Uzunca bir süredir tatil amacıyla şehirden uzaklaşma fırsatı bulamamıştım. Bu yıl, bir aydan biraz daha fazla zamanı evden uzakta geçirmişim ama şubat ayında eşimle gittiğimiz kısa Barselona tatilimizi saymazsam, tatil yapma şansı bulamamışım. Tabii bir de bayramlardaki kısa yazlık kaçamakları var ama insan yazlıkta dinlenmekten ziyade daha çok yoruluyor.

Aralık ayı gelip de işimdeki çoğu önceden planlanmış hedefler tamamlanınca, tatil için yeterli bir boşluk yakaladım ve eşimle kısa bir Amsterdam gezisi planladım. İki ay önceden de çok ucuz Amsterdam bileti yakaladım, oteli de ayarladıktan sonra işte Amsterdam’dayız.

Geçtiğimiz eylül ayında da dört günlüğüne Etstur ile Amsterdam’a gelmiş ve tüm deneyimlerimi yazıp paylaşmıştım. Bir şehri ilk defa ziyaret ettiğinizde yanınızda bir rehber olmasının faydalarını, bu ikinci ziyaretimde çok daha iyi anladım. Her şeyden önce zamanı çok bilinçli değerlendirebildik, görülmesi gereken her yeri gezdik ve üstüne yepyeni yerler keşfettik. Cuma sabahından pazartesi gecesine kadar dolu dolu tam dört gün, Amsterdam’ı gezmek için yeterli oluyor.

İşte daha önce görmediğim yüzleri ve gitmediğim köşeleriyle, bir başka Amsterdam…

Amsterdam Müzeleri

Amsterdam tam bir müzeler şehri. “Her şeyin müzesi var” desem, abartı olmaz. Hepsini gezecek kadar vaktimiz olmadığı için en klasiklerini gezmeye karar verdik ve bir tam günü müzelere ayırdık. Gezdiklerimizin bir kısmı hakkında ufak tefek notlarım var sizin için.

En az iki saatinizi Van Gogh Müzesi’ne ayırmanızı tavsiye ederim. Her eseri gördük ancak kapanışa bir saat kala gittiğimizden bazılarına yeterince vakit ayıramadığımız için hala üzülüyorum. Yılda yaklaşık bir buçuk milyon kişinin ziyaret ettiği müzeye giriş kişi başı 15 euro. Eğer multimedya rehber de isterseniz ekstra 5 euro vermeniz gerekiyor. İddia ediyorum bazı resimlerin karşısında duygularınıza hükmetmekte güçlük çekeceksiniz ve tüyleriniz diken diken olacak.

Van Gogh Müzesi

Van Gogh Müzesi

Van Gogh Müzesi’nin kapısından çıkıp sağ tarafa doğru döndüğünüzde Rijks Müzesi’ni göreceksiniz. Sonrasında bu binayı muhakkak ön cephesinden de görmelisiniz. Rijks’i gezecek vaktim maalesef olamadı ancak gördüğüm uzun bilet kuyruğundan sonra size burası için söyleyebileceğim en önemli şey, Rijks Müzesi için biletinizi şehir içindeki bilet satış noktalarından almanız. Önceden bilet alan ziyaretçilerin girişi daha farklı, sıra beklenmeyen bir yoldan yapılıyor.

Rijks Müzesi

Rijks Müzesi

Aynı şey Van Gogh için de geçerli ancak biz kapanışa çok yakın gittiğimiz için sıra neredeyse hiç yoktu. Diğer türlü yıllık bir buçuk milyon ziyaretçiyi hesaba katınca, herhangi bir saatteki yoğunluğu tahmin etmek güç değil.

Amsterdam’ın en önemli meydanlarından bir tanesinde yer alan Madame Tussauds ise kesinlikle ziyaret edilmesi gereken, eğlenceli bir müze. Daha hemen girişte Barack Obama’nın heykeli ile çektikleri fotoğrafınızı, müze ziyaretinizin sonunda satın alabilirsiniz.

Madame Tussauds’dan çıktığımda, keşke daha fazlası olsaymış diye içten içe üzüldüm, çünkü müzedeki heykeller gerçekten yoğun bir emek ve müthiş bir işçiliğin ürünü. Hepsine tek tek hayran kaldım. Sadece heykelleri değil, heykellere uygun olarak hazırlanan dekor ve multimedya şovları da kendine hayran bırakan türden.

Tüm bu eserler arasında daha fazla beğendim diyebileceklerim Madonna, Bon Jovi, Charlie Chaplin, Jennifer Lopez ama en çok da Einstein…

Eğer kısa bir tatil için Amsterdam’daysanız ve bizim gibi yalnızca bir gününüzü müzelere ayıracaksanız, dolu dolu gezebilecekleriniz ancak bu yukarıda bahsettiklerim kadar oluyor. Bir diğer önemli müze olan Anne Frank’in Evi’ne ise önündeki çok yavaş ilerleyen sıradan ötürü böyle bir programda gidemeyebilir, ertesi güne bırakmak durumunda kalabilirsiniz.

Alışveriş

Dünyanın en ünlü markalarını Amsterdam’ın sokakları arasında saklanmış halde görürseniz şaşırmayın. Kanalların üzerinden geçen köprülerden bir o yana bir bu yana kendimizi savururken, pek çok ünlü marka karşımıza küçücük apartmanların alt katlarında çıktı.

Eğer “Dünya markaları zaten dünyanın her yerinde, bana özgün bir şeylerden bahset” derseniz, işte tam o noktada Amsterdam’ın size çok doğru bir adres olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

Özellikle 9 Küçük Sokak adındaki bölgede şık butikler, kişisel aksesuar mağazaları, el yapımı ayakkabı satan dükkanlar, en yoğun olarak burada toplanmış. Ama sadece burada değiller, her ara sokakta başka bir sürprizle karşılaşıyorsunuz.

Amsterdam'ın gizli alışveriş merkezi, 9 Küçük Sokak...

Amsterdam’ın gizli alışveriş merkezi, 9 Küçük Sokak…

El yapımı ve antika takı satan mağazalar da oldukça fazla. Değerli taşlarla birlikte işlenmiş altın ve gümüş takıların fiyatları da fena değil.

Eğer sokak sokak gezmeyeyim, bütün mağazaları bir arada bulayım derseniz o zaman da sizi Hollanda’nın alışveriş mağazaları zinciri de Bijenkorf, Dam Meydanı’nın hemen köşesinde sizi bekliyor. Bizim alıştığımız AVM mantığından biraz daha farklı olarak, dünyaca ünlü markaların köşelerinin yer aldığı bu mağaza zincirinde, ödemenizi alışveriş yaptığınız reyonda yapıyorsunuz. Yani seçtiğiniz ürünleri sepetinize doldurup sonradan, mağazadan çıkarken ödemek yok.

Şehrin genelinde bol bol hediyelik eşya mağazası var. Bu mağazalarda satılan hatıra ürünlerinin neredeyse hepsi birbirinin aynı olmasına rağmen fiyatları farklı olabiliyor. O yüzden hediyelik ve hatıra eşya alışverişinizi yapmadan önce sıkı bir fiyat araştırması yapmanızı tavsiye ederim. İyi bir araştırma ile yüzde 20-30 oranında kâr etme şansınız olabilir.

Kafe ve Restoranlar

Amsterdam’da en ucuz şeylerden biri yemek diyebiliriz… Ama tabii bu yemekler çok ucuz anlamında değil, başka şeyler yemek yemeye göre daha pahalı.

Eğer turistik bölgelerdeki restoranlara giderseniz, dünyanın her yerinde olduğu gibi standartların biraz üstünde fiyatlara, lezzet konusunda oldukça iktisatlı yemeklere maruz kalabilirsiniz. Ancak tüm bunların tam ortasında öyle güzel bir restoran bulduk ki…

Dam Meydanı’nda Madame Tussauds sağınızda kalacak şekilde ilerleyin. Cadde boyunca sağlı sollu pek çok restoran, kafe ve tatlıcı göreceksiniz. Ayaküstü bir pizza dilimi veya tatlı yemek isterseniz yaklaşık 4-5 euro vermeniz gerekecektir. Restoranlarda ise kişi başı 15 ile 30 euro arasında doymanız mümkün. Bahsettiğim bu cadde üzerinde sağ tarafta Argentinos isimli bir Arjantin restoranı var. Geniş menüsündeki müthiş ızgara etleri gramajı ile sipariş verdikten sonra sofranızı sıcak başlangıçlar, kızarmış veya fırınlanmış patates, salatalar ve Arjantin usulü et soslarıyla donatabilirsiniz. Sonrasında tatlı ile birlikte iki kişi 60-80 euro arası hesap ödersiniz ancak yemeklerin tadı öyle bir yer eder ki, siz de benim gibi sonraki Amsterdam ziyaretlerinizde koşa koşa buraya gelirsiniz.

Her lezzetli yemek bu kadar pahalı değil tabii ki. Amsterdam’da ucuza nasıl gezilir ve doyulur, merak ediyorsanız diğer yazılarıma da göz atmanızı öneririm.

Bu şehirde yerel Hollanda lezzetlerinden ziyade dünya mutfağına dair restoranlar sayıca çok daha fazla. Biraz önce bahsettiğim Argentinos gibi şehrin her bir köşesi Arjantin usulü et restoranlarıyla dolu. Ayrıca Türk ve İtalyan yemekleriyle, Uzak Doğu tatları da oldukça yaygın.

Ve tabii tatlılar… Konu tatlı olunca Hollandalılar meydanı kimseye bırakmamış. Restoranlardaki çok milliyetlilik durumu tatlılarda pek geçerli değil. Etrafta pek çok waffle satan dükkana rastlayacaksınız. 3-5 euro civarında çok lezzetli ve şaşırtıcı derecede doyurucu waffle yeme şansınız var.

Yalnız bir yer var ki bahsetmeden geçmek mümkün değil. Küçük bir Fransız tartoletçisi olan Petit Gateau, bol mağazalı bir ara sokakta, mütevazı dekorasyonu ve vitrinindeki envai çeşit tartolet ile sizi bekliyor. Gelmeden önce birkaç defa dergilerin tavsiyeleri arasında gördüğüm ve arkadaşlarımın da önerdiği bu dükkanda gerçekten son yıllarda yediğim en iyi tatlıyı yedim. Her şey o kadar taze ve lezzetli ki… Zaten üretimlerini açık mutfakta yaptıkları için biraz sonra yiyeceğiniz tatlının fırından çıkışını görebiliyorsunuz. Hatta mutfağa gidip nasıl yapıldığını izleyebilirsiniz de… 4 tartolet, bir su ve bir espresso için 12 euro gibi bir hesap ödedik ki gerçekten değdi! Petit Gateau’nun adresini Amsterdam’a gitmeden önce not etmenizde fayda var.

Petit Gateau'da Fransız usulü muhteşem tartoletler yiyebilirsiniz.

Petit Gateau’da Fransız usulü muhteşem tartoletler yiyebilirsiniz.

Etstur ile Amsterdam Turları için tıklayın…

Mert Doğru

Yorumlar