Koyu Mod Açık Mod
Koyu Mod Açık Mod
Tunus'ta Gezilecek Yerler
Aksaray’da Gezilecek Yerler

Aksaray’da Gezilecek Yerler

İç Anadolu’nun kalbinde yer alan ve tarihi doğayla buluşturan Aksaray sana keyifli bir seyahat vadediyor. Bir yanda dünyanın en büyük kanyonlarından biri olan Ihlara Vadisi’nin huzur veren doğası, diğer yanda Selçuklu Dönemi’nin ihtişamını yansıtan taş yapılar ziyaretçilerini bekliyor.

Bölgenin simgesi Hasan Dağı’ysa muhteşem manzarasıyla şehre ayrı bir karakter katıyor. Aksaray’ın sofralara lezzet katan meşhur yemekleriyle gezini tatlandırma fırsatı da yakalayabilirsin. Sen de hazırladığımız Aksaray’da gezilecek yerler listesine göz atarak Aksaray’ın tarihî ve doğal güzelliklerine doğru keşfe çıkabilirsin!

Ihlara Vadisi

Listemize Aksaray’ın doğal güzellikleriyle başlıyoruz. Şehrin simgesi Ihlara Vadisi, Melendiz Çayı’nın binlerce yıllık aşındırması sonucu şekillenen etkileyici bir kanyon. Yaklaşık 14 kilometre uzunluğa ve 120 metre derinliğe ulaşan kanyonu gördüğünde buraya hayran kalabilirsin. Doğa, tarih ve kültürün iç içe geçtiği bu vadi yalnızca Aksaray’da gezilecek doğal yerler arasında değil, dünya genelinde tanınan kanyonlar arasında da yer alıyor.

Güzelyurt ilçesi sınırları içinde uzanan vadi boyunca yapacağın yürüyüşlerde doğanın kalbinde yükselen kaya oyma kiliseler ve Bizans Dönemi’ne ait etkileyici freskler seni karşılıyor. Ağaçaltı, Yılanlı ve Sümbüllü gibi meşhur kiliseleri keşfedebilirsin. Melendiz Çayı’nın eşlik ettiği bu devasa kanyonun ruhunu hissetmek ve saklı güzelliklerini keşfetmek için gezine en az yarım gün ayırmanı tavsiye ediyoruz.

2026 için haftanın her günü 08.30-17.00 saatleri arasında bu muhteşem doğa harikasını Müzekart’ınla ücretsiz ziyaret edebilirsin. Ulaşım detayları için “Ihlara Vadisi Nerede, Nasıl Gidilir?” rehberine göz atabilirsin.

Tuz Gölü

Türkiye’nin tuz ihtiyacının yaklaşık %40’ını tek başına karşılayan Tuz Gölü sadece ekonomik bir değer değil, aynı zamanda doğal bir miras. Aksaray gölleri arasında meşhur olan Tuz Gölü biyolojik çeşitliliğiyle de gerçek bir kuş cenneti. Özellikle dünyadaki en büyük flamingo kolonilerinden birine ev sahipliği yapan göl yaban kazı ve turna gibi pek çok kuş türünün de kuluçka ve konaklama noktası.

Tuz Gölü’nü benzersiz kılan bir diğer özellikse sahip olduğu yüksek tuzluluk oranı. Bu oranın yüksek olması gölün sert kış koşullarında dahi donmasını engelliyor. Yaz aylarındaysa suların çekilmesiyle birlikte göl yatağı sert bir tuz tabakasına dönüşüyor. Bu dönemlerde suyun üzerinde yürüyerek seyahatine unutulmaz bir anı ekleyebilirsin.

Ziyaretçilerin aklına “Aksaray’da deniz var mı?” sorusu gelebilir. Cevap hayır olsa da Tuz Gölü’nün uçsuz bucaksız beyazlığı bu eksikliği muhteşem bir görsel şölenle kapatıyor. Göl, özellikle gün batımı saatlerinde ortaya eşsiz manzaralar çıkarıyor. Bembeyaz gölün ufuk çizgisiyle birleştiği görüntüyü kadrajına taşıyabilirsin.

Selime Katedrali ve Peribacaları

Ihlara Vadisi’nin sonuna yaklaştığında Kapadokya’nın en çarpıcı yapılarından biriyle karşılaşmaya hazır mısın? Devasa bir kaya kütlesinin içine oyulan Selime Katedrali hem ölçeği hem mimarisiyle bölgenin en büyük manastır kompleksi olarak biliniyor. Buranın popüler Aksaray turistik yerlerinden biri olduğunu söylemek de mümkün.

Selime Katedrali dinî amaçla ve stratejik konumu nedeniyle askerî faaliyetlerde kullanılmış olmasından dolayı benzersiz bir özelliğe sahip. Tarih boyunca bölgede görev alacak din adamlarının yetiştirildiği önemli bir dinî eğitim merkezi olmasının yanı sıra İpek Yolu üzerindeki konumu sayesinde kervanların mola verdiği güvenli bir kale işlevi de görmüş.

Katedralin hemen eteklerinde uzanan peribacalarıysa bölgeye tam anlamıyla mistik bir atmosfer katıyor. Doğanın bu yer şekilleriyle insan elinin kayaya kazıdığı katedral birleştiğinde çoğu ziyaretçiye bir bilim kurgu filmindeymiş hissi veriyor.

Sultanhanı Kervansarayı

Anadolu Selçuklu mimarisinin en görkemli örneği kabul edilen Sultanhanı Kervansarayı, 1229 yılında Sultan I. Alaeddin Keykubad tarafından yaptırılmış. Aksaray’ın meşhur yerleri denince akla gelen bu devasa yapı, taç kapısındaki taş işçiliğiyle görenleri kendine hayran bırakıyor. Özellikle ortasındaki köşk mescitle görünüm olarak diğer kervansaraylardan ayrılıyor.

Sen de bu kervansarayı görmek istersen haftanın her günü 08.00-18.00 arasında ücretsiz olarak ziyaret edebilirsin.

Hasan Dağı

3.268 metre yüksekliğiyle Hasan Dağı, Kapadokya bölgesinin en görkemli dağlarından. Sönmüş bir volkan olan bu heybetli dağ, doğaseverler için keşif dolu bir rota sunuyor.

Helvadere kasabası yakınlarında konumlanan dağ, Aksaray bölgesinde yapılacaklar listesinde macera arayanlar için doğa yürüyüşü, dağcılık ve yamaç paraşütü gibi pek çok seçenek sunuyor. Özellikle kış aylarında karla kaplanan yamaçlar, ziyaretçilerine keyifli bir kayak deneyimi vadediyor. Dağın zirvesine doğru tırmandığındaysa seni, uçsuz bucaksız bir Kapadokya manzarası ve tertemiz bir hava karşılıyor.

Saratlı Kırkgöz Yeraltı Şehri

Planı ve yapılış tekniğiyle Bizans Dönemi’nde yapıldığı düşünülen bu şehir bölge tarihine ışık tutuyor. Saratlı Kırkgöz Yeraltı Şehri’nin savunma ve barınma amacıyla inşa edildiği düşünülüyor. 7 katlı yerleşiminin günümüzde 3 katı ziyarete açık. Gezilebilen bu bölümlerde 40’a yakın oda, kilerler ve havalandırma bacası yer alıyor.

Bu yer altı şehri Aksaray tarihî yerler arasında farklı atmosferiyle öne çıkıyor. Saratlı Kırkgöz’ün yıllık ziyaretçi sayısı yaklaşık 150 bini buluyor. Sen de her gün açık olan yer altı şehrini ziyaret etmek istersen 08.30-19.00 saatleri arasında Müzekart’ınla gezebilirsin.

Manastır Vadisi

Kapadokya’nın saklı kalmış duraklarından biri olan Manastır Vadisi, Güzelyurt ilçesi yakınlarında uzanıyor. Hristiyanlığın ilk dönemlerine tarihlenen yaklaşık 28 adet kiliseye ev sahipliği yapan vadi, sarp kayalıkların içine oyulmuş dinî yapılarıyla ziyaretçilerini etkiliyor.

Yaklaşık 5 kilometre uzunluğundaki rota boyunca Papaz Evi, Sivişli Kilise ve Kalburlu Kilise gibi önemli yapılarla karşılaşmak mümkün. Manastır Vadisi, yalnızca tarih meraklılarına değil, doğa yürüyüşü yapmak isteyenlere de keyifli bir deneyim sunuyor.

Manastır Vadisi’ni haftanın her günü 08.30-17.00 saatleri arasında Müzekart’ınla gezebilirsin.

Güzelyurt Evleri

Aksaray’da zamana kısa bir mola vermek istersen rotanı Güzelyurt’a çevirmeni öneriyoruz. Kapadokya mimarisinin en zarif ve özgün örneklerini sergileyen tarihî taş konaklarıyla bu şirin ilçe, kendine has bir atmosfere sahip. Mübadele öncesinde Rum halkı tarafından inşa edilen bu yapılar, mübadele sonrasında bölgeye yerleşen Türklere ev sahipliği yapıyor. Böylece günümüze iki farklı kültürün izlerini ulaşıyor.

Güzelyurt evlerini benzersiz kılan en temel özellikler, bölgeye has volkanik taşlardan yapılmış taş işçilikleri ve yüksek kemerli çatıları. Günümüzde bu tarihî konakların bir kısmı butik otel olarak hizmet veriyor. Bu durum, bölgenin turistik potansiyelini artırırken ziyaretçilere asırlık bir konakta konaklama ve tarihin kokusunu hissetme ayrıcalığı sunuyor.

Aksaray Müzesi

Aksaray’da gezilecek yerler denince akla ilk gelen noktalardan biri de Aksaray Müzesi. Peribacaları ve Selçuklu kümbetlerinden esinlenilerek tasarlanan modern mimarisiyle her gün 09.00-16.30 saatleri arasında ziyaretçilerini ağırlıyor. Üstelik Müzekart’la girişler ücretsiz.

Müze koleksiyonunda yaklaşık 16 bin eser sergileniyor. Neolitik Çağ’dan Osmanlı Dönemi’ne kadar uzanan geniş koleksiyonuyla burada geçmişe doğru kısa bir yolculuğa çıkabilirsin. Özellikle Aşıklı Höyük kazılarından çıkarılan kalıntılar ve ilk beyin ameliyatına ait kanıtlar sunan 10 bin yıllık kafatası bu önemli eserler arasında yer alıyor.

Narlıgöl

Niğde ile Aksaray sınırındaki Narlıgöl, halk arasında Acıgöl olarak biliniyor. Volkanik bir krater gölü olan Narlıgöl, kalp şeklindeki görünümüyle dikkatleri üzerine çekiyor. Bu benzersiz formuyla hem fotoğraf tutkunlarının hem doğaseverlerin favori rotası.

Narlıgöl’ün yaklaşık 65 derece sıcaklığa ulaşan zengin mineralli termal suları sayesinde bölge, sağlık turizmi merkezi olarak nitelendiriliyor. Bu şifalı suların özellikle romatizma, sedef ve çeşitli cilt hastalıklarına iyi geldiğine inanılıyor.

Ağzıkarahan Kervansarayı

Kervansaray, Aksaray’ın tarihî İpek Yolu üzerindeki stratejik önemini gösteren bir diğer önemli Selçuklu eseri. 13. yüzyılda inşa edilen bu yapı, Selçuklu kervansaray mimarisinin en sağlam örneklerinden biri olarak günümüze ulaşıyor. Geniş avlusu ve dikkat çekici taş işçiliği, dönemin estetik anlayışını gösteriyor. Ağzıkarahan hem tarih hem mimari meraklıları için Aksaray’da mutlaka görülmesi gereken durakların başında geliyor.

Eğri Minare

Aksaray’ın kalbinde yükselen Eğri Minare, ilk bakışta alışılmışın dışındaki silüetiyle merak uyandırıyor. Minare, eğik formu nedeniyle dünyaca ünlü Pisa Kulesi’yle özdeşleştirilerek halk arasında “Anadolu’nun Pisa Kulesi” olarak anılıyor.

Yapımında kullanılan kırmızı tuğlaları nedeniyle “Kızıl Minare” adıyla da bilinen bu yapı, 13. yüzyıl Selçuklu Dönemi’nde Sultan I. Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından yaptırılıyor. 30 metreyi aşan yüksekliği ve belirgin eğikliğiyle görenleri ilk bakışta şaşırtan minareye şehrin en merkezî noktasında konumlanması sayesinde kolayca ulaşılabiliyor.

Somuncu Baba Türbesi

Osmanlı’nın kuruluş yıllarında Anadolu’da yetişen âlim ve velilerden Somuncu Baba’nın türbesi şehir merkezindeki tarihî Ervah Mezarlığı’nın hemen yanında konumlanıyor. Bu kutsal mekân hem Aksaray halkı hem Türkiye’nin dört bir yanından gelen ziyaretçiler için önemli inanç turizmi duraklarından biri. Tasavvuf dünyasında önemli yere sahip olan bu türbeyi mistik atmosferinde huzur bulmak için birçok kişi ziyaret ediyor.

Zinciriye Medresesi

Aksaray merkezde gezilecek yerler listesine Zinciriye Medresesi’ni de ekleyebilirsin. 1336 yılında Karamanoğulları Beyliği Dönemi’nde inşa edilen medresenin yapımında kullanılan yöresel tüf taşı ve geleneksel avlulu planı dikkat çekiyor. Medresenin diğer bir özelliği de dış duvarları üzerinde yer alan dendanelerin bir kale görünümü sergilemesidir.

İnşa edildiği dönemde ilim yuvası niteliğinde olan medrese, zaman içerisinde hapishane ve müze gibi birbirinden farklı amaçlarla kullanılmış. Geçirdiği restorasyonlardan sonra Zinciriye Medresesi, günümüzde kapılarını tekrar ziyaretçilerine açıyor. Burayı pazar günleri hariç haftanın her günü ücretsiz olarak gezebilirsin.

Aşıklı Höyük

Anadolu’nun bilinen en eski yerleşim yerlerinden birine, Aşıklı Höyük’e doğru tarihî bir keşfe çıkmaya ne dersin? Yaklaşık 10.000 yıllık bir geçmişe sahip bu yerleşim, Melendiz Çayı kıyısında kurulmuş olup avcı-toplayıcı yaşamdan yerleşik hayata geçişin ve tarımın başlangıcına dair en somut izleri günümüze taşıyor.

Aşıklı Höyük’ü dünya çapında tanınır kılan en çarpıcı bulgulardan biri, dünyanın ilk beyin ameliyatının burada gerçekleştirildiğine işaret eden bir kafatası. Höyükte yürütülen titiz kazı çalışmalarında ortaya çıkarılan bu kafatası ve diğer arkeolojik kalıntılar, günümüzde Aksaray Müzesi’nde sergileniyor.

Acemhöyük

Erken Tunç Çağı’na ve Asur Ticaret Kolonileri dönemine tarihlenen Acemhöyük, Türkiye’nin en büyük höyüklerinden. 4 bin yıl önce Anadolu topraklarının gözde maden üretim merkezi olarak da biliniyor. Akad ve Hitit yazıtlarında buranın adı “Puruşhattum” olarak geçiyor. Acemhöyük’ün en parlak dönemi Asur Ticaret Kolonileri Çağı’na tarihlenirken Roma Dönemi’nin başlarına kadar burası yerleşim bölgesi olarak kullanılmış.

Yapılan arkeolojik kazılarda gün ışığına çıkarılan altın süs eşyası ve çanak çömlekler, kentin görkemli geçmişini gözler önüne seriyor.

Belisırma Köyü

Vadi yürüyüşünün en keyifli anlarından biri, Melendiz Çayı kıyısında kurulu Belisırma Köyü’nde verilen molayla başlayabilir. Ihlara Vadisi’nin tam ortasında, Melendiz Çayı’nın kıyısına kurulu olan Belisırma Köyü, vadi boyunca uzanan tarihî yolculuğun duraklarından biri.

Vadinin sarp kayalıkları arasına gizlenmiş bu şirin köy hem doğasıyla hem sunduğu lezzetlerle ziyaretçilerini kendine çekiyor. Belisırma, nehir üzerine kurulu sedirleri ve restoranlarıyla eşsiz bir mola noktası sunuyor. Suyun serinliği eşliğinde yöresel yemekleri tadarken doğanın sesini dinleyebilirsin.

Köy yalnızca bir mola yerinden ibaret değil. Burası tarihî açıdan da oldukça dikkat çekici. Vadi içindeki keşfine devam ederken köy sınırları içerisinde yer alan Direkli Kilise ve Bahattin Samanlığı Kilisesi gibi önemli yapıları da ziyaret edebilirsin.

Kilise Camii (Aziz Gregorius Kilisesi)

Güzelyurt’un görkemli yapılarından bir diğerini inceleyelim. Kilise Camii, MS 385 yılında inşa edilen köklü bir ibadethane. İbadethaneye Osmanlı Dönemi’nde minare eklenerek camiye çevriliyor ve o günden beri bölge halkı tarafından “Kilise Camii” adıyla anılıyor.

Kilisenin içindeki freskler, camiye dönüştürüldüğü dönemde korunmak amacıyla badanayla kapatılıyor. Böylece çok katmanlı kültürel yapıyı burada yakından inceleme fırsatı bulabilirsin.

Kızıl Kilise (Güzelyurt)

Güzelyurt yakınlarında bulunan Kızıl Kilise’nin isminin hikâyesi, yapımında kullanılan kırmızı kesme taşlara dayanıyor. 6. yüzyıla tarihlenen bu yapı için Kapadokya’nın en eski ve en sağlam kalmış dinî yapılarından biri olduğunu söylemek mümkün.

Kilise; merkezî kubbeli, haç planlı mimarisi ve günümüze ulaşmayı başarmış olan fresk süslemeleriyle dönemin sanat anlayışını yansıtıyor.

Çanlı Kilise

Bugüne kadar içerisinden çıkarılan mumyalarıyla dikkat çeken Çanlı Kilise 11. yüzyıla tarihlenen görkemli bir Bizans eseri. Aksaray’a 17 kilometre uzaklıktaki Akhisar Köyü’nde konumlanan kilise, Hasan Dağı’na bakan etkileyici manzarasıyla görenleri kendine hayran bırakıyor. Burada günümüze ulaşan freskleri inceleyebilir, manzara eşliğinde eşsiz fotoğraflar çekebilirsin.

Yılanlı Kilise

Sıradaki rotamız Ihlara Vadisi’nde ilerlerken kayaların içine gizlenmiş, adıyla da merak uyandıran Yılanlı Kilise. 9. yüzyıla uzanan geçmişi ve serbest Yunan haçı planlı mimarisiyle Bizans Dönemi sanat anlayışını yansıtıyor. Kiliseyi asıl meşhur eden ve ismini veren detaysa duvarlarındaki freskler. Ziyaretçiler, fresklerde dört günahkâr kadının yılanlar tarafından ısırıldığı tasviri görebiliyor.

Ağaçaltı Kilisesi

Ihlara Vadisi’ne adım attığında seni karşılayan önemli duraklardan Ağaçaltı Kilisesi, “Daniel Pantonassa Kilisesi” adıyla da anılıyor. Kilisenin en ilginç özelliklerinden biri, asıl ana girişinin günümüzde toprak altında kalmış olması. Bu durum yapıya âdeta toprağın derinliklerinden yükseliyormuş gibi bir hava katıyor. 10. yüzyıldan kaldığı düşünülen bu tarihî kilise, duvarlarındaki Hristiyanlık tarihine ait tasvirlerle dikkat çekiyor.

Ulu Camii

Aksaray şehir merkezinde yükselen en önemli cami niteliğindeki bu eserin geçmişi hakkında farklı görüşler bulunuyor. Genel kabul gören görüşe göre caminin geçmişi 1408 yılına, Karamanoğlu Mehmet Bey dönemine uzanıyor. Caminin dış cephesi geçirdiği restorasyonlarla yenilenmiş olsa da yapının içerisinde Selçuklu ahşap işçiliğinin şaheseri kabul edilen ve tek bir çivi dahi kullanılmadan yapılan orijinal ceviz ağacı minberi bulunuyor.

Şehir merkezinde huzur dolu bir durak arayanlar için Ulu Camii hem tarihî dokusu hem manevi derinliğiyle Aksaray’da mutlaka görülmesi gereken yerler arasında.

Nora Antik Kenti

Zamanın izlerini taşıyan Nora Antik Kenti, Hasan Dağı yakınlarında yükseliyor. Roma ve Bizans dönemlerinde askerî bir merkez olarak kullanılan bu kent, geçmişin stratejik önemini gözler önüne seriyor. Günümüze dek büyük ölçüde tahrip olmuş olsa da Nora bugün hâlâ ayakta kalan akropolü, kilise kalıntıları ve yer yer seçilebilen freskleriyle o dönemki yaşamın izlerini yansıtıyor.

Aksaray, Kapadokya’nın giriş kapısı olmanın çok ötesinde; 10.000 yıllık medeniyet birikimini her sokağında ve her taşında hissettiren büyülü bir şehir. Aşıklı Höyük’teki ilk tıbbi müdahalelerden Ihlara Vadisi’nin derinliklerindeki mistik kiliselere, Selçuklu’nun görkemli kervansaraylarından Hasan Dağı’nın gölgesindeki antik kentlere kadar bu topraklar, insanlık tarihine ev sahipliği yapıyor.

Eğer bu kadim kenti keşfetmek için yola çıkmaya karar verdiysen uygun Aksaray otobüs bileti seçeneklerini değerlendirerek seyahatini hemen planlayabilirsin. Seyahat planını yapmadan önce konaklama seçenekleri için Aksaray otelleri sayfasına da göz atmayı unutma. Binlerce yıllık medeniyetin izleri, Ihlara’nın vadileri ve Selçuklu’nun eşsiz mirasıyla tanışmak için hemen yola çık!

Emre Ekrem

21 Nisan 1990’da İstanbul’da doğdu. Erciyes Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik bölümünden mezun oldu. Haber editörü olarak başladığı kariyerinde farklı ulusal haber sitelerinde görev aldı. Şimdi ise Etstur’da Kurumsal İletişim ve Marka Yönetimi departmanında içerik editörü olarak çalışıyor.

Önceki Yazı
tunus gezilecek yerler en popüler yerler

Tunus'ta Gezilecek Yerler