“Tabii ki isteriz!” dediğinizi duyar gibiyim. Öyleyse neden erteleyesiniz ki? Hemen yakınlarınızdaki yeni yerleri keşfetmek üzere plan yapmakla başlayın işe. Ne demişler, başlamak bitirmenin yarısıdır!
Siz “hafta sonu gidilecek yerler” listenizi hazırlaya durun, ben de son deneyimimden yola çıkarak sizlere naçizane bir öneride bulunayım. Tüm haftanın yorgunluğunu unutturacak havası, her mevsim farklı renklere ve güzelliklere sahip manzarasıyla Abant Gölü’nden bahsediyorum.

Yakın bir zaman önce Etstur’un Günübirlik Abant Gezisi’ne katıldık ve gerçekten çok keyif aldık. Tertemiz, serince havası ve sonbaharın en güzel renkleriyle bezenmiş göl manzarası insanın içini açıyor. Gölün çevresinde yürüyüş yaparken aldığım her nefes beni biraz daha mutlu etmeye yetti; sizin de benimle aynı hisleri paylaşacağınıza eminim. Çünkü hep özlemini duyduğumuz doğaya kavuşmak böyle bir şey…

Dere Kenarındaki Serin Bahçe: Cemil Piknik
Lezzetli bir köy kahvaltısı ile güne başlamak üzere ilk durağımız, Bolu Abant Gölü Yolu’nun 12. km’sinde hizmet vermekte olan Cemil Piknik oldu. Dere kenarında, ağaçlarla çevrili büyük bir bahçe içerisinde yer alan restoranın kapalı alanlarında otantik bir hava hakim. Serpme köy kahvaltısının birbirinden iştah açıcı üyeleri masanıza yerleştirilirken, siz de içerdeki sobanın üzerinde ekmeklerinizi kızartabilir, yine sobanın üzerinde demlenen çaydan bir bardak doldurabilirsiniz. Bahçedeki banklarda, hamaklarda vakit geçirmek ve harika doğa fotoğrafları çekmek de burada yapılabileceklerden.

Doğa Harikası Abant Gölü
Kahvaltının ardından bir süre daha yolculuğumuza devam ettik ve nihayet Abant Gölü’ne vardık. Otobüsle göl çevresinde bir tur attık. Önü, arkası, sağı, solu, her tarafı çok güzel görünüyordu. Ardından göl çevresindeki başlangıç noktamıza geri döndük ve bu güzel manzarayı özgürce keşfetmek üzere dört bir yana dağıldık.

Bu güzel manzaraları sindirerek izleyebilmeniz için bisiklet kiralama seçeneğiniz bulunuyor. Biz tabanvayı tercih ettik. Hem buraların havasını içimize çekmek hem de bol bol fotoğraf çekmek üzere uzun uzun yürüdük. Burada sonbahar gerçekten çok fotojenikti. Bize güzel pozlar verdiği için kendisine teşekkür ediyoruz.
Bir de, sarı çiçeklerden yapılmış taçlar her yerde ve herkesteydi. “Buranın olmazsa olmazı da bu demek ki.” deyip hemen bir tane taç aldım. Çok da yakıştı, çiçek açtım!

Yemek Zamanı!
Söz konusu Abant Gölü kıyısında öğle yemeği olunca, akla ilk gelen de haliyle sucuk ekmek ya da köfte ekmek oluyor. Kendileri açık hava da çok da lezzetli oluyor!
Uzun yürüyüşümüzün ardından öğle yemeği için ayarlanan yere gittik. Kokular gerçekten çok cezbediciydi. Benim için bu öğle yemeğinin yıldızıysa ızgara üzerindeki yabani mantarlar oldu. Turuncu, sulu sulu ve çok lezzetli… Üzerinde bir de odun ateşinde demlenmiş çayınızdan bir yudum aldınız mı, değmesinler keyfinize!

Göl Kıyısında Son Turlar
Yemekten sonra biraz daha vaktimiz vardı. Abant Gölü Tabiat Parkı girişinde sağ tarafta kalan Ziyaretçi Tanıtım Merkezi ve Doğa Müzesi’ni gezmeye karar verdik. Müze içerisinde, Abant Gölü ve çevresinin maketi, bir Bolu Evi temsili ve göl çevresindeki zengin bitki örtüsüne ait örnekler bulunuyordu. Abant Gölü Tabiat Parkı çevresi, çam, köknar, kayın, meşe, kestane, gürgen, kavak, yabanıl meyve ağaçlarından oluşan zengin bir bitki örtüsüne sahipmiş. Abant’a gelirseniz bu küçük müzeyi de turlamayı ihmal etmeyin.

Son Söz
Kısacası Abant Gölü’nün muhteşem doğasıyla buluştuğunuzda, uzun yürüyüşler yapabilirsiniz. Fotoğraflar çekebilir, çimenlerin üzerine uzanıp tertemiz dağ havasını ciğerlerinize doldurabilirsiniz. Hatta burada çadır kurup kamp yapabilir ya da göl kenarındaki Abant Otelleri’nden birinde konaklayabilirsiniz.

Mutlaka gidin, mutlaka bu güzellikleri yaşayın. Tadını çıkarın, doğayı sevin. Doğa kendisini seveni sever!
