Biraz mavi biraz da beyaz… Biraz lezzet, çokça huzur… Henüz dolmayan Ege sokakları ve o sokakları dolduran enfes tatlar… Bir yanda hızla akan Alaçatı hayatı diğer yanda bu hıza inatla kapı önüne kurulan masalarda oturan, zamanın hızına hiç bulaşmayan sımsıcak Ege halkı… Alaçatı bu yaz yine bir başka, hem de bambaşka!

Bu yıl “Bahar geldi, geliyor” derken bir türlü kapımızı çalmayan ilkbaharın ayağına kendim gitmeye karar verip düştüm Alaçatı yollarına… Hazır Alaçatı Ot Festivali zamanı da bu yıl erkenden geldiğine göre Alaçatı’nın acelesine ortak olmak gerek sonuçta…

lets-go-825x600-1

Alaçatı halkı, her yıl nisan ayında yapılan festivalin bu yıl marta denk gelmesinden dolayı biraz sitemli olsa da havanın zaman zaman yağmurlu olması benim işime geldi diyebilirim. Henüz dolmayan Alaçatı sokakları, her zamankinden daha büyüleyiciydi çünkü. Fırsat bu fırsat deyip taze çiçeklerle donanan sokakları gezmeden önce kendime enfes bir kahvaltı ısmarladım. Fakat ne kahvaltı!

Demlik Cafe ismini henüz duymamış olanlarla bu muhteşem mekanı hemen tanıştırayım. Burası Alaçatı Çamlık Yolu üzerinde yer alan sımsıcak bir kafe… İçeride muhteşem bir bahçe ve birbirinden enfes tatlar var! Hatta kendilerine özel öyle bir kıymalı börekleri var ki parmaklarınızı yemeniz garanti! Mekanın sahiplerinden Ayşegül Hanım, çocukluğunun geçtiği bahçeyi eşiyle birlikte sımsıcak bir kafeye çevirmiş, içine de enfes bir kahvaltı menüsü eklemiş. Alaçatı’nın meşhur kahvaltısının yanına bir de kendi özel böreklerini dahil etmiş. Aslında kış boyu yalnızca hafta sonu hizmet veren Demlik Cafe, Alaçatı Ot Festivali nedeniyle kapılarını tamamen açmaya başlamış. Ben de sezonun ilk gününe denk geldiğim için Ayşegül Hanımların ilk misafiri olma şansını yakaladım.

lets-go-825x600-4

Demlik Cafe’de kahvaltının tadı bir başka, muhteşem acuka’yı deneyin derim…

Kahvaltıları fazlasıyla zengin olunca böreklerini denemeyi başka bir zamana bırakmıştım ki Ayşegül Hanım dumanı üstünde tüten böreği masama bıraktı. Meğer sezonun ilk günü olması sebebiyle bütün aile Demlik’te toplanmış. Ailesi için hazırladığı börekten bana da ikram etmek istemiş. Ne yazık ki İstanbul’da karşılaşamadığımız bu samimiyet karşısında mahcup olmadım değil. Ama tüm aile öyle samimiydi ki bu jeste karşılık vermeden duramadım. Üstelik o böreğin tadına bakmasaydım Demlik Cafe’ye fazlasıyla haksızlık yapmış olurdum. Masamdaki çeşit çeşit kahvaltılıkların her biri ayrı lezzetli olsa da acukanın tadı, tıpkı Demlik’in böreği gibi unutulmazlar arasına şimdiden girdi benim için. Demlik lezzetleri hakkında ne söylesem az. Şimdi, yaza tekrar uğrayacağıma dair kendime söz verip Alaçatı’nın rengarenk sokaklarını keşfe çıkma zamanı!

lets-go-825x600-2

Demlik Cafe’nin spesiyali enfes kol böreği…

Alaçatı Ot Festivali’nin ilk sabahı olması ve yağmurlu hava nedeniyle Alaçatı’nın en güzel haliyle tanıştım diyebilirim. Pek çok dükkan, restoran ve otel, sezonun ilk gününü yaşadığından herkeste bir koşuşturmaca… Bu hava, benim de işime geldi. Yolun nereye gittiğine aldırış etmeden kendimi rüzgarın yönüne bıraktım ve renkli sokaklara doğru yürümeye başladım. Damla sakızı kokusunun eşlik ettiği Alaçatı sokakları, birbirinden şirin mekanlarla dolu. Bir zamanlar bataklık olan kentin, şimdilerde güzeller güzeli bir tatil kasabası olması ise takdire şayan! Bataklığın kurutulma çalışmasında büyük rol oynayan Rumların kente miras bıraktığı şirin evler ise Alaçatı’nın enfes atmosferinin en renkli parçası… Mavi beyaz evler, rengarenk kapılar ve pencere önüne kurulmuş masalar… Tüm bunlar bir araya gelince bu 3 günlük Alaçatı tatilinin sandığımdan daha renkli geçeceğine ikna oldum.

Girmediğim sokak arası, kapısından geçmediğim mekan ve dükkan kalmadığında ise Alaçatı’nın meşhur sakızlı muhallebisini denemek için kentin ünlü tatlıcısı İmren Han’ın kapısını çaldım. Alaçatı’nın havasından mıdır, suyundan mı bilinmez, burada yediğim-içtiğim her şey bir harika! İmren Han’ın sakızlı muhallebisi ise bir bambaşka. Eğer yolunuz düşerse mutlaka uğrayın, muhallebi yanına sakızlı Türk kahvesi söylemeyi de ihmal etmeyin. Mis kokulu tatlılarla vedalaştıktan sonra ise benim gibi Hacımemiş’e doğru yol alın.

lets-go-825x600-5

Sakızlı muhallebi ve sakızlı Türk kahvesinin tadı damaklarınızda iz bırakacak…

Alaçatı’ya geliş sebebim Ot Festivali olsa da ilk gün ne yazık ki yağmur sebebiyle tezgahlar kurulmadı. Ancak bu yağmur beni durduracak değil! Alaçatı böyle güzelken yerimde dursam olmaz diyerek kenti biraz daha dolaşmaya karar verdim ve son yılların ünlü Alaçatılısı Hacımemiş Sokağı’nı keşfe başladım. Etrafta birbirinden renkli onlarca mekan var. Ancak bana sorarsanız en güzeli hala Dutlu Kahve… Alaçatı’nın en gözde mekanlarından olmasına rağmen sımsıcak atmosferini hala koruyor bence.

lets-go-825x600-3Alaçatı hakkında anlatacak çok şeyim var elbet. Ancak hepsini yazıp büyüyü kaçırmak istemiyorum. Festival günlerinden aklımda kalanları ise tabii ki anlatacağım. Bu arada hala deneyemediğim mekanlar da olmadı değil. Ama dert de değil, bu yaz gidilecek yerler listeme Alaçatı’yı yeniden yerleştirdim çünkü…  Bu arada biliyorum, yazın gelmesine hala zaman var ama benim de bir süreliğine Alaçatı anılarımı tazeleyecek yüzlerce fotoğraf karem var!

Etstur Otelleri’nde yerinizi hemen ayırtın, Alaçatı Ot Festivali’ni kaçırmayın!

Nilay Kaya 

Yorumlar