Bugün sizlere müdavimi olduğum Vino Steak House’dan bahsetmek istiyorum. Vino Steak House, Bağdat Caddesi Göztepe ışıklardan içeri girer girmez, eski adıyla İstasyon, yeni adıyla Tütüncü Mehmet Efendi Caddesi’nin başladığı köşede yer alıyor. Tarihi müstakil bir evde, bahçesi yeşillikler içinde, huzur dolu bir yer burası. Alışılmış kasap steak house tarzının dışında; eski usul, birinci sınıf et lokantalarında olduğu gibi, beyaz örtülü masalarda yemek yeniyor. Servis, leb demeden leblebiyi anlayan, misafiri hoş tutmayı bilen deneyimli kişilerin elinde. Tüm bunlar yazının devamında okuyacağınız nefis yemeklerle birleşince, ortaya her hafta gitmek isteyeceğiniz bir yer çıkıyor.

Öncelikle belirtmek isterim ki, uzun zaman yurt dışı ve yurt içi steak house’larda çalışma ve danışmanlık yapma deneyimlerimle, etin iyisinden de kötüsünden anlarım. Gönül rahatlığı ile söyleyebilirim ki, Vino Steak House bu işi biliyor. Malzeme konusunda taviz vermeyen restoran, özenle seçtiği etleri, Balıkesir, Çanakkale, Bursa ve Trakya bölgelerinden getiriyor.

Vino Steak House’da en çok şato bonfile (440 gr.), dana lokum (200 gr.) ve kuzu kafes satılıyor. Ben özel yapım gurme sosislerini, kuzu sırtı ve yaprak antrikotlarını da ayrıca tavsiye ederim. Etlerin yanında garnitür olarak, özel yapım kumpir patates ve ıspanak sote geliyor. Ama eğer isterseniz ayrıca; kuşkonmaz, istiridye mantarı, sebze ızgara ve patates tava da söyleyebilirsiniz. Özel yapım ekmek içinde mükemmel bir şekilde pişirilmiş, içi sulu koca hamburger köfteleri ile Vino Staek House hamburger severler için de ayrı bir cennet. Klasik hamburger ve cheeseburger’in dışında, Vino burger, lokum burger gibi özel lezzetleri de var.

Menüde etlerin dışında iki çeşit risotto ve iki çeşit makarna da yer alıyor. Steak House’da makarna ve risottonun işi ne demeyin, zira Vino Steak House’un Baş Şefi Deniz Yılmaz, İtalyan mutfağı uzmanı. Mesleğinde 20 seneyi dolduran Deniz Şef, Alaçatı Turem mezunu. Uzun yıllar Çeşme ve Bodrum’da çalıştıktan sonra. İstanbul’a gelip Koşuyolu’nda bulunan meşhur Trattoria da Rosario’nun açılışında yer almış. Rosario’da çalıştığı yıllar boyunca İtalyan mutfağında ustalaşan Deniz Şef açıldığı günden bu yana, son 3 senedir Vino Steak House’un baş şefi olarak çalışıyor. Deniz Şef’in elinden her şey yenir ama dana carpacciosunu sakın kaçırmayın. Bir de benden söylemesi, ravioliler de kendisinin elinden çıkıyor.

Vino Steak House’da özenle seçilen malzemeler, yalnızca etler değil elbet; tatlı menüsünde yer alan havuç dilim baklavayı bile Gaziantep’ten, dünyaca meşhur İmam Çağdaş’tan getirtiyorlar.

Dışı kıtır, içi bol Antep fıstıklı, mis gibi tereyağ kokulu havuç dilim et sonrası fazla gelirse, kendi yaptıkları limon sorbet tam size göre. Hem damağı temizlemek, hem de içinizi ferahlatmak için biçilmiş kaftan. Yine kendi yaptıkları tiramisu ve çilekli milföylerini de es geçmemek gerek.

Kalitesinden ödün vermemek adına şubeleşmeyen Vino Steak House’un başka yerde yeri yok. Yalnızca önümüzdeki günlerde Maslak’ta, öğle yemekleri için fast food tarzında yeni bir yer açacaklarını hatırlatırım.

Bu güzelim bahar günlerine ziyafet tadında bir lezzet katmak isterseniz, dümeni Göztepe Vino Steak House’a kırın derim!
İnci Özay Hatipoğlu
Son Mastori
