Çok uzun yıllar öncesine ait olsalar da mitolojik hikayeler günümüzde hala etkileyiciliğini koruyor. Tekrar tekrar filmlere ve kitaplara konu olan, ders çıkarılası bu efsaneler tabii ki tarihe meraklı gezgin ruhlar için de oldukça cezbedici.

Eğer sen de mitolojiye meraklıysan efsanelere konu olmuş antik kentlere doğru yola çıkabilir ve bu hikayelere can veren topraklarda, kendini hikayenin bir parçası gibi hissedebilirsin!

Tarihin hafızasında iz bırakan mitolojik hikayeler, bir dönemi anlamamıza ve dünyayı anlamlandırmamıza yardımcı oluyor. Mitoloji hakkındaki eserleri ile öne çıkan yazar Joseph Campbell’ın konu üzerine söylediği çok sayıda sözden biri şöyle: “Ben mitolojiyi müzelerin, sanatın, şiirin, ilham perilerinin anavatanı olarak düşünüyorum. Mit, hayatı bir şiir ve sizin de bu şiirin bir parçası olarak hissetmenizi sağlıyor.”

Böyle bakınca mitolojik hikayelerin ardında bizi bekleyen çok fazla öğreti olduğunu düşünmemek olmaz. Hem gezelim hem öğrenelim diyenler için Türkiye’de görülmesi gereken antik kentlerden bazılarını, mitolojiye uzanan hikayeleri ile anımsayalım!

Letoon Antik Kenti

Likyalılar tarafından Anadolu’da tanrılar için kurulan Letoon Antik Kenti, ismini tanrıça Leto’dan alıyor. Tanrıça Leto ile ikiz çocukları Artemis ve Apollon için kurulan antik kent, Muğla’nın Seydikemer ilçesinde yer alan Kumluova Köyü’nde ziyaretçilerini ağırlıyor. Letoon ören yerine ait yerleşimin izleri M. Ö. 7. yüzyıla kadar uzanıyor.

1988’den beri UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan Letoon Antik Kenti, Likya yürüyüş yolu rotasında görülebilir. Dini ve politik bir öneme sahip olan kent, tarih boyunca farklı medeniyetlerin egemenliğine girmiş. Romalılar zamanında kültür merkezi haline gelmiş ve tiyatro da bu dönemde eklenmiş. Xanthos yolu üzerinde bulunan kayaya oyulmuş 8000 kişi kapasiteli Letoon Tiyatrosu oldukça dikkat çekici.

Letoon Antik Kenti’ndeki en büyük tapınak Leto Tapınağı. Tapınak çevresinde yer alan ve üzerinde 3 dilde yazı bulunan Üç Dilli Yazıt (Likçe, Aramice, Grekçe), Fethiye Müzesi’nde sergileniyor. Dor tarzında inşa edilmiş Apollon Tapınağı ve bu iki tapınağa göre daha küçük olan Artemis Tapınağı da burada görülmesi gereken yerlerden.

Apollon Tapınağı Mozaiği ortasında yer alan motif Likya’yı, sağ taraftaki lir müzik tanrısı Apollon’u ve diğer taraftaki ok ve yay figürleri ise avcılık ve okçuluk tanrısı Artemis’i anlatıyor. Bu eserin orijinali de Fethiye Müzesi’nde görülebiliyor. 2021 için Letoon Antik Kenti giriş ücreti 15 TL. MüzeKart sahipleri antik kenti ücretsiz gezebilir.

Leto Efsanesi

Letoon Antik Kenti hikayesi bir yasak aşka dayanıyor. Tanrı Zeus, bir Titan olan Leto’ya aşık olur. Zeus’un eşi Tanrıça Hera, bu durumu ve Leto’nun hamile olduğunu öğrendiğinde peşine düşer. Hera’dan kaçmayı başaran Leto; müzik, sanatlar, güneş, ateş, şiir ve kehanet tanrısı Apollon ile vahşi doğa, avcılık, okçuluk ve ay tanrıçası Artemis’i Delos Adası’nda dünyaya getirir.

Kaçmaya devam eden Leto, Xanthos Nehri’nin (Eşen Çayı) denize kavuştuğu yere ulaşır ve nehri takip ederek bugün Leto Tapınağı’nın olduğu yerdeki su kaynağına gelir. Çocuklarını bu kaynakta yıkamak ister ancak Tanrıça Hera’dan korkan halk tarafından engellenir. Leto bunun üzerine ceza olarak tüm halkı kurbağaya çevirir.

Olympos Antik Kenti

Antalya’da bulunan ve adını Olympos (Tahtalı) Dağı’ndan alan Olympos Antik Kenti, kurulduğu dönemin önemli liman kentlerinden biri. Olympos kelimesi Yunancada “ulu dağ” anlamına geliyor. Likya medeniyetinin en önemli şehirlerinden olan Olimpos Antik Kenti’nin kuruluş tarihi net olarak bilinmese de İ.Ö. 168-167 yıllarından günümüze ulaşan Likya Birlik sikkelerinde bu şehrin adının geçtiği görülüyor.

Tarihsel süreçte Likya’nın doğu tarafını temsil eden Olympos, Likya Birliği içinde 3 oy hakkına sahip olan 6 şehirden biri olarak öne çıkıyor. Tarihi kayıtlara bakıldığında Olympos ismine ilk olarak M. Ö. 78 senesinde rastlanıyor.

Zamanın en büyük korsanı Zenicetes, Olympos Limanı’nda saklanmış ve burayı kalesi olarak görmüş. 3. yüzyıla gelindiğinde şehirdeki korsan saldırılarının artması sonucu şehir önemini kaybetmiş. Olympos’un yeniden inşa edilmesi ise Cenevizliler, Venedikliler ve Rodos Şövalyeleri zamanında (11. yy ve 12. yy) gerçekleşmiş. Haçlı seferleri olduğu dönemde ticaret limanı haline gelmiş olan Olympos, 15. yüzyılda Akdeniz’in doğusu Osmanlı Donanması hakimiyetine girince boşaltılmış.

Olympos-Bey Dağları Milli Parkı sınırları içinde yer alan Olympos Antik Kenti’ne giriş ücreti 2021 yılı için 40 TL olarak belirlenmiş. Olympos Örenyeri’ne girişte MüzeKart da geçiyor. Antik kentin ortasından geçen Olympos Çayı’nın her iki yanında da şehrin tarihi kalıntıları görülebilir. Tarihin izleri eşliğinde ilerleyerek Olympos Plajı’na ulaştığında biraz denize girip serinlemeyi de ihmal etme.

Olympos Chimera Efsanesi (Yanartaş Efsanesi)

Tanrıların evi Olympos, sönmeyen ateşin kenti olarak da anılıyor. Bunun sebebi de ünlü efsanelere konu olan Yanartaş. Olympos’un sönmeyen ateşi, Antalya’nın Kemer ilçesine bağlı Çıralı’da bulunuyor. Şimdilerde aslında burada bir doğalgaz kaynağı olduğu bilinse de efsaneler her zaman canlıdır. Taşlar arasından çıkan alevler, günümüzde hala çok sayıda turisti etkilemeyi başarıyor.

Efsane, Ephyra kralının oğlu Hipponoes’in bir av partisi sırasında kardeşini öldürmesi ile başlıyor. Bu olay sonrası Hipponoes, “Belleros’u Yiyen” anlamına gelen Bellerophontes adını alır ve Ephyra’dan sürülür. Önce Argos kralına sığınır, oradan da Likya kralına gönderilir. Likya kralı bu gencin haline acır ve öldürmek yerine onu aslan başlı, keçi gövdeli, yılan kuyruklu ve ağzından alevler saçan canavar Chimera ile dövüşmek üzere Olympos Dağı’na gönderir.

Kanatlı atı Pegassos ile yola koyulan Bellerophontes Olympos Dağı’na ulaştığında Chimera ona saldırır. O sırada Pegassos havalanır ve yere inerken Bellerophontes mızrağı ile canavarı yerin yedi kat dibine gömer. Ancak Chimera ölmez, yerin altından alevler saçmaya devam eder. Efsaneye göre, Çıralı Yanartaş’ta hala yanan ateş Chimera’nın yerin yedi kat dibinden fışkıran alevleridir.

Sonrasında Bellerophontes’in zaferini kutlamak için Chimera’nın kutsal ateşi ile meşalelerini yakan koşucuların Olympos Antik Kenti’ne kadar koştuğu bir yarış düzenlenir. Daha sonra bu kutlamalara farklı spor dalları da dahil olur ve birkaç gün süren bu yarışlar, Olimpiyat Oyunları’nın Anadolu’daki ilk örneği haline gelir. Hatta günümüzde yakılan olimpiyat meşalesinin, Chimera’nın sönmeyen ateşini temsil ettiği söylenir.

Pergamon Antik Kenti

Bergama Antik Kenti, Pergamon olarak biliniyor. Tapınak, saray, tiyatro ve kütüphane gibi alanları ile gezilip görülmeyi bekleyen Pergamon Antik Kenti, güzelliği ile öne çıkıyor. 2014 senesinde UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne de giren kent, İzmir’de ziyaretçilerini bekliyor.

Antik kentin adı, etrafına kale veya siper gibi savunma alanları inşa edilerek sağlamlaştırılmış yer anlamına gelen “Perg” veya Berg” kelimelerinden geliyor. Tarihi Helenistik döneme kadar uzanan Bergama Antik Kenti’ndeki kazı ve araştırmalar 1878 senesinde başladı. Tarih boyunca çok savaşa şahit olmuş antik kent, birçok kez el değiştirmiş ancak stratejik konumu nedeni ile hep ayakta kalmış ve kendine has atmosferini günümüze kadar korumayı başarmış.

Pergamon Antik Kenti’nde görülecek yerlerin başında dünyanın en dik antik tiyatrolarından olan on bin kişilik Pergamon Tiyatrosu, Bergama Kilisesi, Athena Tapınağı, Dionysos Tapınağı, Bergama Akropolü Trajan Tapınağı, Hera ve Demeter Kutsal Alanları, Kızıl Avlu (Kızıl Bazilika), Traianus Tapınağı (Traianeum) ve Asklepios Tapınağı geliyor.

Ayrıca Pergamon Kütüphanesi de mutlaka ziyaret edilmeli. Burası ünlü İskenderiye Kütüphanesi’nin rakibi olarak görülüyor.

Bergama’dan götürülen Bergama Zeus Sunağı, Berlin Pergamon Müzesi’nde sergileniyor. 2021 senesi için Bergama Antik Kenti giriş ücreti 60 TL olarak belirlenmiş. Buraya MüzeKart ile giriş yapmak da mümkün.

Pergamon Efsanesi

Misya’daki önemli merkezlerden olan Pergamon, M.Ö. 282’de bölgedeki krallığın başkentiydi. Pergamon, kelime olarak “korunaklı kale” anlamına geliyor.

Şehrin adının kahraman Pergamos’tan geldiği rivayet ediliyor. Pergamos, zamanın kralını öldürdükten sonra kenti kuşatmış ve şehre adını vermiş. Başka bir söylencede ise Kral Grynos’un savaş sırasında Pergamos’tan yardım istediği ve savaşta elde edilen başarının ardından da kente Pergamon adının verildiği belirtiliyor.

Priene Antik Kenti

Aydın’ın Söke ilçesi sınırları içinde yer aşan Priene Antik Kenti, Güllübahçe Köyü’nde bulunuyor. Bölgede kurulan 12 İyon şehrinden biri olan Priene’nin ilk kuruluş tarihi M. Ö. 8. yy olarak tahmin ediliyor. Sonrasında ilk yerleşimin terk edildiği ve M. Ö. 4. yüzyılda bugünkü konumda şehrin tekrar kurulduğu söyleniyor. Priene Antik Kenti, zamanında deniz kenarında kurulmuş. Ancak Büyük Menderes Nehri ile taşınan alüvyonlar denizi doldurdukça antik kent denizden yaklaşık 16 km kadar içeride kalmış.

Tarih boyunca pek çok uygarlığa sahne olmuş Priene Antik Kenti, 13. yüzyıla gelindiğinde tamamen terk edilmiş. Antik kentte arkeolojik çalışmalar 1868-1869 senelerinde başlamış. Buradan çıkarılan bazı önemli tarihi eserler yurt dışına çıkarılmış. Günümüzde bu eserler Berlin Müzesi’nde ve Britanya Müzesi’nde sergileniyor.

Grid sistemi ile inşa edilmiş olan Priene Antik Kenti, eski şehir planlamacılığının güzel örneklerinden biri olarak görülüyor. Her gün açık olan Priene Örenyeri’nin giriş ücreti 12,5 TL. Priene’de görülecek yerler arasında; Athena Tapınağı, tiyatro, agora, Zeus Olympos Tapınağı, Bouleuterion (M.Ö. 150), Gymnasion ve Demeter kutsal alanı yer alıyor.

Priene Efsanesi

Yunan mitolojisinde bereket ve doğurganlığın tanrıçası olarak tanımlanan Demeter ile sanat, ilham ve barış tanrıçası Athena’nın Priene Antik Kenti’nde yaşadığına inanılıyor. Bu sebeple kentte Demeter Tapınağı ve Athena’nın ruhunu yaşatmak için yapılan heykel bulunuyor. Priene Antik Kenti, koruyucu tanrıçası olarak da Athena’yı seçmiş.

Yukarı kent olarak bilinen akropolis, Priene’nin tanrılara adanmış bölgesiymiş. Burada tanrıların evi olan tapınaklar ile başka kutsal yapılar yer alıyormuş.

Önce hangi antik kentleri görmek istediğine karar verdiysen sıra geldi kalacağın yere karar vermeye. Merak etme, ETS’nin son dakika fırsatlarını hemen inceleyebilir ve yerini şimdi ayırtabilirsin!

Çağla Açıkgöz Köhserli

Yorumlar