Koyu Mod Açık Mod
Koyu Mod Açık Mod

İskenderiye’de Gezilecek Yerler

Antik Mısır, Yunan, Roma ve İslam medeniyetlerine ev sahipliği yapmış, Akdeniz’in kıyısında, tahtında oturan bir sultan gibi inşa edilen İskenderiye… Efsanevi saraylarıyla, heybetli kaleleriyle ve keşfedilmeyi bekleyen gizemleriyle her adımında farklı bir macera sunuyor. İskenderiye Feneri’nin gölgesinden modern kütüphanesinin ışığına uzanan bu büyüleyici rotada İskenderiye gezilecek yerler listeni hazırlarken sana rehberlik edecek durakları ve bu duraklarla ilgili güncel bilgileri derledik.

İskenderiye Kütüphanesi

MÖ 3. yüzyılda I. Ptolemaios tarafından kurulan Antik İskenderiye Kütüphanesi zamanının en büyük arşivi olma özelliğini taşıyordu. Ne yazık ki o görkemli yapı günümüze ulaşamadı. 1995-2002 yılları arasında antik kütüphanenin anısına aynı yerde inşa edilen Bibliotheca Alexandrina, modern bir mimarlık harikası olarak yükseliyor.

Akdeniz’e bakan bina güneşe doğru eğimli devasa çatısıyla ve çarpıcı tasarımıyla şehrin ikonik yapılarından biri. 11 katlı olan kütüphanenin ana okuma salonunun büyüklüğü 20.000 metrekare. 2000 kişiye aynı anda hizmet verebilen salon yedi terasın üzerine kurulu. Çatıdaki pencereden yansıyan ışıkla yapılan aydınlatmaysa kitapların ve el yazmalarının doğrudan güneş ışığına maruz kalmasını önlüyor.

İskenderiye Kütüphanesi’nde bulunan sergi salonlarıyla ve araştırma alanlarıyla şehrin entelektüel kalbi konumunda. Cuma günleri kapalı olan kütüphaneyi pazardan perşembeye kadar 09.30-17.00 saatleri arasında ziyaret edebilirsin. Cumartesi günleriyse 10.00-14.00 arasında açık. Ana Kütüphane giriş ücreti 2026’da bir yetişkin için 150 Mısır lirası. Eski Eserler Müzesi ve El Yazmaları Müzesi’nin içinde bulunduğu her şey dâhil turların ücretiyse kişi başına 300 Mısır lirası.

Kayıtbay Kalesi

Kayıtbay Kalesi ziyaretçilerine zamanda yolculuk yapma fırsatı veriyor. 15. yüzyılda Memluk Sultanı El-Eşref Seyfeddin Kayıtbay tarafından inşa ettirilen yapı Akdeniz’e hâkim konumuyla dikkat çekiyor. Dünyanın Yedi Harikası’ndan biri olan İskenderiye Feneri’nin bir zamanlar ışık saçtığı Faros Adası’nda bulunan kale zamanında savunma amacıyla yapılmış.

1984 yılında restore edilerek ziyarete açılan Kayıtbay Kalesi bugün tarih meraklıları ve manzara fotoğrafçıları için popüler duraklardan biri. Kalenin surlarında yürürken Akdeniz’in mavisini seyredebilir, tatlı deniz meltemiyle birlikte tarihi teneffüs edebilirsin. Her gün açık olan kalenin ziyaret saatleri mevsime göre değişiyor. Yaz aylarında sabah 09.00’dan 19.00’a kadar kışınsa 09.00-17.00 saatleri arasında kaleye giriş mümkün. Ramazan ayında girişler 09.00-15.00 saatleriyle sınırlı tutuluyor. 2026 yılı için bir yetişkin bilet ücreti 200 Mısır lirası.

Kom Şükafa Yer Altı Mezarları

Birden çok medeniyetin iç içe geçtiği, tek kelimeyle sıra dışı bir mekânı keşfetmeye hazır mısın? Kom Şükafa’da Roma, Yunan ve Antik Mısır kültürleri eşsiz bir sentezde birleşiyor. Örneğin Mısır’a özgü figürlerin tasvir edildiği heykellerde kıyafetler Roma stilini yansıtıyor.

Orta Çağ’ın yedi harikasından biri sayılan nekropol, firavunların cenaze törenlerine ait arkeolojik objeler barındırıyor. Dar geçitlerden ilerledikçe atmosferin tesiri artıyor. Derinlere indikçe antik dünyanın ölümden sonraki hayata bakışını devasa kaya oyuklarında gözlemliyorsun.

Kom Şükafa Yer Altı Mezarları’nı haftanın her günü 09.00-16.00 saatleri arasında ziyaret edebilirsin. Yetişkinler için giriş ücreti 2026 itibarıyla 200 Mısır lirası.

Montaza Sarayı

Şehir merkezinden biraz uzaklaştığında hava değişiyor. Montaza Sarayı’nda kentin kalabalığı yerini geniş yeşil alanlara ve denizle iç içe bir manzaraya bırakıyor. 20. yüzyılın başında Hıdiv II. Abbas tarafından yaptırılan saray Türk ve Floransa mimari tarzlarını harmanlayarak Akdeniz’e özgü muhteşem bir mekân hâline getiriyor.

Floransa’daki ünlü Palazzo Vecchio’dan esinlenen merkez kulesi ihtişamıyla göz kamaştırıyor. Komplekste oteller ve alışveriş merkezleri de yer alıyor. Bu sayede kültürel bir gezi yaparken dinlenebileceğin sakin alanlar bulabiliyorsun. Sabah saatlerinde ya da gün batımına yakın zamanlarda gelerek ortamın keyfini çıkarabilirsin.

Montaza Sarayı ziyaretçilere kapalı. Ancak çevresindeki bahçeleri 2026 fiyatlandırmasıyla 25 Mısır lirası ödeyerek gezebilirsin. Ziyaret saatleriyse 07.00-18.00 arası.

Pompey Sütunu

Pompey Sütunu MS 3. yüzyılda Roma İmparatoru Diocletianus onuruna dikilmiş bir zafer anıtı. Yaklaşık 27 metre yüksekliğindeki bu dev sütun kırmızı Asvan granitinden tek parça hâlinde yapılmış. Şehrin erken Roma Dönemi’ne ait en çarpıcı anıtlarından biri olarak kabul ediliyor.

Sütunun bulunduğu alan da en az kendisi kadar ilgi çekici. Bir zamanlar Serapeum Tapınağı’nın yer aldığı kompleksin parçasıydı. Tapınaktan geriye çok az iz kalmış olsa da sütunun çevresinde dolaşırken bu büyük yapının geçmişteki ihtişamını hayal edebiliyorsun.

Pompey Sütunu’nu dilediğin gün 09.00-16.00 saatleri arasında ziyaret edebilirsin. 2026 yılında giriş ücretiyse bir yetişkin için 200 Mısır lirası.

Roma Tiyatrosu

İskenderiye şehir merkezinde, günlük yaşamın tam ortasında seni saklı bir tarih hazinesi bekliyor. Roma Tiyatrosu, Kom el-Dikka olarak bilinen geniş bir arkeolojik alanın içinde yer alıyor. Roma Dönemi’nden günümüze ulaşan iyi korunmuş yerlerin başında geliyor.

Tiyatro yarım daire formundaki oturma alanlarıyla ve sahne bölümüyle görülmeye değer bir yer. Antik Dönem’de konserler, gösteriler ve halka açık toplantılar için kullanılan mekân, şehrin o zamanki sosyal hayatının bugüne kalmış önemli bir tanığı. Burada durup zamanında yapılan faaliyetleri gözünün önüne getirebilirsin.

Antik Roma Tiyatrosu’nun giriş ücreti yetişkinler için 2026 için 200 Mısır lirası. Alanı haftanın her günü 09.00-16.00 saatleri arasında ziyaret edebilirsin.

İskenderiye Ulusal Müzesi

İskenderiye’nin firavunlardan Greko-Romen döneme, Koptiklerden İslam kültürüne kadar binlerce yıllık zengin tarihini tek çatı altında görmek istiyorsan Ulusal Müze tam sana göre. İtalyan tarzı bir saray olan bu zarif yapı 2003 yılında müze olarak hizmete açıldı.

Müzenin içinde zaman adeta katman katman ilerliyor. Sergilenen 1.800’den fazla eser kentin farklı dönemlerine ışık tutuyor. Heykellerle, günlük yaşam objeleriyle ve tarihî eserlerle dolu olan müzede şehrin zaman içinde geçirdiği dönüşümü görebilirsin.

Haftanın her günü 09.00-17.00 arası hizmet veren müzenin giriş ücreti 2026 itibarıyla yetişkinler için 220 Mısır lirası. Son biletin saat 16.00’da kesildiği bilgisini aklında tutmanda yarar var.

Greko-Romen Müzesi

İskenderiye Yunan ve Roma kültürlerinin birleştiği nadide şehirlerden biri. Greko-Romen Müzesi şehrin bu yönünü keşfetmek isteyenler için ideal mekân. Greko-Romen Dönemi’yle ilgili en önemli koleksiyonlardan birine ev sahipliği yapan müzede şehrin mozaik yapısını yansıtan heykeller, lahitler ve madeni paralar gibi eserler sergileniyor.

Bir salonda Mısır etkisini görürken birkaç adım sonra Yunan-Roma dokunuşlarıyla karşılaşıyorsun. Tarih ve arkeoloji tutkunları için zaman makinesi işlevi gören müzeyi şehrin kimliğini oluşturan antik ruhu yakalamak için mutlaka görmelisin.

Greko-Romen Müzesi haftanın her günü açık ancak giriş saatleri günlere göre değişiyor. Pazardan perşembeye kadar saat 09.00-17.00 arası hizmet veren müzeye giriş için son bilet 16.30’da kesiliyor. Cuma ve cumartesi günleri saat 09.00-20.00 arasında açık olan müzeye bu günlerde gitmeyi planlıyorsan biletini en geç 19.00’a kadar almalısın. 2026 giriş ücretiyse yetişkinler için 400 Mısır lirası.

Ebu el-Abbas el-Mürsi Camii

Anfoushi semtinde, Kayıtbay Kalesi’ne yakın bir konumda, şehrin silüetini süsleyen zarif bir cami yükseliyor. 13. yüzyılda yaşamış ünlü Endülüslü Sufi âlim Ebu el-Abbas el-Mürsi’nin adını taşıyan bu cami şehrin en büyük ibadethanesi. Krem renkli cephesiyle, gökyüzüne uzanan yüksek minaresiyle ve dört büyük kubbesiyle İslam mimarisinin estetiğini Akdeniz kıyısına taşıyor.

Geniş avlusuyla görkemli bir görünümü olan Ebu el-Abbas el-Mürsi Camii’ni ziyaret ederken giriş ücreti ödemiyorsun. Cami namaz vakitleri haricinde ziyaretçilere açık.

İskenderiye Kornişi

“Peki, bu şehrin kalbi nerede atıyor?” diye merak ediyorsan seni Korniş’e (Kordon Boyu) doğru alalım! Doğu Limanı’ndan başlayıp Montaza Sarayı’na kadar uzanan 3 kilometrelik bu sahil şeridi İskenderiye’nin ruhunu hissetmek için doğru adres. Korniş boyunca yürürken bir taraftan Akdeniz’in havasını soluyup bir taraftan da şehir hayatını gözlemleyebilirsin.

Yol boyunca çok sayıda tarihî binayı görebilir, kafelerde mola verebilirsin. Dilersen sahildeki restoranlarda Mısır’ın yerel lezzetlerini tadabilirsin. Gün batımına yakın saatlerde yolunu Korniş’e düşürürsen gökyüzünün büründüğü renkleri seyredip fotoğraflayabilirsin. Şehrin ruhunu hissetmek için Korniş’te yürüyüş yapmadan İskenderiye’den ayrılmamanı tavsiye ediyoruz.

Stanley Köprüsü

İskenderiye Kornişi’nin üzerinde yükselen 400 metre uzunluğundaki Stanley Köprüsü şehrin modern simgelerinden biri. Mısır’da denizin üzerinde inşa edilen ilk köprü olan Stanley özgün tasarımıyla dikkat çekiyor. Estetik kuleleri akşamları ışıklandırıldığında fotoğraf tutkunları için muhteşem manzaralar sunuyor.

Stanley Plajı’nı şehrin hareketli yaşamına bağlayan köprü hem yerel halkın hem turistlerin sevdiği yerlerden. Eğer şehirden harika bir hatıra fotoğrafıyla ayrılmak istersen köprünün kulelerini ve denizi arkana alıp deklanşöre basmak için doğru noktadasın.

Kraliyet Mücevher Müzesi

Kraliyet Mücevher Müzesi İskenderiye ve ihtişam kelimelerinin bir araya geldiği mekân. Eskiden Mısır prenseslerinden Fatma el-Zehra’nın sarayı olan bina günümüzde bir sanat ve tarihi müzesi olarak hizmet veriyor. İçeri adım attığında çok sayıda göz alıcı parça dikkatini çekmek için birbirleriyle yarışıyor. Kavalalı Hanedanı’na ait mücevherler, taçlar, broşlar ve değerli taşlarla süslenmiş aksesuarlar…

Müze sadece sergilenen parçaları için değil, ince işçilik tavan süslemelerini, vitraylarını, banyodaki cam tabanlarını yani bütün olarak saray mimarisini görmek için de ziyaret edilmeye değer bir sanat şaheseri. Aklında bulunsun, zemini korumak amacıyla ziyaret sırasında galoş giymen isteniyor.

2026 yılında Kraliyet Mücevher Müzesi’nin giriş ücreti yetişkinler için 220 Mısır lirası. Müzeyi haftanın her günü 09.00-17.00 saatleri arasında gezebilirsin. Son biletin saat 16.00’da kesildiğini bilmende yarar var.

İskenderiye Feneri Kalıntıları

İskenderiye’ye gelmişken antik dünyanın büyüleyici yapılarından birini aramaya ne dersin? Antik Çağ’ın Yedi Harikası’ndan biri olan İskenderiye Feneri uzun zaman boyunca denizcilere yön göstermiş. MÖ 3. yüzyılda inşa edilen fener beyaz mermerden yapılmış. 100 metreyi aşkın yükseklikteki fenerin tepesinde bulunan tunç ayna ışığın uzak mesafelerden görülmesini sağlıyormuş.

Birkaç yüzyıl boyunca Akdeniz’deki gemicilerin rehberi olan fener zaman içinde yaşanan depremler sonucunda yıkıldı. Günümüze bir kalıntısı ulaşmadı. Fenerin taşlarıysa daha sonra aynı bölgede inşa edilen Kayıtbay Kalesi’nin yapımında kullanıldı. Artık kaleyi gezerken bastığın taşların aslında antik dünyadan miras kaldığını biliyorsun.

Serapeum

Antik Dönem’de inşa edilen tapınak Yunan ve Mısır mitolojilerindeki tanrıları birleştiren Serapis’e adanmış. Serapeum kelimesi tanrının Yunanca adı olan Serapis’in yer veya bina anlamına gelen “-eum” ekiyle birleştirilmesinden türetilmiş. Serapis kültü asırlar boyunca farklı toplumları ortak bir inanç etrafında birleştirmiş. Bu nedenle tapınağın bulunduğu alan dönemin kültürel ve politik merkezlerinden biri olmuş.

Pompey Sütunu günümüzde Serapeum kompleksinden kalan en büyük parça. Sütunun büyük tapınağın sadece bir bölümü olduğunu düşünmek bile bulunduğun yerin tarihsel ağırlığını hissetmene yardımcı olabilir. İskenderiye’nin çok kültürlü geçmişine yakından bakmak istiyorsan Serapeum kalıntılarında vakit geçirmelisin.

Ebu Mina (Abu Mena)

İskenderiye’nin yaklaşık 50 kilometre güneybatısında yer alan Ebu Mina, Geç Antik Mısır Dönemi’nde önemli bir kasaba hâlini almış. Hristiyanlıkla beraber burada bir manastır inşa edilmiş ve Ebu Mina bölgesi bu dinin takipçileri tarafından hac merkezi olarak kabul edilmiş. Bugün çok az kalıntısı olmasına rağmen taşıdığı tarihî ağırlık nedeniyle UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer alıyor.

Kavafis Müzesi

Kendini bir edebiyatsever olarak mı tanımlıyorsun? O zaman seni böyle alalım. 20. yüzyılın büyük şairlerinden Konstantinos Kavafis’in uzun yıllar yaşadığı bu daire bugün bir müze olarak kapılarını açıyor. Müzede şairin çalışma odası, kişisel pek çok eşyası, mobilyaları ve el yazmaları sergileniyor.

Kavafis Müzesi’nde şairin meşhur dizelerini hangi atmosferde kaleme aldığını bizzat hissedebilirsin. Gürültüden uzak, odaklanarak gezebileceğin müzede İskenderiye’nin edebiyatçıları etkileyen yönünü anlayabilirsin. Gezinin sonunda Kavafis’in neden “Yeni bir ülke bulamazsın, başka bir deniz bulamazsın. / Bu şehir arkandan gelecektir.” mısralarını yazdığını anlayacaksın.

Kavafis Müzesi pazartesi günleri kapalı. Haftanın diğer günlerinde 10.00-17.00 saatleri arasında ziyaret edebilirsin. Girişler ücretsiz. Müzenin kapıları kapalıysa zili çalmayı unutma. Apartman dairesindeki müzelerin önemli avantajı kapıyı genellikle birinin açması, tabii mesai saatlerinin içinde.

Mustafa Kamil Paşa Mezarlığı

İskenderiye’nin yerin altındaki zenginlikleri de yerin üstündekilerden geri kalmıyor. İsmini Mısır’ın bağımsızlığını kazanması için mücadele etmiş Mustafa Kamil Paşa’dan alan yer altı mezarlığının geçmişi MÖ 2. yüzyıla kadar uzanıyor. Arazide antik döneme ait dört mezar bulunuyor. Kayalara oyularak inşa edilen mezarlar dönemin gömü gelenekleri hakkında önemli ipuçları veriyor. Tarihe veya yer altı yapılarına ilgin varsa şehrin antik dönemine dair az bilinen bir nokta olan Mustafa Kamil Paşa Mezarlığı’nı rotana eklemelisin.

Meçhul Asker Anıtı

Meçhul Asker Anıtı, İskenderiye Kornişi üzerinde, Kayıtbay Kalesi’ne doğru ilerlerken karşına çıkıyor. Deniz savaşlarında hayatını kaybeden Mısır askerlerinin anısına ithafen bu ismi almış. Anıt meçhul askerin mezarını çevreleyen yarım daire şeklinde düzenlenmiş bir grup sütunla taçlandırılmış mermer bir kaideden oluşuyor. Özellikle akşam saatlerinde ışıklandırıldığında Akdeniz’in maviliğiyle birleşen görüntüsü oldukça etkileyici.

İskenderiye Balık Pazarı

Kayıtbay Kalesi’nin çevresinde gezintini tamamlarken etrafta kalabalık insanlar görürsen İskenderiye Balık Pazarı’na geldiğini anlayabilirsin. Burası İskenderiye’nin taze deniz ürünleri merkezi. Hem yerel halk hem şehirdeki restoranlar deniz mahsullerini balık pazarından alıyor. Satıcılar şafak vaktinden itibaren ürünlerini sergilemeye başlıyor ve hareketlilik gün boyunca devam ediyor. Pazarın çevresinde yer alan restoranlarda taze yakalanmış balık sipariş ederek İskenderiye gezini taçlandırabilirsin.

Artık İskenderiye’yi keşif yolculuğuna çıkmaya hazırsın. Şehrin her köşesinde başka bir hikâyeyle karşılaşacağın geziyi planlarken kalacağın yeri belirlemek için İskenderiye otelleri arasından seçim yapabilirsin.

Mısır’ın büyüleyici atmosferi sadece bu liman kentiyle sınırlı değil. Nil Nehri’nin kıyısından piramitlerin gölgesine kadar uzanan daha fazla rota için Mısır’da gezilecek yerler rehberimize göz atabilirsin.

Önceki Yazı
kos adası gezilecek yerler en popüler yerler yunanistan

Kos Adası Gezilecek Yerler

Sonraki Yazı
nişantaşında gezilecek yerler en iyi yerler

Nişantaşı'nda Gezilecek Yerler En İyi 16 Yer (2026 Güncel)