Yaz bitmek üzere… Bu yaz, her fırsatı tatil için değerlendirsek de yetmedi desem yeri aslında… Nasıl yetsin ki! Bu yıl yaptığım tatillerin her biri öyle güzeldi ki tadı hala damağımda. En çok da Cunda’ya yaptığımız kısacık kaçamak, unutulmazlar listesinde ilk sıraya oturdu. Bu yaz biraz zor ama ilk fırsatta yeniden düşmek lazım Cunda, nam-ı diğer Alibey Adası yollarına…

Biz bu yıl, Voyage Sorgun’da geçen harika bir balayı tatilinin ardından biraz da plansız bir yolculuğa çıktık. İlk durak Cunda’da bir gece mola verip Marmaris’te tatile devam etmek vardı aklımızda. Keşke biraz daha uzun zaman ayırsaydık Cunda’ya… Bu yıl böyle olsun, seneye de Cunda’ya birkaç gün sözümüz olsun.

Cunda'nın geçim kaynaklarından biri de balıkçılık...

Cunda’nın geçim kaynaklarından biri de balıkçılık…

Asma altından geçen sokaklar, dar sokaklar arasına saklanmış çiçekli bahçeler, bir yanını Girit ve Midilli’de bırakmış adalılar, bol mezeli sofralar, lokma kokulu restoranlar ve renk renk dondurmalar aklımda en çok kalanlar… Ama bu kadarı değil tabii ki Cunda’nın yıldızını parlatan… Her köşesi ayrı bir güzellik, her anı bambaşka bir mutluluk!

Alibey Adası'nın şirin misafirleri her yerde...

Alibey Adası’nın şirin misafirleri her yerde…

Cunda’ya gitmek için birkaç yol seçeneği varken biz Çanakkale üzerinden; Altınoluk, Küçükkuyu, Burhaniye ve Ayvalık yolunu tercih ettik. Vaktiniz bolsa siz de mutlaka bu güzergahı takip edin derim. Yol biraz uzayacak ama yol üzerinde karşılaşacağınız manzaralar, fazlasıyla değecek kaybettiğiniz zamana…

cunda (4)

Rengarenk evleri ile Cunda sokaklarında kaybolmak isteyeceksiniz.

Cunda’ya biraz yorgun varacağınız kesin ama Cunda’nın birbirinden renkli otel ve pansiyonlarında tüm yorgunluğunuzu atacağınıza dair garanti verebilirim. İlk seçenekler arasına ise Adali Pansiyon’u gönül rahatlığıyla ekleyebilirsiniz. Güler yüzlü sahibeleri Zuhal ve Ayten Hanım ile tanışınca bana hak vereceksiniz. Her ikisi de birçoklarının hayalini gerçekleştirerek beyaz yakalılıktan sakin bir hayata geçiş yapanlardan… Uzun yıllar İstanbul’da kalmalarının ardından ani bir kararla Cunda’da harika bir pansiyon kiralamışlar. Pansiyon yıl boyu hizmet veriyor. Odaları küçük ama fazlasıyla şık. Kahvaltı şahane… Tam bir Ege klasiği… Masada yok, yok! Üstelik pansiyon sahibeleri öyle ilgili ki kendinizi evinizde gibi hissetmemeniz imkansız. Kendileri için aldıkları sıcak ekmekten koparmanızı teklif edecek kadar da misafirperverler. Karadut reçelleri enfes, benden söylemesi! Yolunuz düşerse mutlaka deneyin.

Adali Pansiyon'un enfes kahvaltısı...

Adali Pansiyon’un enfes kahvaltısı…

Biz otele akşamüzeri giriş yaptıktan sonra keşfe çıktığımızdan Cunda’da görülmesi gereken pek çok yeri kaçırdık. Ama kısacık bir güne sığdırdıklarımız bile Cunda’ya aşık olmamıza yetti. Günbatımını Şeytan Sofrası’nda izlemek için geç kaldığımız için Cunda merkeze daha yakın olan Aşıklar Tepesi’nde yakaladık güneşin son ışıklarını… Tepedeki yel değirmenleri ve Ayos Yannis Kilisesi’nden kalanlar ise Şeytan Sofrası’nı aratmadı diyebilirim. Siz de Şeytan Sofrası’nın kalabalığı yerine güneşi sakin bir yerlerde uğurlamak isterseniz, Aşıklar Tepesi’ni tercih edebilirsiniz. Keyfinize eşlik etmesi için adanın en güzel manzarasına sahip Sevim ve Necdet Kent Kitaplığı’nın şirin kafesinde kendinize enfes bir kahve ısmarlayabilirsiniz üstelik. Kahve demişken adanın en ünlü kahvecisi Taş Kahve aslında… Damla sakızlı kahvesi pek meşhur. Günbatımında olmasa da bir sabah kahvesi için mutlaka uğramalısınız.

Adali Pansiyon'un şık odaları...

Adali Pansiyon’un şık odaları…

Adada ne yeseniz ne içseniz muhteşem! Ama alamet-i farikası tabii ki papalina balığı… Cunda restoranlarının neredeyse tamamında bulabilirsiniz. Tavası bir harika, benden söylemesi. Kabak çiçeği dolması, radika ve börülce de adanın en iddialılarından, mutlaka denemelisiniz. Cunda Boncuk Restaurant, Cunda Yakamoz, Taş Kahve Gurme ve Cunda Deniz Restaurant Cunda’da papalinaya doyacağınız en iyi mekanlar arasında…

cunda (2)

Cunda sokaklarının fotojenik pencerelerine bayılacaksınız.

Cunda’yı doyasıya yaşamak için ne yazık ki bir gün yetmiyor. Mesela biz öğle saatlerinde yola çıktığımız için Ayvalık sularına dalamadık. Öğrendiğimize göre; Çataltepe ve Patriça Koyu denize girmek için ideal olan kıyılardan. Bu arada Cunda’dan Ayvalık teknelerinden birine atlayarak Sarımsaklı  Plajı’ndan da kendinizi serin sulara bırakabilirsiniz. Ama adadan ayrılmadan önce; sakızlı ya da karadutlu dondurma yemeyi, hepsinin sonu denize çıkan sokaklarında kaybolmayı ve bol bol fotoğraf çekmeyi ihmal etmeyin. Hazır gitmişken benden de bir selam söyleyin!

Nilay Kaya Gülcan

Yorumlar