Sabah 06.55 uçağı için gözlerimi açmakta zorluk çekiyor olsam da tam 2 saat sonra Katanya-Sicilya’da olacağım gerçeği, 5 bardak kahve içmişim etkisi yaratıyordu. Heyecanımı, kızgın Sicilya güneşinden korunmak için taktığım şapkanın altında gizlemeye çalışsam da hızlı hareket edişim beni ele veriyordu. Nihayet kalktık, son derece rahat geçen iki saatlik yolculuk sonrası, uçak Katanya için alçalmaya başladı.

Bir tane bile bulutun olmadığı, pırıl pırıl bu yaz sabahında, Etna Yanardağı, bizi tüm haşmeti ile karşıladı. Hiçbir yerde bulut yokken, sadece Etna’nın tepesinde bulut olmasına önce şaşırdım, fakat daha sonra anladım ki, bu gördüğüm bulut değil! Kendisi Etna’nın aheste aheste tüten dumanı! Nedendir bilmem (belki daha önce görmediğim için), dumanı tüten yanardağ görmek beni mutlu etti.
sicilya sokak lezzetleri (6)

Pasaport kontrolleri ve bagaj alımının ardından, havalimanından dışarı çıktım. Dışarı çıkar çıkmaz havanın kokusu çarptı burnuma. Havalimanı hemen deniz kenarında olduğu için; bolca iyot, okaliptüs ve portakal ile limon arası kokuyordu etraf. Özetlemek gerekirse mis gibi dediğimizden! Her ne kadar Katanya’ya inmiş olsam da ilk durağım Ada’nın başkenti Palermo. Sicilya, İtalya’nın güneyinde yer alan ve İtalya’ya bağlı bir ada olsa da Sicilya Özerk Bölgesi olarak geçiyor. Palermo adını Antik Yunan’da “Bütün Liman’’ anlamına gelen Panormos’tan almış. adanın kuzey batısında yer alan Palermo’ya, adanın doğusunda yer alan Katanya’dan 3 ila 3 buçuk saatlik bir yolum var. Esasında yol çok rahat, adanın ortasından geçen otoban ile 2 buçuk saatte, kolaylıkla ulaşım sağlanıyor. Fakat yolun çökmüş olması nedeniyle yolun yarısını eski yoldan gitmek zorunda kalıyorum. Dar ve keskin virajlı olan bu yolun tek avantajı, Sicilya’nın ortasında bulunan köylerin içinden geçmemi sağlıyor oluşu. Manzara desen şahane; Katanya ve civarında başlayan narenciye, zeytin ve şeftali bahçeleri ortalara doğru ilerledikçe yerini kaktüs tarlalarına bırakıyor. Sarp dağlar arasından geçtiğim bu eski yol, adanın doğusu ile batısı arasındaki coğrafi farkı, bizzat yaşatıyor. Ne diyeyim, yolun çökmüş olmasına sevindim doğrusu. Fakat siz siz olun, bu yolu sabah aç karnına kat etmeyin, zira Palermo’ya yüzünüz yeşil inersiniz benden söylemesi.
sicilya sokak lezzetleri (5)

Palermo’ya gelir gelmez ilk iş Palermo Katedrali’ni ziyaret ediyorum. Palermo, Fenikeliler tarafından kurulmuş. Daha sonraları Antik Yunan, Roma İmparatorluğu, Normanlar, Araplar derken tüm bu çok kültürlülük şehrin her tarafına yayılmış. Palermo Katedrali de Arap ve Norman mimarisinin esinlerini taşıyan muazzam güzellikte bir katedral. Katedralin ardından, Dört Mevsim Meydanı ve Utanç Çeşmesi’ne gidiyorum. Şehir o kadar küçük ve düzenli ki, burada her yeri yürüyerek gezmek mümkün.
sicilya sokak lezzetleri (4)

The Godfather 3 (Baba 3) filminden de hatırlayacağımız, ünlü Massimo Tiyatrosu sonrası artık Sicilya’nın meşhur sokak yemekleri ile ilgilenme vaktim çoktan geldi. Sokak yemekleri Sicilya genelinde çok önemli olmakla birlikte, Palermo’da yeri ayrı… Burada neredeyse her köşe başında, şehrin meşhur semt pazarlarında (Ballaro, Vucceria, Capo gb), kilise önlerinde, sahilde yani kısacası her yerde seyyar arabaları ile yemek satanlara rastlamak mümkün. Palermo’da sokak yemekleri yalnızca seyyar arabalarda da satılmıyor. Aynı bizdeki büfeler gibi burada da minik dükkanlarda bu lezzetlere rastlamak mümkün. Sicilyalılar bu büfelerin önünde hem hızlıca yemek yiyip, kahvelerini içiyor, hem de ayakta uzun uzun sohbet etmeye bayılıyorlar.
sicilya sokak lezzetleri (11)

Pizza ile focaccia ekmeği arası, kalınca ve bol zeytinyağlı sfincioneye her yerde rastlamak mümkün. Sfincione’nin soğanlısı da var soğansızı da, ayrıca üzerine caciocavalla peyniri koyuluyor. Caciocavalla peyniri Güney İtalya’nın en meşhur peynirlerinden biri. Büyük damla şekli ile hemen göze çarpan bu peynir koyun ya da inek sütünden veya ikisinin karışımından yapılıyor. Çok lezzetli olan bu peyniri pazarlarda ipe asıp açık olarak da satıyorlar.
sicilya sokak lezzetleri (3)

Dana dalağından yapılan ve Sicilyalıların bayıldığı Pani Ca Meusa alışık olmayan damaklar için biraz zorlayıcı olabilir. Ancak sakatat kültürünün yaygın olduğu bu coğrafyada, sandviç olarak yenen bu yemeği muhakkak tatmak lazım… Deneme boyu olarak, ufak porsiyonları tercih etmek akıllıca. Bizdeki içli köfteye benzeyen arancino da yine tüm Sicilya’nın önemli sokak yemekleri arasında yer alıyor. Arancino için, içi türlü türlü farklı malzeme ile doldurulmuş, kızartılarak yapılan pirinç topları diyebiliriz. Deniz mahsulleri, kırmızı et ya da sadece sebze ile doldurulmuş olanını bulmak mümkün.
sicilya sokak lezzetleri (14)
Biz de en sevilen sokak yemeklerinin başında gelen kokoreç Palermo’da layıkı ile yeniyor. Yöntemi biraz farklı olmak ile birlikte stigghiola adını alan kokoreç burada genellikle keçi bağırsağından yapılıyor. İyice temizlenen bağırsak içi soğan, peynir ve maydanoz gibi malzemeler ile doldurulduktan sonra, mangalda kömür ateşinde yapılıyor. Kimi yerde şişe geçirilen stigghiola, bütün olarak servis ediliyor ve afiyetle yeniyor.
sicilya sokak lezzetleri (1)

Semt pazarlarına gelince, görüntüler oldukça tanıdık. Bir yanda yumurta ve peynir satanlar ile diğer yanda çeşit çeşit bölgeye özgü sebze ve meyve satanlar. Sicilya’da narenciyenin önemi büyük. Onun üzerinde portakal çeşidi olan adada kan portakalı en bilinen cinslerden. Tabi kan portakalı diyerek de geçmemek lazım zira o da kendi içinde tarroco, moro, sanguigno gibi farklı çeşitlere ayrılıyor.
sicilya sokak lezzetleri (12)

Pazara gelip de kaçırılmaması gereken lezzetlerin başında tabacchiere şeftalileri geliyor. Yassı, ufak boylu, içi beyaz, yoğun kokulu bu şeftaliler bir kez deneyende bağımlılık yapıyor. Şimdilerde İstanbul’da da marketlerde bu şeftalilere rastlıyorum, ama ne aroma ne de lezzet olarak Sicilya’dakilerin yanından geçemez. Kilosu 1 Euro’ya satılan bu şeftalilerden alıp, hem yiyip hem de pazarı gezmek müthiş bir keyif! (Devam edecek…)
sicilya sokak lezzetleri (10)

İnci Özay Hatipoğlu
Son Mastori

Yorumlar