Doğasıyla öne çıkan Kırklareli, Trakya’nın kültürel ve mimari açıdan dikkat çekici şehirlerinden biri. Bu şehir tarihî sokaklarıyla, meydanlarıyla, sahilleriyle ve benzersiz yapılarıyla zengin bir keşif imkânı sunuyor. Şehirde gezerken sakin köyleri keşfederek geçmişe doğru uzanmak veya plajların eşsiz manzarasını görmek mümkün. Kırklareli müzeleriyle ve mimarisiyle kültürü, tarihi ve eğlenceyi bir arada yaşamak isteyenler için ideal bir durak. Gelin, Kırklareli’ne doğru bir keşfe çıkalım.
İğneada Longoz Ormanları Millî Parkı
Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük subasar (longoz) ormanlarından biri olarak bilinen İğneada Longozları, Yıldız Dağları’ndan süzülen suların Karadeniz’e ulaşmadan kum tepelerinin ardında birikmesiyle oluşmuş. Yıl içinde altı yedi kez sular altında kalan bu alan, tropikal ormanları aratmayan eşsiz bir görünüme sahip.
1988 yılında millî park statüsü kazanan 3.155 hektarlık bölge yalnızca ormanlarıyla değil Mert, Hamam, Saka, Pedina, Deniz ve Erikli gölleriyle de dikkat çekiyor. Bu çeşitlilik pek çok kuş ve hayvan türü açısından da vazgeçilmez bir yaşam alanı sunuyor.
İğneada Longozları doğa yürüyüşleri, kamp, bisiklet turları, kuş gözlemciliği için veya fotoğrafçılık tutkunları için geniş bir keşif imkânı sağlayacak. Kırklareli merkeze yaklaşık 97 kilometre, İstanbul’a ise ortalama 250 kilometre mesafede bulunan bu parka giriş ücretsiz ve ziyaret saatleri mevsime göre değişiyor.
Dupnisa Mağarası

Trakya’nın turizme açılan ilk mağarası ve Türkiye’nin en uzun ikinci mağarası olarak bilinen Dupnisa, Kırklareli’nin Demirköy ilçesine bağlı Sarpdere Köyü’nün sınırlarında konumlanıyor. 180 milyon yıl önce mermerlerin içinde oluşmuş bu doğa harikası 3.200 metreyi aşan uzunluğuyla ve 70 metreye varan tavan yüksekliğiyle eşsiz bir yeraltı dünyası.
İki katlı yapısı olan mağaranın üst katı Kuru Mağara ile Kız Mağarası ve alt katı da Sulu Mağara olarak adlandırılıyor. Bununla beraber yeraltı nehirlerini ve küçük gölleri de barındırıyor. İçeride göreceğin sarkıt, dikit, sütun ve damla taş oluşumları sana âdeta bir sanat galerisi hissi verecek.
Aynı zamanda 16 türde yarasaya ev sahipliği yapan mağara, bu hassas dengeyi korumak amacıyla kış aylarında ziyarete kapatılıyor. İlginç canlıları görmek istiyorsan ziyaretini ilkbahar aylarına denk getirebilirsin. Doğa sporları ve fotoğrafçılık için de çeşitli imkânlar sunuyor. Bu mağarayı haftanın her günü 08.30 ile 17.30 arasında ziyaret edebilirsin.
Kıyıköy
İstanbul’a yakın ama karmaşadan uzak, sakin ve doğal bir sahil kasabası arıyorsan rotanı Kırklareli’nin Vize ilçesine bağlı Kıyıköy’e çevirebilirsin. Kıyıköy’ün güzelliği, Papuçdere’nin ve Kazandere’nin tam denize döküldüğü noktada yüksek bir falez üzerine kurulmuş olmasından kaynaklanıyor.
Burası ince kumlu plajlarıyla ve tertemiz deniziyle özellikle yaz aylarında dolup taşıyor. Dar sokaklarında ve ahşap evlerindeyse hâlâ o tipik Karadeniz köyü atmosferini hissedebilirsin. Kıyıköy sadece denizden ibaret değil, Bizans döneminden kalma tarihî kalıntılarına ve dünyanın en eski kaya oyma manastırlarından biri olan Aya Nikola Manastırı’na da burada rastlayabilirsin.
Bununla beraber “Kırklareli’nde ne yenir?” diye düşünüyorsan Kıyıköy’ün sahil restoranlarındaki taptaze balıkların tadına bakabilirsin.
Cehennem Şelaleleri
Kırklareli’nin Vize ilçesindeki Kızılağaç Köyü’nün sınırlarında yer alan Cehennem Şelaleleri, Istranca Ormanları’nın derinliklerinde sarp kayalar arasından dökülen bembeyaz sularıyla ve kaya göletleriyle tam bir doğa harikası. El değmemiş doğası ve huzur veren su sesi, İstanbul’dan ve çevresindeki şehirlerden günübirlik seyahat yapmak isteyenler için uygun.
Doğa gezileri, fotoğrafçılık ve özellikle de rehberli trekking turları açısından da maceraseverlere hitap ediyor. Çevresindeki mesire alanları piknik veya kamp yapmak isteyenler için çeşitli imkânlar sunuyor. Şelalelerin çevresi mis kokulu akasya ağaçlarıyla çevrili. Burayı ücretsiz ve genellikle 7/24 gezebilirsin.
Vize
Kırklareli’nin Cittaslow yani Sakin Şehir ünvanıyla anılan bu özel ilçesi, adının hakkını sonuna kadar veriyor. Huzur ve sakinlik arıyorsan Vize’nin benzersiz bir atmosferi var. İlçe sadece sakinliğiyle değil, zengin tarihî mirasıyla da öne çıkıyor.
Roma Dönemi’nden kalma heybetli Vize Kalesi, 6. yüzyılın izlerini taşıyan Aya Nikola Manastırı ve bir zamanlar kilise olan Vize Küçük Ayasofya Camii, tarih meraklıları için görülmeye değer durakların arasında. Kıyıköy Plajı, Âşıklar Tepesi ve endemik bitki türleriyle dolu Pabuçdere Vize’nin doğal alanlarından yalnızca birkaçı. Daha sakin bir deniz tatili planlıyorsan da Selvez, Poliçe ve Panayır İskelesi koyları tam sana göre.
Aya Nikola Manastırı
Kırklareli’nin Vize ilçesine bağlı Kıyıköy’de zamanda yolculuk yapmaya hazır ol! Karşında dünyanın en eski kaya oyma manastırlarından biri olarak bilinen Aya Nikola Manastırı duruyor. MS 6. yüzyılda Bizans döneminde kayaların oyulmasıyla inşa edilen bu yapı, kaya manastır mimarisinin en etkileyici örneklerinden biri.
Zemin katta bir kilise bölümü, alt katta kutsal sayılan ayazma (çeşme) ve üst katlarda da keşişlerin inzivaya çekildiği kayalara oyulmuş hücreler bulunuyor. Bu eşsiz mimari yapıyı tarih ve kültür meraklıları kaçırmamalı. Bölgenin ve manastırın hikâyesini daha detaylı öğrenmek istersen rehberli turlara katılabilirsin. Manastırı 7/24 ücretsiz ziyaret edebilirsin.
Vize Kalesi
Vize ilçesinin en yüksek tepesine konumlanan Vize Kalesi hem tarihî hem mimari açıdan şehrin simgelerinden. İnşasının Roma İmparatoru I. Jüstinyen dönemine kadar uzandığı tahmin ediliyor ve Osmanlı döneminde de onarımlar görerek aktif şekilde kullanılmış.
Kaleyi özel kılan unsurlardan biri de dört metre kalınlığındaki sağlam surlarının büyük bir kısmının günümüze kadar ayakta kalmayı başarması. İlçe merkezinden kolayca ulaşabileceğin bu kale, bulunduğu tepe sayesinde Vize’nin ve çevresinin panoramik manzarasını da sunuyor. 7/24 ziyaret edebileceğin bu kaleye ücretsiz girebilirsin.
Vize Küçük Ayasofya Camii (Küçük Ayasofya Kilisesi)

Vize ilçesi Kale Mahallesi’nde bulunan ve köklü tarihiyle ilginç bir dönüşüm hikâyesi olan bu cami, eski adıyla Küçük Ayasofya Kilisesi. MS 6. yüzyılda İmparator Jüstinyen döneminde bir kilise olarak inşa edilmiş. 14. yüzyıldaysa Gazi Süleyman Paşa tarafından camiye dönüştürülmüş.
Yapının dikkat çekici özelliği, dışarıdan bakıldığında hâlâ bir kiliseyi andırması ve belirgin bir kubbesinin bulunmaması. Türkiye’deki dokuz Ayasofya Camii’nden biri olması ve 2007’de aslına uygun şekilde restore edilmesi de burayı önemli bir durak hâline getiriyor. Burayı 7/24 ücretsiz ziyaret edebilirsin.
Yıldız Dağları (Istranca Dağları)
Bulgaristan sınırından başlayıp İstanbul’a kadar uzanan Yıldız Dağları, yaklaşık 300 kilometrelik görkemli bir dağ. Kırklareli’nin dağlık ve yeşil kesimlerini oluşturan bu dağların en yüksek noktası 1.031 metrelik Mahya Dağı. Doğa sporlarına tutkunsan burası tam sana göre.
Dağcılık, kaya tırmanışı, uzun trekking parkurları, fotoğraf safarileri ve kampçılık gibi aktiviteler yılın çeşitli dönemlerinde yapılabiliyor. Bununla beraber Cehennem Şelaleleri ve Dupnisa Mağarası gibi birçok doğa harikası da bu dağların eteklerinde yer alıyor.
Demirköy Fatih Dökümhanesi
Demirköy tarihe tanıklık etmek için eşsiz bir nokta. Burası Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk savaş endüstrisi merkezlerinden biri ve İstanbul’un fethinde kullanılan topların döküldüğü yer olarak biliniyor. Fatih Sultan Mehmet döneminde kurulan bu stratejik tesis, 15. yüzyılın ortalarından 19. yüzyılın sonlarına kadar aralıksız üretim yapmış.
10.000 metrekarelik geniş bir alana yayılan dökümhanede özenle korunmuş demir atölyelerini ve dönemin endüstriyel mirasını yakından görebilirsin. Burada yapılan kazılardan çıkan eserlerse Kırklareli Müzesi’nin arkeoloji salonunda sergileniyor. Askerî tarih ve endüstriyel miras meraklıları için de kaçırılmaması gereken özel bir durak.
Beğendik Köyü

Kırklareli’nin şirin köyü Beğendik, henüz tam anlamıyla keşfedilmemiş, sakin ve el değmemiş doğasıyla öne çıkıyor. Masmavi plajıyla ve deniziyle özellikle kalabalıktan uzaklaşmak isteyenler için ideal. Burada dalga sesleri eşliğinde doğanın tadını çıkarabilir, huzurlu bir gün geçirebilirsin.
Köyde herhangi bir konaklama tesisi bulunmadığı için Beğendik daha çok günübirlik geziler için uygun. Küçük, salaş restoranlarda yöresel zeytinyağlıların ve mevsimindeyse taze balıkların tadına bakabilirsin. Özellikle ilkbaharda ve yaz aylarında bu köyde gezerek temiz havasını soluyabilirsin.
Aşağı Pınar Höyüğü
Kırklareli şehir merkezine çok yakın bir konumda ve Trakya’nın en eski yerleşim yerlerinden biri olan bu höyüğü keşfetmeye hazır ol. Aşağı Pınar Höyüğü önemli bir arkeolojik alan olarak öne çıkıyor ve Anadolu’daki höyüklerden farklı yapısıyla dikkat çekiyor.
Burada katmanlar dikey değil, yatay bir şekilde sıralanmış. Avrupa medeniyetlerinin izlerini taşıyan bu alanda yapılan kazılar, binlerce yıl önceki yaşam tarzına dair paha biçilmez bilgiler sunuyor. Höyüğün hemen yanındaysa Aşağı Pınar Açık Hava Köy Müzesi var. Müze köy canlandırmasıyla ve neolitik köy gibi 7 bölümüyle kazılarda ortaya çıkan yaşamı gözler önüne seriyor.
Kırklareli Müzesi
Kırklareli’nin zengin tarihini ve kültürel mirasını tek çatı altında görmek istersen şehir merkezindeki Kırklareli Müzesi’ni ziyaret etmekle başlayabilirsin. Müze binası da başlı başına göz dolduruyor. 1894 yılında belediye binası olarak inşa edilen yapı, 1994 yılında müzeye dönüştürülmüş.
Müze; Tabiat, Arkeoloji ve Etnografya olmak üzere üç ana salondan oluşuyor. Tabiat salonunda 76 hayvan türünü ve tahnit sanatının ilginç örneklerini görebilirsin. Arkeoloji salonuysa bölgenin tarihine ışık tutuyor. Demirköy Dökümhanesi, Vize Antik Tiyatrosu ve Aşağı Pınar kazılarından çıkan paha biçilmez eserler burada sergileniyor. Etnografya salonunda da yöresel kıyafetler, el yapımı ürünler ve köy yaşamının mankenlerle canlandırıldığı dioramalar seni bekliyor.
Müzenin girişi ücretsiz ve haftanın her günü 8.30 ile 17.30 arasında açık.
Kastros Plajı (Çamlı Köyü Plajı)
Kıyıköy’e yakın bir konumda bulunan, Karadeniz kıyısının özel ve koruma altındaki doğal güzelliklerinden biri seni bekliyor: Kastros Plajı, diğer adıyla Çamlı Köyü Plajı. 500 metre uzunluğunda ve 200 metre genişliğindeki kumlu sahili, adını aldığı karaçam ormanlarıyla birleşerek etkileyici bir manzara sunuyor.
Yaz aylarında deniz suyu sıcaklığı 20-26 dereceye kadar ulaşıyor. Plaj hem günübirlik deniz keyfi yapmak hem çadır veya karavan kampı kurmak için uygun alanlar sunuyor. Bununla beraber plajda şezlong ile şemsiye kiralama, mesire alanları, balık restoranları ve kafeler gibi ihtiyaç duyabileceğin pek çok olanak mevcut.
Demirköy

Yıldız Dağları’nın eteklerine kurulan ve yemyeşil ormanlarla çevrili olan Demirköy, doğa ve tarih meraklıları için âdeta bir hazine. Dupnisa Mağarası’nın yeraltı güzellikleri, longoz ormanları, irili ufaklı göller ve dereler ilçenin doğal zenginliklerinden.
İlçenin kökleri MÖ 4000’li yıllara, Trak kabilelerine kadar uzanıyor. İstanbul’un fethinde kullanılan topların döküldüğü Fatih Dökümhanesi, 1861 yılına ait Fransız Feneri ve Cenevizliler tarafından yapıldığı düşünülen Sislioba, Adriya, Arap ve İkiz Tepeler gibi turistik noktalar Demirköy’ün tarihî dokusunu gözler önüne seriyor.
Sokullu Mehmet Paşa Köprüsü
Lüleburgaz ilçesinde ve Lüleburgaz Deresi’nin üzerinde Mimar Sinan’ın imzasını taşıyan bir yapı seni bekliyor: Sokullu Mehmet Paşa Köprüsü. 1569-1570 yıllarında ünlü sadrazam adına inşa edilen bu taş köprü, 84 metre uzunluğa ve 6 metre genişliğe sahip.
Dört sivri kemeriyle ve zarif tasarımıyla da oldukça ilgi çekici. Ahşap köprülerin aksine ne kadar özenle yapıldığı, günümüze kadar sapasağlam ulaşmasından belli oluyor. Selyaranları, balkon çıkıntısı ve tahliye gözü gibi detaylarını da inceleyerek köprünün incelikli işçiliğini görebilirsin.
Babaeski Köprüsü
Şeytan Deresi’nin üzerinde yükselen bu tarihî köprü, Osmanlı mimarisinin önemli örneklerinden biri. 1633 yılında IV. Murat döneminde inşa edilmiş ve muntazam kesme taşlarla yapılmış. Altı kemerli yapının kemer aralarındaki büyük tahliye delikleri, taşmaların önüne geçiyor.
Osmanlı ordularının İstanbul Rumeli seferlerinde kritik bir geçiş noktası olarak kullanıldığı bilinen köprü, üzerindeki nöbet hücreleriyle, kitabesiyle ve küçük balkonuyla da dikkat çekiyor. Bununla beraber köprü hâlâ kullanılıyor.
Hızırbey Camii
Kırklareli şehir merkezinde bulunan Hızırbey Camii, Avrupa’nın en eski camilerinden. 1383 yılında Köse Mihalzade Hızır Bey tarafından inşa ettirilmiş. Büyük Camii olarak da anılan yapı, döneminin Osmanlı mimari özelliklerini yansıtıyor.
İç mekânındaki kalem işi süslemeler etkileyici bir görsellik sunuyor. 1000 kişilik kapasitesiyle ibadete açık olan cami, 2007 yılında aslına uygun şekilde restore edilmiş. Minare yapısı ve kubbe kasnağıysa dönemin estetik anlayışını yansıtırken yapının çevresindeki avlu ve taş duvarlar da tarihî dokuyu tamamlıyor.
Atatürk Evi
Mustafa Kemal Atatürk’ün Selanik’te doğduğu evin birebir kopyası olarak inşa edilen Atatürk Evi, tarih ve kültür meraklıları için etkileyici bir durak. 17 Ocak 2018’de ziyarete açılan üç katlı bu müze ev, Atatürk’e duyulan derin saygının bir simgesi.
Müzenin içinde Millî Mücadele Dönemi, Atatürk’ün yaşamı ve ailesini temsil eden heykeller yer alıyor. Atatürk’ün Kırklareli ziyaretlerinde kullandığı bazı kişisel eşyalar da sergileniyor. Atatürk Evi’ni genellikle haftanın her günü 09.30 ile 17.30 arasında ziyaret edebilirsin.
Mahya Tepesi
Yıldız Dağları’nın en yüksek noktası olan Mahya Tepesi, 1031 metreyle Trakya’nın zirvesinde bulunuyor. Mahya Tepesi’nin zirvesine ulaştığında Bulgaristan’a kadar uzanan panoramik manzarayla karşılaşabilirsin.
Bahar aylarında yeşilin binbir tonunu, kışınsa eşsiz kar manzaralarını gözlemlemek mümkün. Doğa yürüyüşleri, dağcılık ve kaya tırmanışı için ideal olan Mahya Tepesi, rehberli trekking turları ve fotoğrafçılık için de benzersiz bir nokta.
Kıyıköy Kalesi
Karadeniz ile Pabuçdere arasında, yüksek bir tepe üzerine konumlanan Kıyıköy Kalesi, âdeta beldenin silüetini tamamlıyor. 6. yüzyılda Bizans döneminde inşa edilen kale zamanın etkilerine karşı direnmiş. Kesme ve moloz taşlarla örülen 2,5 metre kalınlığındaki surlar hâlâ ayakta ve oldukça büyüleyici. Burası hem sunduğu manzara hem tarihî önemiyle Kıyıköy’ün önemli simgelerinden biri.
Yenesu Mağarası
Vize ilçesinde keşfedilmeyi bekleyen eşsiz bir yeraltı harikası. İçeri adım attığında seni sarkıtlar, dikitler ve damla taş havuzları karşılayacak. Küçük göletleriyle ve her köşesinde farklı bir manzara sunan yapısıyla benzersiz bir deneyim seni bekliyor.
Mağaracılık ve trekking meraklıları için de ideal bir nokta. Doğal güzellikleriyle Yenesu giderek popülerleşen bir keşif noktası hâline gelmiş.
Sislioba Kalesi
Demirköy ilçesinin yakınlarındaki ve yemyeşil ormanların arasındaki Sislioba Kalesi benzersiz yapısıyla seni bekliyor. Roma Dönemi’nde garnizon olarak kullanıldığı düşünülen kale, düz yontma taşla ve kireç harcıyla inşa edilmiş.
Cenevizlilerin de katkısı olduğu rivayet edilen Sislioba Kalesi, bir kısmını günümüze kadar korumayı başarmış. Tarih ve mimari meraklıları için oldukça ilgi çekici olan bu kale, çevresindeki doğal güzelliklerle birleştiğinde keyifli bir keşif durağı sunuyor. Bununla beraber kaleyi ücretsiz olarak gezmek mümkün.
İğneada
Maviyle yeşilin buluştuğu İğneada, Demirköy ilçesinde bulunan huzur dolu bir nokta. 2 kilometre uzunluğundaki geniş sahiliyse sakin bir tatil arayanlar için ideal. Yalnızca deniziyle değil, bitişiğindeki longoz ormanları, Karadeniz kıyısı ve Hamam Gölü gibi doğal güzellikleriyle de öne çıkıyor.
İğneada’da yapacak çok şey var: Longozlarda doğa yürüyüşleri, bisiklet turları, kuş gözlemi ve göllerde sandal gezileri yapmak veya alabalık çiftliklerinde yöresel lezzetler tatmak… İğneada’da Sislioba Kalesi ve İğneada Feneri gibi tarihî noktaları da ziyaret edebilirsin.
Lüleburgaz
Kırklareli’nin en büyük ilçelerinden biri olan Lüleburgaz, tarihî zenginlikleriyle ve doğal güzellikleriyle öne çıkıyor. Osmanlı’dan Bizans’a kadar birçok medeniyete ev sahipliği yapmış bu topraklarda geçmişin izlerini her köşede hissedebilirsin.
Mimar Sinan’ın imzasını taşıyan tarihî Zafer Çeşmesi, gizemli Zindan Baba Türbesi ve Sokullu Mehmet Paşa Külliyesi ile Sokullu Mehmet Paşa Köprüsü ilçenin mutlaka görülmesi gereken noktalarından. Lüleburgaz’ın yeşil alanları, parkları ve doğal güzellikleri de günübirlik geziler veya daha uzun keşifler için ideal. Üstelik Sakızköy Hasat Şenliği gibi renkli kültürel etkinlikler de buranın hayatını canlı tutuyor.
Babaeski
Babaeski Kırklareli’nin tarihî dokusunu yansıtan ilçelerin arasında. Sakin atmosferi ve huzurlu sokakları özellikle hafta sonu seyahatleri için ideal. Babaeski Köprüsü, Cedid Ali Paşa Camii ve Eski Camii Osmanlı mimarisinin öne çıkan örneklerinden.
İlçe yıl boyunca düzenlenen festivallerle de canlı bir sosyal hayat sunuyor: Büyük Yağlı Pehlivan Güreşleri, Alpullu İlk Şeker Kültür ve Müzik Festivali ve Tarım Festivali bunlardan sadece birkaçı. Bu festivallerle ve Kırklareli hakkında bilinmesi gerekenler ile ilgili daha fazla bilgi edinmek de mümkün. Kırklareli merkezinden yaklaşık bir saatlik bir yolculukla ulaşabileceğin Babaeski, tarihle ve kültürle harmanlanan bir deneyim sunuyor.
Balkaya Köyü
Doğayla iç içe olacağın sakin bir yer arıyorsan Balkaya Köyü tam sana göre. Yenasu Mağarası ve adını aldığı Balkaya Şelalesi’ne ev sahipliği yapan köy, doğa yürüyüşleri ve kampçılık için ideal bir rota. Dere kenarındaki alabalık çiftlikleriyle, yemyeşil ormanlarıyla ve huzurlu ortamıyla da doğaseverler ve kamp tutkunları arasında popüler.
İstanbul’a yakınlığı ve kolay ulaşım imkânları sayesinde de günübirlik veya hafta sonu seyahatleri için sıkça tercih ediliyor. Ancak hafta sonları kalabalık olabileceğinden erken rezervasyon yapmak ve yanına yeterli malzeme almak önemli.
Kıyıköy Plajı
Vize ilçesinin Kıyıköy beldesinde yer alan bu plaj, Karadeniz’in benzersiz sahillerinden biri. İncecik kumlarıyla ve tertemiz deniziyle yaz aylarında serinlemek ve su sporları yapmak için burayı tercih edebilirsin. Papuçdere ve Kazandere’nin denize döküldüğü noktada, falezlerin hemen altında yer alması da plaja eşsiz bir manzara katıyor. Plajın çevresinde konaklayabileceğin çeşitli tesisler ve günübirlik ihtiyaçların için birçok işletme bulabilirsin.
Beğendik Plajı

Beğendik Plajı berrak ve tertemiz denizi sayesinde yüzmek ve kumsalda vakit geçirmek isteyenlere hitap ediyor. Akdeniz sahillerini aratmayan doğasıyla, yürüyüş yollarıyla ve kamp alanlarıyla da doğa tutkunlarını cezbediyor.
Bulgaristan sınırına yakın olan Beğendik Köyü’nde sakin ve huzurlu bir tatil yapabilirsin. Köydeki aile pansiyonlarında konaklayabilir veya günübirlik gezilerle buraya gelebilirsin. El değmemiş doğasıyla kafa dinlemek isteyenler için de mükemmel bir seçenek.
İğneada Plajı
Longoz Ormanları Millî Parkı’nın hemen yanında konumlanan İğneada Plajı, doğal sit alanı olarak korunuyor ve masmavi, berrak deniziyle dikkat çekiyor. Çakıl ve kum karışımı uzun sahili yalnızca deniz keyfi için değil, çeşitli doğa aktiviteleri için de uygun. Longoz Ormanları’nda yürüyüş yapabilir, kuş gözlemi turlarına katılabilir, fotoğraf safarileri düzenleyebilir veya çevreyi bisikletle keşfedebilirsin.
Burası farklı kuş türlerine ev sahipliği yaptığından ekolojik açıdan da oldukça önemli. Karadeniz’in birçok deniz kıyısında olduğu gibi burada da deniz hızlı derinleşiyor. Dolayısıyla çocuklu ailelerin ve yüzmeyi iyi bilmeyenlerin dikkatli olmasını tavsiye ediyoruz.
Rezve Deresi
Türkiye Bulgaristan sınırındaki doğal güzelliklerden biri olan Rezve Deresi, Dupnisa Mağarası’ndan beslenen sularıyla kendine hayran bırakıyor. Dere boyunca uzanan yürüyüş parkurları doğa yürüyüşleri için ideal. Tertemiz havası, zengin bitki örtüsü ve doğal yaşam çeşitliliği Rezve Deresi kıyılarını keşfetmek için harika bir deneyim sunuyor. Burada doğa fotoğrafları çekebilir, bitki türlerini inceleyebilir ve huzurlu bir gün geçirebilirsin.
Hızırbey Hamamı (Çifte Hamam)
Kırklareli şehir merkezinde ve Cumhuriyet Meydanı’nda yer alan Hızırbey Hamamı, 1383’ten beri korunuyor ve Osmanlı döneminin mimarisiyle sosyal yaşam kültürünü yansıtan önemli bir tarihî eser olarak ziyaretçilerini ağırlıyor.
Çifte Hamam olarak bilinen yapı, klasik Osmanlı hamam mimarisine uygun olarak kadın ve erkek bölümlerine sahip. Otantik süslemeleri, taş oyma detayları ve günümüzde hâlâ aktif olarak kullanılıyor olmasıyla ziyaretçilerine hem tarih hem deneyim sunuyor. Burada, tarihî bir atmosferde hamam keyfi yapabilirsin.
Hızırbey Bedesteni (Hızırbey Arastası)
Cumhuriyet Mahallesi’ndeki Hızırbey Bedesteni 1383 yılında inşa edilmiş. Hızırbey Külliyesi’nin bir parçası olan bedesten, Osmanlı döneminde altın ve gümüş gibi değerli eşyanın satıldığı kapalı çarşı olarak kullanılmış. Kubbeli ve kesme taş mimarisi de oldukça etkileyici.
2007’de aslına uygun restore edilen bedesten, günümüzde alışveriş merkezi hâline getirilmiş. Burada yöresel peynirler, Kırklareli helvası, meşhur hardaliye, kavala kurabiyesi, Poyralı pekmezi, ahşap süs eşyaları ve otantik dokumalar gibi yerel ürünleri bulabilirsin.
Selvez Koyu
Vize’ye bağlı Kıyıköy kasabasına yakın Selvez Koyu, bölgenin sakin ve doğal noktalarından biri. İnce kumlu sahiliyle ve temiz deniziyle özellikle çocuklu aileler için ideal. Bahar aylarında kampçılar, yaz aylarındaysa deniz keyfi yaşamak isteyenler buraya akın ediyor.
Koyda ve arkasındaki Longoz Ormanları Millî Parkı’nda piknik yapabilir, tekne gezilerine katılabilir veya şnorkelle su altını keşfedebilirsin. Gün batımı manzaraları da burayı büyüleyici kılıyor. Bununla beraber koyda temel ihtiyaçlarını karşılayabileceğin küçük işletmeler mevcut.
Poliçe Koyu
Vize ilçesi Kışlacık Köyü sınırlarında konumlanan Poliçe Koyu, yüksek falezleriyle, küçük kumlu sahiliyle ve yemyeşil ormanlarıyla dikkat çekiyor. Poliçe Koyu’nda hem doğayla baş başa kalabilir hem denize girebilirsin. Kamp yapmayı seviyorsan çadır ve karavan için uygun alanlar da bulunuyor.
Tüplü veya tüpsüz dalış yapabilir, gün batımının tadını çıkarabilir ve doğanın içinde huzurlu vakit geçirebilirsin. Su ihtiyacın için çevredeki kaynak sularını kullanabilirsin ancak kamp malzemelerini yanına almanda fayda var.
Mert Gölü
İğneada Longoz Ormanları Millî Parkı’nın içinde bulunan Mert Gölü, 266 hektarlık geniş bir alana yayılıyor ve bölgenin en büyük gölü olarak dikkat çekiyor. Yılın her mevsimi ayrı bir güzellik sunan göl, doğa ve fotoğraf tutkunları için âdeta bir açık hava stüdyosu niteliğinde.
Gölün çevresinde düzenlenmiş mesire alanlarında piknik yapabilir, özellikle yaz aylarında kano veya sandal kiralayarak gölün üzerinde bir gezinti yapabilirsin. Sessiz ve sakin atmosferi, kuş gözlemi yapmak isteyenler için de ideal bir ortam sağlıyor.
Çevresindeki yürüyüş parkurları, kamp alanları ve bisiklet yolları sayesinde doğayla iç içe uzun saatler geçirebilirsin. Eğer kano kiralamayı düşünüyorsan cüzi bir ücretle ulaşabileceğini ve kamp yapacaksan da sinek ilacınla temel malzemelerini yanından ayırmaman gerektiğini göz önünde bulundurabilirsin.
Saka Gölü
Kırklareli’nin İğneada Longoz Ormanları Millî Parkı’nın güney ucundaki Saka Gölü, bölgenin doğasını koruyan noktalardan biri. Göl zengin bir ekosisteme sahip, çok sayıda balık ve kuş türüne ev sahipliği yapıyor ve dört mevsim farklı bir manzara sunuyor.
Burası sakin ve huzurlu bir gün geçirmek isteyenler için benzersiz bir seçenek. Gölün çevresinde doğa yürüyüşleri yapabilir, fotoğraf safarileri düzenleyebilir ve olta balıkçılığıyla hem sabahın hem gün batımının keyfini çıkarabilirsin. Saka Gölü’nü seyir teraslardan izleyerek yemyeşil ormanlarla çevrili suların arasında dingin bir atmosfer bulabilirsin.
Balkaya Şelalesi (Saklı Şelale)
Balkaya Köyü yakınlarında yer alan ve Saklı Şelale olarak da bilinen bu doğa harikası, göz alıcı sularıyla ve serin kaya göletleriyle dikkat çekiyor. Yaz aylarında ziyaretçiler için ideal bir serinleme noktası olan şelale, çevresindeki mesire ve kamp alanlarıyla doğa tutkunlarını cezbediyor.
Bölge aynı zamanda alabalık çiftlikleriyle ünlü. Dolayısıyla taze balıkların tadına bakmadan buradan ayrılmak olmaz. Şelalenin etrafındaki küçük mağaralar da doğa fotoğrafçılığı için eşsiz manzaralar sunuyor. Ziyaret sırasında doğal yürüyüş parkurlarında keşif yapabilir, kamp çadırını kurabilir ve doğanın huzurunu doyasıya yaşayabilirsin.
Sultanlar Yolu
Tarihî ve kültürel keşifleri doğa yürüyüşleriyle birleştirmek ister misin? Sultanlar Yolu, Kanuni Sultan Süleyman’ın I. ve II. Viyana Seferleri sırasında kullandığı tarihî güzergâhın bir parçası. Avusturya’dan başlayıp Türkiye’ye kadar uzanan bu yolun önemli bir kesimi Kırklareli’den geçiyor ve tarih meraklıları ile doğaseverler için eşsiz bir deneyim sunuyor.
Rotada Osmanlı döneminde yapılan camileri, tarihî köprüleri ve Demirköy Dökümhanesi gibi endüstriyel mirasları görebilirsin. Yürüyüş sırasında hem tarihî eserleri yakından inceleme şansı bulacak hem bölgenin yemyeşil ormanlarında yürüyüş yapabileceksin. Bununla beraber rehberli yürüyüş turları sayesinde Sultanlar Yolu’nu daha detaylı keşfetmek mümkün.
Yayla Mahallesi
Kırklareli şehir merkezinde olan ve kentsel sit alanı olarak korunan Yayla Mahallesi, âdeta zamanda yolculuk deneyimi sunuyor. 19. yüzyıldan kalma tarihî ve otantik evleri neoklasik Rum mimarisinin özelliklerini taşıyor. Cumbalı evler, daracık parke taşlı sokaklar ve özenle korunmuş yapılarsa bu mahallenin köklü geçmişini inceleme fırsatı veriyor.
Mahalle aynı zamanda fotoğrafçılar için eşsiz kareler yakalama şansı sunuyor. Kırklareli Atatürk Evi de bulunuyor. Bu evde Millî Mücadele Dönemi’ni ve Atatürk’ün yaşamını temsil eden sergileri görebilirsin. Sokaklarında yürürken hem tarihin hem şehrin kültürel dokusunu keşfedebilirsin.
Vize Antik Tiyatrosu

Vize Antik Tiyatrosu Roma Dönemi’ne ışık tutan önemli bir yapı. İyi korunmuş mimarisi ve geniş oturma alanları tarih meraklılarının ilgisini çekiyor. Tiyatroda dolaşırken Roma Dönemi’nin atmosferini hissetmek mümkün. Tiyatrodan çıkarılan eserlerse Kırklareli Müzesi’nde sergileniyor ve bölgenin antik dönemdeki yaşamına dair önemli ipuçları veriyor. Bununla birlikte doğa yürüyüşleri ve fotoğraf çekimleri için de uygun bir alan.
Kıyıköy Deniz Feneri
Vize ilçesinin Kıyıköy beldesinde yer alan tarihî deniz feneri, Karadeniz kıyısının simgelerinden biri. Burası fenerin kendine has mimarisi ve Karadeniz’in doğal güzellikleriyle birleşerek ziyaretçilere görsel bir şölen sunuyor.
Fenerin bulunduğu tepeye doğru yapacağın yürüyüş hem keyifli bir doğa deneyimi hem muhteşem gün batımı manzaraları sunuyor. Fotoğraf tutkunları için de ideal olan bu nokta, Kıyıköy’ü ziyaret edenlerin mutlaka görmesi gereken duraklardan.
İğneada Feneri

Karadeniz’in batı ucundaki Limanköy’de konumlanan İğneada Feneri, 1866 yılında Sultan Abdülmecit döneminde Fransız mühendisler tarafından inşa edilmiş. 60 metre yükseklikteki tepenin üzerinde beyaz tasarımıyla kendine hayran bırakan bu fener, deniz ve gün batımı manzaralarını izlemek isteyenler için ideal bir durak.
Fenerden panoramik Karadeniz manzaralarını görebilir, fotoğraf safarilerine katılabilir ve bölgenin denizcilik tarihine dair detaylı bilgiler edinebilirsin.
Kırklareli Otelleri‘ni inceleyip ihtiyacına uygun otel, pansiyon veya butik tesislerden birini seçebilirsin. Ulaşım için de Kırklareli otobüs bileti seçeneklerini inceleyerek seyahat planını yapabilirsin. Günlük gezi rotanı oluştururken şehir merkezine veya İğneada, Vize, Lüleburgaz gibi ilçelere yakın konumları tercih edebilir, doğa ve tarih noktalarını kolayca keşfedebilirsin.
Dilersen rehberli turlara katılarak Dupnisa Mağarası, Longoz Ormanları, tarihî kaleler ve köprüler gibi önemli durakları daha detaylı keşfetme fırsatı bulabilirsin.
Hazırlıklarını tamamladıysan artık Kırklareli’nin doğal güzelliklerini ve zengin tarihini adım adım keşfetmeye başlayabilirsin. Şehrin her köşesinde yeni deneyimler kazanabilir, unutulmaz manzaralar görebilirsin.