Sabahın ilk ışıkları ile birlikte uyanıp otelde kahvaltı etmekle vakit kaybetmeyerek, kendimi Hong Kong sokaklarına attım. Üstelik saat 11.00’de açılacak olan, Tsim Chai Kee Noodle Restaurant’ına gideceğim için, biraz daha acıkmam gerekiyordu. Ama öncesinde güne zinde bir başlangıç yapmak üzere, Nathan Yolu üzerinde yer alan Pacific Coffee’ye gidip, Matcha latte aldım. Faydaları saymakla bitmez Matcha; kurutulmuş yeşil çayın, öğütülüp, toz haline gelmiş hali.

Gölgede özel olarak yetiştirilen bu çayın klorofil yoğunluğu oldukça fazla… Vücuda enerji, zihne dinginlik verdiği için, Zen rahiplerinin uzun meditasyon çalışmaları öncesinde içtikleri kıymetli bir çay aynı zamanda.
hong kongda ne yenir (4)

Kökeni Çin olan Matcha çay seremonilerinin vazgeçilmez çeşitleri arasında yer alıyor. Sadece çay seremonileri de değil elbet; dondurmasından, kekine, pastasından tartına kadar özellikle pastane mamullerinde çok kullanılıyor. Matcha latte ise süt ile yapılıyor. İster sıcak, ister soğuk olarak hemen hemen tüm çay evleri ve kahve evlerinde bulmak mümkün. Hava çok sıcak olmasına rağmen, sabah sıcak bir şeyler içmeyi sevdiğim için, sıcak olanını tercih ettim. Hafif tatlımsı olması nedeniyle, sütle birlikte çok yakıştığını da söylemeliyim. Matcha lattemi bitirdikten sonra asırlık Banyan ağaçları ile kaplı Nathan Yolu’ndan Star Ferry’e doğru yürüdüm.
hong kongda ne yenir (9)

Star Ferry 5 dakikada bir çalışan ve karşı tarafa, yani Hong Kong Adası’na geçmeyi sağlayan küçük vapurlara verilen isim. Yaklaşık 7 dakika kadar süren Star Ferry yolculuğu, Hong Kong’un simgelerinden biri. Viktorya Limanı’na doğru, muhteşem Hong Kong merkezi manzarası ile seyir almak buraya gelindiğinde ilk yapılacaklar listesinin başında yer almalı diye düşünüyorum. Nathan Yolu’ndan Star Ferry’e kadar yürürken bardaktan boşalırcasına yağan yağmur, vapura binmemle birlikte yerine güneşe bıraktı. Şanslıyım ki dağılan pusun ardından tüm endamı ile Hong Kong Adası, adeta yüzüme gülümsedi. Star Ferry’den iner inmez kendimi Hong Kong’un iş merkezi olan Central Bölgesi’nde buldum. Hong Kong borsa ve iş dünyasının kalbi olan Central, günlerden cumartesi olduğu için oldukça sakindi. Neredeyse göğe kadar uzayan, kocaman gökdelenler ve geniş caddeler yüzünden benim gibi, sizin de kendinizi burada minicik hissetmeniz olası. Burada, ana caddelerin genişliğine tezat, ara sokaklar daracık. Ve bu daracık sokaklardaki tüm dükkanlar, sanki bulundukları yere sığmaya çalışıyormuş gibi tıkış tıkış bir görüntü sergiliyorlar. Hepsi adeta “altta kalanın canı çıksın” der gibi iç içe.
hong kongda ne yenir (6)

Tüm bu dar sokaklarda, şiddetle yağan yağmura pek de aldırmadan yürüyerek, Tsim Chai Kee’nin olduğu Wellington Sokağı’na geldim. 98 numarada yer alan Tsim Chai Kee’nin açılması için yaklaşık 10 dakika bekledim. Saat tam 11.00’de açılan restoranın tek bekleyeni meğer ben değilmişim, nasıl olduysa yaklaşık 30 kişilik olan yer bir anda doldu. Ben tek başıma olduğum için, masamı başkaları ile birlikte paylaştım. Anladığım kadarı ile restoranın ortasında yer alan masalar bu şekilde kullanılıyordu. Buranın menüsünde çok fazla çeşit yok. Jumbo karidesli noodle, balık kıymalı noodle, ince dilim dana etli noodle ya da bu üçünü birden karıştırabileceğiniz noodle çeşitleri ile istiridye sosunda pişirilmiş karışık sebzelerden oluşan sade ve yalın bir menüye sahip. Ben, Güney Çin Denizi’ne has mantis karideslerinden yapılan noodle’dan sipariş verdim. Bu esnada tam karşımdaki yarı açık mutfakta olan biteni dikkatle izledim. Mutfakta gördüğüm kadarı ile sadece iki kadın çalışıyordu. Biri noodle haşlıyor, diğeri tabakları hazırlıyor gibi gözüküyordu. Ve ikisi de, diğer çalışanlar gibi hiç gülmüyor, hatta biraz sinirli gözüküyorlardı. Siparişi vereli on dakika geçmeden koca bir kase yanında acı biber sosu ile birlikte geldi.
hong kongda ne yenir (5)

Hafif acılı, yoğun karides aromalı nefis bir koca kase! Acısını biraz artırıp, karidesli wonton noodle’ımı bir solukta nefes almadan bitirdim diyebilirim. Üstelik bitince, çok da doymuş olmama rağmen, ikinci bir tabak daha yesem mi diye düşündüm. Sonra daha tadacak bir sürü yemek olduğu düşünerek aklıma girmeye çalışan şeytana galip geldim. Fakat itiraf etmeliyim ki, bu koca kase karidesli wonton noodle, tüm Uzak Doğu seyahatim boyunca yediğim en lezzetli yemek oldu! (Devam edecek…)

İnci Özay Hatipoğlu
Son Mastori

Yorumlar