Tarihi veya mitolojik bir efsaneyi drama eşliğinde ortaya koyan müziğin başrolde olduğu bir sahne oyunu opera… Rönesans’ın başladığı Floransa’da atılıyor tohumları ve ilk performansın sergilenmesi o kadar da kolay olmuyor. İlk operayı sahneye koymak için Yunan Trajedisi seçiliyor ve ona eşlik edecek müziğin belirlenmesi uzun tartışmalara yol açıyor. Sonunda Renucci tarafından yazılan, Peri tarafından 1594 yılında bestelenen Dafne adlı eser, sanat çevrelerinde adından bahsettiren ilk opera olmayı başarıyor.
Operanın tarih yolculuğu bu kadar uzunken sergilendiği binaların köklü bir tarihe sahip olması rastlantı değil tabii ki! En az içlerinde sergiledikleri performanslar kadar şahane mimarileriyle de büyüleyen yapıları mercek altına aldık ve hepsi birbirinden ihtişamlı opera binalarını sizin için derledik. İşte en heyecanlı operaların sahnelendiği gösterişli binalar ve ilginç hikayeleri…
Alte Oper Eski Opera Binası, Almanya
Frankfurt’un 19. yüzyıl mimarisi esintilerini üzerinde taşıyan nadir yapılarından biri olan Alte Oper, ilk yıllarında sadece opera gösterileri için kapılarını aralarken günümüzde güçlü konser performansları ve ünlü tiyatrolar için de hizmet veriyor. Tarihi yapının öyle bir hikayesi var ki, Alman halkı için neden bu kadar değerli olduğunu da kanıtlıyor adeta… Alte Oper’in yapımına başladığı yıllarda Frankfurt halkı çok heyecanlanmış ve yapımı için para toplamışlar. Devlet fonundan da alınan destekle beraber 2 bin Mark ile ilk bina inşa edilmiş. Yalnız ne var ki hikayenin sonu biraz hüzünlü. 2. Dünya Savaşı’na giren pek çok ülkenin şehri gibi Frankfurt da savaştan en çok etkilenenlerden biri olmuş ve halkın en sevdiği opera binası bombalanmış. Fakat burada bitmemiş her şey, Frankfurt halkı bu kez 15 milyon mark civarında bir bağış toplayarak Alte Oper’i küllerinden yeniden doğurmayı başarmış. İlk binada Carmina Buruno dahil pek çok ünlü oyunun prömiyeri de yapılmış. Şimdi şehrin en eski yapılarından biri olan Alte Oper için hala Frankfurt’un en değerlisi diyebiliriz.
Viyana Operası, Avusturya
Bir dünya fenomeni olan Viyana Filarmoni Orkestrası’nın ana merkezi Viyana Operası… 1861 yılında başlanan Viyana’nın ilk opera binası olan yapının inşası 1869 yılına kadar devam ediyor. Ünlü opera binasının gösterişli salonlarında ilk olarak Mozart’ın Don Giovanni’si sergileniyor. Üstelik bu kadarla da kalmıyor, pek çok ünlü operanın yolu Viyana Operası’la mutlaka kesişiyor. Fakat bu bina da tıpkı Alte Oper gibi 2. Dünya savaşının ağır yaralarını uzun süre sarmaya çalışıyor. Zorlu bir restorasyondan sonra ise eski şaşaalı günlerine dönmeyi başarmış. Hala pek çok performansın gösterimde olduğu salonlara ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Yılda 100’e yakın opera performansına sahne olan Viyana Operası’na olan ilgi büyük, hatta satışa çıkan biletler öyle hızlı tükeniyor ki yetkililer çareyi ayakta izlemek isteyenlere özel ucuz bilet çıkarma yöntemiyle buluyor.
Sidney Opera House, Avustralya
20. yüzyılın en güzel yapıları arasına girmeyi başaran Sidney Opera House, Danimarkalı ünlü mimar Jørn Utzon’a 2003 Pritzker Mimarlık Ödülü’nü getirmiş. Harika bir kurguyla tasarlanan binanın içerisinde toplam 1000 oda bulunuyor. 2679 koltuklu Concert Hall ve 1547 koltuklu Opera Theatre ise en gösterişli olanları… 1958 yılında yapımına başlanan tiyatronun açılışı 1973 yılına rastlıyor. Yapının mimarı için hüzünlü bir öyküsü de var Sidney Opera House’un… Binanın inşası için düzenlenen büyük çaplı yarışmanın galibi Utzon’un projesi olsa da yapım aşamasında, ilk çizimlerle böyle bir bina inşa edilmesinin imkansız olduğu anlaşılmış. Yapım masrafı nedeniyle halk tarafından büyük bir tartışmaya bile yol açmış o yıllarda opera binası. Ve ardı ardına yaşanan talihsiz olaylar mimarın istifasına yol açmış. Fakat birkaç yıl içinde yapım için gereken tutar toparlanmış ve ortaya muazzam bir yapı çıkmış. Öykünün sonu ise mutlu bitiyor, Avustralya’nın mimari zaferi olan bina, UNESCO Dünya Kültür Mirası’na girmeyi başarıyor.
Juliusz Slowacki Operası, Polonya
Ünlü tasarımcı Jan Zawiejski’nin eseri olan ve barok mimarinin en güzel örneklerinden biri olarak bilinen Juliusz Slowacki Operası, Krakow’un muhteşem Kutsal Ruh Meydanı’nda, opera severleri ağırlamaya başlamasının üstünden uzun yıllar geçse de hala ilk günkü ihtişamını koruyor. Polonya eklektik sanatının en dikkat çekici yapılarından biri olan binaya, ilk inşa edilen yıllarda kısaca Belediye Operası denirken zamanla operayı benimseyen halk tarafından ünlü Polonyalı yazar Juliusz Slowacki’nin ismi verilmiş. Opera binası ‘Genç Polonyalılar’ akımın başladığı yer olarak da biliniyor. Bu akım tarihinde pek çok operayı da beraberinde getiriyor ve bu nedenle sanat çevrelerinde Juliusz Slowacki Operası’na olan ilgi günden güne artıyor.



