Buzlar ülkesine hem masalsı hem de modern bir yolculuk yapmak isterseniz ilk durağınız kesinlikle Reykjavik.
Dünyanın bir ucunda, İzlanda’nın batısında, yani buz gibi bir adanın tam köşe noktasında bulunan, güneşin yüzünü pek nadir gösterdiği ama rengarenk evleri ve gece şehri süsleyen kuzey ışıkları ile insanı ısıtan bir şehir burası.
Romantik mi romantik, eğlenceli mi eğlenceli bir büyülü dünya… İzlanda’nın başkenti ve en büyük şehri olan Reykjavik’i tanıdıktan sonra yolculuğa çıkmaya hazır olun.
Doğanın Kontrast Manzaraları
Reykjavik’in doğal güzellikleri hiç de bildiğimiz manzaralara benzemiyor.
Bir motorlu kızağa atlayıp Avrupa’nın en büyük buzuluna gitmek ve bembeyaz manzaranın altında bir yürüyüş yapmak Reykjavik’te yapılacak belki de en sıradan aktivite.
Geysir Ulusal Parkı’nda, hala aktif olan jeotermal bölgede patlayan greyserleri seyre daldığınızda ise İzlanda sihirli kollarını yavaş yavaş boynunuza dolamaya başlıyor.
Her 15 dakikada bir 70 metre kadar yüksekliğe uzanan bu patlamalar etraftaki buzulların içinden sıcacık bir su dalgasını havaya fırlatırken hayranlığınız da gittikçe artacak.
Gullfoss, yani Altın Şelale’ye vardığımızda ise 10.000 yıl boyunca katman katman oluşan yapının onlarca metre yüksekliğinden aşağı dökülen şelalenin heybetiyle büyüleneceksiniz.

Reykjavik’te görülmesi gereken yerler sıralamasının en başında yer alan bu doğa harikalarını ziyaret ettikten sonra hava kararıp da yıldızlar görünür olduğunda, kafanızı gökyüzüne kaldırıp kuzey ışıklarının yeşil, pembe, sarı oyunlarını zevkle izlemeyi de ihmal etmeyin.
Sıcak ve Soğuk Bir Arada
Peki etrafınız sanki kara kışı yaşarcasına bembeyaz karlarla kaplıyken, gölde yüzmeye ne dersiniz?
İşte Reykjavik’te bunu yapabilmek mümkün. Sıcacık jeotermal suların içinde karlı tepeleri seyredebileceğiniz, hayatınızda baş köşeye koyacağınız bir deneyim sunan bu yerin adı ise Blue Lagoon.

Kuzeyin Eğlence Başkenti: Reykjavik
Havanın dört mevsim oldukça soğuk olduğu bir yer olsa da İzlandalılar eğlenmeyi ve üretmeyi hiç ihmal etmiyorlar.
En kalabalık meslek grubunun müzisyenlik olduğu bir yerde eğlencenin ve kültür sanat aktivitelerinin bol olması da kaçınılmaz bir durum.
Reykjavik Açık Hava Müzesi, Sanat Müzesi gibi sanat merkezlerine ziyaretlerinizi tamamladıktan sonra mutlaka Laugavegur sokağında yürüyüşe çıkın.
Reykjavik’in en eski ve en meşhur alışveriş sokaklarından olmasının yanında, birçok restoran, bar ve kültür merkezine ev sahipliği yapıyor.

Enteresan Lezzetler
Dünyanın bir ucuna geldiniz, neredeyse bütün hisleriniz son raddesine kadar uyarıldı. Peki damağınız?
Reykjavik’te, bu enteresan adanın enteresan lezzetlerinin tadına bakmadan kesinlikle dönmeyin.
Somon balığı dışındaki favoriler ise köpek balığı ve minke balinasından yapılan yerel yemekler.
Eğer daha bilindik tatlar arıyorsanız merak etmeyin, Reykjavik’te dünya mutfağına ait birçok restoran var.
Tercihiniz ne olursa olsun, en az bir kere yemeğinizin yanında jeotermal enerjisiyle pişirilen çavdar ekmeği olsun.
