İstanbul Prens Adaları’nın en yeşili, Büyükada’dan sonraki en büyük ve en kalabalık nüfusa sahip güzel ada Heybeliada. Burası da diğer adalar gibi yaz ve bahar aylarında çok daha kalabalık olurken kışın sakinleşiyor. Dört tepe ve dört limandan oluşan Heybeliada’nın en yüksek tepesi Değirmen Tepe. En önemli limanları ise Çam Limanı ve Bahriye Limanı. Bahriye okulu, Türkiye’nin en eski sanatoryumu ve Ruhban Okulu, Ada’nın önemli yapıları arasında yer alıyor. Günümüzde sanatoryum ve Ruhban Okulu faaliyet dışında.

Heybeliada’da Büyükada’daki kadar çok yiyecek içecek seçeneği yok. Bununla birlikte tek tük de olsa kendine has, çok güzel mekanlar var. İskelenin hemen orada yer alan Heyamola, bunlardan bir tanesi. Heyamola, zengin serpme kahvaltı ve yumurta çeşitleri ile güne başlamak için ideal bir mekan. Ama yemek yemek isteyenler için de menü geniş. Meze çeşitlerinden, kömür ızgarada pişen köfteye, salata çeşitlerinden deniz mahsullerine kadar seçenekler bol. Mekanın özellikle ahtapot güveci yiyenleri mest ediyor. Sabah 9.00 akşam 00.30 arası hizmet veriyor.

Kahvaltı için bir diğer seçenek, eski bir villadan restore edilerek kullanılan, otel ve restoran olarak hizmet veren Perili Köşk. Kahvaltı tabağının yanı sıra, peynir ve et şarküteri tabağı da seçenekler arasında. Tabii ki yumurta çeşitleri de unutulmamış; menemen, sahanda yumurta, omlet hepsi mevcut. Mekanda aynı zamanda öğle ve akşam yemeği servisi de veriliyor. Sabah 9.00 akşam 1.00 saatleri arası açık.
Adanın tarihi binadan restore edilmiş bir diğer ve en bilinen oteli Merit Halki Palace‘ta da isteyen konaklamadan yemek yiyebiliyor. Kahvaltı 7.00-10.30, öğle yemeği 12.00-14.30 ve akşam yemeği 19.00-23.00 saatleri arasında sunuluyor. Tercihini daha basit ama lezzetli bir kahvaltıdan yana kullanmak isteyenlerin imdadına sabah 5.00’te açan Nazlıgül Muhallebicisi koşuyor. Çok lezzetli kol böreği, su böreği ya da poğaça çeşitlerinden paket yaptırıp soluğu Papatya Çay Bahçesi‘nde alabilirsiniz.

Kahvaltı sonrası taze çekilmiş kahveler, taze demli çaylar, bitki çayları veya gazoz çeşitlerinden içip biraz keyif yapmak isterseniz adanın en şirin kafelerinden biri olan Luz Cafe & Shop‘a gidin derim. Ben demesem de önünden geçerken Luz, bir mıknatıs gibi sizi kendisine çekecektir. Hani el emeği göz nuru derler ya, tam da Luz için böyle diyebilirim. Kafede değil de sıcacık anneanne ya da babaanne evinde oturuyormuşsunuz hissiyatı var. Burası aynı zamanda el yapımı defter ve ya sabun alabileceğiniz bir dükkan. Yalnız, kış boyunca cuma günleri kapalı. Meydandan yukarı doğru yürüdüğünüzde sağ tarafta kalıyor; İşgüzar Sok. 34 Numara’da.
Heybeliada’da da diğer adalarda olduğu gibi balık ve meze çeşitleri satan restoranlar var. Bunlardan en eskilerden biri benim de favorim olan Halki, hem lezzeti hem de güler yüzlü, iyi kalpli sahipleri ile bir gideni müdavimi yapıyor. İç mekan oldukça küçük ama dışarısı uzunca bir koridor gibi. Özellikle yazın çok kalabalık oluyor. Kışın da ne olur ne olmaz hafta sonu gidecekseniz bir rezervasyon yaptırmakta fayda var.

Sahiplerinden dünya tatlısı Filiz Hanım, perşembe günleri kendi eliyle mantı açıyor. Mantıyı bilen biliyor, yapıldığı gibi bitiyor. Taze mevsim balıkları, meze çeşitleri her zaman var. Soğuk mezelerden uskumru sıcaklardan ise kaşar kroket bir tabak asla yetmez cinsinden. Tatlı olarak çikolatalı sufle, kokusuyla, görüntüsüyle, tadıyla herkesi mutlu ediyor.
İnci Özay Hatipoğlu
Son Mastori
[…] letsgodergi […]