Etstur’un kafilesine katılıp gittiğim Napoli ve Roma turu kapsamında şu sıralar çok popüler bölgeler olan Amalfi Sahilleri’ni görme fırsatım oldu. Amalfi Sahilleri oldukça büyük bir alan ve gezecek çok fazla yer var. Bu bölgede ulaşım da çok kolay sayılmaz. O yüzden tavsiyem buraları ya bir tur eşliğinde görmeniz ya da bölgedeki kasabalardan birinde bütçenize uygun bir otele konuşlanıp her gün bir sahilde vakit geçirmeniz.

Sahil gezisi yarım adanın batı kıyısındaki Sorrento’dan başlıyor ve doğuya doğru sırasıyla Positano, Amalfi ve Ravello ile devam ediyor.

Amalfi Sahillerinin Yalnız Çocuğu Sorrento

Bazı kesimler, yarım adanın diğer yakasında kaldığı için Sorrento’yu Amalfi Sahilleri’nde kabul etmiyorlar. Gördüğüm kadarıyla bu durum Sorrento’nun pek de umrunda değil. Çünkü diğer kasabalarının size ayrı ayrı vaat ettiği her şeyi tek başına sunabiliyor.

Falezler üstüne kurulu Sorrento, iki yat limanına bir de küçük plaja sahip. Kasabanın geniş meydanı etrafında konuşlanmış kafe ve restoranlar buraya gelen ziyaretçilerin ilk durak noktası. Bir tanesini seçip oturmadan önce menü ve fiyatlara bir göz atmanızı öneririm çünkü çoğunun menüsü oldukça makul fiyatlara sahip olmasına rağmen bazıları diğerlerine göre biraz pahalı kalıyor.

Süper bir manzara görmek isterseniz, meydandan limanı gösteren tabelayı takip ederek yürüyerek, falezlerin üzerindeki seyir teraslarına ulaşırsınız. Burada fotoğraf çekebilir veya sadece bankların üzerinde oturarak mis gibi havanın ve güzel Sorrento manzarasının tadını çıkarabilirsiniz.


Sorrento

Sorrento’nun ara sokaklarında hediyelik eşya ve hatıra ürünleri satan mağazalar var. Ayrıca Amalfi sahillerinin tamamında limon üreticiliği yapılıyor. Ta oralardan buraya kadar limon taşımak benim için sorun değil diyorsanız, bölgede yetişen taze meyve ve sebzelerden de alabileceğiniz bolca manav bulabilirsiniz.

Positano’nu Çilesi

Positano da bölgenin en gözde kasabalarından. Zaten bu taraflara geleceğimi duyan herkes ağız birliği yapmış gibi “Positano’yu görmeden gelme” dedi. Biz de o hevesle çıktık yola. Yalnız Positano’nun bir sorunu var, o da dar yolları. Virajları bile o kadar dar ki, iki araç aynı anda viraj içinde hareket edemiyor, sürekli biri diğerine yol vermek zorunda. Yine bu sebepten otobüslerin Positano içinde yolcu indirip bindirmeleri yasak. Kasabanın girişinde inmeniz ve rampa aşağı dakikalarca yürümeniz lazım. O inişin bir de çıkışı olduğu için pek de cazip gelmiyor kimseye.

Benim katıldığım tur, Positano’yu yukarıdan fotoğraflayabileceğiniz bir mola verdikten sonra kimseyi bu yürüyüş derdine sokmuyor ve Amalfi’ye devam ediyor. Amalfi’den de tekne ile tekrar Positano’ya götürüyor. Yani tepeden manzarayı gördükten sonra, daha da güzel bir manzarayı takip ederek kasabaya sahilden ulaşıyorsunuz. Ancak bizim talihsizliğimiz orada olduğumuz gün denizde fırtına çıktı ve liman teknelerin açılmasına izin vermedi. Bu sebeple Positano’yu teğet geçmek zorunda kaldık. Ama problem değil, bir daha gitmeye bahanem oldu bu sayede…


Positano

Amalfi’de Saklı Lezzetler

Denizcilik açısından çok önemli bir sahil kasabası olan Amalfi, 1600 senelik tarihi boyunca çok önemli sınavlardan geçmiş bir bölge. Özellikle 9. yüzyıla kadar deniz ticareti açısından parlayan bir yıldız olan Amalfi 12. yüzyılda başından geçen yağmalardan sonra hızlı bir düşüş yaşıyor. Şimdilerde ise turizm sayesinde en mutlu günlerini yaşıyor sanırım…

Sorrento gibi Amalfi’den de Capri adasına gitme şansınız var. Ancak Sorrento’ya göre daha uzun bir yol katetmeniz gerekiyor. Liman bölgesinde bir de küçük plaj var, isterseniz denize girebilirsiniz.

Amalfi’de 10. ve 13. yüzyıllar arasından kalan pek çok tarihi yapı var. Çok da önemli eserler olmalarına rağmen, burada yediğim öğle yemeğinden sonra artık benim için Amalfi’nin olayı, yemekleri!

Amalfi, sebebini anlamadığım bir şekilde yol boyunca neredeyse her kaviste isim değiştiren, hafif yokuş bir cadde üzerinde sağa ve sola doğru yayılarak genişlemiş. Güzel restoran ve kafeler de hep bu ana cadde üzerinde. Yukarı doğru ilerlerken St. Andrea Katedrali’ni geçtikten biraz sonra sağda Lo Scugnizzo’yu göreceksiniz.

Biz yine rehberimiz İlhan’ın tavsiyesine uyarak burada oturduk ve pişman olmadık. Antonio siparişlerimizi aldıktan çok kısa bir süre sonra önce iki farklı çeşitte bruscetta getirdi. Bruscetta tarifi kolay bir İtalyan atıştırmalığı. Kızarmış ekmek dilimi üzerine zeytinyağı, sarımsak ve domates koyularak hazırlanıyor. Yani çok bir numarası yok ama buradaki gibi taptaze ve doğal malzemelerle hazırlanırsa çok acaip bir sonuç çıkıyor ortaya. Antonio’nun getirdikleri arasında domates yerine ince dilimlenmiş zeytin ile hazırladığı bir bruscetta çeşidi de vardı.

Yemeğe geçtiğimizde ise, biz bir yandan sipariş verdiğimiz lazanyaları yerken, garson da sürekli denememiz için mutfaktan yeni çıkan çeşit çeşit makarnalardan ikram etti. Patlıcanlı, kıymalı, fesleğenli derken resmen masaya makarna yağmaya başladı… En son baktı ki herkes tabağındaki lazanyaları silip süpürdü, herkese ikram olarak biraz daha lazanya getirdi. Bu izzet-i ikramın sebebi rehberimizi tanıyor olması mıydı yoksa her zaman mı böyle bilmiyorum ama masadan kalkarken ödediğimiz hesap bu pahalı sahil kasabası için oldukça makuldü.

Tünelin Sonundaki Işık Ravello

Amalfi’den yola çıktıktan yaklaşık 30 dakika kadar sonra Ravello’ya ulaştık. Ravello’nun merkezi diğer sahil kasabalarına göre daha yukarıda kalıyor. Çiçeklerle ama en çok da begonvillerle süslenmiş bir tünelin sonunda evleri de çiçeklerle bezeli bu kasabaya ulaşıyorsunuz.


Ravello

Muhteşem manzaralı dar bir yoldan yürüyüp tekrar bir tünel geçtikten sonra kasaba meydanına çıkacaksınız. Bu meydandan sonrasına araç geçişi yasak. Geniş ve oldukça ferah meydandaki kilisenin etrafında pek çok kafe yer alıyor. Ara sokaklarda ise hatıra eşyaları satan dükkanlar, manavlar ve bir de şarküteri var. Eğer yolunuz buralara kadar düştüyse, o şarküteriye de mutlaka uğramalısınız. Çeşit olarak az ama lezzette coşmuş peynirler satıyorlar. Ben mozzerella ve Ravello’da üretilen yerel peynirden aldım. Peynirleri uçakla başka bir yere taşıyacağınızı söylerseniz ona göre ambalaj yapıyorlar.

Bu turda uğradığımız her durak gibi Ravello da oldukça küçük, şirin bir kasaba. Ancak beklenenin aksine çok iddialı bir festivale ev sahipliği yapıyor. Bu sene 62. düzenlenen Ravello Festivali aynı zamanda 1880 senesinde Ravello’yu ziyaret eden ünlü besteci Richard Wagner’e ithafen Wagner Festivali olarak da anılan bir müzik ve sanat festivali. Genelde 2 ay kadar süren festival boyunca çeşitli tarzda müzik icra eden küçüklü büyüklü orkestraların konserleri, dans gösterileri ile tartışma toplantıları düzenleniyor.

Mert Doğru
22 Temmuz 2014 – İstanbul

Yorumlar