Roma’ya ilk gidişim, eşimle Barselona’da evlendikten sonra, balayımızın devamında olmuştu. Barselona’daki düzenden ve sükunetten sonra Roma’nın karmaşası bize oldukça yorucu gelmişti. Tatilimizin bu kısmından pek bir şey anlamamıştık. Açıkçası Roma’yı sevememiştik bile…

İki hafta önce Etstur ile gittiğim Napoli – Roma Turu kapsamında Roma’da, ilk iki günü rehber eşliğinde, toplamda 3 gün geçirme şansım oldu. İşte bu turda Roma’ya bakış açım 180 derece değişti. Roma’yı da “Bir Daha Gideceğim Şehirler” listeme alıp döndüm…

Klasik Roma Turu
Roma’ya geldiğinizde mutlaka görmeniz gereken klasik mekânlar vardır. Fontana di Trevi, Colosseum, Panteon, İspanyol Merdivenleri bunların en başında gelenleri.

Aşk Çeşmesi olarak bildiğimiz Fontana di Trevi için dünyanın en ünlü çeşmesi diyebiliriz. Sıkça gördüğümüz fotoğraflarında çevresi pek gösterilmediği için ben, bu çeşmeyi çok farklı hayal ederdim. Geniş bir meydanda, etrafı ağaçlık… Halbuki bu devasa çeşme, bir cadde üzerinden dar bir ara sokağa girip iki-üç dakika yürüdükten sonra çıktığınız küçücük bir meydanda bulunuyor. Meydana çıkar çıkmaz dip dibe binaların arasında yerden göğe fırlamış kanatlı atların ayakları altından akan sular insanı çok etkiliyor.

Diğer tarihi mekanlar da Aşk Çeşmesi gibi çoğunlukla hiç beklemediğiniz bir sokağın sonunda karşınıza çıkıyor.

Yaklaşık 2000 senedir ayakta duran ve dünyanın ilk kubbeli yapılarından sayılan Pantheon Tapınağı, Roma’da görülmesi gereken bir diğer tarihi mekan. MS 118-125 yılları arasında inşa edilen tapınak, 7. yüzyıldan sonra kilise olarak kullanılmaya başlanmış. Burayı hem gün içerisinde açık olduğu bir saatte hem de gece dışarıdan aydınlatılmış haliyle görmelisiniz.


Pantheon Tapınağı

Yine Roma’ya giden herkesin yolunun geçtiği bir diğer yer de İspanyol Merdivenleri. 135 basamaklı bu merdiven, İspanyol Konsolosluğu’nun hemen yanında yer aldığı için bu ismi almış. Yapıldığı dönemden günümüze kadar hareketliliğini hiç yitirmemiş ancak burada yapabileceğiniz şeyler merdivenlerde yayılıp aşağıdaki caddeyi veya yukarıdaki gökyüzünü seyretmekle sınırlı… Şanslı gününüzdeyseniz sokak sanatçılarının konser ve gösterilerine denk gelebilirsiniz.

Dünyanın en meşhur yapılarından biri de malum, Colosseum. Yapımı MS 80 senesinde tamamlanan bu arena, pek çok eğlence ve gösteriye sahne olmuş olsa da en çok gladyatör dövüşleriyle bilinir. Sadece açılış günü düzenlenen dövüşlerde 3 bin kadar gladyatörle 5 bin hayvanın öldüğü rivayet ediliyor.


Colosseum

Roma’nın bu en klasik yerlerlerini gezdikten sonra kafanıza göre takılmak isterseniz şehrin ara sokaklarında oldukça bol alternatif var.

Roma’da Yürümek, Roma’yı Keşfetmek…
Roma, yürüyerek de gezilebilecek şehirlerden. Ama şehirde her ne varsa turizme yönelik. Restoranlar, dükkânlar, her şey… Yurt dışına çıktığımda elimden geldiğince yerel halkın gezdiği yerlerde vakit geçirmeye çalışırım. Tabii ki turistik yerlere de yolum düşer, ondan kaçış yok… Bölge insanının tercih ettiği restoranları, dükkânları, vakit geçirdikleri yerleri bulabilmek için de önceden bol bol araştırma yaparım.

Roma’da bunu başaramadım. Ben de pek araştırmadım, karşıma da pek çıkmadı. Hangi sokağa girsem Roma baskılı kalemler, kupalar, magnetler, şehir rehberleri… Her şey birbirinin aynı. Tek fark fiyatlar. Örneğin Aşk Çeşmesi etrafında sekiz euro olan bir kupa, biraz daha arka sokaklarda üç euro’ya bulunabiliyor.

Zaten Roma gibi turizm odaklı şehirlerde bir şey almadan önce çok iyi fiyat araştırması yapmak lazım. Özellikle de tatiliniz boyunca defalarca geçeceğiniz yerlerde bulduğunuz şeyleri almadan önce diğer alternatiflere de bir şans verin.

Panteon’a giderken ara sokaklarda meşhur bir dondurmacı var. En iyi Roma dondurmacısı olarak ünlenen Giolitti’de genelde sıra var. Dondurmaya kavuşmak benim için 10 dakika sürdü. Önce kasaya ödeme yapıp fiş alıyorsunuz, sonra da dondurma sırasına giriyorsunuz. İki top dondurma iki buçuk euro, üç top dondurma üç buçuk euro’ydu. Kendime çikolata, karadut ve fıstıklı bir dondurma sipariş ettim. Aromasının tadı pek belli olmayan, hemen eriyen çok yumuşak bir dondurması var. Açıkçası en iyi dondurmaları buysa kötüsü nasıl oluyor merak ettim. Çok beğendiğimi söyleyemem ama “Roma’ya geldim dondurma yemeden döndüm”  dememek için en iyi alternatif burası sanırım…

Roma gelirinin çoğunu turizmden sağlayan bir şehir. Dediğim gibi neredeyse her köşesi turistik. Bu durum da fiyatlara yansımış. Napoli’de bir büyük pizzayı dört-beş euro’ya yerken, Roma’da bir dilim pizzayı bu fiyata alıyorsunuz. Aşk Çeşmesi’ni karşınıza alıp sağdaki sokağa doğru girip yürüdüğünüzde yan yana pek çok pizzacı var. Eğer oralardaysanız ve acıktıysanız, o sokakta dilim pizza alabileceğiniz yerler bulabilirsiniz. Diğer sokaklarda genelde oturup yiyebileceğiniz restoranlar var.

Turistik alanlardan bir nebze olsun uzaklaşmak isterseniz, Venedik Meydanı’nda bulunan Vittorio Emanuele II Abidesi’nin sağ tarafındaki Teatro di Marcello Caddesi üzerinden aşağı doğru inip karşınıza çıkan ilk kavşaktan sağa döndüğünüzde Tiber Nehri’ne ulaşacaksınız. Benim yolum buraya bir pazar günü düştüğü için neredeyse her yer kapalıydı. Ben de bir duvarın üzerinde oturup nehri ve benim gibi nehri izleyen insanları seyrettim. Yanıma aldığım kitabımı okuyup sakin ve güzel zaman geçirme fırsatı buldum. Aşk Çeşmesi’nden buraya kadar ben 20-25 dakikada yürüdüm. Çok yavaş yürüyen biri olduğumu düşünürsek, buraya kaçmak normal bir yürüyüş ile 10-15 dakika sürüyor diyebiliriz; ki bu yürüyüşe değeceğine emin olabilirsiniz…


Vittorio Emanuele II Abidesi

Yine sokaklarda yürürken Aşk Çeşmesi’ne gitmek için en sık kullanılan yollardan biri olan Corso Caddesi üzerinde Andy Warhol sergisi çıktı karşıma. Tam da antik dönemden kalmamış bir şeyler görmek istediğimi düşünürken… Çok şanslıyım! Giriş ücreti 14 euro’ydu. Kapanış saati 20:00 olduğu için en son ziyaretçiyi saat 19:00’da alıyorlar. Sergi içerisindeki hatıra dükkânında fiyatlar biraz yüksekti. Hatta aralarında Türkiye’den daha ucuza aldığım şeyler de vardı. O yüzden galeriyi gezdikten sonra mağazada fazla vakit harcamadan çıktım.


Andy Warhol Sergisi

Bu arada Warhol’a gelmeden önce fotoğraf çekmek için ara sokaklarda dolaşıyordum. Eğer güzel fonların önünde klasik Fiat 500, Mini Cooper gibi araba fotoğrafları çekmek istiyorsanız emin olun Roma size bunu ziyadesiyle sunacak. Yine ara sokaklarda çokça kilise göreceksiniz. Turistik kafilelerin uğramadığı bu kiliseler, dışarıdan pek ihtişamlı gözükmüyorlar. Ancak içeriye girdiğinizde yüksek tavanların altında geriye doğru uzanmış yapının büyüklüğünü anlıyorsunuz. Şansıma günlerden de pazar olduğu için ayine katılan bölge halkını, ayin öncesi ve sonrasındaki sosyal aktivitelerini izleyebildim. Roma’nın arka sokaklarında geçirdiğim üç-dört saat sonunda gördüm ki Roma’daki günlük yaşamı gözlemlemek için en doğru yerler buralar.


Aşk Çeşmesi’nin Arka Sokakları

Roma’da Alışveriş
Şimdi düşünüyorum da… Bu yazıyı eşim Damla yazıyor olsaydı, bu bölüm oldukça detaylı ve uzun olabilirdi. Ben de elimden geldiğince alışveriş tutkunlarına hitap edebilecek kısımları anlatmaya çalışacağım.

Dünyaca ünlü markalar, Roma’nın merkezinde, İspanyol Merdivenleri’ne çıkan Condotti Caddesi üzerinde toplanmış. Gucci, Prada, Dior, MaxMara, Bulgari, Valentino, Burberry, Ermenegildo Zegna, Dolce&Gabbana… Hepsi tek bir cadde üzerinde. Eğer Roma’ya geliş amaçlarınızdan biri de alışverişse mutlaka yolunuz buraya düşmeli. Fakat yine tavsiyem alışverişinizi hemen yapmamanız. Eğer vaktiniz varsa bir de “Outlet Köyü” Castel Romano Designer Outlet’e uğrayın.

Şehrin biraz dışında, Fiumicino Havalimanı‘na oldukça yakın bir alışveriş merkezi olan Castel Romano Designer Outlet’te de demin saydığım markaların neredeyse tamamını göreceksiniz. Fiyat karşılaştırması yapmak istiyorsanız öncesinde burayı da gezmenizi öneririm.

Beklentinizin yükselmemesi için hemen belirteyim ki karşınıza Türkiye’de alıştığımız outlet merkezlerindeki gibi fiyatlar çıkmayacak. “Şok İndirim”ler burada yok… Zaten oldukça pahalı olan markaların geçmiş sezon ürünlerini yüzde 20-30 gibi indirimlerle bulacaksınız, o kadar…

Burası oldukça büyük bir açık hava alışveriş merkezi. Birçok girişi var ve her sokak birbirine benziyor. O yüzden girişte dağıtılan haritalardan bir tane edinmeniz işinizi kolaylaştıracaktır. Aynı zamanda açık hava olmasından ötürü yaz sıcağında kavruluyor ve çok kalabalık. O yüzden içindeki restoran ve kafelerde de yer bulmak zor. Dinlenmek, bir şeyler içmek veya yemek yemek isterseniz önerim, hemen yolun diğer tarafındaki alışveriş merkezine gitmeniz.

Birçok alternatif arasından Sushiko beni kendine çekti. İtalya’ya gelip de suşi yememde, günlerdir hamur yediğim için artık başka bir şeyler tatma isteğimin büyük payı var ama sanırım isminin bizim Sushico’ya benziyor olması da bilinçaltımı ikna etti. Eğer siz de buraya gelirseniz fiyatları oldukça makul. 10 euro’ya 15 parça sushi seti ve bir içecek aldım.

Benim İtalya’daki alışveriş serüvenim oldukça heyecansız geçti. Ne kendime ne de eşime alacak farklı bir şey bulamadım. Belki de o amaçla gitmediğim için gözüme cazip gelen de bir şey olmadı. Onun yerine enerjimi free-shop’a ayırdım diyebilirim.

Fiumicino Havalimanı’nın oldukça büyük bir free-shop alanı var. Dünyanın her yerinde bulabileceğiniz parfüm, çikolata gibi klasik şeylerin yanı sıra Roma’da görüp de belki almaya ve taşımaya üşendiğiniz pek çok yerel ürünü de havaalanında bulabilirsiniz. Çeşit çeşit makarnalar, peynirler, kahveler, kahve makineleri, soslar… Üstelik fiyatlar da Roma’nın içindekinden farksız.

Roma’da Dikkat Etmeniz Gerekenler
• Toplu taşımanın merkezi, Termini. Termini’den şehir merkezine ulaşmak yürüyerek 5-10 dakika kadar sürüyor. Termini’de Roma’nın her yerine ulaşabileceğiniz tren, metro ve otobüs alternatiflerini bir arada bulacaksınız. Ayrıca havaalanı servisleri de Termini’den kalkıyor.

• Tarihi mekânlar oldukça kalabalık. Kişisel eşyalarınıza mümkün olduğunca sahip çıkın. Özellikle sokak sanatçılarını izleyen gruplar içinde ve seyyar tezgâh önlerinde çok dikkatli olun.

• Sokak aralarında küçük yerel kafeler göreceksiniz. Büyük tarihi mekanların civarındaki restoranlara göre daha ekonomikler ama yemek çeşidi ve lezzet açısından pek zengin sayılmazlar.

• Roma’da bazı restoranlarda kuver uygulaması var. Çoğunlukla ufak rakamlar alıyorlar ama bazı yerlerde bu 10-15 euro’yu bulabiliyor. O yüzden bir restorana oturmadan önce bunu öğrenmenizde fayda var.

Mert Doğru
31 Temmuz 2014

roma-turlari-825x220

 

Yorumlar