21 – 24 Ağustos tarihleri arasında Etstur ile Amsterdam Turu‘na katıldım… Defalarca niyetlenip de hep bir işim çıkması sebebiyle iptal olan Amsterdam planlarımdan sonra, artık gidebileceğime olan inancımı yitirmiştim. Kesin yine bir işim çıkacağı düşüncesiyle heyecanımı kontrol altında tutmaya çalıştığım sayılı günler zor geçti ve tarih 21 Ağustos olduğunda nihayet Pegasus’un tarifeli Amsterdam uçağında buldum kendimi…

Sabiha Gökçen Havalimanı’na ulaştığımızda rehberimiz Furkan Zengin ile buluştuk. Sağolsun check-in’den, indikten sonra pasaport kontrolüne, valiz alımına kadar her aşamada tur kafilesini hiç yalnız bırakmadı. Böylece tüm işlemler süratle tamamlandı ve Amsterdam’a en hızlı şekilde ilk adımımızı atmış olduk.

Hollanda, Doyamadım Doğana

Uçakla Hollanda’nın üzerine geldiğimizde en çok dikkatimi çeken doğasının güzelliği oldu. Bazı bazı ağaçlıklar, geniş su kanalları ama en çok da bir parça bile çorak toprak olmaksızın uzanan yemyeşil araziler… Zaten Hollanda bu geniş çayırları sayesinde hayvancılık açısından oldukça gelişmiş. Seyahatim boyunca genelde çok iyi eti, makul fiyatlara yeme şansı buldum.

Geniş düzlüklere sahip bir ülke Hollanda. Tarım alanları da bu düzlükler boyunca derli toplu bir şekilde yerleşmişler. Yine dikkatimi çeken çoğu çiftlikte, arsada en az bir tane rüzgar gülü olmasıydı. Halk, enerjisini doğaya mümkün olduğunca zararsız yollarla elde etmeye çalışıyor.

Bir yandan da hiza olarak suyun altında kalan ülkenin, kurduğu setlerle yüzyıllardır doğaya karşı verdiği mücadele gerçekten takdire değer. Sürekli yükselen su seviyesi, setler ve kanallar ile bir dengede tutulmaya çalışılıyor.

Amsterdam’da Gezilecek Yerler

Amsterdam’a ulaştıktan sonra otele hiç uğramadan doğrudan şehir turuna başladık. Farklı gün seçenekleri olmasına rağmen ben kısa olan üç günlük Amsterdam Turu’nu seçtiğim için, doğrudan şehri gezmeye başlamak, zamanı verimli kullanmak adına çok yerinde bir hareket oldu.

Rüzgâr değirmenleri ile ünlü Amsterdam’a gelip de en azından bir tanesini görmeden dönmek olmazdı. Önce şehir merkezine yakın bir noktada yer alan Rembrandt Parkı’ndaki yel değirmenini gördük.

Ardından otobüsümüzle müzeler bölgesinden geçerek Dam Meydanı’na (Dam Square) geldik ve otobüsten indik. Kanal boyunca kısa bir yürüyüşten sonra tekrar Dam Meydanı’na geldik. Burası tur kafilesi için buluşma noktası olarak belirlendi ve 3-4 saat kadar kafileden ayrı gezecek boş zamanımız oldu.

Dam Meydanı’nın konumunu kafada oturtmakta fayda var çünkü çoğu zaman birileriyle buluşmak, bir yerden başka bir yere gitmek için Dam Meydanı’nı kullanmanız gerekecek. Şehrin en merkezi, ulaşması en kolay yeri burası… Dam Meydanı aynı zamanda eski şehrin de merkezi. Eski Belediye Binası (şimdilerde de yönetim ofisi olarak kullanılıyor), Madame Tussauds Müzesi de bu meydanda bulunuyor.

Müzeler bölgesi de çok yüksek vaatlere cevap veren, dünyanın en önemli müze merkezlerinden bir tanesi. Van Gogh müzesini ziyaret etmek isterseniz çok uzun bir sırayı göze almanız gerekiyor. Aynı şekilde Anne Frank’in Evi de genelde çok kalabalık oluyor. Kraliyet eserlerinin sergilendiği Rijks Müzesi de (Rijksmuseum) mutlaka gezmeniz gereken yerlerden biri.

Müze girişleri yetişkinler için genelde 15-20 euro dolaylarında. Çoğu müzenin kapısından da bilet almak mümkün ama onun için de ayrı bir sıra beklemeniz gerekebilir. Şehir içinde neredeyse tüm müzelerin, başka önemli merkezlerin ve bazı özel turların biletlerini satan Tour&Tickets noktalarına da bakmanızda fayda var. Buradan indirimli bilet ve birkaç müze gezebileceğiniz paketler almanız mümkün olabilir.

Ayrıca geçtiğimiz hafta Let’s Go’da da konusu geçen I Amsterdam Card ile pek çok etkinliğe bir arada ve çok daha indirimli katılma şansınız var.

Amsterdam’da bulunan bir diğer büyük meydan da Leidse Meydanı (Leidseplein). Başta dünyanın en meşhur kafe zincirlerinden olan Hard Rock Cafe olmak üzere pek çok kafenin yer aldığı bu bölge, aynı zamanda şehrin de en hareketli, en kalabalık noktalarından bir tanesi. Genç nüfusun yoğun olduğu kafelerde akşam yemek servisinden sonra canlı müzik başlıyor.

Adamlar Üşenmemiş Yapmışlar!

Amsterdam’da yapmadan dönmemeniz gereken şeyler arasında tabii ki bir de kanal turu var. Kanal turu boyunca aklımdan çıkmayan şey de hep şu oldu: Adamlar üşenmemiş yapmışlar!

Suyu kontrol etmek konusunda dehaya sahip Hollandalıları takdir etmemek mümkün değil.

Su kanalları etrafında kurulu şehirde, zeminin de çok yumuşak olması sebebiyle binalar çok kontrollü inşa edilmiş. Hala yüzyıllar öncesinden kalan binalar kullanımda. Tamamı bitişik nizam kurulmuş şehirde 300 senelik bir apartman ile daha birkaç sene önce inşa edilmiş bir diğeri, mimari açıdan neredeyse aynı. Bu durum şehri inanılmaz tertipli gösteriyor.

Amsterdam’da kanal turu düzenleyen pek çok şirket bulunuyor. Bu şirketlerin de kimi sadece anlatımsız tur hizmeti verirken, kimi pizza, atıştırmalık, akşam yemeği gibi yemekli turlar düzenliyor. Bazıları ise kişiye özel organizasyonlar yapıyor.

Etstur’un ekstra tur paketleri arasında yer alan tekne turunda kayıttan Türkçe anlatım hizmeti bulunuyor. Amsterdam’ın önemli onlarca noktasından tekneyle geçerken, bir yandan da eş zamanlı olarak hikayelerini dinlemek şehir hakkında oldukça bilgi sahibi olmanızı sağlıyor.

Amsterdam’da Ne Yenir?

Yazının başında da bahsettiğim gibi, Amsterdam’da kırmızı et oldukça bol. Zaten şehir merkezinde de iki adımda bir karşınıza et yemekleri yapan restoranlar çıkacak. Dam Meydanı’ndan Red Light bölgesine yürürken caddenin sağ tarafında yer alan Argentinos, üç gün içinde gittiğim restoranlar arasında benim favorim oldu. Kişi başı 30-35 euro civarı ödeyerek, bir içecekle birlikte 350 gr. kadar et, kızarmış veya kumpir patates ve salata yiyebilirsiniz.

Yine aynı cadde üzerinde hızlı atıştırmalıklar yiyebileceğiniz pek çok kafe ve restoran var. Noodle, pizza, tatlı çörekler, makarna bu cadde üzerindeki yemek alternatiflerinden bazıları.

Amsterdam çok ucuz bir şehir değil. Ama doğru şeyleri doğru yerlerden alırsanız iktisat yapma şansınız da var. Örneğin, planınızda Volendam bölgesine gitmek varsa, hediyelik hatıra eşyalar orada çok daha ucuz. Süpermarket alışverişleri ise merkezi yerlerde arka sokaklara nazaran açık ara pahalıya patlayabilir. Özetle bir şey almaya karar vermeden önce 1-2 sokak bakınmakta fayda var.

Restoranlarda yemek fiyatları ise, lüks sınıf olanları hariç, üç aşağı beş yukarı aynı seviyelerde. Ortalama bir öğün yemeğiniz 15 euro civarlarında olacaktır. Ama Amsterdam’ın tertemiz havası benim gibi sizin de iştahınızı açarsa işler değişebilir…

Amsterdam’da Ulaşım

Ulaşım ağı çok iyi kurulmuş bir şehir Amsterdam. Benim gittiğim dönemde yeni bir hat inşaatı sebebiyle geçici olarak metro seferleri durmuştu. Bu yüzden bir tek metroyu deneyemedim. Ama otobüs, taksi, tramvay, tren, kanallar… Tabii ki en önemlisi bisiklet.

Amsterdam bisikletlilerin şehri. Onların yoluna kesinlikle yaya olarak girmemelisiniz. Fren kullanmak konusunda çok hevesli değiller. Bu yüzden şehirde çok fazla bisikletli-yaya kazası yaşanıyor. Araç trafiği ise çok fazla. O yüzden kendilerine ait bir şeride sahip olan otobüs ve tramvayı kullanmak ya da eğer seviyorsanız bisikletle dolaşmak çok daha mantıklı.

Bir kilometre için taksi ne kadar tutuyor bilmiyorum ama size bir fikir vermesi için söyleyebileceğim, Dam Meydanı ile kaldığımız otelin arası dört kilometre kadardı ve açılış ücreti, vergi vs. dahil 14 euro ödedim.

Tramvay bileti tek yön 2,80 euro ama 24 saat kullanabileceğiniz sınırsız bilet alırsanız 7,50 euro ödemeniz yeterli. Amsterdam’da toplu taşıma araçlarından inerken de biletinizi okutmanız gerekiyor, özellikle birden fazla kullanımı olan biletlerde inmeden önce bunu unutmayın.

Özetle Amsterdam

Üç-dört katlı evleri, geniş sokaklar ve kanallarla bir araya gelince; havası oldukça temiz, ferah bir şehir çıkmış ortaya. Tarihi dokunun iyi korunmuş olması, şehir merkezindeki geniş park ve meydanları Amsterdam’ı benim için çok cazip kılıyor.

Şehirde güzel vakit geçirmek için çok alternatif var. Yerel kafelerde halka karışabilmek çok zevkli. Ayrıca gezim boyunca Amsterdam’da yaşayan pek çok vatandaşımızla tanıştım. Üç gün kadar kısa bir sürede güzel arkadaşlar edindim ve bir sonraki seyahatimde tekrar buluşmak üzere sözleştim.

Evet, özetle beni her şeyiyle etkileyen Amsterdam, sık sık gitmek istediğim şehirler listeme ikinci sıradan girdi…

amsterdam-turlari-825x220

Yorumlar