“Türk mutfağına ait lezzetler arasından en sevdiğin yemek hangisi?” diye sorulduğunda, cevap vermekte zorlanan çok kişi vardır değil mi?

Zengin kültürümüzün yansıdığı en renkli alanlardan biri mutfağımız… Her yörenin kendine özgü bir tat kattığı kocaman bir lezzet hazinesine sahibiz. Karadeniz’in mıhlamasından mı vazgeçilir yoksa Güneydoğu’nun kebaplarından mı? Ege’nin zeytinyağlılarından mı, Orta Anadolu’nun hamur işlerinden mi? Liste uzar gider…

Sadece lezzetlerini tatmak için seyahat planı yapabileceğimiz kaç şehir var bir düşünsene? Ya da dur düşünme, biz sana uluslararası tescilli bir rota sunalım!

UNESCO’nun Yaratıcı Şehirler Ağı Programı’na gastronomi alanında dahil olmuş 3 şehrimiz var; Gaziantep (2015), Hatay (2017), Afyonkarahisar (2019).

Gezilecek görülecek yerleri bir yana, sadece yemek yemek için bile seyahat edebileceğin bu dört şehirde, namı dünyaya yayılmış birbirinden güzel lezzetler seni bekliyor.

Her şeyi yerinde tatmayı sevenler için bu yazıda, tescilli gastronomi şehirlerimizin sofralarını hangi lezzetlerin süslediğini anlattık.

Gastronominin Başkenti Gaziantep

UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı Programı’na ilk giren şehrimiz olan Gaziantep, 2015 yılında listeye dahil olmuş. Gastronominin başkenti olarak anılan şehir, 51 lezzetiyle coğrafi işaret tescil belgesine de sahip.  Şehrin sadece ismini andığımızda bile aklımıza aynı anda birçok lezzet geliyor: fıstığı, kebabı, baklavası, katmeri, beyranı…

Ben ilk olarak beyran çorbası ile başlamak istiyorum. Kazan kazan yemeğin hazırlandığı şehirde kesinlikle tadına bakmadan dönülmemesi gereken bir lezzet beyran… Ona sadece bir çorba demek bence eksik kalır. Taş fırında yaklaşık 12 saat pişen kuzu etinin, sonrasında ateş üstünde pirinç, pul biber ve sarımsak ile buluşmasıyla hazırlanan bu efsane çorba başlı başına bir ana öğün olacak kadar doyurucu…

Kebap kültürünün de başrolde olduğu Gaziantep’te ilk akla gelenlerden biri olan patlıcan kebabı ve yine şehre özgü lezzetlerden soğan kebabını tatmadan da dönmemek gerek. Yağlı zırhtan geçirilerek soğan, maydanoz, sarımsak, domates, salça, biber ve bol baharatla hazırlanan lahmacun ve nefis içli köfte de görür görmez aklını çelecek yemeklerden…


Mevzu tatlı olunca sadece bu şehrin değil Türk mutfağının da önemli karakterlerinden biri olan baklavayı es geçemeyiz. Şehrin sokaklarında sıra sıra dizili pek çok baklavacı bulunuyor. Birine girip inanılmaz lezzette tatlılar deneyebilirsin. İncecik hamuru, tereyağı ve adını şehirden alan fıstık ile yoğun bir emek harcanarak tezgaha çıkan baklavalara karşı koymak imkansız. Bir alternatif de çıtır çıtır hamur içinde kaymağıyla baş döndüren katmer… Sadece ilk akla gelenleri saysak da Gaziantep hepsini tatmak için günlerce kalman gereken sayısız lezzetle seni bekliyor!

Tadına Doyulmaz Sofralarıyla Hatay

Yüzyıllarca farklı kültürlere ev sahipliği yapmış efsane şehir; Hatay! Arap, Fransız, Osmanlı kültürlerinin yansımalarını zengin mutfağı ile net bir şekilde sergileyen Hatay, daha ismini duyar duymaz karnımızın acıktığı şehirlerimizden biri… Hatay mutfağı, diğer bir adıyla Antakya mutfağı söz konusu olunca akla ilk gelen tatlıyı sona bırakıp masayı donatan yemeklerle başlayalım. Hepsini anlatsak sayfalarca yazı yazmak gerekiyor. Çünkü Hatay 650’den fazla meze, yemek ve tatlı çeşidi ile anılan bir şehir. Hatay UNESCO’nun listesine 2017’de dahil olmuş.

Zırhtan geçip odun ateşinde pişen tepsi kebabı, kağıt kebabı, tuzlu yoğurt, zahter salatası, soslu Hatay döneri, belen tava, mahluta çorbası, firik pilavı, Hatay usulü içli köfte olan oruk… Sayarken bile ağız sulandıran sayısız yemeğin eşlikçisi mezeler de yine bu şehrin yemek kültürüne zenginlik katıyor. Köz patlıcan, biber, zeytin, nohut, ceviz, tahin, domates gibi malzemelerle sayısı yüzü geçen meze çeşidi arasından benim favorilerim humus ve mütebbel olsa da abagannuş, kısır, borani, tuzlu yoğurt kavurması, muhammara, çökelek salatası ve bir çeşit mücver olan öcce de asla hayır denmeyecek mezeler arasında yer alıyor.

Sıra geldi künefeye… Künefenin hazırlık aşamasını görenler bilirler; künefe olmak üzere hazırlanan tazecik kadayıfların tel tel dökülüşünü bile izlemek insana mutluluk veriyor. Yöreye özgü tuzsuz peynirle bakır tepsilerde ve kömür ateşi üstünde pişen kadayıflar üzerine dökülen sıcak şerbet, fıstık ve kaymakla dorukta bir lezzet deneyimi yaşatıyor. Künefeye alternatif arayanlar içinse kerebiç, kömbe, kireçte kabak tatlısı denenebilir.

Ege’nin Kendine Özgü Lezzet Şehri Afyonkarahisar

UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı Programı’nın gastronomi şehirleri listesine 2019 yılında dahil olan Afyonkarahisar, İç Ege’nin lezzet zengini şehirlerinin başında geliyor. Afyonkarahisar denilince akla ilk gelen lezzet benim için sucuk… Uzun yolculukların mola güzergahında da bulunan bir şehir olan Afyonkarahisar’da, verilen hiçbir molada sucuk ekmek fırsatını kaçırmam. Oldukça eski bir üretim yöntemi olan sucuk, tıpkı pastırma ve kavurma gibi Orta Asya’dan beri Türk yemek kültüründe yeri olan bir et ürünü… Afyonkarahisar’da yıllık ortalama 20 bin ton üretildiği biliniyor.

Şehrin meşhurlarından biri de geleneksel lezzetlerden keşkek… Bölgelere göre yapılışında farklılıklar olsa da Afyon denince akla gelen ilk yemeklerden biri olan keşkek, düğün, bayram gibi kutlama zamanlarında yapılan bir yemek olarak biliniyor. Yarma, buğday ve etin baş malzeme olduğu yemek bir gece önceden çömlek kaplarda, taş fırında pişirilip dinlendiriliyor, sabah kemikler etten ayrılıyor ve tüm malzemeler ağaç kaşıkla dövülerek hazırlanıyor. Lezzeti bir yana yapım aşamasındaki zahmeti düşününce keşkek, Afyonkarahisar’a yolu düşenlerin mutlaka tatması gereken yemeklerin başında geliyor.

Şehrin özgün lezzetlerinden bir diğeri de manda sütünden hazırlanan Afyon kaymağı… Bu tadına doyulmaz lezzet soğuk hava şartlarında 12 saat sürede üretiliyor. Afyon kahvaltılarının vazgeçilmezi olan kaymak, yine şehrin öne çıkan tatlılarının da en güzel eşlikçilerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Afyon’a gittiysen üstünde koca bir parça Afyon kaymağı olan bir dilim vişne soslu ekmek kadayıfını yemeden dönme… Yine şehrin sokaklarında dolaşırken karşılaşacağın çeşit çeşit Afyon kaymaklı lokumlar da aklını başından alabilir. Yerinde tatmak için en güzel lezzetlerden biri olan bu lokumları paket yapıp yanında da getirebilirsin.

UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı Programı Nedir?

UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı Programı (Creative Cities Network), UNESCO’nun 2004 yılında hayata geçirdiği bir program. UNESCO bu girişim ile farklı bölgelerden, farklı gelir seviyeleri, kapasite ve nüfusa sahip şehirleri, yaratıcı endüstriler alanında çalışmak üzere bir araya getirmeyi amaçlıyor.

Yaratıcı Şehirler Ağı; şehirlerin kendi yetenek ve enerjilerini yönlendirecekleri yaratıcı endüstri sektörü tercihlerine göre seçilebilecekleri 7 temayı kapsıyor. Bu temalar; edebiyat, film, müzik, zanaat ve halk sanatları, tasarım, medya sanatları ve gastronomi olarak başlıklandırılmış. Gastronomi alanında tescilli bu 3 şehrimiz dışında;  İstanbul tasarım, Kütahya ve Bursa zanaat ve halk sanatları, Kırşehir ise müzik alanlarında listeye dahil şehirlerimizden…

 

 

 

Yorumlar