Kuzey Afrika’nın sıcak çölleriyle Akdeniz’in ferah sularını buluşturan Tunus, seni masalsı bir yolculuğa çağırıyor. Burada binlerce yıllık antik kentlerin kalıntıları arasında dolaşırken tarihin fısıltılarını duyabilir, uçsuz bucaksız çöl kumullarında doğanın görkemine şahit olabilirsin. Efsanevi Star Wars (Yıldız Savaşları) serisinin o ikonik sahnelerinin tam da burada çekildiğini hatırlayıp kendini galaksiler arası bir maceranın içinde gibi hissedebilirsin.
Tunus; dar sokakları, beyaz badanalı evleri, mavi pencereleri ve sıcacık insanlarıyla sıradan bir tatilden çok daha fazlasını vadediyor. Sokaklarda sıkça rastlayacağın, ülkenin sembol çiçeği kabul edilen yaseminlerin kokusu yolculuğuna eşlik edecek. Tunus’ta gezilecek yerler listemize göz atarken her köşede farklı bir medeniyetin izini sürmek, seyahatini eşsiz bir keşfe dönüştürecek. Hazırsan mistik atmosferiyle kalbini çalacak popüler Tunus mekânlarını ve rotalarını birlikte adımlamaya başlayalım!
Sidi Bou Said

Tunus’un kuzeyinde, Akdeniz’e bakan bir tepede kurulu bu şirin köy; mavi kapı ve pencereli, beyaz badanalı evleriyle kartpostaldan fırlamış gibi duruyor. Pitoresk atmosferi ve begonvillerle süslü dar sokaklarıyla sanatsal bir havaya sahip olan bu bölge, Alaçatı veya Bodrum’un o tanıdık sıcaklığını hissettirecek.
Başkent Tunus’a yarım saat mesafedeki köye trenle ya da taksiyle kolayca ulaşabilirsin. UNESCO Dünya Kültür Mirası Geçici Listesi’nde de yer alan bu köyün tadına tam anlamıyla varabilmen için en az bir gününü ayırmanı öneririz. Köyün sokaklarında dolaşırken sanat galerilerini gezebilir, sevdiklerin ve kendin için el emeği seramikler, yerel hediyelik eşya satın alabilirsin.
Dolaşırken yorulduğunda deniz manzaralı kafelerden birine oturup çam fıstığıyla servis edilen meşhur nane çayını yudumlayarak dinlenebilirsin. Ziyaretin sırasında otantik bir Tunus evi olan Dar el Annabi’ye uğrayarak Tunus’un geleneksel ev mimarisini ve gündelik yaşamını yakından görmen de mümkün.
Kartaca Antik Kenti
Başkentin hemen kıyısında yer alan Kartaca Antik Kenti, Roma İmparatorluğu’nun en çetin rakiplerinden olan Fenikeliler tarafından MÖ 9. yüzyılda kurulan bir yerleşim yeri. Ünlü komutan Hannibal’ın doğup büyüdüğü bu topraklar, tarih tutkunları için keşfedilecek bir hazine niteliğinde.
Günümüze ulaşan kalıntılar arasında devasa Antoninus Hamamları, antik tiyatro, tapınaklar ve bir zamanlar Akdeniz ticaretine yön veren Pön Limanı bulunuyor. Kalıntıları geniş bir alana yayılmış 9 ayrı gezi alanını tek bir biletle gezebilirsin. Tüm bu zengin tarihiyle UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer edinen antik kenti ziyaret etmek için 2026 yılında yaklaşık 10 Tunus dinarı ödemen gerekiyor. 16 Eylül-30 Nisan tarihleri arasında 08.30-15.00, 1 Mayıs-15 Eylül tarihleri arasındaysa 08.00-18.00 saatlerinde antik kenti ziyaret edebilirsin.
Tunus Medinası (Eski Şehir)
Başkentin tam kalbinde konumlanan Medina; labirenti andıran dar sokakları, kemerli geçitleri ve tarihî yapılarıyla son derece mistik bir atmosfere sahip. Medina’nın sokaklarında yürürken Osmanlı ve Arap mimarisinin en zarif örnekleri sana eşlik ediyor.
El sanatları ürünlerinden bakır işlemeciliğine, geleneksel Tunus mutfağından Berberi dokumalarına kadar pek çok ürünü bu sokaklarda bulabilirsin. Ayrıca şehrin kültürel dokusunu en iyi şekilde hissedebileceğin Tunus Medinası UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer alıyor.
Bardo Ulusal Müzesi

Ülkenin en köklü ve görkemli müzelerinden olan Bardo Ulusal Müzesi, dünyanın en büyük Roma mozaik koleksiyonlarından birine ev sahipliği yapıyor. 19. yüzyılda bir Osmanlı sarayı olarak inşa edilen bu bina, 1888 yılından bu yana müze olarak ziyaretçilerini ağırlıyor.
Müzenin koridorlarında gezerken Roma dönemine ait paha biçilmez mozaiklerin yanı sıra ülkenin tarih öncesinden İslam dönemine kadar uzanan pek çok eseri görebilirsin. Ziyaretçilerin en çok etkilendiği bölümlerin başında ihtişamıyla göz kamaştıran Sousse Odası ile mitolojik tasvirleriyle dikkat çeken Odysseus Odası geliyor.
Müzeyi 2026 itibarıyla pazartesi günü hariç 1 Haziran-15 Eylül tarihlerinde 09.00-17.00, 16 Eylül-30 Mayıs tarihlerindeyse 09.30-16.30 saatleri arasında 13 Tunus dinarı olan giriş ücretini ödeyerek gezebilirsin.
El Jem Amfitiyatrosu
Roma döneminden günümüze miras kalan bu devasa yapı, Kuzey Afrika’daki en etkileyici kalıntılardan. Hatta ihtişamıyla İtalya’daki meşhur Kolezyum ile rahatlıkla boy ölçüşebileceği söyleniyor.
3. yüzyılda inşa edilen amfitiyatro, yaklaşık 35.000 seyirci kapasitesiyle antik dünyanın en büyük arenalarından. Gladyatör dövüşlerine ve devasa gösterilere ev sahipliği yapan bu arena, günümüze son derece iyi korunmuş hâlde ulaştığı için UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer alıyor. 2026 yılı itibarıyla giriş ücreti 12 Tunus dinarı olan alanı; yazları saat 07.00-18.30, kışları saat 07.30-17.00 arasında ziyaret edebilirsin.
Sousse

Tunus’un üçüncü büyük kenti Sousse, ülkenin en hareketli ve popüler sahil beldelerinden. İncecik kumlara sahip upuzun plajlarıyla deniz tutkunlarını kucaklayan şehir, her köşesine sinmiş köklü geçmişiyle tarihseverleri zamansız bir yolculuğa çıkarıyor.
Şehrin kalbini oluşturan ve UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer alan Sousse Medinası yüksek surları ve dar sokaklarıyla görülmeye değer. Medina’nın içinde gezinirken 8. yüzyıldan kalma bir kale ve manastır olan görkemli Ribat’ı ve avlusuyla dikkat çeken Ulu Cami’yi rotana eklemeni tavsiye ederiz.
Hammamet
Akdeniz’in kıyısında bembeyaz kumlu plajları ve kristal berraklığındaki deniziyle ünlü Hammamet, ülkenin en cazip tatil noktalarından. Bölge, lüks tatil köylerini tarihî bir dokuyla harmanlayarak tatilcilere unutulmaz bir deneyim vadediyor.
Burada gündüzleri denizin ve güneşin tadını çıkarıp akşamüstü eski limanda yürüyüşe çıkabilirsin. Şehrin tarihî çarşılarında dolaşırken el sanatları atölyelerine uğrayabilir, yorulduğunda yöresel lezzetleri tadabileceğin restoranlarda dinlenebilirsin. Modern oteller ve tesislerin yoğunlaştığı Yasmine Hammamet bölgesiyse konfor arayanlar için cazip bir alternatif.
Cerbe Adası (Djerba)
Gabes Körfezi’ndeki Cerbe, 514 km² yüz ölçümüyle Kuzey Afrika’nın en büyük adası. Adanın yüzyıllardır süregelen ve doğayla iç içe geçmiş kendine özgü yerleşim düzeni, Eylül 2023’te UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne dâhil edilerek taçlandırılmış.
Adaya adım attığın andan itibaren seni sakin plajlar, beyaz kubbeli geleneksel evler ve huzur dolu bir atmosfer karşılıyor. Ada etrafında dolaşırken zeytin ağaçlarının gölgesinde dinlenebilir, sahil kenarındaki şirin balıkçı köylerini keşfedebilirsin. Korsan saldırılarına karşı inşa edilen tarihî Fort Djerba kalesini gezerek adanın geçmişi hakkında bilgi edinebilirsin.
Kairouan (Kayravan)
İslam tarihi açısından önemi büyük olan Kairouan; Mekke, Medine ve Kudüs’ten sonra İslam âleminin dördüncü kutsal şehri olarak kabul ediliyor. 670 yılında Emeviler tarafından kurulan bu kadim şehir, Mağrip bölgesindeki (Kuzeybatı Afrika) ilk Arap-Müslüman başkenti olma özelliğini taşıyor.
Şehrin manevi kalbi konumundaki Sidi Ukba Ulu Camisi; devasa sütunları, görkemli minaresi ve eşsiz mimarisiyle görenleri kendine hayran bırakıyor. Mimari detaylarında erken dönem İslam sanatının en güzel örneklerini barındıran bu büyüleyici şehir, UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer alıyor.
Matmata

Güneyin çorak topraklarında, Berberi mimarisinin en sıra dışı örneklerine ev sahipliği yapan Matmata, benzersiz mağara evleriyle tanınıyor. Bölge halkı çölün kavurucu sıcağından korunmak amacıyla yüzyıllar boyunca evlerini yerin altına devasa çukurlar açarak inşa etmiş.
Bu ilginç yaşam alanları öylesine büyüleyici bir atmosfere sahip ki efsanevi “Yıldız Savaşları” (Star Wars) film serisinin bazı ikonik sahneleri burada çekilerek bölgeyi dünya çapında bir üne kavuşturmuş. Sen de bu otantik evleri gezebilir, yerel halkın yer altındaki günlük yaşamına yakından tanıklık edebilirsin.
Dougga Antik Kenti

Ülkenin kuzeybatısında, zeytin ağaçlarıyla kaplı tepelerin üzerinde yükselen Dougga, Tunus’un en iyi korunmuş Roma antik kenti olarak dikkat çekiyor. Tarihi Numidya Krallığı dönemine kadar uzanan şehir, asıl altın çağını Roma İmparatorluğu yönetimi altında yaşamış.
Geniş bir alana yayılan kalıntılar arasında gezinirken tapınakların devasa sütunlarına, rüzgârın sesini taşıyan antik tiyatroya, hamamlara ve dönemin ihtişamını yansıtan yer mozaiklerine hayran kalabilirsin. Zengin tarihî geçmişiyle UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer alan bu açık hava müzesini 2026 yılı itibarıyla 8 Tunus dinarı ödeyerek yazın 08.00-19.00, kışın ise 08.30-17.30 saatleri arasında ziyaret edebilirsin.
Monastir
Akdeniz’in masmavi sularına uzanan bir yarımadada kurulan Monastir, tıpkı Sousse ve Hammamet gibi bölgenin en önemli turizm merkezleri arasında. Şehir, parıldayan plajlarının yanı sıra Tunus’u şekillendiren yakın tarihiyle de ünlü.
Tunus Cumhuriyeti’nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı Habib Bourguiba’nın doğduğu şehir olan Monastir, liderin anısına inşa edilen görkemli yapılara ev sahipliği yapıyor. Özellikle altın kubbesi, zarif minareleri ve mermer işçiliğiyle göz kamaştıran Habib Bourguiba Mozolesi, kente gelenlerin ziyaret ettiği anıtsal eserlerden.
Tozeur

Palmiye ağaçlarının başkenti Tozeur, çölün ortasında bir serap gibi beliriyor. Geleneksel sarı tuğlalı evleriyle kendine has bir mimari tarzı yansıtan bu vaha şehri Büyük Sahra Çölü’ne yapılacak macera dolu geziler için mükemmel bir başlangıç noktası.
Şehrin yakınlarındaki Chebika gibi doğa harikası dağ vahalarını gezebilir, çorak kayalıkların arasından fışkıran şelalelerde serinleyebilirsin. Ayrıca sinema tutkunları için “Yıldız Savaşları” filminin çekildiği Ong Jmal setleri de bu bölgenin sınırları içinde.
Douz
“Çölün Kapısı” olarak bilinen Douz, uçsuz bucaksız Büyük Sahra Çölü’nün başladığı noktada yer alıyor. Göz alabildiğine uzanan altın rengi ince kum tepeleri burayı otantik bir çöl deneyimi yaşamak isteyenlerin favori adresi yapıyor.
Kasabaya geldiğinde yerel rehberler eşliğinde ve deve sırtında huzurlu bir yolculuğa çıkabilir, daha fazla adrenalin arıyorsan 4×4 arazi araçlarıyla kum tepeleri üzerinde nefes kesen bir safariye katılabilirsin. Özellikle gün batımı saatlerinde ufuk çizgisinin kızıla boyanmasıyla ortaya çıkan o eşsiz manzara fotoğraf karelerini birer tabloya dönüştürecek.
Büyük Sahra Çölü

Ülkenin güney kesimini tamamen kaplayan ve dünyanın en büyük sıcak çölü olan Büyük Sahra, doğanın zorlu fakat bir o kadar da büyüleyici yönünü gözler önüne seriyor. Rüzgârın her gün yeniden şekillendirdiği altın sarısı devasa kum tepeleri, macera ve doğa tutkunlarını hipnotize ediyor.
Buraya geldiğinde sadece kısa turlarla yetinmek zorunda değilsin. Çölün derinliklerine doğru cip safarileri yapabilir, geceyi yerel Bedevi çadırlarında geçirip hayatında görebileceğin en parlak ve net gökyüzü altında yıldızları izleyerek uykuya dalabilirsin.
Chott el Djerid (Şott el-Cerid Tuz Gölü)
Douz ile Tozeur şehirleri arasında uzanan bu devasa tuz gölü, ziyaretçilerini gerçeküstü bir manzarayla karşılıyor. Kurak mevsimlerde suların çekilmesiyle gölün yüzeyi tamamen tuz kristalleriyle kaplanıyor ve güneşin açısına göre pembe, mor, beyaz renklere bürünüyor.
Özellikle gün doğumunda gölün üzerinde beliren ışık oyunları etkileyici bir atmosfer yaratıyor. Bölgedeki yüksek sıcaklık ve düzlük alanlar birleştiğinde ufukta su birikintileri ya da adalar varmış gibi görünen meşhur “serap” yanılsamalarına tanıklık etme ihtimalin oldukça yüksek.
Chebika ve Tamerza Vahaları

Çölün yakıcı sıcağından uzaklaşıp Atlas Dağları’nın eteklerinde saklanmış Chebika ve Tamerza Vahaları’nda doğanın mucizelerine şahit olacaksın. Chebika; sarp kayalıkların arasından süzülen küçük şelaleleri, zümrüt yeşili suları ve etrafını saran hurma ağaçlarıyla serin bir kaçış noktası yaratıyor.
Chebika’ya oldukça yakın konumdaki Tamerza ise kanyonları ve Büyük Şelalesi ile ünlü. Suların kayalara çarparak çıkardığı rahatlatıcı ses eşliğinde bu iki vahayı keşfetmek güney bölgelerine yapılan gezilerin en akılda kalıcı deneyimlerinden.
Zitouna Camii
Medina’nın tam kalbinde, etrafı çarşılarla çevrili bir noktada yükselen Zitouna Camii başkentin en eski ve en büyük dinî yapısı. 8. yüzyılda inşa edilen ve kelime anlamı “Zeytin Camii” olan bu görkemli eser, yüzyıllar boyunca bölgenin en önemli eğitim ve ibadet merkezlerinden biri olmuş.
Arap-İslam mimarisinin o zarif detaylarını taşıyan caminin geniş avlusunda antik Kartaca şehrinin yıkıntılarından getirilmiş işlemeli mermer sütunlar kullanılmış. Caminin iç avlusuna girmek için uygun kıyafetler giymen gerektiğini de hatırlatalım.
St. Vincent de Paul Katedrali

Başkent Tunus’un modern yüzünü simgeleyen Habib Bourguiba Bulvarı üzerinde göğe yükselen bu katedral, şehrin en dikkat çekici silüetlerinden. 19. yüzyılın sonlarında, Fransız sömürge döneminde inşa edilen yapı mimari açıdan tam bir görsel şölen sunuyor.
Gotik, Bizans ve Kuzey Afrika’ya özgü Mağribi mimari tarzlarının ustalıkla harmanlandığı bina ince işlemeleri ve ikiz kuleleriyle hayranlık uyandırıyor. Bu katedral başkentin sokaklarında asırlardır süregelen kültürel ve dinî çeşitliliğin en önemli sembolü olarak ayakta duruyor.
Avenue Habib Bourguiba
Başkentin ana atardamarı sayılan ve adını ülkenin kurucusundan alan bu geniş bulvar “Tunus’un Şanzelizesi” olarak da anılıyor. Burası geniş kaldırımları, gökyüzüne uzanan palmiye ağaçları, şık kafeleri ve mağazalarıyla şehrin modern ve enerjik yüzünü temsil ediyor.
Fransız koloni döneminden kalma süslü binalarla çevrili caddede yürüyüş yaparken bulvarın merkezindeki zarif Saat Kulesi’ni, mimarisiyle göz dolduran Belediye Tiyatrosu’nu ve hemen yakınındaki St. Vincent de Paul Katedrali’ni keşfedebilirsin. Yorulduğunda bulvar üzerindeki kafelerden birine oturup şehrin bitmek bilmeyen ritmini keyifle izleyebilirsin.
Bab El Bhar (Porte de France)
Kelime anlamı “Deniz Kapısı” olan, Fransızların ise “Porte de France” (Fransız Kapısı) olarak adlandırdığı bu tarihî yapı, başkentte iki farklı dünyayı birbirinden ayıran sihirli bir sınır çizgisi gibi. Habib Bourguiba Bulvarı’nın bittiği yerde karşına çıkan bu taş kapı, modern Yeni Şehir (Ville Nouvelle) ile tarihî Eski Şehir (Medina) arasında köprü kuruyor.
Kapıdan adımını attığın an geniş ve düzenli Avrupa tarzı bulvarlar yerini aniden Medina’nın mistik, dar ve labirent gibi sokaklarına, baharat kokulu çarşılarına bırakıyor.
Ichkeul Millî Parkı

Ülkenin kuzeyinde, yemyeşil dokusuyla doğa âşıklarını kucaklayan Ichkeul Millî Parkı içindeki tatlı su gölü ve sarp dağıyla birlikte UNESCO Dünya Doğa Mirası Listesi’ne dâhil edilmiş. Afrika kıtasındaki en önemli sulak alanlardan olan bölge, sahip olduğu yaban hayatıyla da dikkat çekici.
Park özellikle kış aylarında Avrupa’dan Afrika’ya göç eden kaz, ördek, flamingo ve daha pek çok kuş türü için vazgeçilmez bir konaklama alanı hâline geliyor. Kuş seslerinin birbirine karıştığı bu sessiz ve huzurlu ortam, doğa fotoğrafçıları ve kuş gözlemcileri için âdeta bir cennet.
Bizerte
Tunus’un en kuzey ucunda, Akdeniz’in serin sularıyla kucaklaşan Bizerte, köklü tarihi ve sakin atmosferiyle öne çıkan bir liman kenti. Afrika kıtasının coğrafi olarak en kuzey noktası kabul edilen Cap Angela (Ras Angela) da bu güzel şehrin sınırları içinde.
Şehrin en çekici ve fotoğraf karelerine en çok yakışan bölgesi Eski Liman (Vieux Port) çevresi. Liman boyunca sıralanmış rengârenk küçük balıkçı tekneleri, çevreyi saran tarihî surlar ve eski Endülüs tarzı evler Bizerte’ye romantik bir hava katıyor.
Tabarka
Cezayir sınırına oldukça yakın olan ve ülkenin kuzeybatı kıyısında kalan şirin sahil kasabası Tabarka diğer tatil beldelerinden oldukça farklı bir profile sahip. Dağların denize paralel uzandığı bu bölge, zengin çam ormanlarıyla kaplı yeşil dokusuyla ferah bir tatil deneyimi sunuyor.
Kasaba en çok mercan balıkçılığı, zengin su altı yaşamı ve dalış turizmiyle tanınıyor. Kıyıda yükselen tarihî Ceneviz Kalesi’ni gezebilir, denizin dalgalarıyla yüzyıllar içinde şekillenen ve “Les Aiguilles” (İğneler) adı verilen sivri kaya oluşumlarının etrafında harika fotoğraflar çekebilirsin.
Mahdia
Güneyin huzur dolu sahil kenti Mahdia; gürültüden uzak, sakin bir atmosfer arayanların ilk tercihlerinden. İnce kumlu harika plajlarıyla öne çıkan bu şehir, aynı zamanda 10. yüzyılda bölgede hüküm süren Fatımi Devleti’nin de ilk başkenti olma ünvanını taşıyor.
Geleneksel yaşam tarzının izlerini sürebileceğin Mahdia’ya şehrin sembolü hâline gelen ve devasa bir taş tüneli andıran Skifa el-Kahla kapısından geçerek girebilirsin. Eski liman bölgesinde yürüyüş yapabilir, deniz kıyısındaki geleneksel kahvehanelerde bir şeyler içerek şehrin keyfine varabilirsin.
Sbeitla Antik Kenti

Ülkenin iç kesimlerinde, yarı kurak topraklarda beklemediğin anda karşına çıkacak Sbeitla Antik Kenti Roma İmparatorluğu döneminin Afrika’daki zenginliğini gözler önüne seriyor. Bu devasa ticaret merkezi bugün ülkedeki en iyi korunmuş Roma dönemi arkeolojik alanlarından biri konumunda.
Sbeitla’yı diğer tüm antik kentlerden ayıran özelliğiyse aynı hizada dizilmiş ve Kapitolin Üçlüsü’ne (Jüpiter, Juno, Minerva) adanmış üç ayrı tapınaktan oluşan muhteşem forumu.
Antik kenti 2026 yılı itibarıyla 8 Tunus dinarı karşılığında yazın 08.00-19.00, kışın 08.30-17.30 saatleri arasında ziyaret edebilirsin. Antik kentin pazartesi günleri ziyarete kapalı olduğunu da belirtelim.
Kerkuane Antik Kenti
Akdeniz’in serin sularına uzanan Cap Bon Yarımadası’ndaki Kerkuane, bugüne kadar görebileceğin en önemli Pön (Kartaca) antik şehirlerden biri olarak UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde boy gösteriyor. Kerkuane’yi diğer antik kentlerden ayıran ve arkeoloji dünyasında paha biçilemez kılan temel bir gerçek var: Burası Romalılar tarafından yıkıldıktan sonra üzerine asla başka bir şehir inşa edilmemiş tek Pön şehri!
Genellikle antik yerleşimlerin üzerine Roma, Bizans veya İslam dönemlerine ait yapılar eklenirken Kerkuane, MÖ 3. yüzyıldaki hâliyle günümüze ulaşmayı başarmış. Bu nedenle antik Pön medeniyetinin günlük yaşamı, şehir planlaması ve hatta boya atölyeleriyle sofistike küvet sistemleri hakkında çok değerli bilgiler veriyor.
Bu antik kenti 2026 yılında 8 Tunus dinarı ödeyerek pazartesi günü hariç yaz mevsiminde 08.00-18.00, kış mevsiminde ise 08.30-17.00 saatleri arasında ziyaret edebilirsin.
Bulla Regia Antik Kenti
Bu antik kent, yaz aylarındaki o bunaltıcı çöl sıcağından korunmak için yapılmış bir yerleşim yeri. Dönemin zengin Romalı elitleri serin kalmak amacıyla evlerinin bodrum katlarını veya alt katlarını yerin altına inşa ederek eşsiz villalar tasarlamış.
Bugün ziyaretçiler merdivenlerden aşağı inerek yer altındaki avluları, odaları, gün ışığından ve rüzgârdan uzak kaldığı için mükemmel şekilde korunmayı başaran devasa zemin mozaiklerini yakından inceleyebiliyor. Antik kentin giriş ücreti güncel olarak 8 Tunus dinarı. Ziyaret saatleri ise yaz için 08.00-19.00, kış için ise 08.30-17.30 arasında.
Kuzey Afrika’nın büyüleyici atmosferinde tarihin, çölün ve denizin ahenkli dansına tanıklık edebileceğin harika bir yolculuğa artık hazırsın! Tunus’taki turistik yerler arasından sana en hitap edenleri seçerek rotanı oluşturabilirsin. Üstelik Türk vatandaşıysan 90 güne kadar olan seyahatlerin için vize alman da gerekmiyor. Hayallerindeki o unutulmaz serüveni gerçeğe dönüştürmek için Tunus turları seçeneklerine göz atabilirsin. Seyahat planına uygun Tunus otelleri arasından konaklayacağın yeri şimdiden ayarlayabilirsin.
Not: Bu yazıda yer alan saat ve ücret bilgileri, içeriğin hazırlandığı tarih için geçerli. Güncel bilgiyi resmi kaynaklardan öğrenebilirsin.
Mart, 2026