Tatil kavramı hayatımıza nasıl girdi? Ülkemizde yıllara göre seyahat algısı nasıl değişti? Mesela Cumhuriyet’in ilk yıllarında insanlar sayfiye yerleri olarak nereleri tercih ederdi? Sorular ilginizi çektiyse birazdan anlatacaklarımda bunlardan çok daha fazlası var!

Seyahat ve Tatil Kavramı Hayatımıza Nasıl Girdi?

Hafta tatili ile ilgili tüm düzenlemeler Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında gerçekleşti. 1924’te Hafta Tatili Kanunu, 1935’te ise Ulusal Bayram ve Genel Tatiller ile ilgili kanun yasalaştırıldı. Önceden işverenin insiyatifine bağlı olan bu durum ortadan kalktı.

Türkiye’de tatil anlayışının gelişmesine büyük katkı sağlayan kararlardan biri de bu kanunda yer alan Ramazan ve Kurban Bayramı tatillerinin 3 ve 4 gün olmasıydı. Yıllık iznin gelişmediği bir süreçte, 7 günlük tatil yapmak çalışanları olumlu yönde etkiledi. Milli birliğin gelişmesinde önemli rol oynayan kanuna göre; 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı, 30 Ağustos Zafer Bayramı, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı gibi Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki önemli günler de tatil ilan edildi.

Cumhuriyetin İlk Yıllarında Hangi Beldeler Popülerdi?

İstanbul’a En Yakın: Yalova ve Bursa

Temelinde mekan değişikliğine dayanan seyahat kavramı, denize girmek, doya doya güneşlenmek, kafa dinlemek gibi eylemleri farklı bir mekanda gerçekleştirmek anlamını taşıyor. Çünkü eminim ki tüm bunları kendi şehrinizde yaptığınızda tatil yapmış gibi hissetmiyorsunuz. Modern anlamda tatil yapma anlayışı bizim için çok da uzak bir tarih değil.

Özellikle 60’lardan sonra tatilcilik anlayışı yaygın hale geldi. Dinlenme günlerini şehir dışında geçirmeyi tercih edenlerin büyük kısmı İstanbullu olduğundan ilk olarak Erdek gibi ulaşması kolay yerler iç turizme açıldı. Cumhuriyet döneminde Yalova ve Bursa, hem yazın hem de kışın gidilebilecek İstanbul’a yakın tatil yerleri olarak belirlendi. O dönemdeki yasaya göre memurlar şehir dışına çıkmak için izin almak durumundaydı, Yalova’nın İstanbul’a bağlanması da bu formalite güçlüğünü çözmüştü.

Cumhuriyetin ilk yıllarında Yalova ve Bursa hem yaz hem de kış tatilleri için tercih ediliyordu.

Dönemin En Popüleri: Uludağ

Özellikle Uludağ, Cumhuriyet’in ilk yıllarında önemli tatil yerleri arasında bulunuyordu. Antik dönemlerde Olympos, Osmanlı Dönemi’nde ise Keşiş Dağı olarak adlandırılan dağın adı, Cumhuriyet’in ilanından 2 yıl sonra Uludağ olarak değiştirildi. Yaz ve kış aylarında tercih edilen Uludağ’a yerli turist kadar yabancı turistlerden de yoğun ilgi vardı. En çok kış sporları ve kayak aktiviteleri için gidiliyordu. İstanbul ve Ankara’dan katılanlarla kayak yarışları düzenleniyordu.

Dönemin gazetelerinde geçen bir ifadeye göre, Uludağ önceleri esrarengiz ve meçhul bir kutup bölgesi zannedilirken, 1930’lu yıllarda yapılan turizm yatırımlarıyla Türkiye’nin İsviçresi olarak anılmaya başlanmıştı. O dönemlerde Uludağ’a gitmek çok değerli sayılıyordu, insanlar en şık kıyafetlerini giyip Uludağ turlarına katılırdı. Bu ilgi ticari durumu da etkiledi, otellerin çevresine restoranlar, kahvaltı mekanları açıldı, kayak takımları reklamları gazetelerde yayınlanmaya başladı. Ankara’dan İstanbul’a seyahat ederken Uludağ’da konaklayan Atatürk’ün yanı sıra 1934 yılında Bursa Dağ Sporları kulübünün istatistiki verilerine göre 6500’ü geçen ziyaretçi akını söz konusuydu.

1930’lu yıllarda Uludağ, Türkiye’nin İsviçresi olarak anılmaya başlandı.

1930’larda İstanbul’un Sayfiye Yerleri

1930’ların gözde sayfiye alanlarından bir diğeri de uzun sahili, buharlı gemi seferleri ve Bağdat Caddesi demiryolu ile Bostancı’ydı. 1950’li yıllarda Kadıköy’ün gittikçe artan nüfusu, merkezden yazlıklara doğru genişlemeye başladı. Bu yüzden 1960’ların sonlarından itibaren Erenköy, Göztepe, Suadiye, Bostancı, Caddebostan ve Fenerbahçe gibi semtler yazlık olma özelliğini yitirmeye başladı. Sonraki 10 yıl içinde Kızıltoprak-Bostancı arasındaki nüfus, iki buçuk kat arttı.

1960’ların sonlarından itibaren Erenköy, Göztepe, Suadiye, Bostancı, Caddebostan ve Fenerbahçe gibi semtler sayfiye yeri olma özelliğini yitirmeye başladı.

Orhan Veli ve Sait Faik Etkisi

Tarihin her alanında olduğu gibi bu dönemde de halkın görüşlerini ve zevklerini etkileyebilecek önemli kişiler olduğunu söyleyebiliriz. 1950’lerde Orhan Veli ve Sait Faik gibi önemli isimler daha rahat ve salaş yerlerde takılıp, kendi halinde ve gösterişsiz bir yaşam sürdükleri için bu durum zamanla insanlar üzerinde cezbedici bir hal aldı. İç turizm 1960’lı yıllarda iyiden iyiye yaygınlaşırken halk için kanaat önderi sayılabilecek önemli isimlerin çoğu Orhan Veli ve Sait Faik’in izinden gidiyordu.

Bodrum’u Bodrum Yapanlar

O dönemde çok az tatil kasabası insanların ihtiyaçlarını karşılayabildi, bunların en başarılılarından biri Kuşadası… Ama en başarılısı Bodrum. Hem gözde isimler tarafından çokça öne çıkarılan bir tatil beldesi konumundaydı hem de sanki bu önemli kişilerin özel bir ihtiyacını karşılıyor gibiydi, orada diğer yerlerde olmayan bir şeyler vardı.

60’ların sonundan bu yana pek çok insanın seyahat algısını belirleyerek Bodrum’u seçmelerini sağlayan bu gelişme; beyaz evleri, mor çiçekleri ve sevimli sokaklarıyla bu güzel tatil beldesini oldukça popülerleştirdi. Tabii bu popülerlikte önemli bir pay sahibi de Halikarnas Balıkçısı (Cevat Şakir)…

“Yokuşbaşı’na geldiğinde

Bodrum’u göreceksin,

Sanma ki sen geldiğin gibi gideceksin.

Senden öncekiler de böyleydiler,

Akıllarını hep Bodrum’da bırakıp gittiler…”

Edebi eserlerin ve öncü isimlerin de etkisiyle Bodrum, 1960’ların sonundan itibaren popülerliğini artırdı.

Halikarnas Balıkçısı’nın 1961 yılında ilk baskısı çıkan Mavi Sürgün kitabı ile Bodrum keşfedilmeye ve anılarda bol bol yer almaya başladı. Kitabın bir bölümünde, o dönemler bir bilinmezler kenti olan bu tatil köyüne giden yolun çok dönemeçli ve zorlu olduğundan ama varınca tüm yorgunluğun geçtiğinden bahsediliyor. Bu kitaptan sonra çoğu kişi Bodrum’u delicesine merak edip yollara düştü. Sonrasında Selim İleri’nin, 70’li yılların Bodrumu’nu anlattığı, ilk baskısını 1976’da yapan Her Gece Bodrum adlı eseri ile artık kültleşti. Günümüzde oldukça sevilen turistik noktalardan Bardakçı Koyu ve Türkbükü, özellikle de Torba o dönemlerde sessiz, sakin ve tek tük kişinin uğradığı yerlerdi.

1980’li yıllara gelindiğinde Ege kıyılarının en çok tercih edilen tatil merkezleri arasına Marmaris ve İçmeler de giriyor. Plajıyla dikkat çeken İçmeler, marinasıyla yat ve tekneler için önemli bir merkez olmasının yanı sıra sanat eseri güzelliğindeki koyda kurulmuş olmasıyla da turist akınına uğrayan Marmaris aslında yeni yapılan oteller ve apartmanlar nedeniyle inşaat halindeydi. Bodrum bu dönemde de çok canlı ve gece hayatı oldukça renkli… Doğu Akdeniz’deki en muhteşem açık hava diskosunun da verdiği serbestlik duygusu belki de insanları en çok etkileyen hissi sağlıyordu. İnsanlara istediği her şeyi sunuyor, herkes her şeyden yararlanabiliyor ve bunu yaparken kendilerini özgür hissediyorlardı.

Antalya…

1930’da Lara yolu üzerindeki Rumkuş mevkiinde denizi, sahili, karla örtülü Beydağları’nı uzun uzun seyreden Atatürk: “Hiç şüphesiz ki Antalya dünyanın en güzel yeri.” demiştir. Şimdi Rumkuş’u merak edip aratabilirsiniz ama Atatürk hemen oracıkta Türk topraklarında Türkçe isim olması gerektiğini söyleyerek beldenin ismini Erenkuş olarak değiştiriyor. Günümüzde Erenkuş Plajı hala deniziyle göz kamaştıran güzellikte…

Küçük bir Yunan balıkçı köyü olarak 1920’li yıllara kadar mütevazı şekilde gelen Kalkan ise 1980’lerde kalabalık ve gürültülü şehir hayatından kaçmak isteyenler için harika bir butik tatil merkezi konumuna geldi. Leziz restoranları, berrak denizi, tertemiz koyu, balıkçı evleri ve minik yat limanı ile Kalkan, plajıyla da Türkiye’nin en iyileri arasında yer alıyor.

1930’larda Atatürk: “Hiç şüphesiz ki Antalya dünyanın en güzel yeri.” diyerek, şehrin göz kamaştırıcılığına değinmişti.

Cumhuriyet’in ilk yıllarından bugüne tatil beldeleri ve seyahat algıları pek çok nedenle değişiklik gösterdi ama insanların tatile çıkma aşkı hiç değişmedi. 1991 yılında Etstur kuruldu ve Türkiye’nin en büyük seyahat acentelerinden biri olarak 27 yıldır herkesi hayallerindeki tatillerle buluşturdu. Belki siz de bu sene pazartesi gününe denk gelen 29 Ekim’de 3 günlük güzel bir tatil planlayabilirsiniz.

Etstur’un 29 Ekim Turlarına katılmak için tıklayın!

Cansu Yıldız

Yorumlar