askerî Müzesi ve Otomobil Dünyası’nı da dâhil edeceksen 25 euro karşılığında kombine bilet alabilirsin.

Autoworld

Seni ziyaret ettiğinde keyfini yerine getirecek bir yere, otomobil dünyasına götürüyoruz. Müze, Belçika Krallığı’nın 50. yıl dönümü anısına yaptırılan Cinquantenaire Parkı’nda bulunuyor. 20. yüzyılın ilk yarısında önemli sergilere kapılarını açan bina, günümüzde Avrupa’nın en büyük otomobil müzelerinden biri olarak varlığını sürdürüyor.

Burada neler yok ki? Kraliyet arabalarından vintage otomobillere kadar yüzlerce eserin sergilendiği değerli koleksiyonlar ziyaretçilerini bekliyor.

Hafta içi 10.00-17.00, hafta sonu 10.00-17.00 saatleri arasında giriş yapılabiliyor. Yaş gruplarına göre belirlenen giriş ücretleriyse şu şekilde: Yetişkin 18 euro, indirimli 14 euro, 4 yaş altı ücretsiz.

Kraliyet Askerî Müzesi

Silahlar, üniformalar, uçaklar ve diğerleri… Kraliyet Askerî Müzesi askerliğe ve askerî tarihe ilgi duyanlar için tam anlamıyla bir cennet. 1875’te temeli atılan müze, Cinquantenaire Parkı’ndaki en dikkat çekici yapılardan. Burada sadece koleksiyonlar sergilenmekle kalmıyor, aynı zamanda dünya tarihinde yaşanan savaşlara da ışık tutuluyor.

Açılış saatleri salı ile pazar arası 09.00-17.00 olan müze pazartesi günleri ziyarete kapalı. Giriş ücretleri yetişkinler için 11 euro, 6-18 yaş arası gençler için 9 euro, en az 15 kişilik genç gruplar için 4 euro olarak belirlenmiş. Ayrıca Kraliyet Askerî Müzesi, Autoworld ve RMAH müzelerini kapsayan bir kombine bilet 22 euro karşılığında satın alınabiliyor.

Avrupa Parlamentosu

Burası Avrupa Birliği’nin kalbinin attığı, kritik kararların alındığı etkileyici bir mekân. Siyasete ilgin varsa Avrupa Parlamentosu binasını mutlaka gezi listene eklemeni öneririz. Ziyaretçi olarak parlamento ve komite toplantılarını izleyebilir, interaktif sergilere katılabilir ve AB politikaları hakkında bilgi edinebilirsin.

Girişler genellikle ücretsiz ama yoğunluktan dolayı rezervasyon yaptırman daha iyi olabilir.

Avrupa Tarihi Evi

Avrupa’da neler yaşadı, bölge nasıl bir değişime uğradı öğrenmek ister misin? Seni Avrupa’yı daha yakından tanıyabileceğin bir müzeye, Avrupa Tarihi Evi’ne doğru alalım. 1930’lu yıllarda küçük bir diş kliniği olarak hizmet veren Eastman Binası’nda kurulan müze ziyaretçilerini fotoğraflar, belgeler ve sanat eserleriyle dolu tematik bir keşif deneyimine davet ediyor.

Avrupa Birliği’nin kuruluş belgeleri, II. Dünya Savaşı’ndan sonra yeniden inşa süreci ve kültürel çeşitlilik gibi konularda bilgi edinebileceğin Avrupa Tarihi Evi haftanın her günü ziyarete açık. Gezi için herhangi bir rezervasyon gerekmiyor ancak girişte kimlik talep edilebiliyor.

Pazartesi 13.00-18.00, salı-cuma arası 09.00-18.00 ve hafta sonu 10.00-18.00 saatleri arasında ziyaret edilebiliyor.

Doğa Bilimleri Müzesi

Kendini “Vay be!” demeye hazırla! Çünkü Brüksel’in hatta Avrupa’nın en büyük doğa müzesini görmeye gidiyoruz. Burası yediden yetmişe herkesi kendine hayran bırakıyor. 4.500 metrekarelik bir alanı kaplayan Dinozor Galerisi müzenin en çok ilgi gören yeri. Başını yukarı doğru kaldırıp devasa dinozor iskeletleriyle tanışabilir; jeoloji, mineraloji gibi alanlarla ilgili bilgilerine bilgi katabilirsin.

Müzeye girişlerde talep edilen ücret yaş gruplarına göre belirleniyor. 0-3 yaş arası çocuklar için ücretsiz giriş imkânı sunulan müzenin giriş ücretleri 2025 yılı itibarıyla yetişkinler için 13 euro, öğrenciler için 5 euro, 65 yaş üstü bireyler için 10 euro, 4-17 yaş arası çocuklar için 5 euro.

Pazartesi günü ziyarete kapalı olan müzenin giriş saatleri hafta içi 09.30-17.00 ve hafta sonu 10.00-18.00 arası olarak belirlenmiş.

Laeken Kraliyet Seraları

Brüksel’de gördükten sonra hafızaya kazınacak yerlerden biri de Laeken Kraliyet Seraları. Kral II. Leopold için yaptırılan seraların geçmişi 19. yüzyıla dek uzanıyor. Normal bir botanik bahçesi gibi düşünebilirsin ama buraya geldiğinde çok daha fazlasını bulaksın. İnsanı âdeta bir masal âlemine sürükleyen bahçede dev palmiyelerden egzotik çiçeklere ve hatta asırlık bitkilere kadar yüzlerce bitki türünü görebilirsin.

Not: Seraların yalnızca nisan ve mayıs aylarında birkaç hafta boyunca ve rezervasyonla halka açık olduğunu belirtelim.

Kutsal Kalp Ulusal Bazilikası (Koekelberg Bazilikası)

Koekelberg Tepesi’ne giderken usul usul beliren bir yapıya denk geleceksin. Sacré-Cœur Bazilikası örnek alınarak 1905 yılında yapılmaya başlanan Kutsal Kalp Ulusal Bazilikası ancak takvimler 1970’i gösterdiğinde tamamlanabilmiş.

Yapı o kadar heybetli ki ilk defa görenlerin üzerinde mutlaka bir şaşkınlık yaratıyor. Bazilika, mimarisinde tercih edilen Art Deco tarzı ile diğer kiliselerde olmayan bir özelliğe sahip. Burayı ziyaret ettiğinde ve yapının yukarısına doğru çıktığında eşsiz Brüksel manzarasını seyredebilirsin.

Kilise yaz sezonunda 08.00-18.00, kış sezonundaysa 08.00-17.00 saatleri arasında kapılarını açıyor. Panorama gezisi için belirlenen saatlerse yaz sezonunda 09.00-17.30 ve kış sezonunda 10.00-16.30 arası.

Bazilikaya giriş ücretsiz ancak panorama gezisi için ücret talep ediliyor. Kişi başı 8 euro olan giriş ücreti 6 kişiden fazla gruplar için kişi başı 6 euro şeklinde alınıyor.

Train World (Demir Yolu Müzesi)

Demir Yolu Müzesi’nin Brüksel’deki en etkileyici mekânlardan biri olduğunu söylemek mümkün. Dev tren tekerlekleri, buharlı lokomotifler, kraliyet ailesine ait lüks vagonlar ve işçi sınıfının kullanımına sunulan sade vagonlar… Müze, trenlerle ilgilenenler için interaktif ekranlar ve ses efektleriyle unutulmaz bir deneyim sunuyor. Özellikle geçmişte kullanılan trenlerin bugünkü versiyonlarına nasıl dönüştüğünü merak ediyorsan burası Brüksel seyahatinde görmen gereken bir müze.

Pazartesi hariç haftanın her günü açık olan müze 10.00-17.00 saatleri arasında ziyaret ediliyor.

Girişler müze kartı olanlar ve çocuklar için ücretsiz. Yetişkinler için 15 euro, engelli bireyler ve öğretmenler içinse 11 euro giriş ücreti talep ediliyor.

BELvue Müzesi (Belçika Tarihi Müzesi)

“Belçika’yı gerçekten tanımak istiyorum.” diyorsan burası tam sana göre! Kraliyet Sarayı’nın yanındaki binada bulunan BELvue Müzesi’ne adımını attığında ülkenin geçmişine şahit olacaksın. Müzede Belçika’nın tarihi demokrasi, refah, dayanışma, göç ve dil gibi yedi ana tema üzerinden interaktif bir şekilde anlatılıyor.

Müzede günlük hayatta kullanılan birçok obje bulunuyor. Afişler, oy sandıkları, belgeler ve çeşitli gündelik eşyalar arasında gezinirken aslında Belçika’nın çok daha fazlası olduğunu kavrayacaksın.

Müze pazartesi günleri rezervasyonlu gruplar için ayrılmış. Giriş saatleri 09.30-17.00 arası. Rezervasyonsuz girişlerse salıdan cumaya 09.30-17.00 ve hafta sonu 10.00-18.00 saatleri arasında.

Sadece BELvue Müzesi’ni kapsayan bir gezi planlıyorsan müzenin bilet fiyatları 2025 yılı için yetişkin bileti 10 euro, 65 yaş üstü 8 euro, 18-25 yaş arası ve engelli bireyler için 5 euro. Eğer geziye Coudenberg Müzesi dâhil edilecekse giriş ücretleri yetişkinler için 18 euro, 65 yaş üstü için 14 euro, 18-25 yaş arası ve engelli bireyler için 8 euro olarak belirlenmiş. Ayrıca BELvue Müzesi’ne giriş, çarşamba 14.00 itibarıyla ve her ayın ilk pazar günü ücretsiz.

Halle Kapısı (Orta Çağ Kapısı Müzesi)

Brüksel’in Orta Çağ’da nasıl olduğunun en büyük tanığı Halle Kapısı. Yapımı 14. yüzyıla dayanan kapı, Kraliyet Sanat ve Tarih Müzeleri bünyesinde yer alıyor. Zırhlar, silahlar, şehir yaşamında kullanılan bazı eşyalar müzede sergilenen koleksiyonlardan birkaçı.

Müze pazartesiden perşembeye kadar 09.30-17.00, hafta sonu ve resmî tatillerdeyse 10.00-17.00 saatleri arasında ziyarete açık. Müze giriş ücreti 2025 itibarıyla yetişkinler için 7 euro, öğrenciler ve engelli bireyler için 3 euro, 65 yaş ve üzeri için 5 euro, 0-18 yaş arası içinse ücretsiz.

Belçika Çikolata Müzesi (Choco-Story Brussels)

Seni ağızları sulandıran, tatlı mı tatlı bir müzeye götürüyoruz. Dikkat, içeri girdiğinde kakao kokusundan ve vitrinde sergilenen çikolatalardan başın dönebilir! Burada kakaonun ilk kez yetiştirildiği dönemlerden başlayarak çikolataya dönüştüğü sürece yakından tanıklık edebilirsin. Ziyaret deneyimini yaşarken enfes çikolataları tadabilir, hatta çikolata atölyelerinde kendi çikolatanı bile yapabilirsin.

Haftanın her günü ziyarete açık olan müzeye giriş saatleri 10.00-18.00 arası. 2025 yılı giriş ücretleriyse yetişkinler için 14 euro, 12-26 yaş arası ve 65 yaş üstü için 12 euro, 0-11 yaş arası çocuklar için 8 euro, engelli bireyler içinse 12 euro.

La Monnaie/De Munt (Kraliyet Opera Binası)

Geçmişi 1700 yılına uzanan La Monnaie/De Munt, neobarok ve neoklasik ögelerin iç içe geçtiği bir opera binası. Bu bina 1152 kişilik ana salonuyla sadece Brüksel’in değil, Avrupa’nın da en önemli opera binaları arasında yer alıyor.

Sanatseverlerin yoğun ilgi gösterdiği mekân yıl boyunca özel konserlere, opera ve dans gösterilerine ev sahipliği yapıyor. Opera binasında genç sanatçılara destek olmak için Green Opera gibi programlara da yer veriliyor.

Brüksel Çizgi Roman Rotası

Brüksel’in sokaklarında, şehrin farklı noktalarındaki binaların cephelerinde 1990’lı yıllardan beri muhteşem bir açık hava müzesi ortamı yaratılmış. İkonik karakterlerin resmedildiği çizgi roman rotası 80’den fazla duvar resmiyle süslü. Çizgi roman kültürünü yeniden canlandırmak amacıyla hazırlanan sanatsal ve kültürel rota Grand Place’e oldukça yakın bir konumda. Eğer tüm resimleri görmek istersen yaklaşık 3 saatlik bir tura hazırlan deriz!

Marolles Bölgesi (Tarihî Halk Semti)

Brüksel’in kendine has mahallesi Marolles, şehrin yerel yaşamını ve zengin kültürünü deneyimlemek isteyenler için ideal bir nokta. Duvar resimleri ve grafiti sanatıyla her köşesi bir başka şaheser olan bölgede antikacılardan vintage butiklere kadar birçok dükkân da bulunuyor. Bu tarihî Brüksel mahallesinin en dikkat çeken yanıysa Place du Jeu de Balle’da kurulan bit pazarı.

Zinneke Pis

Şehirdeki “Pis” heykellerine bir yenisini daha ekleyelim. Bu seferki heykelimiz olan Zinneke Pis, diğer ikisinin aksine bir insanın değil, köpeğin temsili. Heykelin ismi de melez köpek ya da karışık cins demek. 1999 yılında Tom Frantzen tarafından yapılan heykelin aslında Brüksel’de doğmasa da Brüksel’de yaşayan kişilerle bağlantı kurduğu söyleniyor.

Hotel Tassel (UNESCO)

Victor Horta’nın Büyük Şehir Evleri ismiyle UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne giren şehir konutlarının ilki Hotel Tassel. Art Nouveau yani Yeni Sanat mimarisinin en önemli örnekleri arasında gösterilen yapı 1893-1894 yıllarına ait.

Mekân ziyarete kapalı olsa da konutun dışarıdan görünümüne şahit olmak bile yeter!

Hôtel Solvay (UNESCO)

Listenin ikinci konutu Hotel Solvay, döneme damga vuran mimari geleneklerin dışına çıkan tasarımıyla öne çıkıyor. Armand Solvay için 1890’lı yıllarda yapılmaya başlanan yapıda mermer, tropikal ahşap ve bronz gibi yüksek fiyatlı malzemeler kullanılması dikkat çeken özelliklerden.

Hotel van Eetvelde (UNESCO)

Büyük Şehir Evleri listesinin son üyesi Hotel van Eetvelde, 1895 yılında diplomat Edmond van Eetvelde için inşa edilmiş. Tıpkı diğerlerinde olduğu gibi Art Nouveau tarzını yansıtan yapının çelik detayları ve can kubbesi oldukça dikkat çekici.

Villa Empain (Boghossian Vakfı)

Art Deco mimarisinin Brüksel’deki en güzel örneklerinden olan Villa Empain, 1930-1934 yıllarında Michel Polak tarafından tasarlanmış sanat ve kültür noktası. 2006 yılı itibarıyla Boghossian Vakfı’nın satın alarak işletmeye başlatmasıyla birlikte yapı detaylı bir restorasyon çalışmasından geçmiş ve bugünkü hâlini almış. Bu hâliyle Europa Nostra ödülüne de layık görülmüş. Yapının inşasında mermer, bronz gibi yüksek kaliteli malzemeler tercih edilmiş.

Salı ve pazar günleri arasında, 11.00-18.00 saatlerinde ziyaret edilebilen Villa Empain’in 2025 giriş ücretleri şöyle: tam bilet 12 euro, indirimli bilet 8 euro.

Bois de la Cambre (Geniş Şehir Parkı ve Ormanı)

Brüksel’in en büyük park alanlarından biri Bois de la Cambre, ismini bölgedeki manastırdan alıyor. Tam anlamıyla bir İngiliz tarzı peyzaj tasarımıyla oluşturulan park boyunca yer yer yürüyüş, koşu ve oyun alanları mevcut. Her yaştan insan için keyifli bir doğal ortam sunan park, geniş görüntüsüyle âdeta bir ormanı andırıyor.

Cauchie Evi

Etterbeek semtinde bulunan Cauchie Evi, Paul Cauchie’nin imzasını taşıyor. 1905 yılında atölye ve konut olarak inşa edilen yapı, Art Nouveau tarzının nadide bir örneği. Evin dış cephe duvarında görünen sgraffito, yani kabartmalı duvar dekorları, mimarın ustalığını kanıtlar nitelikte. İçerideyse Cauchie ile eşinin kişisel eşyasının korunduğu, önemli belgelerin arşivlendiği müze alanı oluşturulmuş ve bu alan halka açık.

2025 yılı itibarıyla Cauchie Evi’nin girişinde talep edilen ücret tam 9,50 euro ve indirimli 7,50 euro şeklinde. Ziyaret saatleriyse biraz farklı. Genellikle sınırlı saatlerde ziyarete açılan Cauchie Evi’ni yalnızca cuma günleri 10.00-13.00 ve 14.00-17.00 saatlerinde gezebilirsin.

Maison Autrique (Art Nouveau)

Victor Horta’nın bir başka eseri olan Maison Autrique 1893’te inşa edilmiş. Yapı, Art Nouveau tarzının erken dönem örneklerinden. Günümüzde müzeye çevrilen ev çok sayıda sergiye ve etkinliğe ev sahipliği yapıyor. Dış cephesindeki zarif organik desenler, iç mekânda doğal ışık alan salonlar ve özgün mobilyalar kesinlikle görülmeye değer.

Çarşamba-pazar günlerinde 12.00-18.00 saatleri arasında açık olan Maison Autrique’ye girişlerde talep edilen ücretler tam bilet için 9 euro, öğrenci ve 65 yaş üstü için 6 euro, indirimli bilet için 3 euro.

Laeken Parkı

Laeken semtinde konumlanan park, Brüksel’in tarihî alanlarından biri ve aynı zamanda Kraliyet Mülkiyeti’nin önemli bir parçası. Parkta Osseghem, Colonial, Sobieski gibi çeşitli peyzaj alanları bulunuyor. Fransız peyzaj tarzındaki parktaki en dikkat çeken yapı neogotik Dynasty Anıtı ve üzerine yerleştirilen I. Leopold’a ait heykel.

Anıtın dokuz ark ve dokuz sivri kuleyle çevrelenen tasarımı Belçika’nın o dönemdeki dokuz eyaletinin birer simgesi.

Rene Magritte Müze Evi (Jette)

Belçika’nın ünlü ressamı Rene Magritte’in hayatının önemli bölümünü geçirdiği ve günümüzde bir kültür merkezi hâline getirilen Rene Magritte Müze Evi, Brüksel’in Jette bölgesinde yer alıyor. Hafta boyunca halkın ziyaretine açılan evde ressamın kişisel hayatına dair pek çok eşya ve belge sergileniyor.

Müze pazartesi hariç hafta içi saat 13.00-18.00 arası, hafta sonuysa 10.00-18.00 saatleri arası ziyarete açık. 2025 yılı giriş ücretleri yetişkinler için 10 euro, öğrenciler için 8 euro.

Tour & Taxis

Yaklaşık 2 asır önce Avrupa’daki önemli gümrük ve lojistik merkezi olarak hizmet veren Tour & Taxis kompleksi, Brüksel’in kuzeybatısında bulunuyor. Bir bölümü olan Gare Maritime ise 20. yüzyılın başlarında yük trenleri için inşa edilmiş, Art Nouveau detaylarının göze çarptığı kısım olarak tanınıyor. Burası canlı atmosferiyle öne çıkan ve gastronomik çeşitlilik sunan modern bir yemek marketi.

1907 yılında Avrupa’nın en büyük istasyonu olarak kullanıma açılan bina, yapılan restorasyon çalışmalarının ardından ziyaret edilebilen bir kültür merkezi hâline gelmiş. Burası fuarlar, festivaller, ticari etkinlikler ve hatta film çekimleri için bile kullanılan popüler bir kompleks.

Brüksel Botanik Bahçesi (Le Botanique)

Brüksel Botanik Bahçesi başta sadece bir botanik bahçe olarak kurulsa da günümüzde Brüksel’in en önemli kültürel noktalarından biri hâline gelmiş. Geçmişi 19. yüzyıla dayanan bahçe, Saint Josse ten Noode bölgesinde konumlanıyor. Peyzaj tasarımını İngiliz, Fransız ve İtalyan tarzlarından alan bahçenin barındırdığı bitki türleri, gölet ve heykeller kesinlikle görülmeye değer.

Brüksel halkı ve turistler tarafından yürüyüş ve dinlenme gibi amaçlarla sık sık kullanılan Le Botanique, 1984 yılından bugüne sayısız kültürel etkinliğe ev sahipliği yapmış. Botanik Geceleri anlamına gelen Les Nuits Botanique isimli ünlü müzik festivali de burada gerçekleşiyor.

Bahçeye giriş genellikle ücretsiz. Ancak içeride düzenlenen sergi ve konserler ücretli. Sergiler çarşamba ile pazar günleri arasında 12.00’den 18.00’e kadar ziyaret edilebiliyor. Öte yandan bahçenin kapıları konser dönemlerinde 21.00’e kadar açık.

Kraliyet Meydanı (Place Royale)

Kraliyet Meydanı çok gösterişli bir meydan olmasa da çevresinde bulunan önemli yapılarla kültürel bir odak noktası. 18. yüzyıldan kalma neoklasik mimarinin en güzel örnekleriyle çevrelenen bu meydan, bugün hâlâ Kraliyet Ailesi’nin resmî törenlerine ve görkemli etkinliklerine ev sahipliği yapıyor.

Sanatseverler için stratejik bir noktada bulunan meydan, Magritte Müzesi ve Belçika Kraliyet Güzel Sanatlar Müzesi gibi dünyaca ünlü yerlere sadece birkaç adımlık mesafede. Meydanın ortasında Bouillonlu Godfrey’in atlı heykeli yükselirken çevredeki şık kafe ve restoranlar ziyaretçilere keyifli bir mola imkânı sunuyor.

Notre-Dame de la Chapelle Kilisesi

Brüksel’in tarihî ve karakteristik Marolles bölgesinde yer alan Notre-Dame de la Chapelle, şehrin günümüze ulaşan en eski anıtlarından. Geçmişi 12. yüzyıla kadar uzanan bu büyüleyici yapı, yüzyıllar içerisinde geçirdiği restorasyonlar ve eklemeler sayesinde Gotik ve barok mimari stillerinin eşsiz bir harmanını sunuyor.

İçeri girdiğinde seni karşılayan yüksek kemerler, barok tarzındaki detaylı minber ve etkileyici vitraylar yapının farklı dönemlerde geçirdiği mimari evrimi gözler önüne seriyor. Kilise pazar ve pazartesi günleri dışında 10.00-16.00 saatleri arasında açık.

Saint John the Baptist Kilisesi, Beguinage (Begijnhofkerk)

Saint John the Baptist Kilisesi aslında Brüksel’e gelen herkesin mutlaka uğradığı bir yer değil. Ama burayı ziyaret ettiğine asla pişman olmayacağını garanti edebiliriz. Brüksel’in Beguinage bölgesinde konumlanan yapı, erken dönem Gotik tarzın detaylarıyla süslüyken kilisenin tasarımına 17. yüzyılda yapılan düzenlemeyle barok unsurlar da dâhil edilmiş. Kilise bugün UNESCO’nun Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor.

Kiliseye giriş ücretsiz. Ziyaret edebileceğin günlerse salıdan cumaya kadar 13.30-16.30 saatleri arası.

Erasmus Evi Müzesi

Yapımı 1460-1515 yılları arasında gerçekleştirilen ve 1521 yılında Desiderius Erasmus’un kısa süre konakladığı ev olarak nam salan yapı, Brüksel’in hâlâ varlığını koruyan en eski Gotik yapılarından.

1932 itibarıyla müze hâline getirilen bina, çevresiyle birlikte tarihî eser olarak kabul edilmiş. Müzede Erasmus’un kişisel yaşamına ait pek çok eşyanın yanı sıra birçok hümanist ismin 16. yüzyıla uzanan sayısız kitabı, çeşitli tablo ve gravürler de koleksiyonlar arasında yerini almış.

Erasmus Evi Müzesi kapılarını salı ve pazar günleri arasında 10.00-18.00 saatlerinde açıyor. 2025 yılı giriş ücretleri: Standart biletler için 5 euro, 65 yaş üstü ve engelli bireyler için 3 euro. Her ayın ilk pazar günü ise ücretsiz.

Belçika Bira Üreticileri Müzesi (Grand Place)

Grand Place’in yakınlarında La Bourse binasında kurulan müze, Belçika’daki bira kültürünü tanımak isteyenler için mükemmel bir durak. Buradaki bira kültürü o kadar gelişmiş ki UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’ne bile girmeyi başarmış.

Eğlenceli, interaktif ve duyusal alanlarla tarihte uzun bir yolculuğa çıkaran müzeyi ziyaret edenler için 150 çeşit bira arasından tadım yapma fırsatı da sunuluyor. Üstelik tadım yaparken çatı katından muhteşem Brüksel manzarasını izlemek de cabası.

Müzeyi gezmek için belli bir miktar ödemen gerek. Giriş ücretleri yaşa göre belirlenmiş. 2025 yılında yetişkinler 19,5 euro, 16-25 yaş arası öğrenciler 16 euro, 12-15 yaş arası 12 euro, 4-11 yaş arası 8 euro, 60 yaş ve üstü 17,5 euro karşılında giriş yapabiliyor.

Ziyaret saatleriyse pazardan perşembeye 10.00 ile 19.00, cuma-cumartesi 10.00 ile 20.00 saatleri arası.

Laeken Mezarlığı

Şehrin en eski mezarlığı ünvanına sahip Laeken Mezarlığı, bugün hâlâ aktif kullanılmasının yanı sıra çok ünlü isimlerin anıtlarını, heykellerini ve mezarlarını barındırmasıyla da tam bir açık hava müzesine dönüşmüş. Burada Kraliyet Ailesi’nin üyeleri başta olmak üzere sanatçılardan siyasetçilere Belçika için önem arz eden birçok kişinin mezarı ziyaret edilebiliyor. Hatta zaman zaman düzenlenen anma törenlerini ve çeşitli ritüelleri yakından izlemek de mümkün.

Mezarlık halka açık ve giriş için herhangi bir ücret ödemene gerek yok. Haftanın her günü 08.30’da kapılarını açan mezarlık, akşam 16.00’ya kadar ziyaret edilebiliyor. Ancak 31 Ekim, 1-2 Kasım tarihlerinde ziyaret saatleri 17.00’ye kadar uzuyor. 25 Aralık ve 1 Ocak tarihlerindeyse mezarlık kapalı.

Halles de Saint-Gery (Tarihi Pazar Yeri)

Place Saint-Gery’de yer alan tarihî bir yapıda kapalı pazar şeklinde kurulan ve günümüzde kültür merkezi olarak ziyaret edilen Halles Saint-Géry şehrin simgesel buluşma noktalarından. Konser, sergi gibi sayısız etkinliğe ev sahipliği yapan yapı tarihî bir anıt niteliği taşıdığı için koruma altına alınmış.

Neorönesans tarzında inşa edilen Tarihî Pazar Yeri’ni ziyaret etmeyi planlıyorsan sana güzel bir haberimiz var: Girişler ücretsiz. Hafta boyunca açık olan mekanı 10.00-18.00 saatleri arasında gezebilirsin.

Ambiorix Meydanı

Şehrin doğusunda, “Squares” (Meydanlar) bölgesinde konumlanan ve Fransız tarzını yansıtan Ambiorix Meydanı, çevresindeki eşsiz Art Nouveau evlerinden dolayı “Brüksel’in Art Nouveau Galerisi” olarak da anılıyor. Akımın en önemli örneklerinden olan UNESCO tescilli Hotel van Eetvelde ve masalsı dar cephesiyle ünlü Maison Saint-Cyr de burada yer alıyor. Ambiorix Meydanı, yürüyüş yolları ve süs havuzlarıyla dinlenmek isteyenler için ideal bir durak.

Van Buuren Müzesi ve Bahçeleri

1970 yılından beri halkın ziyaretlerine açık olan müze sergilerin, konserlerin ve çeşitli etkinlik programlarının düzenlendiği bir kültür merkezi. Müze 1928 yılında David-Alice van Buuren isimli çiftin özel konutu olarak inşa edilen bir villada bulunuyor. Yapı Art Deco tarzının eşsiz bir örneği. Müzede geçmişi 15 ila 20. yüzyıllara uzanan çeşitli heykeller, mobilyalar ve vitraylardan oluşan 300’den fazla sanat eseri göze çarpıyor.

Villanın 1,2 hektarlık bahçesiyse 1920’lere dayanıyor ve Avrupa’nın en güzel bahçelerinden biri olarak kabul ediliyor. Resimsel Bahçe, Labirent ve Kalp Bahçesi, Gül Bahçesi gibi bölümlerden oluşan bahçenin estetik görüntüsü ziyaretçilerini büyülüyor.

Van Buuren Müzesi’ne giriş için ödeyeceğin ücret yaşa göre değişiyor. 2025 itibarıyla istenen ücretler şu şekilde: Yetişkin 18 euro, 12-25 yaş arası genç 12 euro, 12 yaş altı çocuk ücretsiz. MuseumPass ya da Brüksel kartın varsa işin daha kolay çünkü bu kartlarla müze tamamen ücretsiz. Bahçe kısmına girmek istersen ayrı bir ücret daha ödemen gerekiyor. Burası da yetişkinler için 12 euro ve gençler için 8 euro.

Ziyaret saatleriyse pazartesi 13.00-17.30, çarşambadan cumaya 14.00-17.30, cumartesi 13.00-17.30 ve pazar günüyse 10.00-17.30 saatleri arası.

Manneken Pis Gardırobu

Brüksel’in meşhur heykeli Manneken-Pis’in kıyafetlerinin sergilendiği bir müze düşün… İşte karşında 1.000’den fazla kıyafetin sergilendiği Manneken Pis Gardırobu! Heykelin kostümleri her yıl birçok kez değiştiği için koleksiyon oldukça zengin. Bugün kostümler temalarına göre ayrılmış olarak sergi alanında ziyaretçilerini bekliyor.

Burası salı ile pazar günleri arasında 10.00-17.00 saatlerinde ziyarete açık.

Giriş ücreti standart olarak 5 euro. Ancak Brüksel Şehir Müzesi ve Maison du Rol girişlerini de kapsayan kombine bilet almak istersen 10 euro ödemen gerekiyor. Ziyaretini ayın ilk pazar gününe denk getirirsen ücretsiz giriş fırsatından yararlanabilirsin.

MOOF Müzesi (Çizgi Roman Figürleri Müzesi)

Sırada çizgi romanları sevenler için ilgi çekici bir müze var: MOOF Müzesi. Burada çizgi romanlar için yaratılan çok sayıda figürü görebilirsin. Yaklaşık 1300 metrekarelik bir alanda hizmet veren müzede karakterlerin üç boyutlu hâlleri sergileniyor. Koleksiyonda Tintin, Şirinler, Spider-Man ve daha pek çok karaktere ait figür var.

Müzenin açılış saatleri, okulların tatil dönemlerine göre değişiklik gösteriyor. Okul tatilleri dışında cuma ila pazartesi arası 10.30-18.00 saatlerinde, okul tatilleri boyunca ise her gün aynı saatlerde ziyaret edilebiliyor. Eğer ziyaret grup hâlinde yapılıyorsa yetişkinler 12 euro, gençler 8 euro, ileri yaştakiler 10 euro, çocuklarsa 5 euro ödüyor. Ancak bireysel bir geziyse yetişkinlerden 14 euro, gençlerden 10 euro, ileri yaştakilerdense 12 euro talep ediliyor. Rehberli tura katılmak istersen önceden rezervasyon yaptırmayı unutma deriz!

Brüksel Moda ve Dantel Müzesi

Brüksel’in dantel kültürüne göz atmaya ne dersin? Bu müze 16. yüzyıldan bugüne ulaşan 20.000’e yakın zengin bir dantel koleksiyonuna sahip. Kalıcı ve geçici sergilerin bulunduğu müzede zaman zaman özel mini sergi gösterimleri de düzenleniyor. Müzenin geçici süreyle kapalı olma ihtimali var, gitmeden önce resmî kaynaklardan bilgi almayı ihmal etme.

Marche aux Poissons (Balık Pazarı – St. Catherine Bölgesi)

Brüksel’in gastronomi durakları denince akla gelen ilk yerlerden biri Sainte-Catherine bölgesindeki Marché aux Poissons. Geçmişte şehrin ana limanına bağlı canlı bir balık pazarı olarak kullanılan bu tarihî meydan, bugün Brüksel’in deniz ürünleri merkezi.

Günümüzde meydanın çevresini saran çok sayıda deniz ürünleri restoranı, taze istiridyelerden ünlü Belçika usulü midye tenceresine (moules-frites) kadar geniş bir lezzet yelpazesi sunuyor. Deniz mahsulleri tutkunları için bir vaha olan bu bölge, özellikle akşam saatlerinde hareketlenen teraslarıyla oldukça popüler.

Meydanın cazibesi sadece mutfak kültürüyle de sınırlı değil. Aralık ayında kurulan devasa Noel Pazarı ile bölge bambaşka bir kimliğe bürünüyor. Kurulan dönme dolap, buz pisti ve ışıl ışıl stantlar, Marche aux Poissons’ı kış aylarında şehrin en masalsı noktalarından biri hâline getiriyor.

Notre-Dame de Laeken Kilisesi (Kraliyet Kilisesi)

Notre-Dame de Laeken Kilisesi, neogotik mimari tarzının benzersiz örneklerinden biri. Burası I. Leopold’un talebiyle yaptırılan Katolik kiliselerinden. Yapımına 1854 yılında başlanan kilise Kraliçe Louise-Marie’ye adanmış. İnşa süreci uzun yıllar devam etse de 1872 tarihinde ayinlere ev sahipliği yapmaya başlamış ancak inşasının tam olarak bitmesi 1900’lü yılların başlarına kadar uzamış.

Sivri kemerlerle ve taş işçiliğiyle dikkat çeken yapıda Kraliyet’in önemli isimlerinin mezarları da bulunuyor. Kilisenin ibadete açık olmayan bölümünde Cardinal Joseph Cardijn adına düzenlenen bir sergi var. Kesinlikle görülmeye değer!

Kilise pazartesi günleri kapalı, diğer günlerdeki ziyaret saatleriyse değişebiliyor. Genellikle öğleden sonra ziyaret edebileceğin kiliseye giriş için herhangi bir ücret ödemene gerek yok.

Rue des Bouchers (Restoranlar Sokağı)

Brüksel’in tarihî merkezinde, Grand Place’e sadece birkaç adım mesafede yer alan Rue des Bouchers, şehrin en canlı ve renkli noktalarından. Orta Çağ’da kasap dükkânlarına ev sahipliği yaptığı için “Kasaplar Caddesi” olarak da bilinen bu dar ve labirenti anımsatan sokak, günümüzde Brüksel’in başlıca “restoranlar sokağı” hâline gelmiş.

Akşam saatlerinde ışıl ışıl tabelaları, dışarı taşan masaları ve hareketli atmosferiyle büyüleyici bir görünüme bürünen bu sokak, Belçika mutfağının vazgeçilmezlerinden “moules-frites” (midye ve patates kızartması) tatmak isteyen turistlerin uğrak noktalarından biri.

Abbaye de la Cambre (Tarihi Manastır ve Parkı)

Brüksel’in Ixelles bölgesinde, modern şehrin gürültüsünden uzaklaşmak isteyenler için güzel bir atmosfer sunan Abbaye de la Cambre, mimari ihtişamı ve huzur veren parkıyla öne çıkıyor. Geçmişi 1201 yılına uzanan bu Sistiyen manastırı, Brükselli soylu bir kadın olan Gisèle tarafından yaptırılmış.

Temelleri 13. yüzyılda atılan yapı, yüzyıllar boyunca birçok kez değişikliğe uğrayarak Gotik mimariyi 17. ve 18. yüzyılın estetik düzenlemeleriyle harmanlamış. Günümüzde bir sanat ve tasarım okulu (ENSAV) olarak hizmet veren manastır, tarih boyunca rahibe manastırından eğitim merkezine kadar pek çok işleve bürünmüş. Çevresinde bulunan bahçelerse daha çok Fransız tarzıyla düzenlenmiş.

Ixelles Gölleri

Kalabalıktan uzakta, doğayla iç içe zaman geçirmek isteyenlerin küçük kaçamaklar yaptığı bir alan: Ixelles Gölleri. 700 metre uzunluğunda 2 gölete ev sahipliği yapan alanda dinlenme ve yürüyüş alanları, piknik noktaları mevcut. Huzurlu anlar geçirmek ya da sadece muhteşem manzarada fotoğraflar çekmek için bile buraya gelebilirsin. Ayrıca burası Flagey Meydanı gibi kültürel merkezlere de oldukça yakın!

Sonian Ormanı

Burası 4.000 hektarlık alanı kaplayan kocaman bir orman. Brüksel sınırlarının dışına taşan orman, Flandre ve Wallonia bölgelerine kadar yayılmış durumda. Şehir merkezinden 10 kilometre kadar uzakta olan Sonian Ormanı’na Bois de la Cambre parkıyla bağlantısı sayesinde kolayca ulaşılabiliyor.

Burası için Brüksel’in akciğeri desek hiç de abartmış olmayız. Doğa yürüyüşleri ve çeşitli aktiviteler için mükemmel bir rota. UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne giren ormanın dört bir yanında görülecek birçok alan var. Ten Reuken, Tournay-Solvay gibi parklar ve Jean Massart Botanik Bahçesi bunlardan bazıları.

Çocuk Müzesi

Brüksel’de çocukları çok mutlu edecek harika bir müze var. Ixelles bölgesinde bulunan Çocuk Müzesi sadece bir eğlence mekânı olmakla kalmıyor, aynı zamanda çocuklar için eğitici aktivitelerin yapıldığı bir kültür merkezi niteliği de taşıyor. Aileler bu müzeyi çocuklarına doğum günü partileri düzenlemek için de tercih ediyor.

Çocuk Müzesi’ni gezi listene eklediysen giriş saatlerini seninle paylaşalım: Müze yalnızca çarşamba ve pazar günleri açık, haftanın geri kalanındaysa kapalı. Açık olan günlerde 14.30 ile 17.00 saatleri arasında giriş yapabilirsin.

Giriş ücretleriyse kişi sayısına göre ayarlanmış. Örneğin 1 ile 4 kişi için kişi başı 13 euro, 8 ile 10 kişi içinse kişi başı 9,5 euro ödenmesi isteniyor.

Brüksel Tramvay Müzesi

Musée du Transport Urbain Bruxellois yani Brüksel Tramvay Müzesi, şehrin geçmişinden bugününe kadar kullanılmış tramvayların ve diğer ulaşım araçlarının sergilendiği etkileyici bir müze. Burası 19. yüzyıldan 21. yüzyıla uzanan Brüksel toplu taşıma kültürünü öğrenmek isteyenler için ideal bir yer. Müze yalnızca toplu taşıma araçlarını sergilemiyor, aynı zamanda ziyaretçilere tarihî tramvaylarla keyifli bir tur imkânı da sunuyor. Gezi rotası Sonian Ormanı’na kadar uzanıyor.

Tramvay Müzesi genellikle 13.00-18.30 saatleri arasında ziyarete açık. Ancak dikkat etmen gereken bir nokta var: Müze nisan-eylül döneminde her hafta sonu ziyaret edilebiliyorken ekim-mart aylarında yalnızca ayda bir kez açılıyor.

2025 yılı itibarıyla geçerli olan giriş ücretlerinden de bahsedelim. Yetişkinler ve 12 yaş üzeri bireyler 22 euro, 6 ila 11 yaş arası çocuklarsa 16 euro karşılığında müzeye girebiliyor.

Lağım Müzesi (Kanalizasyon Müzesi)

Buraya kadar birçok müzeden bahsettik ama sıradaki durağımız hepsinden daha sıra dışı. Gerçek bir kanalizasyon tünelinde yürüdüğünü hayal edebilir misin? Lağım Müzesi tam da bunu mümkün hâle getiriyor. Müzenin sundukları bununla da sınırlı değil. Kanalizasyon sistemlerinin tüm işleyişlerini ve işçilerin çalışma hayatını burada öğrenebilirsin. Yani sadece müzede ilginç bir tur atmakla kalmayıp şehrin altyapısını da yakından öğrenebilirsin. Burası farklı bir deneyim arayanlar için harika bir fırsat.

Müzenin bazı günlerde kapalı olduğunu belirtelim. Sadece salı-pazar günleri arasında ziyarete açık olan müzeye 10.00 ila 17.00 saatleri arasında giriş yapabilirsin. Lağım Müzesi’nde belirlenen giriş ücretleri yetişkinler için 10 euro, öğrenciler için 5 euro ve 65 yaş üzeri bireyler için 7 euro. 18 yaşından küçük olanlarsa ücretsiz giriş yapabiliyor.

Everard’t Serclaes Heykeli

Grand Place’e yakın bir konumda yer alan heykel, Brüksel’e gelenlerin mutlaka görmeyi tercih ettiği anıtlar arasında. 14. yüzyılda yaşamış ve şehrin bağımsızlığı için mücadele etmiş Everard’t Serclaes anısına yaptırılan heykel hakkında önemli bir efsane de var. Heykele dokunanların iyi şansı yakaladığına inanılıyor ve bu inanış heykelin olduğu alanda çeşitli ritüellerin yaşanmasına sebep oluyor. Ayrıca heykele dokunan kişinin Brüksel’e tekrar geleceğine dair bir inanış da mevcut.

Aziz Nikolas Kilisesi (Tarihî Şehir Kilisesi)

12. yüzyılda tüccarların ibadethane ihtiyacını karşılamak amacıyla kurulan ve Aziz Nikolas’a adanan kilise, Grand Place ile The Bourse arasında yer alıyor. Kilise 1695 yılında yaşanan saldırının ardından zarar görmüş, daha sonra tekrar inşa edilmiş olmasına rağmen orijinal iskeletini korumayı başarmış. Girişler genellikle ücretsiz ancak bazı alanlar için belirlenen bir giriş ücreti olabiliyor.

İbadetlerin aktif devam ettiğini ve törenler yapılırken ziyaretlerin kısıtlandığını belirtelim.

Avenue Louise

Louise bölgesinde konumlanan ve içerisinde lüks butiklerden restoranlara, otellerden sanat galerilerine kadar pek çok alanı barındıran cadde, Brüksel’in en popüler noktalarından. Cadde üzerinde Belle Époque ve Art Nouveau döneminin mimari tarzını yansıtan birçok yapıyı görmek mümkün. Max Hallet, Solvay malikâneleri bunlara örnek olarak gösterilebilir. Cadde boyunca ilerleyen tramvay hattını kullanırken estetik yapıları izlemenin keyfi bir başka.

Black Tower

Black Tower, Brüksel’in Orta Çağ dönemlerinden bugüne ulaşan kalıntılarının en iyi korunmuş örneklerinden. 4 kilometrelik bir koruma duvarı olarak 13. yüzyılda inşa ettirilen surlar zaman içinde birçok değişime uğrasa da kule hâlâ yerinde duruyor. İsmini siyah çatısından alan kulenin kalıntısı halka açık bir alanda.

World of Mind (İllüzyon ve Zihin Oyunları Müzesi)

İllüzyon gösterileriyle unutulmaz bir deneyim yaşamaya var mısın? World of Mind, Tour & Taxis’te bulunuyor. Burada eğlenceli ve öğretici interaktif etkinliklerle hem yetişkinler hem çocuklar için keşif dolu bir yolculuk vadediliyor. Ayna Odası, Ters Oda, Sonsuzluk Odası gibi alanlarda algılarını değiştirecek illüzyonlarla karşılaşabilirsin. Ünlü nörolog Steven Laureys’in bilgileriyle insan beyninin bilinmeyen yönlerini öğrenme fırsatını da yakalayabilirsin.

Burayı gezmek istersen girişte farklı bilet ücretleri mevcut. Yetişkinler 14,90 euro öderken 6 ile 18 yaş arasındaki bireyler 11,90 euro karşılığında giriş yapabiliyor. Engelli bireylerse indirimli ücretlerden yararlanabiliyor ki bu da 11,90 euro olarak belirlenmiş. Salıdan pazara kadar açık olan müzenin ziyaret saatleriyse resmî tatil değilse sabah 10.00 ile akşam 18.00 arasında.

Uzak Doğu Müzesi (Japon Kulesi ve Çin Pavyonu)

Kapsamlı Brüksel rehberimizin son durağı Uzak Doğu Müzesi. Laeken bölgesinde bulunan müze kompleksi Japon Kulesi ile Çin Pavyonu’ndan oluşuyor. Kral II. Leopold döneminde inşa ettirilen binalar, Uzak Doğu mimarisini tanımak için mükemmel bir ortam sunuyor. Çin Pavyonu 17. ve 19. yüzyıl arası porselenlerden gümüş eşyalara kadar birçok özel koleksiyona ev sahipliği yapıyor.

Not: Çin Pavyonu ve Japon Kulesi 2013 yılında restorasyon sürecine girmiş. Ziyaret etmeden önce resmî birimlerden müzenin açık olup olmadığına dair bilgi alabilirsin.

Brüksel gezi rehberimiz burada bitiyor. Şimdi sırada Brüksel’in keşfedilmeyi bekleyen ünlü noktalarını yerinde görmek var! Etstur’daki Brüksel Turlarına göz atarak seyahat planına ve görmek istediğin yerlere göre uygun programı bulabilirsin.

Dilersen bireysel bir seyahat de planlayabilirsin. Brüksel Otelleri listesini inceleyerek hem bütçene hem kriterlerine hitap eden konaklama alanlarından birini seçebilirsin. Brüksel’e gitmeden önce şehirde nereleri görmen gerektiğini öğrendin. Geri dönerken yanında seyahatini hatırlatacak bir şeyler getirmek istemez misin? Hiç merak etme, “Brüksel’den ne alınır?” yazımız sana rehber olmaya hazır. Peki, sen Brüksel’e doğru yola çıkmaya hazır mısın?

Bu yazıda yer alan giriş ücreti ve ziyaret saatlerine ilişkin bilgiler, içeriğin hazırlandığı tarihte geçerli.  Güncel bilgiyi öğrenmek için resmi siteleri inceleyebilirsin.

Önceki Yazı
Selçuk

Selçuk Gezilecek Yerler

Sonraki Yazı
Kırklareli

Kırklareli'nde Gezilecek Yerler