Otele yerleşmemin ardından, sonunda saat 19.00 civarı kendimi karnım zil çalarak Hong Kong sokaklarına atabildim. İlk durağım kaldığım otele de çok yakın olan meşhur, Temple Sokağı Akşam Pazarı oldu. Temple Akşam Pazarı; Kowloon Bölgesi’nin ana caddelerinden biri olan Nathan Yolu ile Jordan Yolu’nun kesiştiği çok merkezi bir yerde yer alıyor. Buraya metro ile gelecek olanların, Jordan Durağı’nda inip sokak tabelalarını takip etmesi yeterli olacaktır. Temple Sokağı Akşam Pazarı; adından da anlaşılacağı üzere, akşamları kurulan bir sokak pazarı. Pek de kaliteli olmayan her türlü hediyelik eşyanın yanı sıra, kıyafetler, saatler, elektronik eşyalar, ucuz mücevherat, cd’ler gibi satın alınabilecek pek çok şey bulunduruyor.
hong kongta ne yenir (12)

Benim karnım zil çalarak kendimi buraya atmamın sebebi elbette ki alışveriş yapmak değildi. Upuzun olan bu sokağı kesen sokakların, Hong Kong sokak yemekleri için iyi bir başlangıç noktası olduğunu söyleyebilirim. Sadece sokak yemekleri de değil, bir sürü restoranı da içinde barındıran bir yer burası. Ağırlıklı olarak deniz mahsulü satan bu restoranların hepsinin önünde irili ufaklı akvaryumlar bulunuyor. Akvaryumların içinde canlı balık çeşitlerinin yanı sıra birbirinden farklı, oldukça fazla çeşitte kabuklu deniz canlısı da yerlerini almış. Bu kabukluların çoğunun sadece Güney Çin Denizi’nden çıktığını da söylemeliyim. Boy boy istiridyeler, pavuryalar, devasa boyutta kalamarlar, yengeçler, midyeler, deniz tarakları, karidesler hepsi, adeta cennette miyim algısı yaratıyor. Kararım kesin, Hong Kong gastronomi macerama, kabuklu deniz mahsulü ile başlayacağım. Bunun için pavuryaları ile ünlü olan sokak restoranını tercih ettim. Burada öncelikle masaların önünde bulunan leğenlerden istediğin canlı kabukluyu seçiyorsun. Sonra ansiklopedi gibi bir menüden, seçtiğin kabuklu deniz mahsulünün nasıl pişmesini istediğini seçiyorsun. Menünün ansiklopedi gibi olması korkutmasın zira tüm yemeklerin hem fotoğrafları hem de İngilizce açıklamaları var. Geriye içi içe geçmiş masalardan birine oturup, yemeğinin gelmesini beklemek kalıyor.
hong kongta ne yenir (3)
Mutfak yarı açık olduğu için yemekleri nasıl pişirdiklerini rahatlıkla izleyebildim. Tabi gözüm bir yandan da rengarenk sokağa ve en çok da ne yiyorlar, diye yan masaya kaydı durdu. Çok kalabalık olmasına rağmen, sipariş vereli 15 dakika geçmeden istediğim yemekler geldi. Baharatlı ve acılı pavurya, bir midye çeşidi olan haşlanmış Cockle, buharda pişmiş sarımsaklı brokoli ve Güney Çin Denizi’ne özgü bir karides çeşidi olan Mantis karidesleri. Diğer bir değişle, bir tepsi dolusu mutluluk!
hong kongta ne yenir (8)

Baharatlı ve acı pavurya, Hong Kong’a gelip de yenmeden gidilmemesi gereken lezzetlerin başında geliyor. Çok acı olmasını istemiyorsanız sipariş verdiğinizde belirtmeniz yeterli. Orta acı olmasını istediğim bu pavurya, tam kıvamında geldi. Pavurya, yine buraya özel bir tat olan ve yemekleri lezzetlendirmek için sıklıkla kullanılan kızarmış sarımsaklar ile birlikte geldi. Bu kızarmış sarımsaklar kaşıklanmadan Hong Kong’dan dönülmez! Yalnız çok fena iştah açıyor, benden söylemesi.
hong kongta ne yenir (9)Cockle midyeleri için yarı pişmiş mi tam pişmiş mi istediğinizi de belirtmek gerekiyor. Ben lezzetini tam alabilmek için yarı pişmiş istedim. Küçücük olan bu midyelerin içi sulu, yumuşacıklar. Buram buram iyot kokusu ile yerken, denizde yüzüyormuşsunuz gibi bir his yaratması da çok hoşuma gitti. Tüm bu özelllikleri kaybolmasın diye sadece tuzlu sıcak suda bir iki dakika bekletip yanında acı sos ile servis ediyorlar. Sonuç: Bağımlılık yaratıcı… Boşuna her masada bir tabak yok; Hong Konglular ağzının tadını biliyor.
hong kongta ne yenir (11)

Hong Kong’taki ilk yemeğimi mutlulukla tamamlayıp, kendimi kalabalık Nathan Yolu’nda akışa bırakıyorum. Bir müddet yürüdükten sonra isyan eden ayaklarımı dinleyip otele dönüyorum. Ne de olsa yarın uzun! (Devam edecek…)

İnci Özay Hatipoğlu
Son Mastori

Yorumlar