Durmayan korna sesleri, aşırı derecede yüklenmiş, binicinin bile gözükmediği bisikletler, caddelerde yatan inekler, çöpleri karıştıran boğalar, trafikte önünüzde seyreden bir fil, toza toprağa bulanmış bir deri bir kemik çilekeşler, sizinle fotoğraf çektirmek isteyen insanlar, para, şeker, kalem isteyen çocuklar, çiçek satıcıları, kuyumcular, rikşa şoförleri, çaycılar, seyyar yiyecek arabaları, kollarda dizi dizi altınlar, rengarenk sariler, simsiyah pala bıyıklar, altın dişler, hızmalar, bir saniye bile durulmayan bir hareket, bir devinim, bir kaos hali!
Ve tam olarak tüm bu karmaşa artık bana fazla derken karşınıza çıkan bir gülümseme…

racastan

Fotoğraf: Bilge Aknam

Hindistan’a direnmek, anlamsızdır.
Adeta bir bataklık gibi; ona karşı geldikçe daha derine çeker.
Kendini kaosa teslim ettiğindeyse çamurda açan lotus çiçekleri birer birer kendini gösterir.
Om mani padme hum.

Racastan, Hindistan’ın kuzey batısında yer alan bir eyalet. Çöl iklimi ve kültürünü yaşayan Racastan, racaların yani kralların diyarı. Ayrıca dünyadaki tüm Roman halkının bu bölgeden geldiği söyleniyor. Racastan, renkler, kokular, bol baharatlı yemekler, mimari eserler, tapınaklar, minyatür sanatı, kukla dansı ve müzikle dolu bir bölge.

racastan (3)

Fotoğraf: Arşiv

1. Agra ve Taj Mahal

Agra, dar ve kalabalık sokakları, üzerinde çocukların uçurtma uçurduğu Taj Mahal manzaralı terasları ve yıl içerisinde ağırladığı binlerce turistiyle son derece hareketli bir şehir. Agra’yı bir cazibe merkezi haline getirense elbette dünyanın yedi harikasından biri olan Taj Mahal. Açık mavi bir gökyüzüne asılı kalmış bir damla gözyaşına benzeyen Taj Mahal, ölümsüz bir aşkın mermer ve değerli taşlarla vücut bulmuş hali. Taj Mahal’i rahatça gezmek ve fotoğraflarda sabah ışığını yakalamak için sabahın erken saatlerinde sıraya girmeniz gerekiyor. Giriş kuyruğu kadınlar ve erkekler olarak ikiye ayrılıyor. Son derece sıkı bir biçimde korunan Taj Mahal’e başta yiyecek ve içecek olmak üzere pek çok şeyi sokmak yasak. Onlarca ağaç ve bitkiyle donanmış geniş bir bahçeden geçtikten sonra Taj binasına giriliyor. Taj binasında ayakkabı giyilmiyor. Yanınızda ufak bir fener götürürseniz, binanın duvarlarına bezenmiş milyonlarca değerli ve yarı değerli taşı daha yakından görebilirsiniz.

racastan (8)

Fotoğraf: Bilge Aknam

2. Pembe Şehir: Jaipur

Racastan eyaletinin başkenti Jaipur, ‘Pembe Şehir’ olarak biliniyor. Eski şehri çevreleyen duvarlar, kente pembe sıfatını veren x taşlarıyla örülmüş. Jaipur insana, bambaşka bir dünyaya, bambaşka bir zaman dilimine adım attığını düşündürüyor. Jaipur’da görülmesi, gezilmesi gereken o kadar çok şey var ki: Amber Kalesi, muhteşem mimarisi ve vitraylarıyla Hawal Mahal binası, dünyanın en eski astronomi merkezlerinden biri olan Jantar Mantar, onlarca maymuna ev sahipliği yapan Maymun Tapınağı bunlardan yalnızca birkaçı. Şehirde görülmesi gereken yerler için belli bir ücret karşılığı tek bir bilet almak mümkün. Jaipur’un el baskısı giysiler, gümüş takılar ve rengarenk kumaşlarla dolu çarşıları içinizdeki alışveriş canavarını dışarı çıkarmak için ideal.

racastan (9)

Fotoğraf: Bilge Aknam

3. Mavi Şehir: Jodhpur

Racastan eyaletinin en büyük şehirlerinden biri olan Jodhpur, özellikle Mehrangarth Kalesi’nin çevresindeki mavi boyalı evlerinden dolayı “Mavi Şehir” olarak adlandırılıyor. Uçan Tilki anlamına gelen Mehrangart Kalesi, Jodhpur şehrini kuş bakışı izlemek için ideal. Maviye boyalı sokaklarındaki rengarenk giyimli, onlarca din ve kültüre mensup insanlarıyla Jodhpur her anında farklı bir poz veriyor.

racastan (10)

Fotoğraf: Bilge Aknam

4. Bir Tatlı Huzur: Bundi

Büyük şehirlerin kalabalığından ve trafik seslerinden sonra, yapay bir gölün çevresine kurulmuş bu sıcakkanlı kasaba dinlenmek ve huzur bulmak için ideal. Tıpkı Jodphur gibi maviye boyalı Bundi, mimarisi ve sanatıyla ön plana çıkıyor. Teraslı, dar merdivenli, sütunlu, aile yadigarı haveliler, farklı lezzetler ve serinletici içecekler sunan, balkonlarında minderlerde yayılarak dinlenilen kafeler, resim, minyatür gibi işler üreten sanatçılara ait ufak dükkanlar, gülümseyen insanlar, o daldan bu dala atlayan maymunlarıyla Bundi, kafa dinlemek ve Hindistan’ın gündelik hayatına karışmak isteyen gezginler için adeta bir sığınak.

Billge Aknam

Fotoğraf: Bilge Aknam

5. Çölde Bir Vaha: Udaipur

Racastan’ın kimliğini oluşturan çöl iklimi, Pichola gölü çevresine kurulu “beyaz şehir” Udaipur’da değişiyor. Racastan’ın en romantik şehri olarak anılan Udaipur, günün her saatinde bir başka güzelliğe bürünüyor. Son derece turistik bir şehir olan Udaipur’da Pichola Gölü’ne bakan teraslarda bir şeyler atıştırabilir, bir göl turuna çıkabilir ya da yerel halkın yıkandığı ghat’larda oturarak manzaranın tadını çıkarabilirsiniz. Udaipur’da ziyaret edilecek pek çok tapınağın yanı sıra, şehri ve göle tepeden bakan Şehir Sarayı mutlaka görülmesi gereken yerler arasında. Pichola Gölü’nün ortasında, günümüzde beş yıldızlı bir otel olarak hizmet veren Göl Sarayı bulunmakta. Udaipur’da çevreyi dolaşmanın yanı sıra minyatür ya da mutfak dersleri alabilir, şehrin sunduğu çok sayıda spa ve masaj merkezinde Hindistan seyahatinin yorgunluğunu atabilirsiniz.

racastan (11)

Fotoğraf: Bilge Aknam

6. Kutsal Kent: Pushkar

Pushkar’ın kendine has havası, burayı Racastan’ın diğer şehirlerinden ayırıyor. Burası Hinduların pek çok kutsal kentinden bir tanesi ve tüm Hindular hayatları boyunca burayı en az bir kez ziyaret etmesi gerekiyor. Kasaba, Brahma’nın bir nilüfer düşürmesiyle oluştuğu düşünülen kutsal bir gölün çevresinde yer alıyor. Göl kenarında yer alan 52 ayrı ghat’ı ve 400 tapınağıyla Pushkar, günün her anında farklı bir seremoniye, farklı bir ayine ev sahipliği yapıyor.

Gezginlerin de uzun yıllardır uğrak noktası olan Pushkar, kutsallıkla turizmin bir araya geldiği bir kasaba. Onlarca dükkanla dolu Pushkar’da giysilerden baharata, müzik aletlerinden kuyumculara dek, Hindistan’a dair her şeyi bulmak mümkün. Pek çok yabancı, burada toptan alışveriş yaparak aldıklarını satmak üzere ülkelerine gönderiyor. Ancak tüm bu ticaret, kasabanın ruhaniliğine zarar vermiyor: Her an mantralar söyleniyor, mumlar ve tütsüler yakılıyor, tapınaklarda kazanlar içinde süt kaynatılıyor. Pushkar’ı cazibe merkezi haline getiren bir diğer şeyse, Ekim ya da kasım ayında gerçekleştirilen, dünyaca ünlü deve panayırı. Bu dönemde Pushkar, Racastan’ın dört bir yanından gelen onlarca farklı kabileden insanlar, Hindistan’ın dört bir yanından gelen hacılar, dünyanın dört bir yanından gelen turistler ve elbette yüzlerce deveyle doluyor.

racastan (12)

Fotoğraf: Bilge Aknam

7. Renk Festivali Holi

Holi, Hindular tarafından kutlanan dini bir bahar bayramı. Bahar döneminin gelişini kutlandığı festival, belki de dünyanın en renkli kutlaması. Rengarenk toz boyaların havada uçuştuğu, insanların birbirilerini boyadığı ve mutlu Holi dileklerinde bulunduğu festival, Hindistan’ın pek çok yerinde kutlanıyor. Ne var ki, özellikle Jaipur’da oldukça görkemli bir biçimde kutlanan Holi, yabancılar için fotoğraflarda görüldüğü kadar masum değil. Yerel halk bazen kutlamanın neşesine kendilerini fazla kaptırabiliyor. Bir yabancı olarak, toz boyaların, su ve boyayla dolu balonların ve spreylerin ayaklı hedefi haline geliyorsunuz. Bütün bir haftaya yayılabilen festival boyunca, sokaklar ve tapınaklar dakika başı farklı bir renge bürünüyor. Öğle saatlerine doğru sokaktaki boya savaşı yavaş yavaş sona eriyor ve akşam saatlerinde tapınak ziyaretleri başlıyor. Holi günü bir daha giymeyi düşünmediğiniz kıyafetlerinizi giyin, fotoğraf makinası ve diğer elektroniklerinizi güvenceye alın ve eğlenmenize bakın. Unutmayın ki, güvenli bir mesafeden Holi oynayanları izlemeyi seçseniz bile, baştan aşağı rengarenk olacaksınız.

racastan (1)

Fotoğraf: Bilge Aknam

8. Lezzetistan

Hint mutfağı o kadar geniş ve çeşitli ki! Burada kendini kaybetmemek mümkün değil. Önemli olan, farklı lezzetleri tatmaya açık olmak ve denemekten korkmamak. Hint yemeklerinin sindirim sistemini kötü etkilediği, Hindistan’a seyahat eden insanların tuvaletten çıkamayacak kadar hastalandığı söyleniyor. Doğruluk payı yok değil ancak önemli olan yemekleri nerede yediğiniz.

Racastan’ın herbir köşesinde ayrı bir lezzet bulmak mümkün. Sebzeli mantılara benzeyen samosa’lar, pirinç unundan elde edilen bir çeşit krep olan dosa’lar, Tibet mutfağına ait momo’lar, her yerde satılan baharatlı sütlü chai, ayran benzeri bir içecek olan lassi bunlardan yalnızca birkaçı.

 Bilge Aknam

Yazar Hakkında
1984 İstanbul doğumlu. Karşılaştırmalı Edebiyat mezunu. Marmara ve İç Anadolu’da geçen yıllardan sonra şimdi Akdeniz’de yaşıyor. Editörlük, metin yazarlığı ve çeviriler yapıyor. Uzun seyahatlere çıkmayı, gittiği ülkelerde mümkün olduğunca uzun süre kalmayı tercih ediyor. 

Yorumlar