Yavaş Seyahat Anlayışı Nedir

Zaman hızlandı, şehirler hızlandı, insanlar hızlandı, yaşam tümden hızlandı… Pek çoğumuzun en keyif aldığı anlardan biri olsa da yemek yerken bile çok hızlıyız. Bu durum, yemekten olduğu gibi hayattan alacağımız tadı da etkiliyor. Hayatın her anında tempo arttı ve bu artış, içimizdeki yavaşlama ihtiyacını daha da görünür kılmaya başladı.

Sen de biraz durmaya, kendiyle ve çevresiyle daha derin ilişkiler kurmaya ihtiyacı olduğunu hissedenlerdensen yeni bir adım olarak yavaş seyahat anlayışıyla tanışabilir, kendine aceleden uzak ve keyifli bir yolculuk hediye edebilirsin!

Yavaş Seyahat Anlayışı Nedir

Neden Yavaşlayalım?

Doğadan ve birbirimizden kopmaya başladığımız tüketim ve hız çağı, uzun zamandır süre gelen etkileri ile yaşamın her anında kendini gösteriyor. En basit haliyle her birimizin bir bütünün parçaları olduğumuzu hatırlamak ve kendimizle birlikte yaşayan tüm diğer canlılara özenle yaklaşmak, temelinde yavaşlamayı barındırıyor.

İletişim, sosyalleşme, sürdürülebilir ve yenilenebilir olma, doğaya, gelenek ve göreneklere sahip çıkma gibi değerleri ön planda tutan Cittaslow hareketinin felsefesi de hayatın, yaşamaktan zevk alınacak bir hızda yaşanmasını savunuyor. Yavaş seyahat anlayışı da özünde bu yaklaşımdan besleniyor.

Yavaş Seyahat Anlayışı Nedir

Yavaş Seyahat Anlayışı Nedir?

Yavaş seyahat, “Neden seyahat ederiz?” sorusunu sormayı gerektiriyor. Hızlı planlar sonucu seyahat yorgunluğu yaşamak mı yoksa her anı değerli kılan bir deneyimin ardından seyahat tatmini yaşamak mı? Seyahat etmek, yepyeni yerler keşfetmek, tatilde dinlenmenin ve eğlenmenin tadını çıkarmak pek çoğumuz için hayatın gündeminde. Bu sorulara vereceğimiz cevaplar yavaş seyahatin bizim için nasıl bir deneyim olacağını gösterecektir.

İnternet ve teknoloji sayesinde dünyanın en güzel yerlerini bizimle paylaşan birçok profili takip edebiliyoruz. Hatta bazı araştırmalar, bazen sadece beğeni ve takipçi kazanmak için seyahat planı yapabildiğimizi bile gösteriyormuş. Seyahati trendlere ayak uydurmanın ve popüler olmanın bir yolu olarak görüyorsak, yavaş seyahatin deneyimlerinden faydalanamadığımız düşünülüyor.

2-3 günde bir yer değiştirerek çok daha fazla yer görmeyi mi yoksa bir yerel gibi hissederek deneyimini derinleştirmeyi mi önemsiyorsun? Yavaş seyahat anlayışının sana uygun olup olmayacağı bu soruya vereceğin cevapta gizli. Seyahatlerinde karşılaştığın yerleri, insanları ve kültürleri gerçekten tanıman gerektiği hissini uyandıran daha özgün bir deneyim arıyorsan, yavaşlama zamanı gelmiş olabilir!

Yavaş Seyahat Anlayışı Nedir

Seyahatlerde Nasıl Yavaşlarız?

Yavaş seyahat; yerel insanlarla, kültürlerle, yemek ve müzikle bağlantıyı vurgulayan bir seyahat yaklaşımı. Bu düşünce, bir gezinin yerel topluluklar ve çevre için sürdürülebilir olması, şimdiki zamanda ve gelecekte öğretici ve duygusal bir etkiye sahip olması gerektiği fikrine dayanıyor. Yani bu sadece seyahat etmenin bir yolu değil, bir zihniyet.

Kişinin hayatını daha iyi hale getirebilecek bilgileri, olayları, deneyimleri veya yaşam kararlarını bilmediği veya kaçırdığı endişesi olarak tanımlanan FOMO (fear of missing out) yani eksiklik korkusu, hızlı yaşamın akışında biz farkında bile olamadan pek çoğumuzu yakalayabiliyor. Yavaş bir zihniyet ise bu endişeye karşı en iyi ilaç olabilir.

Yavaş Seyahat Anlayışı Nedir

Yavaş seyahat anlayışını benimsediğimiz bir plan yapacaksak, önce uzun yapılacaklar listelerini bir kenara koymalı ve kendimizi biraz olsun akışa bırakmaya gönüllü olmalıyız. İnternet ortamında paylaşacak fotoğraflar çekmeye odaklanmak da deneyimi kaçırmamıza sebep oluyor. Telefonlara çok alıştık ama hangimize bir süre telefonsuz zaman geçirme fikri huzur verici gelmiyor ki? Belki bir sonraki seyahatimizde FOMO’yu bir kenara bırakır ve kendimize telefonsuz, internetsiz bir gezi hediye ederiz.

Deneyimin çokluğundan ziyade kalitesine odaklanmalıyız. Başlıktaki sorunun bir cevabı da turistik mekanların birinden diğerine koşturup kalabalıklar arasında kalmaktansa, yerel halkı gözlemlemek ve onların keyif aldığı şeyleri deneyimlemeye yönelmek. Bu şekilde biriktirilecek hatıralardan öğrenilecek çok şey var. Güne plan yapmadan başla ve seni bekleyen maceraların tadını çıkar.

Örnek vermek gerekirse, gezilecek müzeler listesi yapıp dur durak bilmeden bir müzeden bir müzeye koşturmak, “Pek çok ünlü müzeyi gördüm ve fotoğraflayarak paylaştım.” dedirtebilir ancak deneyimin izleri eksik kalır. Oysa bir müzedeki sanat eserine kendini tamamen kaptırmak için kendine yeterli zamanı tanısan, eserin anlamı ve düşüncesi içinde kendini bulsan, bu sana bambaşka bir deneyim sunar. Evet, tüm popüler müzeleri görmemiş olabilirsin ve bu bir eksiklik değil. Çünkü sen bundan daha fazlasını kendine hediye ettin, bunun ferahlığını yaşayabilirsin!

Yavaş Seyahat Anlayışı Nedir

Yavaş Seyahatin Faydaları

Her anı belgelemekten uzaklaşıp bulunduğun yerde ve anda kendini kaybetmek seyahati daha hatırlanır kılar.

Kısa bir süre içinde mümkün olduğu kadar çok şeyi görmeye veya deneyimlemeye çalışmak yorucu olabilir. Seyahat dönüşü dinlenmiş bir hal yerine yorgun hissettiğin anları hatırlıyorsan sen de turist tükenmişliği yaşamışsın demektir. Yavaş seyahat anlayışı bu tükenmişliğin önüne geçiyor.

Seyahati yanına tik atılacak bir gezilecek yerler listesinin ötesinde, büyümek ve gelişmek için bir fırsat olarak görmeye başlarsın.

Yavaş seyahat, bildiğimiz anlamda turist gezintisinden daha uygun bir bütçe ile gerçekleştirilebilir. Kalacak yer, gidilecek restoran ve yapılacak şey gibi detaylar konusunda daha yerel deneyimlere odaklanmak kesinlikle bütçe dostu bir seçenek.

Yavaş seyahat anlayışının önerilerinden olan seyahat edilen şehirde insanları tanımak için zaman ayırmak, yerellerin hayatına dokunmak ve onlarla sohbet etmek, yepyeni bağlantılar kurmanın yollarını açıyor. Kim bilir belki de hayatında büyük bir etkisi olacak biri ile tanışacaksın ya da edindiğin bir bilgiyle bambaşka bir bakış açısına sahip olacaksın.

Bu seyahat şekli her zaman basit, planlı veya kolay olmayabiliyor. İşlerin yoluna gireceğine veya yol boyunca onları çözebileceğine dair kendine güvenmeyi öğrenmek gerekiyor. Dilini bilmediğin bir yere gideceksen bu durumu aşmak için geçeceğin engeller, otantik deneyimler ararken yaşayabileceğin korkulu anlardan yepyeni bir şeyler öğrenerek çıkma ihtimali seni büyütecek deneyimler. Yani yavaş seyahat, günümüzde çok kez duymuş olabileceğin “konfor alanından çıkma” konusunda önemli adımlar atmanı sağlar.

Yavaş Seyahat Anlayışı Nedir

Nereden Başlamalı?

Yavaş seyahat deneyimini yaşamak için uzun bir gezi planı yapabileceğin zamanları beklemene gerek olmadığını hatırla. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi bu sadece seyahat etmenin bir yolu değil, bir zihniyet. Yani yavaşlama zihniyetini merak etmeye ve anlamaya başladıysan, hayatının farklı anlarına küçük adımlarla dahil edebilirsin.

Seyahat olarak düşünürsek, bulunduğun şehirde turist olmayı ve yavaşlayarak gezip keşfetmeyi deneyebilirsin. Yol boyunca, yaşam içinde hızla akarken fark edemediğimiz küçük güzellikleri fark etmeye odaklanabilirsin. Popüler restoranlara gitmek yerine daha köklü, nesillerden bu yana varlığını sürdürmüş yerlerde yemek yemeyi düşünebilirsin. Yeni insanlarla yeni bağlar kurmayı denemek de oldukça öğretici olabilir.

Sonuç olarak yapmamız gereken, yavaşlamayı hatırlamak ve kendimizi yepyeni olasılıklara açmak. Duyduğumda, okuduğumda bana iyi gelen bir ifade var: Başka bir dünya mümkün! Yavaş seyahat anlayışı da bana bunu çağrıştırıyor.

Hatırlamak, yavaşlamak dileğiyle!

Yavaş Seyahat Anlayışı Nedir

Yorumlar