Geçen hafta sonu Etstur’un 100 yıllık restoran ve tavernaları (İspanyolca taberna) kapsayan tur programının tanıtımı için basın mensubu arkadaşlarımızla Madrid’deydik. İspanyol mutfağının tadına bakacağımız tur boyunca Madrid’in de özel yerlerini görme fırsatı bulduk. Ülkenin başkenti Madrid’de; gelenek, tarih, siyaset, sanat ve yemeği birbirinden ayırmak imkansız. Adeta zamanda yolculuk yapmak gibi.

Türkiye’de de seyahat kültürü çok gelişiyor. İnsanlarımız daha bilinçli ve daha farklı arayışların peşinde. Tüketicisini dinleyen işletmeler de bu noktada fark yaratıyor.

9

Etstur’un seyahat ve lezzeti birleştiren Madridde 100 yıllık Restoranlar Turu o nedenle ilgi çekici. Dünya yemek tarihinin en eski restoranları olarak, günümüze kadar gelmiş 12 restoran ve taverna bu turda bir arada. Ortak özellikleri ise; 100 yılı aşmış olmaları. Her biri tamamen yerel malzemeler kullanıyor ve geleneksel Madrid mutfağını uyguluyor. Madrid’e ilk gelişim. Tarihi dokusu, şehircilik anlayışı ile beğendiğim Avrupa şehirleri arasında üst sıralara yerleşti. Tüm bunlara bir de nefis asırlık yemekler eklenince, işte o zaman bunun ismine ziyafet demek bile hafif kalıyor.

2

Mesela, odun ateşinde pişirilmiş süt kuzusu için 1725 kuruluş tarihli Botin’deydik. Burası Guinness Rekorlar Kitabı’na göre dünyanın en eski restoranı olarak geçiyor ve ünlü edebiyatçı Ernest Hemingway’in burada çok sık yemek yediğini de gururla söylüyorlar. Rabo de toro dedikleri ağır pişirilmiş Madrid usulü boğa kuyruğu yemek isterseniz 1827 tarihli Casa Alberto derim. Bir zamanlar ünlü yazar Miguel de Cervantes’in yaşadığı binanın alt katında olan mekan, hala aynı yerinde. La Taberna de Antonio Sanchez 1830 de ise bizi nefis bir Flamenko gösterisi karşıladı. Bu tutkulu insanların isyanını, ahşaba vuran sert adımlarından anlıyorsunuz.

7

İspanya’ya gelip de tapas yemeden olmaz. Deniz ürünleriyle yapılmış nefis tapaslar yapıyorlar. Kızarmış morina balığı için Casa Labra’ya mutlaka gidilmeli.  Güveçte ve harlı ateşte pişirilmiş karidesler için Casa Del Abuela. Pazar günü dönüşümüzden önce Bodega de la Ardosa 1892’de meşhur İspanyol omleti tortilla’nın da tadına baktık elbette. Patates ve yumurtadan oluşan bir geleneksel lezzet bizim damak tadımıza da çok uygun. Bütün bunlar geleneği çok eskilere dayanan özel lezzetlerden sadece birkaçı… Ben buna, daha ziyade kaçırılmaması gereken bir deneyim adını veriyorum.

8

İspanyol edebiyatının kalbi niteliğinde olan, ünlü yazar ve ressamların buluşma adresi, elmalı payı ile ünlü Cafe Gijon 1888; kral ve kraliçelerin, devlet başkanlarının özel odalarda kapalı kapılar ardında, yemeklerinin keyfini çıkarırken, diplomatik sırları konuştukları, geleneksel işkembe callas’ı ile ünlü Lhardy 1839; Casa Pedro 1702,  Malacatin 1895, Posada de La Villa 1642, La Taberna de Antonio Sanchez 1830 ve son olarak Casa Ciriaco 1887 ise listedeki diğer mekanlar…

4

Meraklı olanlar için bu turu 18-22 Kasım tarihleri arasında Gezgin Şefimiz, Son Mastori İnci Özay Hatipoğlunun mihmandarlığında gerçekleştiriyoruz. Tur programının bütün ayrıntıları etstur.com’da.  Bir an önce rezervasyonunuz yaptırın. Tadı damağınızda, aklınız Madrid sokaklarında kalacak.
lets-go-ara-benner-825x220Selin Sinangil
Etstur / Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü

Yorumlar