Madrid 100 Yıllık Restoranlar Turumuzun üçüncü günündeyiz. Artık herkes birbirine, şehre, yemeklere iyiden iyiye alıştı. Bugün programımızda üç restoran var. İlk ikisi tapas. İspanya ve İspanyol kültürünün ayrılmaz bir parçası olan tapas barlar, Madrid’de de yoğun ilgi görüyor. Her ne kadar ayakta yemeye alışık olmasak da tapas (meze) bizim de kültürümüzün bir parçası. Bizde de ortaya ufak porsiyonlarla gelen mezeler eşliğinde sohbetin sonu gelmez. Meze çeşitleri çok farklı olsa da ritüel hemen hemen aynı.

SAMSUNG CSC

İlk durak Bodega de La Ardosa. 1892 yılından beri Madrid’in en nefis tortillasını yapan bu tapas bar, her daim Madrid’lilerin gözdesi olmuş. Klasik Totilla Espanola yemeden Madrid’den gitmek, ve bu tortillayı da Ardosa’da yememek çok yazık olur. Sadece yumurta, patates ve çok az soğan ile yaptıkları bu tortillayı, her gün yesem bıkmam. Yoğun kıvamlı, güçlü bir soğuk domates çorbası olan Salmorejo, kroket çeşitleri, kalamar tava ve daha neler neler…

SAMSUNG CSC

Ardosa çıkışı Chueca’ya gidelim. Madrid’in en renkli mahallelerinden biri olan Chueca’da birbirinden özel tasarım dükkanları bulmak mümkün. İsteyene mum, isteyene tabak çanak. Takı ve aksesuar, kırtasiye, kitap, giyim ne isterseniz eşi benzeri olmayan özellikte bu mahalledeki dükkanlarda bulmak mümkün. Misafirlerimizden zeytinyağı almak isteyenler var. Gidiyoruz zeytinyağı dükkanına. Şişesini beğenip, denemeden almak yok! İstediğini deneyip, damak tadına en uygun olanı alabiliyorsun. Zeytinyağı sonrası tuz çeşitleri, kahve çeşitleri derken, dünyanın en pahalı baharatı safrana sıra geliyor. İspanya önemli bir safran üreticisi.

SAMSUNG CSC

Birinci sınıf, kaliteli safranları burada bulmak mümkün. Peynir alışverişi, jambon alışverişi derken kendimizi Mercado de San Miguel’de buluyoruz. San Miguel Pazarı’nda alışveriş yapmak oldukça zevkli. Rengarenk meyveler, çeşit çeşit deniz mahsulleri, istiridyeler, zeytinler, peynirler, şarküteri, yabani mantar çeşitleri ile her daim kalabalık bir kapalı pazar yeri burası. Yalnız, Barcelona’ya gidenlerin bildiği Boqueria Pazarı ile kıyaslanamayacak büyüklük, çeşitlilik ve otantiklikte bir pazar yeri olduğunu belirteyim.

Alışveriş sonrası bugünün ikinci tapas durağı olan La Casa Del Abuelo’ya gidiyoruz. Kuruluş tarihi 1906 olan La Casa del Abuelo 100 yıllık restoranlar turumuzun en genç üyesi olma özelliğini taşıyor. Burada karides yeniyor. Kırmızı kabuklu ızgara, kızartma, güveçte bolca sarımsaklı zeytinyağlı… Hepsi gözümüzün önünde pişiriliyor, çabucak servis ediliyor. Tam akşam yemeği öncesi iştah açmalık.

SAMSUNG CSC

Günün son durağı akşam yemeğimiz için gittiğimiz Posada de la Villa. 1642 yılında han olarak açılmış olan restoran, 1980 yılında şimdiki kullanılan haline dönüştürülmüş.

SAMSUNG CSC

Posada de la Villa’nın özel taş fırınında pişen Segovia süt kuzusu, dünyada yiyebileceğiniz en lezzetli örneklerinden. Kuzuları pişiren ustanın kendisi de Segovialı. Buraya gelen ünlülerin isimlerini oturdukları sandalyeye kazıyorlar. Bizim masada Salma Hayek yan masada Javier Bardem ilk gözüme çarpanlar oldu. Kroketler, biberler, manchego peynirleri, kuzular derken tatlılardan meşhur süt kızartması ile bartolillo’ya da yer açtık hep birlikte.

SAMSUNG CSC

Üçüncü günün sonu.

(Devam edecek…)

İnci Özay Hatipoğlu
Son Mastori

Yorumlar