Geçtiğimiz hafta, Etstur’un “Mustafa Seven ile Sokak Fotoğrafçılığı” temalı turları için Paris’e gittik. Uzak Doğu kültürünü benimsemiş biri olarak Paris denince aklıma hep bir burjuva tatil yeri gelirdi. Çünkü çevremde Paris’e giden herkesten sanki sözleşmişlercesine gidilmesi gereken mağazaları, yenmesi gereken tatlıları duymaktan içim sıkılmıştı. Ama Etstur “Mustafa Seven ile Sokak Fotoğrafçılığı” adı altında öyle güzel bir program oluşturmuş ki… Dinlediğiniz Paris’i unutun derim. Ne zaman “Tamam çok fotoğraf çektim. Daha çekmem” dediğimde kendimi deklanşöre basarken buldum. Sayısız fotoğraf çektim. Şimdi resimleri teker teker incelerken keşke biraz daha çekseydim diyorum.
paris

Çok seyahat eden biri olarak Etstur’un rehberi Tolga Kaptanoğlu kadar da donanımlı başka bir rehber tanımadım. Tolga’ya bir şey sor sana tarihçesini anlatsın. Ağzın bir karış açık, dinle. Bildiğin ayaklı kütüphane. Ben akşam ne yediğimi bile unuturken bu adamın bu kadar şeyi kafasında nasıl tutabildiğine hala aklım ermiş değil. Bundan sonraki tüm tatil programlarımı ona sormadan yapmam artık. Mustafa Seven ise tam bir fotoğraf hastası… Paris’te fotoğraf seminerinde onu dinlerken bildiğim birçok şeyin aslında ne kadar eksik olduğunu bir kez daha anladım. Bizim bu zamana kadar yaptığımız ‘şipşakçılık’ onun yaptığı ise ‘fotoğrafçılık’mış. Hikaye peşinde olmak, yürürken arkasında da bir hikayenin olduğunu bilmenin önemini, bu seminerde daha iyi anladım.
paris

Garen Bulur ve Selin Sinangil. Etstur’un gülen yüzleri. Hele Garen, her eve lazım insanlar vardır ya. İşte aynen öyle. Hastalanırsın yanında ilacı vardır. Karnın acıkır çantasında mutlaka yiyecek bir şeyler bulunur. Yani anlayacağınız tam teşekküllü bir hastane, bir süper market gibi… Girmediğimiz sokak, görmediğimiz cadde kaldı mı bilmem. Dünyaca ünlü Eyfel Kulesi’nin gece görüntüsü muhteşemdi. 4. günün sonunda çıkıp indiğim merdiven basamağı sayısı; 1.388… Notre Dame Katedrali’nin çan kulesine çıkmak, sadece 320 basamak… Benim için unutulmaz anlardan biriydi. 4 günlük tatil boyunca tam 1.388 basamak çıkıp inerek bir rekora imza attım. Buna Zafer Anıtı da dahil.
paris (5)

Paris’te görmeniz gereken yerler bununla da bitmiyor tabii. Louvre Müzesi, Fransız İhtilâli’nden sonra 1793 senesinde, Fransa’da açılan ilk devlet müzesi. Paris’te bulunan bu müze, emsalleri arasında en ünlülerinden. Mutlaka gidip görülmeli. Birkaç restoran ve kafe yazmadan da geçmemek lazım. Hepsi birbirinden şık ama benim aklım da kalbim de Mavi Tren’de, Fransızcası ile Le Train Bleu’de kaldı.
paris (9)Paris’teki Gare de Lyon Tren Garı’nda bulunan bir restoran. Ortam son derece şık, sakin ve zarif. Her bir metrekaresi buram buram tarih kokuyor. Çevreyi incelemekten masaya konsentre olmak o kadar zor ki… Biraz pahalı bir restoran. Buraya özel kutlama veya evlilik teklifi için gelmenizi öneririm. Çünkü ortam hem romantik hem de çok özel. Kalbim Paris’te kaldı…

Suna Akyıldız
Posta Gazetesi

Yorumlar