Mardin, farklı dinlerin aynı avluyu paylaştıkları güzel ve tarihi bir dünya. İnsanların damda yaşadığı, gece gökyüzüne bakıp mutluluklarını yıldızlara anlatabildiği büyülü bir şehir aynı zamanda. Sokaklara çıkıp kaybolabileceğiniz, esnafla yıllardır tanışıyormuş gibi sohbet edebileceğiniz kadar da mütevazi ve sıcakkanlı…

Burada insanların ve renklerin zenginliklerine tanık olabilirsiniz. Bazıları ezan sesiyle, bazıları da çalan çan sesleriyle ellerini kaldırıyor semaya. Mardin’e girdiğiniz andan itibaren her dinden, her uygarlıktan parçalar bulabilirsiniz.

Tüm bu parçalar kardeşlikte birleşiyor. Bir yapbozun parçaları gibi birleşerek tek parça olmuş, kenetlenmişler birbirlerine. Saygı kelimesi de bu büyülü şehirde büyük anlam taşıyor.

Sokaklara çıktığınız zaman her taş parçası sizi alıp uzaklara götürüyor. Kendinizi bir tarih filminin sahnesinde hissediyorsunuz. On binlerce yıl öncesine zamanda yolculuk yaparak tarihin tozlu sayfalarını aralama imkanı bulabilirsiniz. Sabırla, emekle işlenen bu taşların, bu yapıların hikayesini birlikte inceleyelim:

Her Köşesinde Başka Bir Gizem

Her köşesi tarih kokan Mardin’in size anlatacak o kadar çok hikayesi var ki… Sokaklarda dolaşırken bazı kapılarda farklı işaretlerin bulunduğunu görebilirsiniz. Eğer kapıda Kâbe fotoğrafı asılıysa evdeki kişinin hacca gittiğini; el heykeli, yüzük ve bilezik varsa evde bekâr kadın bulunmadığını anlayabilirsiniz. Kapılardaki ince ayrıntılara kadar her şeyi düşünülmüş, özenilerek yapılmış bir medeniyet burası.

Mardin, etrafınızda neredeyse hiç çöp göremeyeceğiniz şehirler arasında yer alıyor. Sokaklarında turlarken 4 metre yüksekliğindeki işlenmiş taş evlerden ve abbara adı verilen alt geçitlerden gözlerinizi alamayacaksınız.

Mardin’in Tarihi Dokusu

Şehrin M.Ö. 3000’li yıllara uzanan köklü geçmişinden günümüze ulaşan nadide eserlerini keşfetmek için en az 2 gününüzü ayırmanız gerekiyor. Tatil planlarınız arasında Mardin seyahati varsa Mardin’de gezilecek yerler listenize birazdan sayacağımız tarihi noktaları eklemeyi unutmayın.

Ulu Camii

Süryani, Ermeni ve Müslüman ustalar tarafından yapılmış olan Ulu Camii, Mardin’in en eski camisi. Minaresinin üstünde 8 kapı bulunuyor. “Mardin’e gelenler cennete gelmiş kadar olur.” derler. Cenneti temsil eden 7 kapının yanı sıra 1 adet de Mardin kapısı mevcut. Herkes ön saflarda namaz kılabilsin diye eni boyundan daha uzun yapılan caminin detayları, küfi yazıları ve gözyaşı formlarını inceleyebilir, dönemin işçiliğini hayranlıkla keşfedebilirsiniz.

Ulu Camii, Mardin’in en eski camisi.

Kasımiye Medresesi

Özel taş işçiliği ile inşa edilen Kasımiye Medresesi, 2 katlı olup, tek bir avlu etrafında yapılmış. En ince detaylarından biri ise avluda bulunan çeşme. Burası sadece bir çeşme değil aynı zamanda tasavvufi bir ahenk yaratan önemli bir tarihi değer. Çeşmeden çıkan su, insanın doğumunu simgeliyor. Su doğuyor ve küçük havuzda çocukluk evresini tamamlayarak daha büyük olan ikinci havuza doğru yol alıyor. İnce uzun oluktan olgunluğuna ulaşıyor. Oradan da mezar şeklindeki kaçınılmaz sona akıyor. Büyük bir havuzda sular birikiyor. Burası ise mahşer alanını simgeliyor. Oradan ise toprağa gidiyor. “Topraktan geldik yine toprağa gideriz.” mesajı bir su kanalı ile ancak bu kadar güzel betimlenebilirdi.

Burası sadece bir çeşme değil aynı zamanda tasavvufi bir ahenk yaratan önemli bir tarihi değer.

Mardin Kalesi

Mardin Kalesi, Timur’un bile alamadığı kale olarak anılıyor. Mardin için bir ‘gerdanlık’, bu kale için ise bir ‘kartal yuvası’ derler. Dönem dönem kapatılarak restore edilen ve konumu nedeniyle bazı bölümleri tahrip olan Mardin Kalesi’nin manzarasına hayran kalacaksınız!

Mardin Kalesi, Timur’un bile alamadığı kale olarak anılıyor.

Hatuniye Medresesi

1184 yılında yapılan bu yapıda Hz. Muhammed’e ait ayak izi bulunuyor. Yine özel taş işçiliği ile yapılan bu yapı, dönemin işçiliğini gözler önüne seriyor.

Hatuniye Medresesi, dönemin işçiliğini gözler önüne seriyor.

Zinciriye Medresesi

Sultan İsa Medresesi olarak da bilinen Zinciriye Medresesi, daha önce rasathane olarak kullanıldığı için yüksek bir yere yapılmış. Çok ince bir işçiliğe sahip olan bu medresede, birçok eski kitabe de yer alıyor. Medreseyi dolaşırken kendinizi bu dünyaya ait değilmiş gibi hissedeceksiniz. Tarihin büyülü sayfalarında yol alacak, rüzgarı hissederek geçmişe tanıklık edeceksiniz.

Zinciriye Medresesi, tarihin büyülü sayfalarında yol alacak, rüzgarı hissederek geçmişe tanıklık edeceksiniz.

Mor Behnam (Kırklar) Kilisesi

Mor Behnam ile kız kardeşi Saro adına yapılan kilise, daha sonra camiye dönüştürüldüğü için Kırklar Kilisesi adını almış. III. yüzyılda Roma İmparatoru Dokios’a isyan eden 40 asker, Sivas’ta bulunan buz gölüne sürülerek öldürülmüş. 1170 yılında donarak ölen askerlerin kemikleri buraya getirilerek ibadete açılmış.

Mardin’de mutlaka görülmesi gereken eserler arasında Mor Behnan Kilisesi de bulunuyor.

Mor Gabriel Manastırı

Mardin’in göz kamaştırıcı yapılarından biri de Mor Gabriel Manastırı… Süryanilerin anayurdu olarak bilinen bir konumda bulunan manastırda halen yaşayan aileler ve eğitim alan öğrenciler var. Kilisenin kapısı ve yönü doğuya doğru inşa edilmiş olup, Hristiyanlık’ta İsa doğudan doğup dünyaya gelecek düşüncesine istinaden yapılmış. Mor Gabriel’in mezarının yönü de İsa’yı yüzü dönük bir şekilde karşılaması için doğuya bakacak şekilde yapılmış. Manastırı sabah 09.00-11.30 saatleri arasında, öğleden sonra 13.00-16.30 saatleri arasında ziyaret edebilirsiniz. Kışın ise öğleden sonra 16.00’ya kadar ziyarete açık.

Mardin’in göz kamaştırıcı yapılarından biri de Mor Gabriel Manastırı…

Mardin’den Ne Alınır?

Bu tarihi ve büyülü sokaklarda kaybolurken fark edeceğiniz bir güzel detay ise ince işçilikleri olan el yapımı ürünler ve tarihi çarşılar! Sevdiklerinize Mardin’i anımsatacak hediyelik eşyalar almak isterseniz usta çırak ilişkisi ile yüzyıllardır devam eden telkari sanatı ürünlerini mutlaka göz atın. Sabırla işlenen gümüş ve altınlar tel haline getirilerek ustanın sihirli elleriyle işlenip takı ve hediyelik eşya olarak sunuluyor. Mardin’e özgü badem şekerlerinin de tadına bakmayı unutmayın.

Siz de ilk fırsatta Mardin Otelleri’nde yerinizi ayırtabilir, bu göz kamaştırıcı şehrimizi gezerek Mezopotamya’nın mis kokusunu içinize çekebilirsiniz. Bir avuç dolusu anı ve güzel insanlar sizi bekliyor olacak. Yazımı okuyup bu heyecanıma ortak olduğunuz için teşekkür ederim.

Günümüzde Eski Mardin ve Yeni Mardin olarak iki farklı bölüm bulunuyor. ”Eski Mardin’de evler yan yana, sırt sırta; Yeni Mardin’de ise evler alt alta üst üste” derler. Sizin de tıpkı Eski Mardin’de olduğu gibi yan yana, sırt sırta saygı dolu insanların olduğu bir hayatınız olsun.

Özkan YILDIKO