İsmini bir efsaneden alan Budva’nın kendisi de efsanevi güzellikte! Kadmos isimli bir kralın öküzünün götürdüğü yere yerleşmesiyle Budo-va (öküzün götürdüğü yer) adını alan Budva, yaz geceleri lavanta ve tuzlu deniz kokularıyla insanı büyüleyen, tarihini günümüze taşımış muhteşem bir şehir. Romantik Akdeniz şehri Budva’yı incelemek için haydi gel, Budva gezi rehberimize birlikte bakalım.
Budva Eski Şehri (Stari Grad)
Budva gezilecek yerler dendiğinde akla ilk burası geliyor. Geçmişinin MÖ 5. yüzyıla dek uzandığı düşünülen Budva Eski Şehri’nin İliryalılar tarafından kurulduğuna inanılıyor. Gelgelelim şehir daha sonra pek çok büyük devlet tarafından yönetilmiş; Yunanlar, Romalılar, Bizanslılar, Venedikliler hatta Fransızlar ve Osmanlılar gibi. Budva Eski Şehri’nde en büyük iziyse Venedikliler bırakmış. 400 yıl süren egemenliklerinden bugüne taş binalar, kemerler, surlar kalmış. Ne var ki 1979’da yaşanan deprem şehre büyük zarar verdiğinden yapıların yeniden inşa edilmesi gerekmiş. Fakat Budva bunu orijinal malzemeler kullanarak yaptığı için burası hem tarihî hem yeni bir atmosfer yaşatıyor.
Budva Eski Şehri her köşesiyle fotoğraflık; labirenti andıran Budva sokakları düşman askerlerinin kafasını karıştırmak için böyle inşa edilmiş. Buraya geldiğinde sen de bu sokaklarda gezip yolunu bulmaya çalışabilirsin. Dilersen Dans Eden Kız Heykeli’ni görebilirsin. Azize Mary ve Sveti Ivan kiliselerini ziyaret edip dilekler dileyebilirsin. Denizin kokusunu içine çeke çeke plajlara doğru yürüyüşe çıkabilirsin. Hisarı görebilir, Deniz Müzesi’ne giderek bölgenin korsancılık, balıkçılık ve deniz ticareti geçmişine dair bilgiler edinebilirsin.
Dikkat edersen Stari Grad’da pek çok evin kapısında Venedik’in kanatlı aslanının bulunduğunu göreceksin. Bunlar eski Venedik ailelerinin armaları. Birçok kapının üzerinde de Latince yazılar görmen mümkün. Belki şu yazıya rastlarsın: “Non bene pro toto libertas venditur auro” yani “Bütün altınları da verseler özgürlüğü yitirmeye değmez.”
Budva Hisari (Citadel)

Stari Grad’ın kalbinde yer alan Budva Hisarı’nın temelleri Antik Çağ’a uzanıyor fakat bugünkü formunu büyük ölçüde Venedikliler vermiş. Budva Eski Şehri’nin en yüksek ve en manzaralı noktası olan Citadel, Adriyatik’e bakan terasıyla nefes kesiyor. Düşün; kırmızı kiremitli çatılar, surlar ve Adriyatik’in o güzelim mavisi tek karede! Özellikle burada gün batımı bir efsane. Korsanlardan ve Osmanlı’dan korunmak için kullanılan hisarda ilk baskı denizcilik kitapları koleksiyonunu içinde barındıran küçük bir Denizcilik Kütüphanesi var. Budva’nın denizle o kopmaz bağını gözler önüne seren Venedik döneminden kalma orijinal deniz haritaları bilhassa etkileyici.
Dilersen hisarın içini dolaşabilir, mükemmel fotoğraflar çekebilirsin. Rüzgâr ve dalga sesleri eşliğinde zaman zaman düzenlenen sergilere katılabilir veya surların üzerinde yürüyüp kendini kalenin savunucularından biri gibi hayal edebilirsin. Karnın acıktığında bu kendine has manzarayı görebileceğin restoranda yemeğin tadını çıkarabilirsin. Bu arada hisarın merdivenleri seni şaşırtabilir fakat aklında bulunsun, basamakların bazıları kasıtlı olarak daha yüksek yapılmış: Amaç düşmanın içeride rahat ilerlemesini önlemek. Yaklaşık 30-45 dakikada gezebileceğin hisar, yaz aylarında gece 22.00’ye kadar açık olabiliyor. 2025 yılı itibarıyla giriş ücretleri 4-5 avro arasında değişiyor ama gitmeden önce kontrol etmeni tavsiye ederiz.
Sveti Ivan Kilisesi
Budva Eski Şehri gezmekle bitmez! Tarih kokan bir mekândan diğerine geçme vakti geldi! Sveti Ivan Kilisesi’nin temelleri 7. yüzyılda atılıyor fakat burası da yine Venedikliler tarafından yeniden düzenleniyor. Budva piskoposluğunun merkezi olarak yüzyıllar boyunca hizmet verdiğinden dinî açıdan büyük önem taşıyor. Kilisenin kuleli üç nefli yapısı tipik Venedik-Romanesk tarzını gözler önüne seriyor. İnce, uzun çan kulesini Budva fotoğraflarında muhakkak görmüşsündür! Bu kulenin bir fotoğrafını da sen çekmeye ne dersin?
Eskiden çanlarıyla korsan saldırılarını haber veren kilisenin zeminindeki cam kapaklı bölmelerde erken dönem taşlarını görebilirsin. İçerisindeki ikonalara, özellikle de ünlü Meryem ve çocuk İsa ikonasına bakabilirsin. Sveti Ivan Kilisesi’ne gideceksen sabahın erken saatlerini veya akşamüstünü tercih etmelisin. Bu saatlerde çok daha sakin olan kiliseye girişse ücretsiz.
Budva Şehir Müzesi
Stari Grad sınırlarında yer alan Budva Şehir Müzesi 19. yüzyılda inşa edilmiş. Yaklaşık 400 metrekarelik bir alanda konumlanan müze 4 katlı. İçerisinde iki ana koleksiyon bulunuyor: arkeolojik koleksiyon ve etnografik koleksiyon. Arkeolojik koleksiyon tam 3 katı kapsıyor! Burada MÖ 5. yüzyıla dek uzanan kalıntıları görebilir, şehre hâkim olmuş bambaşka devletlerin izlerini sürebilirsin.
Takılar, vazolar, cam eşya gibi objeleri detaylarıyla inceleyebilirsin. Bir kartalın pençesinde bir çocuğu tuttuğu küpeyi görmeden dönme deriz! Bu küpe Zeus ve Troya kralının oğlu Ganymedes’in öyküsüne atıfta bulunuyor. Zeus’un kartal şekline girerek Ganymedes’i kaçırdığı düşünülüyor. Lapidary bölümündeyse beklenmedik bir şey var: Mezar taşları. Burada hem mezar taşlarını hem yazıtlı taş parçalarını görebilirsin. Roma Dönemi’ndeki taş döşemelerin yerleştirildiği bu kısımda eski bir caddede yürüyormuş gibi hissetmen kaçınılmaz!
Etnografik koleksiyondaysa 18. yüzyıldan 20. yüzyılın başlarına dek uzanan dönemdeki geleneksel giysiler, mobilyalar, ev eşyası sergileniyor. Dilersen iki bölümü karşılaştırarak Budva’nın geçmişteki ve günümüzdeki günlük yaşamını öğrenebilirsin. Salı ve cuma günleri arasında 08.00-20.00, hafta sonu 10.00-18.00 arasında ziyaret edilebilen müzeye giriş 2025 yılı itibarıyla yetişkinler için 3 avro, çocuklar içinse 1,5 avro.
Dans Eden Kız Heykeli

Budva Eski Şehri’nde yer alan Dans Eden Kız Heykeli şehrin en ünlü sembollerinden biri. Görsel olarak oldukça güzel olan bu heykelin kökenine dair iki görüş bulunuyor. Rivayete göre bu heykel bir zamanlar gerçek bir insanmış! Bir denizciye âşık olan genç kız sevgilisini beklediği o noktada denizci hiç dönmeyince taşa dönmüş. Bir diğer görüşe göreyse heykel Montenegrolu heykeltıraş Gradimir Aleksić tarafından insan bedeninin zarafetini ve özgürlüğünü simgelemek için yapılmış. Gelgelelim halk ve turistler daha romantik olan hikâyeyi benimsiyor.
Stari Grad’dan çıkıp Mogren Sahili’ne doğru yürürken bir kayalığın üzerinde rastlayabileceğin Dans Eden Kız Heykeli arka planındaki kale surları ve Adriyatik’le muhteşem bir fotoğraf karesi oluşturuyor. Buranın Budva’da en çok fotoğraf çekilen üç yerden biri olmasına şaşırmamak gerek!
Mogren Plajı

Mogren Plajı, Budva’nın en güzel plajlarından. Kayalıkların arasına gizlenmiş bu plaj, denizin temizliğiyle dikkat çekiyor. Aslında iki ayrı plajdan oluşuyor ama bu plajlar birbirine dar bir tünelle bağlanıyor! Bu tünel fotoğraf çekilmek isteyen turistler için olmazsa olmaz. İnce çakıl ve kum karışımı plajıyla denize girmesi oldukça rahat olan Mogren’i sabah saatlerinde ziyaret ederek kalabalıklardan kaçınabilirsin. Budva Eski Şehir’den yürüyerek 10-15 dakikada ulaşabileceğin plaja giderken kayalıklara oyulmuş ahşap yürüme platformlarını kullanarak manzaranın tadını çıkarabilirsin.
Yalnız aklında bulunsun; son derece berrak ve ferah olan bu deniz hızla derinleşiyor ve yer yer dalgalı olabiliyor. Şezlong ve şemsiye kiralayabileceğin plajda küçük bir kafe de var. Mogren I kısmında tuvalet ve duş imkânları sınırlı ama tünelden geçerek Mogren II’nin rahatlığına varabilirsin. Budva’da deniz tatili yapmak niyetindeysen fotojenikliği ve romantik havasıyla gönülleri fetheden bu plajı rotana eklemelisin.
Sveti Stefan Adası
Karadağ’ın Adriyatik kıyısında yer alan Sveti Stefan Adası oldukça küçük. 15. yüzyılda balıkçılar ve tuz tüccarlarının yaşadığı ada günümüzde tatil köyü olarak hizmet veriyor. Budva’ya yaklaşık 6 kilometre uzaklıkta kalıyor ama ana kara ve ada arasında dar bir köprü var. Buradan adaya yürüyerek geçmek mümkün fakat otel misafirleri dışında adaya giriş sınırlı.
Kırmızı kiremitli çatılara sahip taş evleriyle Adriyatik ile müthiş bir kontrast yaratan Sveti Stefan’da da lüks otel odalarına ve restoranlara rağmen tarihî doku korunmuş. Öyle ki dünyaca ünlü yönetmenlerin ve oyuncuların tatil yapmak için tercih ettiği bu adayı çevreleyen suyun altında Antik Roma kalıntıları ve batıklar da bulunuyor!
Çevresinde Mala plaža (Küçük Plaj) ve Velika plaža (Büyük Plaj) var. Bunlar genelde halka açık. Adaya gidemesen de dar köprüde harika kareler yakalayabilir ve çevredeki plajlarda günün yorgunluğunu atabilirsin.
Sveti Stefan Manzara Noktası

İkonik bir kare yakalamak ya da hafızana kaydedeceğin muazzam bir görüntüye şahit olmak istersen Sveti Stefan Adası’na açılan köprünün üzerinden gün batımında evlerin kiremit çatılarını ve Adriyatik’i izleyebilirsin. Köprünün tam ortasından muazzam bir fotoğraf çekip kartpostallık bu kareyi sevdiklerinle paylaşabilirsin. Halka açık plajlara gidip adayla denizin birleştiği noktanın o eşsiz güzelliğini inceleyebilirsin. Su ve adanın yansımasını kullanarak ayna etkili bir fotoğraf çekebilirsin.
Dilersen Budva’dan Sveti Stefan’a giderken yüksekte yer alan manzara noktalarına uğrayabilir, taş duvarların kenarından hem adayı hem denizi görebilirsin. Dalga seslerine kulak verip turkuazın güzelliğini güneşin kırmızı tonlarıyla tek karede birleştirebilirsin.
Milocer Parkı ve Plajı
Sveti Stefan Adası’yla aynı kıyıda yer alan Milocer Parkı ve Plajı şehrin en güzel doğal alanlarından. Yaklaşık 24 bin metrekarelik bir alanı kapsayan park öyle güzel ki zamanında Karadağ kraliyet ailesi tarafından kullanılmış. Bu sebeple Kraliyet Bahçesi olarak da bilinen parkın içerisinde palmiyeler, çam ağaçları ve subtropikal bitkiler bulunuyor. Dilersen deniz kenarında ya da ağaçların arasında yürüyüş yapabilir, banklarda gölgenin tadını çıkararak mola verebilirsin.
Birkaç küçük koy ve plajın da yer aldığı Milocer’in en popüler plajı Queen’s Beach yani Kraliçe Plajı. Turistler için genellikle ücretsiz olan bu plajdan adayı da görebilirsin. Tertemiz suyuyla dikkat çeken plaj, küçük taş ve kum karışımı bir yapıya sahip. Parkın yaz sezonunda kalabalık olması muhtemel, daha sakin bir atmosfer için erken saatleri tercih edebilirsin. Milocer Parkı’na giderken yürüyüş ayakkabısı giymelisin zira parkta kayalıklar ve patikalar var. Küçük bir çantaya mayonu, şapkanı, güneş kremini atıp yola koyulmaya ne dersin?
Sveti Nikola Adası (Hawaii Adası)
Budva’dan yaklaşık 1,5 kilometre uzaklıktaki bu ada tropik olması ve turkuaz suları nedeniyle Hawaii olarak anılıyor. Son derece küçük olan adada yerleşim yasak. 10’dan fazla küçük plaj ve koya yuva olan adada Beach Šunj her yaştan misafirin ilgisini çekiyor. Suyunun temizliği ve genellikle sığ olması nedeniyle çocuklar için de ideal. Bu adaya geleceksen şnorkelini getirmelisin. Suyun altında muhteşem manzaralar seni bekliyor! Su altı bitkileri ve küçük balıkları izleyebileceğin bu adaya tekne veya taksi botlarla ulaşabilirsin. Yaklaşık 10-15 dakika süren yolculuk için ödemen gereken ücretse 5-10 avro arasında değişiyor.
Slovenska Plajı
Pratik bir ulaşım arıyorsan Budva plajlarının en merkezisi olan Slovenska Plajı senin için en ideal seçeneklerden. Eski Şehir’den yaklaşık 10-15 dakikada yürüyerek ulaşabileceğin plaj genelde sığ olduğundan çocuklu aileler tarafından tercih ediliyor. Şezlong ve şemsiye kiralayabileceğin plajda çeşitli su sporlarına da katılabilirsin! Jet ski, parasailing ve paddleboard yapabileceğin plaj oldukça konforlu. Yaz sezonunda en kalabalık plajların başında gelen Slovenska Plajı’nın tadını en güzel şekilde çıkarabilmen için sabah saatlerini tercih edebilirsin.
Budva Limanı

Stadi Grad ile Slovenska Plajı’nın arasında kalan liman hem balıkçı tekneleri hem yatlar tarafından kullanılıyor. Çevresindeki restoran ve kafelerle son derece popüler olan plajdan kısa tekne turlarına katılabilirsin. Bazı liman teknelerinden su sporları yapman da mümkün. Dilersen limanda yer alan hediyelik dükkânlarına uğrayabilir, kafelerde oturup manzara eşliğinde dondurma yiyebilirsin.
Petrovac
Şirinliğiyle göz dolduran sahil kasabası Petrovac, balıkçılık ve küçük ticaret merkezi olarak kullanılmış. Kalabalıktan kaçmak istersen tercih edebileceğin Petrovac’ta sahil boyunca romantik bir yürüyüş yapabilir, palmiye ağaçlarının gölgesinde maviliklere dalabilirsin. Petrovac ve Lucice Plajlarına gidip denizin tadını doyasıya çıkarabilirsin. Tarihe meraklıysan kasabadaki küçük kaleye uğrayabilirsin. Budva’da ne yenir, diyorsan zengin bir balıkçılık kültürüne sahip kasabada taze balık restoranlarında deniz mahsullerinin keyfini çıkarabilirsin.
Pržno
Körfezde yer alan bu minik sahil köyü genelde lüks tatil villalarına ev sahipliği yapıyor. Küçük balıkçı köyü havasını koruyan köyün huzurlu atmosferi dillere destan. Temiz ve yavaşça derinleşen denizi yüzmek ve plajlarında dinlenmek için ideal. Doğal güzelliği ve sakinliğiyle dikkat çeken bu köyde gün batımını ve küçük koyları fotoğraf karelerine kaydedebilirsin. Sahil boyunca uzanan kısa patikalarda keyifli bir yürüyüş yapabilir, kuşların sesini dinledikten sonra bir kafede kahvaltıya oturabilirsin.
Becici Plajı
Budva Körfezi’nin en uzun ve ünlü plajlarından Becici Plajı, 1935’te Avrupa’nın en güzel plajı ödülünü kazanmış! Turkuaz deniziyle misafirleri cezbeden plajın denizi genelde sakin seyrediyor. Şezlong ve şemsiye kiralayabileceğin plajda su sporları yapman da mümkün. 2 kilometrelik uzunluğu dolayısıyla yürüyüş ve koşu gibi egzersizlere de elverişli olan plaj kıyı boyunca sıralanmış palmiyeleriyle muhteşem bir görüntü oluşturuyor.
Jaz Plajı
Becici Plajı kadar uzun olan Jaz Plajı genelde daha eğlence odaklı. Yaz sezonunda konserler, festivaller ve partilere sahne olan plaj, su sporlarına da elverişli. Karadağ’ın en büyük açık hava müzik festivallerinden Sea Dance ve Sunwaves Festival gibi etkinliklere ev sahipliği yapan plajı ziyaret etmeden önce etkinlik takvimine göz atmalısın.
Kamenovo Plajı
Küçük bir koyun içerisinde yer alan Kamenovo Plajı oldukça sakin. Saklı cennet olarak da bilinen Kamenovo’da denize giriş noktası biraz taşlık olduğundan deniz ayakkabısı giymeni tavsiye ederiz. Su sporlarından ziyade yüzmeye odaklanabileceğin bu plaj yazın dinlenmek için ideal.
Ploce Plajı
Oldukça merkezî konumuyla dikkat çeken Ploce Plajı’ndan Budva Körfezi ve Eski Şehir surlarını görebilirsin. Girişi taşlık olabileceğinden deniz ayakkabısıyla gelmeni tavsiye ettiğimiz plaj, yapısı dolayısıyla daha ılıman ve dalgasız. Zaman zaman kalabalık olabilen plajın çevresinde yüzmeye mola verebileceğin kafeler de bulunuyor.
Lucice Plajı
Petrovac’a giderken görebileceğin Lucice Plajı yazın bile sessiz, huzurlu bir dinlenme noktası. Küçük bir koy olması sebebiyle dalgaların pek uğramadığı denize şnorkelle girip küçük balıkların peşine düşebilirsin. Şezlong ve şemsiye kiralama olanakları sınırlı olduğundan yanında havlu getirmen iyi olabilir.
Roma Nekropolisi
Budva Eski Şehri’nin kuzeybatısında yer alan nekropolis, Antik Roma Dönemi’nde kullanılan bir mezarlık alanı. Budva’daki Roma etkisini gözler önüne seren nekropolisteki mezar taşları ve lahitler bugüne dek gelmiş. Antik kalıntılara da rastlayabileceğin bu noktada küçük mozaik parçalarını ve taş işçiliklerini gözlemleyebilirsin. Zaman zaman tekrar kazılan nekropolis, çıkarılan arkeolojik eserlerle Karadağ’ın en eski yerleşim yerlerinden olduğunu ispatlıyor. 40-45 dakikada gezebileceğin Roma Nekropolisi’ne yürüyüş ayakkabılarıyla gelmeli, fotoğraf makineni de unutmamalısın. “Budva’ya ne zaman gidilir?” diyorsan deniz tatili için cevap elbette yaz mevsimi ama gördüğün üzere tarihî güzellikleriyle seni büyüleyecek bu şehirde her mevsim güzel vakit geçirmek mümkün.
Çok sayıda, muhteşem plajı ve tarihî dokusunu korumak için gösterilen özenle dikkat çeken Budva’yı ziyaret etmek için yapman gerekenler basit! “Budva’ya nasıl gidilir?” diye merak ediyorsan Etstur’un Budva turlarından sana uygun olanı seçip yalnızca tatilinin keyfini çıkarmaya odaklanabilirsin. İstersen her bir ayrıntıyı planlayıp Budva otellerine de göz atarak ideal tatil planını oluşturabilirsin. Neye karar verirsen ver, rehberimizle Budva’yı kolayca arşınlamak senin elinde!