Şunun şurasında bahara ne kaldı. Yakında kendimizi yine şehirden kaçacak yer ararken bulacağız. Eğer Türkiye’de yaşıyorsanız doğa ananın şefkatli kollarında huzurla buluşacak bir yer bulmak hiç de zor değil. Doğuda, batıda, güneyde keşfedilecek o kadar çok yer var ki… Ama ben bugün yönünü Türkiye’nin kuzeyine, Karadeniz’e çevirenler için kısacık bir yol hikayesi anlatacağım.

lets-go-rize-12-825x600

Trabzon’dan çıkıp sahil boyu doğuya uzanan Rize yolu, vardığınızda Rize’nin size sunacağı hazinelere dair ipuçlarını veriyor. Sahil boyunda neredeyse 20 kat yüksekliğindeki apartmanlar ilk görüşte insanın gözünüzü korkutuyor. Henüz bir metropole dönüşmemiş kentte şehir merkezi oldukça küçük ancak bütün ihtiyaçlara cevap verebilecek türden. Rize, çarşı kültürünü daha kaybetmemiş. Merkeze inip alışverişinizi yapıp, bir mekanda yemeğinizi yiyip, tanıdık simalara rastlayabilirsiniz her an. Rize merkezde yemek için uğranacak en leziz noktaların başında Liman Lokantası geliyor. Sabahın ilk ışıklarıyla çorba servisine başlayan bu esnaf lokantası, Karadeniz’in meşhur karalahana sarmasını ve üzeri üç parmak fındıkla kaplı enfes sütlacını inanılmaz uygun fiyatlarla tadabileceğiniz bir yer.

lets-go-rize-13-825x600

Rizeliler kılık kıyafet, elektronik eşya gibi günlük hayata dair gereksinimlerini merkezde yer alan trafiğe kapalı bulvar boyunca sağlı sollu sıralanmış dükkanlardan gideriyor. Çayın yanına eşlik edecek Rize simidi ve kaynana lokumu alabileceğiniz simit arabaları adım başı karşınıza çıkıyor.

lets-go-rize-11-825x600

Şöyle güzel bir çay içip Laz böreği ya da pepeçura yemek isterseniz de bulvarın üzerinde yer alan Dergah Pastanesi sizi bekliyor olacak. Henüz AVM istilasına uğramamış olan şehrin gençleri çoğunlukla Dergah Pastanesi’nde ya da biraz daha yukarıda kalan Evvel Zaman Restoran’da bir araya geliyor. Karnınız toksa bile Evvel Zaman’a bir uğramanızı şiddetle tavsiye ederim. 2 bini aşkın antikanın yer aldığı zengin koleksiyonları ile neredeyse birçok müzeye taş çıkarıyorlar.

lets-go-rize-10-825x600

Alışveriş demişken, Rize’den dönerken hediye getirilebilecek muhteşem lezzetlerin yanı sıra Rize’ye özgü kalıcı hediyeler almak isterseniz, buranın el dokuması kumaşları oldukça ünlü. Özellikle sahil yolu üzerindeki Zaimoğlu’nda Rize bezinden üretilmiş kıyafetler, masa örtüleri gibi tüm tekstil ürünlerini bulabilirsiniz. Rengarenk örtüler, şallar bir yana Rize bezinden el dokuması örtü takımları oldukça şık ve dekoratifti. Yolunuz düşerse mutlaka uğrayın derim.

lets-go-rize-16-825x600

Rize merkezden yola çıkıp asıl amacınız olan doğayla buluşma kısmında ise, Çamlıhemşin kalınabilecek yerler arasında en önemli alternatif olarak öne çıkıyor. Fırtına Vadisi’nin yeşil sonsuzluğu boyunca çağlayan Fırtına Deresi, görmezden geldiğimiz tabiata aslında ne kadar muhtaç olduğumuzu hatırlatıyor. Biz Fırtına Deresi’nin yanı başındaki Dere Otel’de konakladık.

lets-go-rize-01-825x600

Tamamen ahşap olan bu butik otel dışarıdan ilk bakışta insanı cezp ediyor. İç mekanın da tamamen ahşap olması, yöresel ve şık dekoru, mekana sıcaklık katmış. Hele geceleri el ayak çekilince odanızda Fırtına Deresi’nin sesiyle baş başa kaldığınızda yaşadığınız huzur duygusunun tarifi yok. Suyun sesiyle bir gecelik uyku, neredeyse bir haftalık tatil yapmışçasına enerji veriyor.

lets-go-rize-08-825x600

Dere Otel, aslında Karadeniz turuna katılanların öğle yemeklerini yedikleri restoranıyla tanınıyor. Hamsili yemekleri, turşu kavurması, lahana sarması tadına doyulmaz lezzetleri… Ama eğer siz de tatlısız yaşayamayanlardansanız özellikle Laz böreğini ve mısır unu helvasını tadın.

lets-go-rize-07-825x600

Dere Otel’in bir diğer lezzeti kendi alabalık çiftliklerinde ürettikleri leziz alabalıkları. Havuzdan sofraya gelen tazecik balıkları bizzat burada üretiyorlar. Burada, endemik bir tür olan kırmızı benekli alabalıkların nasıl üretildiğini görme şansını yakaladık. Balık sağma dedikleri bu işlem yaklaşık 15 dakika kadar sürüyor. Yavruların yumurtadan çıkıp yenebilecek hale gelmesiyse neredeyse 6 ay süren bir macera.

lets-go-rize-05-825x600

Eğer Rize’yi doya doya gezeyim, köşe bucak her yerini göreyim diyorsanız yılın en uygun zamanı sonbaharmış. Yoğun yaz yağmurları ve baharda eriyen kar suyuyla yükselen dereler sonbaharda sakinleşip, doğanın tüm renklerine bürünürmüş. Beni karşılayan karlar altındaki Rize manzarası da bence hayat boyu görebileceğim en etkileyici sahnelerden biriydi. Tek dezavantajı ise gizli buzlanma yüzünden zirvelere yakın konumdaki Palovit Şelalesi’ni ve Zilkale’yi göremeyişim oldu.

lets-go-rize-02-825x600

Gidebildiğimiz mesafede karşımıza çıkan Mikron Köprüsü, Fırtına Deresi’nin iki yakasını kavuşturan sayısız Roma yapısından yalnızca biriymiş. Yol boyunca vadinin yemyeşil görüntüsüne fonda sevdiğiniz bir şarkı eşlik ediyorsa yolculuk saatlerce bitmesin istiyorsunuz. Gördüğüm kısmıyla bu kadar büyülenmişken kalanını ıskalamak biraz üzücü oldu ama bu sonbahar mutlaka gidilecek yerler listemde Rize’yi başköşeye yerleştirdim.

Tuğçe Sızan

Yorumlar