Uzaklara, çok uzaklara gitmek istiyorsunuz. Upuzun ipek kumsalları, el değmemiş doğası, bozulmamış yerel değerleri ve en yüksek sezonda bile sakinliği ile huzur veren bir yer hayaliniz. Elbette dünya üzerinde yüzlerce saklı doğa harikası rota sayılabilir bunlar için ama şimdiki durağımız Turks and Caicos Adaları. Tarihinde çeşitli milletlere sömürge olmuş bu topraklar bundan dolayıdır ki oldukça renkli ve keşfe değer.
Karayipler’in en güzel adalarından biri olan Turks and Caicos’un geçmişine dair birçok rivayet var. Bunlardan en çok ilginizi çekecek olan adının da içinde geçen Türk kelimesinin nereden geldiği… Adada yetişen bir kaktüs türü olan melocactus bitkisinin tepesi “Türk fesi” ne benzetilmiş zamanında. Öyle ki bölgeye ait bayraklarda da fes giymiş kaktüs simgesi kullanılıyor. Bir diğer hikaye ise Osmanlı’nın denizcilikte ilerlemiş olduğu yıllarda çeşitli Türk kaşifler tarafından ada ve çevresinin keşfedildiği. Hangisi doğru bilinmez ama adanın isminde payımız olduğu bir gerçek.
Adaya direkt uçuş yok. Çeşitli noktalardan pırpır uçaklarla adaya varabiliyorsunuz. Peki adada sizi neler bekliyor? İngilizlerin egemenliğinin hissedildiği bölge, özerk idareyle yönetilen farklı iki grup adadan oluşuyor. Toplam 38 adanın 8’inde yerleşim bulunuyor. Adaların başkenti Cockburn Town, en büyük şehri ise Providenciales. Adaların tadını ise kumsalları ve güneşi yaşayarak çıkarabilirsiniz. En güzel noktalarından Grace Bay yüzmek için ideal bir koy. Bagatelle Beach Resort ise güneşin doğuşundan batışına sizi çok iyi ağırlayacak bir mekan. Diğer bir aktivite ise adanın tamamını jitney adı verilen yerel taksilerle dolaşmak olabilir.
Ayrıca…
Muhteşem deniz altı görüntüleri için dalış yapabilirsiniz.
Club Med’in muhteşem tesislerinde konaklayabilirsiniz.
Tekne turlarına katılabilirsiniz.
Long Bay’de rüzgâr sörfü yapabilirsiniz.

