İkonik kırmızı otobüsleri, tarihi sarayları, yeşil parkları ve her köşesinde keşfedilecek bambaşka bir kültür… Londra, geçmişin ihtişamıyla bugünün dinamikliğini birleştiren bir dünya şehri! Hadi gel, Londra nasıl bir yer merak ediyorsan Londra’da yapılacak aktiviteleri bizimle birlikte keşfet.
Bugün Avrupa’nın kültür, sanat ve tarih dolu başkentlerinden birine, Londra’ya uzanıyoruz. “Londra nerede?” diye soranlara hemen söyleyelim: İngiltere’nin güneydoğusunda ve Thames Nehri kıyısında konumlanan bu şehir, aynı zamanda Birleşik Krallık’ın da kalbi sayılıyor.
Big Ben’den Buckingham Sarayı’na, Tower Bridge’den Camden Market’a kadar Londra’da gezilecek yerler listesi oldukça uzun! İngiltere Londra gezilecek yerleri merak ediyorsan kemerlerini bağla, kapsamlı bir Londra gezi rehberi seni bekliyor!
1. Buckingham Sarayı

Londra’da gezilecek yerler nereden başlar diye sorarsan ilk durak kesinlikle Buckingham Sarayı olmalı! Birleşik Krallık monarşisinin kalbi olan bu görkemli yapı hem ihtişamlı mimarisi hem de tarih kokan atmosferiyle kendine hayran bırakıyor. Üstelik eğer kraliçe saraydaysa çatıda dalgalanan Royal Standard bayrağını görebilirsin.
En çok ilgi çeken an ise elbette kırmızı üniformalı askerlerin gerçekleştirdiği nöbet değişimi töreni! Bu gösterişli seremoninin saatleri değişebileceği için gitmeden kontrol etmekte fayda var. Öte yandan Devlet Odaları gibi bazı bölümler yılın belli dönemlerinde ziyaret edilebiliyor ve rehberli turlarla keşfedilebiliyor, aklında bulunsun. Buckingham Sarayı’nı 20 Euro’dan başlayan giriş ücretiyle 09.30 ve 17.30 arası ziyaret edebilirsin.
2. Big Ben
Londra konumunda yapılacaklar arasında Big Ben’i atlamak olmaz! Aslında pek çok kişi “Big Ben” derken kuleyi kastediyor, ama gerçek Big Ben Westminster Sarayı’nın kuzey ucundaki o ünlü 13 tonluk çanın ta kendisi! Kule ise 96 metre yüksekliğiyle şehrin dört bir yanından görülebilen ikonik bir yapı.
UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan bu saat kulesi yüzyıllardır Londra’nın zamanını simgeliyor. Eğer kuledeki ışık yanıyorsa bil ki parlamentoda oturum var! Günümüzde ziyarete kapalı olsa da Big Ben’e dışarıdan bakmak ve önünde fotoğraf çekmek bile bu deneyimi unutulmaz kılıyor.
3. Westminster Sarayı (Parliament House)

Londra’da ne yapılır merak ediyorsan baş sıralarda Westminster Sarayı yani Parlamento Binası’nı ziyaret etmek yer alıyor. Birleşik Krallık Parlamentosu’nun iki kanadı olan Avam ve Lordlar Kamarası burada konumlanıyor. Thames Nehri kıyısındaki bu dev neogotik yapının tarihi ise yangınlar ve yeniden inşalarla dolu.
UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan sarayın içini rehberli turlarla gezebilir, siyasi sürece yakından tanık olabilirsin. Kraliyet Salonu ve tarihi salonda aklına kazınacak şaşırtıcı kurallar bile var! Westminster Sarayı’nı 19 Euro’dan başlayan giriş ücretiyle 09.00 ve 17.00 arası ziyaret edebilirsin.
4. Tower Bridge
Londra’nın meşhur yerleri arasında ilk akla gelenlerden biri de hiç şüphesiz Tower Bridge! Thames Nehri üzerinde yükselen bu ikonik köprü, Viktorya Dönemi mühendisliğinin adeta yaşayan bir anıtı. Açılır kapanır mekanizması ve iki katlı yapısıyla kendine hayran bırakan bu köprünün üst katındaki cam zeminli yürüyüş yolunda yürümek cesaret işi!
İçindeki sergide köprünün tarihi ve işleyişi anlatılıyor, kulelere çıktığında ise seni Londra haritası gibi ayaklarının altına seren manzaralar bekliyor. Londra tarihi yerler denince olmazsa olmaz bu köprü kesinlikle rotana eklenmeli! Tower Bridge’i 16 Euro’dan başlayan giriş ücretiyle 09.30 ve 18.00 arası ziyaret edebilirsin.
5. Tower of London (Londra Kalesi)
Londra’da görülmesi gereken yerler listesinin baş tacı: Tower of London! Thames Nehri kıyısında yer alan bu etkileyici kale, “Londra’nın neyi meşhur?” diye soranlara tarih dolu bir yanıt oluyor.
Bir zamanlar kraliyet sarayı, zindan, silah deposu hatta hayvanat bahçesi olarak hizmet veren bu yapı, günümüzde UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor. İçerideki Kraliyet Mücevherleri Koleksiyonu İngiliz monarşisinin şaşaasını sergiliyor. Beefeaters (Yeomen Warders) adı verilen geleneksel muhafızlar eşliğinde yapılan turlar sayesinde tarihe adım atar gibi hissedeceksin! Londra Kalesi’ni 35 Euro’dan başlayan giriş ücretiyle 09.00 ve 17.30 arası ziyaret edebilirsin.
6. London Eye
Londra’da nereye gidilir diye soranlara verilecek en net cevaplardan biri de kesinlikle London Eye! Thames Nehri kıyısında yükselen bu devasa dönme dolap, Londra’nın silüetinin olmazsa olmaz ikonik yapılarından biri.
Avrupa’nın en büyük dönme dolabı unvanına sahip London Eye, 135 metre yüksekliği ve 32 kapsülüyle şehri yukarıdan izlemek isteyenler için harika bir deneyim sunuyor. Yaklaşık 30 dakika süren dönüş boyunca Big Ben, St. Paul Katedrali ve Tower Bridge gibi Londra’da görülmesi gereken yerleri kuşbakışı izleyebilirsin. Hele bir de gün batımında bindiysen, tadından yenmez! London Eye’ı 29 Euro’dan başlayan giriş ücretiyle 11.00 ve 18.00 arası ziyaret edebilirsin.
7. British Museum

British Museum insanlık tarihinin milyonlarca yıllık mirasını barındıran devasa bir hazine gibi! Her gün 10.00 ve 17.00 saatleri arasında ücretsiz gezebileceğin bu müzede Antik Mısır’dan Rosetta Taşı ve mumyalara, Antik Yunan’dan Parthenon heykellerine kadar birçok paha biçilmez eser seni bekliyor.
Müze ziyaretinin öncesinde, zaman kaybetmemek adına online rezervasyon yaptırabilirsin. Bu arada, British Museum öyle yarım saatte gezebileceğin bir müze değil, bu yüzden bol bol zaman ayırmana fayda var. Hatta hızlıca gezmek isteyenler için özel rotalar da mevcut.
8. Westminster Abbey
Westminster Abbey İngiliz kraliyet tarihinin kalbi niteliğini taşıyor. Gotik mimarisiyle büyüleyen bu tarihi yapı; taç giyme törenleri, Prens William ve Kate Middleton’ın düğünü gibi önemli anlara ev sahipliği yapıyor. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde olan Abbey, Isaac Newton ve Charles Darwin gibi büyük isimlerin mezarlarını ve Şairler Köşesi’ni keşfetmek için harika bir durak. Westminster Abbey 30 Euro’dan başlayan giriş ücretiyle 09.30 ve 15.30 arası ziyaret edilebiliyor.
Unutmadan, Londra İngiltere gezisi öncesi Etstur farkıyla Londra uçak bileti fiyatlarını inceleyebilir, bütçene uygun bir seçim yaparak tatil keyfini ikiye katlayabilirsin!
9. The National Gallery
Londra’da nereler gezilir diye düşünüyorsan Trafalgar Meydanı’nda yer alan The National Gallery tam sana göre! 13’üncü yüzyıldan 20’nci yüzyıla uzanan 2 bin 300’den fazla tabloyla dolu bu müzede; Van Gogh, Leonardo da Vinci, Rembrandt ve Botticelli gibi devlerin eserlerini yakından görebilirsin.
Üstelik kalıcı koleksiyonu keşfetmek ücretsiz! Sanata doyacağın bu mekan Londra’nın en sevilen duraklarından biri. Sanat dolu bir gün planlamak için hemen The National Gallery’nin yolunu tutabilirsin! The National Gallery’yi 10.00 ve 18.00 arası ziyaret edebilirsin.
10. St. Paul Katedrali
Londra’da neler yapılır sorusunun bir diğer cevabı da St. Paul Katedrali’ni keşfetmek. Bu katedral barok mimarisi ve görkemli kubbesiyle şehre zarafet katıyor. Kraliyet düğünleri ve önemli cenaze törenlerine ev sahipliği yapmasıyla da tarihi önemi büyük.
İçindeki “Fısıltı Galerisi” ise tam bir akustik mucizesi; öyle ki en ufak sesleri karşı duvardan bile duyabilmek mümkün! Ayrıca katedrale çıkarak Londra’nın büyüleyici panoramasını da izleyebilirsin. Hem tarih tutkunları hem de eşsiz manzara isteyenler için kaçırılmayacak bir durak! St. Paul Katedrali 23 Euro’dan başlayan giriş ücretiyle 08.00 ve 16.30 arası ziyaret edilebiliyor.
11. Trafalgar Meydanı
Londra’nın merkezinde yer alan Trafalgar Meydanı, şehrin enerjisini en iyi hissedebileceğin noktalardan biri. Meydanın tam ortasında yükselen Amiral Horatio Nelson Anıtı ve etrafındaki heybetli aslan heykelleri adeta şehri selamlıyor. Etrafını saran binalar arasında en dikkat çekeni ise National Gallery.
Trafalgar Meydanı sadece tarihi bir alan değil, yılbaşı kutlamalarından kültürel etkinliklere, protesto yürüyüşlerinden sokak sanatçılarına kadar şehrin nabzını tutan unsurlara ev sahipliği yapıyor. Bu arada, Trafalgar Meydanı’nda güvercin beslemek yasak. Ziyaret etmeden önce bu kuralı göz önünde bulundurmanı öneriyoruz.
12. Hyde Park
Londra’da gezilecek yerler listesi yaparken doğayla iç içe bir mola vermek istiyorsan Hyde Park mutlaka radarında olmalı. Şehrin tam kalbinde yer alan bu devasa yeşil alan, yürüyüş yolları, Serpentine Gölü’ndeki tekne turları ve geniş çim alanlarıyla ferah bir atmosfer sunuyor.
Diana Anıt Çeşmesi huzur arayanların uğrak noktası. Park yaz aylarında açık hava konserlerine, kışın ise rengarenk Winter Wonderland etkinliğine ev sahipliği yapıyor. Bisiklet sür, gölde kürek çek ya da sadece güneşin tadını çıkar… Hyde Park her ruh haline uygun seçenekler sunuyor!
13. Covent Garden
Londra’nın meşhur yerleri arasında başı çeken Covent Garden, geçmişin dokusunu bugünün enerjisiyle harmanlayan büyüleyici bir durak. Zamanında manastır bahçesi ve meyve-sebze pazarı olan bu alan, bugün el yapımı ürünler sunan tezgahları ve butik dükkanlarıyla göz kamaştırıyor.
Sokak müzisyenlerinin canlı performansları atmosferi bambaşka hale getiriyor. Damaklarda iz bırakan lezzet durakları ve Royal Opera House gibi kültür noktaları da burada! Covent Garden özellikle yılbaşı döneminde ışıl ışıl süsleniyor ve tam bir kartpostal köşesine dönüşüyor.
14. Piccadilly Circus
“Londra’nın en ünlü mekanları” listesinin en dinamik rotalarından biri: Piccadilly Circus! Burası; dev LED ekranları, dolu dizgin kalabalığı ve etrafındaki tiyatro salonlarıyla adeta Times Square’in Londra versiyonu gibi. Meydanın tam ortasında yer alan ve Anteros’u temsil eden ama halk arasında Eros Heykeli olarak bilinen heykel popüler bir buluşma noktası olarak kabul ediliyor. Çevresinden West End tiyatrolarına, alışverişin kalbi Regent Street’e ve eğlence dolu Leicester Square’e yürüyerek ulaşmak mümkün. Piccadilly Circus gündüz cıvıl cıvıl, gece ise ışıklar altında büyüleyici sahneler sunuyor!
15. Tate Modern

Tate Modern, özünde eski bir elektrik santralinden dönüştürülen bir modern sanat galerisi. Hem mimarisiyle hem de koleksiyonlarıyla ziyaretçileri büyülüyor. Pablo Picasso, Salvador Dalí ve Andy Warhol gibi efsane isimlerin eserlerine burada rastlamak mümkün. Müzenin kalıcı koleksiyonları ücretsiz gezilebiliyor, bu da sanata ulaşımı kolaylaştırıyor. Thames Nehri kıyısında yer alan Tate Modern, St. Paul Katedrali manzaralı terasıyla da bonus manzara sunuyor. Dönemsel sergiler ve yaratıcı enstalasyonlarla sıkılmak imkansız. Anlayacağın sanatla dolu bir Londra günü için Tate Modern harika bir durak!
16. Natural History Museum (Doğa Tarihi Müzesi)
Sırada hem çocuklar hem de yetişkinler için unutulmaz bir deneyim sunacak bir durak var: Natural History Museum! Gotik tarzda inşa edilmiş bu büyüleyici yapı, dev dinozor iskeletleri, mavi balina modeli ve milyonlarca fosil ile adeta bir bilim cenneti.
İçeride 80 milyondan fazla eser bulunuyor, interaktif bölümler ise özellikle çocuklu aileler için çok keyifli. Müze yılın her günü 10.00 ve 17.50 saatleri arasında açık ve kalıcı koleksiyonları gezmek tamamen ücretsiz! Kış aylarında kurulan buz pateni pistiyle de eğlence katlanıyor.
17. Victoria and Albert Museum (V&A)
Londra turistik yerler arasında sanata ve tasarıma ilgi duyanların bayılacağı bir adres: Victoria and Albert Müzesi! Kraliçe Victoria ve Prens Albert onuruna kurulan bu müze, tam 5 bin yıllık bir tasarım ve el sanatları koleksiyonuna ev sahipliği yapıyor. İçindekiler; moda, seramik, mücevher, mobilya, fotoğraf ve tiyatro dekorları gibi birçok alanı kapsıyor.
Üstelik Michelangelo ve Leonardo da Vinci gibi devlerin eserlerini burada görmek mümkün. Hatta Bellini’nin meşhur Fatih Sultan Mehmet portresi de bir dönem burada sergilendi! Kalıcı sergiler ücretsiz, tasarım meraklıları için de kesinlikle ilham verici bir keşif rotası.
18. Science Museum (Bilim Müzesi)
Science Museum yani Bilim Müzesi, Londra ziyaretinde mutlaka uğraman gereken rotalardan biri. Bilim ve teknoloji tutkunlarını büyüleyen bu müze, 300 binden fazla objelik koleksiyonuyla dünyanın en kapsamlı bilim müzelerinden biri olarak kabul ediliyor.
Buhar makinelerinden uzay roketlerine, tıp tarihinden yapay zekaya kadar uzanan sergileriyle her adımda görenleri büyülüyor. Ay taşına dokunabileceğin uzay galerisi, havacılığa dair efsanevi uçaklar ve çocuklar için özel etkileşimli bölümleriyle herkes için keyifli bir keşif alanı sunuyor. Üstelik müzeye giriş tamamen ücretsiz! Bilim Müzesi’ni 10.00 ve 18.00 arası ziyaret edebilirsin.
19. Notting Hill

Londra ziyaretinde ruhu en renkli semtlerden biri olan Notting Hill mutlaka planında yer almalı. Pastel boyalı evleri, çiçekli balkonları ve fotoğraflık sokaklarıyla bu semt romantik bir Londra günü için biçilmiş kaftan. Özellikle cumartesi günleri kurulan Portobello Road Market, antikadan sokak lezzetlerine kadar her şeyi barındırıyor.
Hugh Grant ve Julia Roberts’ın meşhur filminden hatırlarsan burası zaten kalplere taht kurmuş bir lokasyon! İster vintage butiklerde kaybol itersen de şirin kafelerde mola ver… Notting Hill ziyaretinin hayal kırıklığı yaratmayacağından eminiz! Eğer ağustos ayında yolun düşerse Notting Hill Karnavalı’nın enerjisine kapılmanı tavsiye ederiz.
20. Camden Town
Londra’nın alternatif ruhunu iliklerine kadar hissetmek isteyenler için Camden Town tam bir keşif rotası! Renkli grafitilerle süslü sokakları, sıra dışı vitrinleri ve her köşesinde karşılaşabileceğin sürpriz sanat detaylarıyla burası klasik rotaların çok ötesinde.
Popüler marketleri; vintage kıyafetlerden el yapımı takılara, Asya sokak lezzetlerinden vegan tatlılara kadar geniş çapta seçenekler sunuyor. Anlayacağın burası sadece bir pazar değil, aynı zamanda eşsiz bir kültür deneyimi sunuyor. Punk ve rock müziğin efsane isimleriyle anılan Camden ise müzik tarihine tanıklık etmek isteyenler için unutulmaz bir durak.
21. Borough Market
Londra’nın en eski ve en sevilen pazarlarından biri olan Borough Market hem yerel halkın hem de turistlerin uğrak noktası niteliğinde. London Bridge İstasyonu’nun hemen yakınında bulunan bu pazar bin yılı aşkın geçmişiyle şehrin gastronomik tarihinde önemli bir yer tutuyor.
Taze meyve-sebzeden organik ürünlere, dünya mutfağından İngiliz lezzetlerine kadar çok geniş bir yelpaze sunan Borough Market, özellikle sokak yemekleri kısmında adından fazlasıyla söz ettiriyor. Borough Market’i 10.00 ve 17.00 saatleri arasında ücretsiz ziyaret edebilirsin.
22. The Shard
Londra’nın modern simgelerinden The Shard, tam tamına 310 metre yüksekliğiyle Avrupa’nın en etkileyici gökdelenlerinden biri. Renzo Piano’nun harika tasarımı şehri her köşesinden görünür kılıyor. En üst katta “View from the Shard” seyir terası var, buradan Londra’yı 360 derece kuşbakışı izlemek tam bir görsel şölen! İçindeki Michelin yıldızlı restoranlar ve şık alışveriş alanları da cabası…
Gün batımında ya da gece ışıkları altında manzara öyle büyüleyici ki burayı ziyaret etmek senin için kesinlikle unutulmaz bir deneyim olacak, bize güven! Gökdeleni 11.00 ve 19.00 saatleri arasında 28,30 Euro’ya ziyaret edebilirsin.
23. Soho
Londra’nın en enerjik köşelerinden Soho; 24 saat canlı kalan eğlence hayatı, restoranları, galerileri ve butik mağazalarıyla dikkat çekiyor. Piccadilly Circus ile Oxford Street arasında yer alması da West End tiyatrolarına kolay erişim sağlıyor. Chinatown’a olan yakınlığı ise Soho’yu dünya mutfaklarını tadabileceğin harika bir lezzet rotasına dönüştürüyor. Dar sokakları, tarihi eğlence noktaları ve özgün vitrinleriyle Soho’nun kendine özgü bir havası mevcut. Ünlü müzik gruplarının ilk konserlerini verdiği bu semt, Londra’da görülmesi gereken yerler arasında kesinlikle öne çıkıyor!
24. Oxford Street
Londra’nın kalbinde yer alan Oxford Street, yaklaşık 2,5 kilometrelik uzunluğuyla Avrupa’nın en büyük alışveriş caddelerinden biri. Ünlü markaların amiral mağazaları, binlerce ürünü ve renkli vitrinleriyle alışveriş tutkunlarının vazgeçilmez adresi olan Oxford Street, yılbaşı süslemeleri ve sezon indirimleriyle de keyifli bir alışveriş deneyimi sunuyor. Hafta sonları kalabalık olabileceği için sabah erken saatlerde gitmek daha doğru olabilir. “Londra’da nereler gezilir?” diye sorarsan alışveriş ve eğlenceyi bir arada sunan Oxford Street mutlaka listenin başında yer almalı!
25. Regent’s Park
Londra’nın kuzeybatısında yer alan ve Galler Prensi 4’üncü George’un adını taşıyan Regent’s Park, şehrin en düzenli ve göz alıcı peyzajlarından biri. Geniş çim alanları, sakin göleti ve özellikle yaz aylarında açan rengarenk gülleriyle Queen Mary’s Gardens da doğa tutkunlarının favorisi.
Parkta açık hava tiyatrosunda Shakespeare oyunları sahneleniyor. Yakındaki Primrose Hill ise Londra manzarasını izlemek için harika bir nokta. Eğer hesaplı Londra turları ilgini çekiyorsa rotasında Regent’s Park’ın da yer aldığı alternatifleri tercih edebilirsin.
26. Greenwich Kraliyet Gözlemevi
Greenwich Kraliyet Gözlemevi, Londra’nın Greenwich semtinde ve dünya saat dilimlerinin başladığı sıfır meridyen çizgisinin tam üstünde yer alıyor. Gözlemevinin içinde astronomi tarihine dair sergiler, dev teleskoplar ve bilim insanlarının orijinal çalışma odaları seni bekliyor. Çocuklar için de eğlenceli ve interaktif bölümler mevcut. Tepeden Londra’nın nefis silüetini izlemek ise benzersiz bir deneyim.
27. Shakespeare’s Globe
Shakespeare’s Globe İngiliz edebiyatının dev ismi William Shakespeare’in mirasını yaşatmak için aslına uygun şekilde yeniden inşa edilmiş harika bir tiyatro. Orijinal yapı uzun zaman önce yanmış olsa da burası Elizabeth Dönemi tiyatrosunun en güzel örneklerinden biri olarak dimdik ayakta.
Burada hem tiyatro gösterileri düzenleniyor hem de müze olarak ziyaretçilere açılıyor. Turlar sırasında sahne arkası, kostümler ve dekor atölyeleri gibi detayları keşfedebilirsin. Yaz aylarındaki açık hava oyunları ise Shakespeare’in dünyasına bambaşka bir kapı aralıyor, mutlaka deneyimle!
28. Kensington Sarayı
Kensington Sarayı, Kensington Bahçeleri’nin içinde yer alan bir kraliyet mabedi! Kraliçe Victoria’nın doğduğu bu görkemli saray, günümüzde Prens William ve ailesinin resmi evi olarak kullanılıyor. Ziyaretçilere açık olan Devlet Daireleri, Kraliçe Galerileri ve göz alıcı kraliyet giysileri koleksiyonu tarih meraklılarına heyecan dolu anlar yaşatıyor. Buradaki Viktorya Dönemi dekorasyonlarıyla dikkat çeken süslü salonlarda adeta zamanda yolculuk yapabilirsin. Sarayın çevresindeki bahçeler ise sakin bir mola için harika bir tercih.
29. Churchill War Rooms
Churchill War Rooms İkinci Dünya Savaşı’nı sırasında Başbakan Winston Churchill ve ekibinin kullandığı gizli yeraltı karargahı olarak Westminster’da konumlanıyor. Savaşın atmosferini neredeyse birebir yaşatan detaylarıyla adeta zamanda yolculuk yaptırıyor. Churchill’in özel eşyaları, savaş haritaları ve iletişim odaları burada özenle korunmuş şekilde sergileniyor. Tarih meraklıları için gerçek bir hazine olan bu müze, savaşın gölgesinde alınan kararların izini sürmek için harika bir durak.
30. Sky Garden

Sky Garden, Londra silüetine tepeden bakan harika bir nokta olarak 20 Fenchurch Street’in en üst katında yer alıyor. Dev cam kubbesi altında egzotik bitkilerle çevrili bu yeşil cennet, 360 derece panoramik şehir manzarası sunuyor. Üstelik giriş ücretsiz, ama önceden online rezervasyon yaptırmakta fayda var.
İçerideki kafe ve restoranlar şehri kuşbakışı izlerken keyifli bir mola vermek için ideal. Eğer Sky Garden’ı ziyaret etmek istiyorsan gün doğumu ve gün batımı saatlerini tercih etmeni öneririz.
31. Kew Gardens (Kraliyet Botanik Bahçeleri)
Kew Gardens, yani Kraliyet Botanik Bahçeleri sadece Londra’nın değil, dünyanın da en etkileyici yeşil alanlarından biri! 300 dönümlük dev bir alana yayılan bu doğa harikası, tam 50 binden fazla bitki türüne ev sahipliği yapıyor. Egzotik bitkilerle dolu camdan yapılmış Palm House (Palmiye Evi) mutlaka görmen gereken yapılardan biri.
Japon bahçeleri, su bahçeleri, ağaç tepesi yürüyüş yolu ve sanat galerileri de keşif için seni bekliyor. Bir gününü buraya ayırırsan hem doğada huzur bulabilir hem de sakin bir mola imkanı yakalayabilirsin. Kısacası şehirden uzaklaşıp nefes almak istiyorsan rotanı buraya çevirmelisin!
32. Hampton Court Sarayı
Londra’nın biraz dışında yer alan Hampton Court Sarayı, 16’ncı yüzyıl başlarında Kardinal Thomas Wolsey tarafından inşa ediliyor ve kısa sürede Tudor Dönemi’nin ihtişamlı sembollerinden biri haline geliyor. Kırmızı tuğlalarla örülü bu görkemli yapıda kraliyet şapeli, devasa mutfaklar, aynalı koridorlar ve taht salonları seni zamanda yolculuğa çıkaracak!
Bahçesindeki ünlü Hampton Court Maze ise Avrupa’nın en eski çit labirentlerinden biri. Hampton Court; tarihi dokusu, devasa bahçeleri ve sürprizli detaylarıyla Londra’da farklı bir gün yaşamak isteyenler için birebir.
33. Madame Tussauds
Londra’da eğlenceli ve bol fotoğraflı bir durak arıyorsan Madame Tussauds tam sana göre! Burada kraliyet ailesinin balmumu heykelleriyle yan yana poz verebilir, Beyoncé’nin yanında fotoğraf çektirebilir ya da Albert Einstein’la beyin fırtınası yapabilirsin.
Müzede Marvel ve Star Wars gibi özel tematik alanlar da var. Bunun yanı sıra adrenalin tutkunları için gerçekçi bir korku tüneli de bulunuyor. Balmumu heykellerinin detayları da öylesine gerçekçi ki bu deneyime hayran kalmamak elde değil. Özellikle yoğun sezonda uzun kuyruklarla karşılaşmamak için biletini önceden almak iyi fikir olabilir!
34. St. James’s Park
Londra’nın kalbinde ve Buckingham Sarayı’nın hemen yanı başında yer alan St. James’s Park, şehir kalabalığından uzaklaşmak isteyenler için adeta bir mola niteliğinde. Kraliyet parklarının en eskisi olan bu alan; göleti, zarif kuğuları ve rengarenk çiçekleriyle gezginleri ve Londralıları sakinliğe davet ediyor. Bu parkın pelikanlar için de harika bir yaşam alanı olduğunu biliyor muydun?
Pelikanlar burada her gün düzenli olarak besleniyor, eğer sen de pelikanları görmek istersen ziyaret saatlerini takip etmende fayda var. Parliament Hill’e ve Horse Guards Parade’e yürüme mesafesinde olan bu park, sabah yürüyüşleri veya çimlerde kısa bir mola için harika bir nokta. Anlayacağın Londra’nın huzurlu yüzü burada!
35. Tate Britain
Tate Britain Britanya sanatının geçmişine doğru keyifli bir yolculuk sunuyor. 1897’de açılan bu etkileyici galeri, Thames Nehri kıyısında ve zarif neoklasik binasında ziyaretçilerini karşılıyor. William Blake’in mistik eserlerinden Turner’ın ışık dolu manzaralarına, John Constable’ın kırsal İngiltere’sinden Francis Bacon’un çarpıcı kompozisyonlarına kadar pek çok başyapıt burada seni bekliyor.
Kalıcı koleksiyonları ücretsiz gezebileceğin Tate Britain, sanatla dolu bir gün geçirmek isteyenler için birebir. Galeri her gün 10.00 ve 18.00 saatleri arasında açık. Londra’da sanatın izini sürmek istiyorsan burası tam sana göre!
36. Harrods
Harrods alelade bir alışveriş merkezi değil, tam anlamıyla bir Londra efsanesi! 1834 yılında kurulan bu ihtişamlı alışveriş merkezi, Knightsbridge semtinde yer alıyor ve yedi katlı binasında tam 300’den fazla bölümle seni lüksün kalbine davet ediyor.
Buradaki dükkanlar moda tutkunlarından damak tadına düşkün gurmelere kadar herkese hitap ediyor. Özellikle Food Hall kısmı dillere destan. Tatlılar, peynirler, çaylar… Yöresel lezzetleri tadabileceğin Food Hall damaklarda iz bırakan yemekleriyle ünlü. Alışveriş yapma niyetin yoksa bile Harrods’u karış karış dolaşabilir ve keyifli vakit geçirebilirsin.
37. Somerset House
Somerset House 18’inci yüzyılın sonlarında inşa edilen ve Thames Nehri kıyısında zarif bir şekilde yükselen nefis bir neoklasik yapı. İlk başlarda devlet dairelerine ev sahipliği yaparken zamanla sanat ve kültürün kalbinde yerini almış. Bugünse geçici sanat sergileri, yaz aylarında açık hava sineması ve tasarım etkinlikleriyle dopdolu bir program sunuyor. Kışın kurulan buz pisti ise bambaşka bir atmosfer yaratıyor. İç avlusu ve göz alıcı mimarisi sadece etkinlikler için değil, mimariyi sevenler için de tam bir görsel şölen sunuyor.
39. London Dungeon (Londra Zindanı)
The London Dungeon Londra’nın karanlık geçmişine hem ürkütücü hem de bol kahkahalı bir yolculuk sunuyor. Canlı oyuncular, ses ve ışık efektleri eşliğinde Kara Veba, Büyük Londra Yangını ve Karındeşen Jack gibi tarihi olayları birebir canlandırıyor. İçeride korku ve mizah o kadar güzel harmanlanmış ki özellikle genç yetişkinler için oldukça eğlenceli bir deneyim ortaya çıkıyor. 15 yaş altı çocuklar için biraz fazla ürkütücü olabilir ama meraklısı için kesinlikle görülmeli. Kalabalık dönemlerde sıra beklememek için biletini önceden almayı unutma!
40. Chinatown (Çin Mahallesi)
Chinatown, Londra’nın göbeğinde küçük ama capcanlı bir Çin kasabası! Soho’nun doğusunda yer alan bu bölge, rengarenk fenerleri, geleneksel mimarisi ve sokaklarını saran baharat kokularıyla seni bambaşka bir kültürel atmosfere davet ediyor. Gerrard Street çevresinde konumlanan restoranlar ve marketler Çin mutfağından Japon ramen’ine, Tayland körilerinden Kore atıştırmalıklarına kadar çeşit çeşit lezzet sunuyor.
Özellikle Çin Yeni Yılı’nda burası tam bir görsel şölene dönüşüyor. Hem göze hem damağa hitap eden bir deneyim arıyorsan Chinatown Londra gezinde mutlaka uğraman gereken noktalardan biri!
41. Regent Street
Regent Street, Londra’nın alışverişle sanatı birleştiren en zarif caddelerinden biri! 19’uncu yüzyılın başlarında mimar John Nash tarafından tasarlanan bu kavisli yapı, tarihi binaları ve geniş kaldırımlarıyla adeta bir açık hava sahnesi gibi. Üstelik dünyaca ünlü pek çok markanın mağazaları burada konumlanıyor. Yılbaşı zamanı ışıl ışıl süslemelere büründüğünde ise iç ısıtan bir atmosfere imza atıyor. Hem alışveriş yapmak hem de şehrin mimari zarafetini keşfetmek istersen Regent Street, Londra rotanda mutlaka olmalı!
42. Millennium Bridge

Millennium Bridge modern tasarımıyla Thames Nehri üzerinde zarifçe uzanan bir yaya köprüsü. 2000 yılında açılan bu çelik asma köprü, St. Paul Katedrali’ni Tate Modern ve Shakespeare’s Globe gibi kültür duraklarına bağlayan harika bir yürüyüş rotası.
Bir yanda St. Paul’ün kubbesi, diğer yanda nehir kıyısının sanat dolu yüzü… Özellikle gün batımında yürürken Londra’nın klasik ve çağdaş yönlerini aynı karede görmek mümkün. Ayrıca bu köprü Harry Potter filmlerine yansıyan sahneleriyle de hayranları için ayrı bir anlam taşıyor.
43. Shoreditch
Shoreditch Londra’nın doğusunda parlayan yaratıcılık merkezi. Eskiden sanayi bölgesi olan bu semt, şimdi rengarenk sokak sanatı, tasarım galerileri ve sıra dışı kahvecilerle dolup taşıyor. Brick Lane’e yakınlığı sayesinde hareketli atmosferi ve genç enerjisiyle tam bir kültür karışımı sunuyor. Uzun uzun alternatif bir Londra deneyimi arıyorsan Shoreditch tam sana göre! Burada her adımda yeni bir hikaye ve yeni bir ilham seni bekliyor.
44. The Wallace Collection
The Wallace Collection Marylebone’da saklı bir sanat hazinesi! 18 ve 19’uncu yüzyıl Avrupa sanatının en güzel örneklerini burada ücretsiz gezebilirsin. Rembrandt’tan Frans Hals’e ünlü ressamların eserleriyle dolu galeriler arasında dolaşırken zamanın nasıl geçtiğini anlamayacaksın. Heykeller, mobilyalar, hatta zırhlar… Avrupa’nın en etkileyici zırh koleksiyonuna ve Fransız şıklığıyla döşenmiş salonlara hayran kalacaksın. Sanat ve tarih sevenler için The Wallace Collection küçük ama dopdolu bir cennet.
45. Imperial War Museum
Imperial War Museum Londra’da savaş tarihine derin bir bakış sunan etkileyici bir müze olarak dikkat çekiyor. Birinci Dünya Savaşı’ndaki tanklar, savaş uçakları ve roketlerle dolu geniş koleksiyonu burada keşfedebilirsin.
Askeri üniformalar, savaş günlüğü ve mektuplar çatışmaların insan üzerindeki etkisini anlatıyor. Holokost galerisi ve savaş psikolojisi sergisi ise özellikle dikkat çekici. Southwark’ta bulunan bu müzeye giriş ücretsiz, yani tarihe merakın varsa Imperial War Museum kesinlikle kaçırmaman gereken bir durak!
46. HMS Belfast
HMS Belfast Thames Nehri üzerinde demirlemiş İkinci Dünya Savaşı’ndan kalma gerçek bir savaş gemisi! 1971’den beri müze olarak hizmet veren ve İngiliz Kraliyet Donanması’nın tarihini yakından tanıma şansı sunan gemide mürettebatın yaşam alanları, savaş zamanında kullanılan makineler ve komuta odaları detaylı şekilde korunmuş. Üstelik etkileşimli ekranlar ve sesli anlatımlarla denizcilik tarihini dibine kadar yaşatıyor. Eğer tarihe meraklıysan bu devasa gemiyi gezmek Londra seyahatinde kaçırılmaması gereken bir deneyim!
47. Cutty Sark
Cutty Sark, 1869’da inşa edilen ve bir zamanlar okyanusları aşan en hızlı çay gemilerinden biri. Bugün Greenwich’te kuru havuzda sergilenen bu efsane gemi denizcilik meraklıları için tam bir tarih hazinesi niteliği taşıyor. Geminin alt kısmına yerleştirilen cam platform sayesinde devasa gövdesini dışarıdan izlemek oldukça etkileyici. İçerideyse tayfaların yaşam alanları, dönemin ticaret rotaları ve geminin maceralı geçmişiyle ilgili detaylı sergiler seni bekliyor. Denizle ve tarihle iç içe geçmiş bu deneyim, Londra gezin sırasında rotana mutlaka eklemen gereken duraklardan biri!
48. Portobello Road Market

Portobello Road Market Notting Hill’in kalbinde yer alıyor ve Londra’nın en neşeli ve renkli sokak pazarlarından biri olarak dikkat çekiyor. Özellikle cumartesi günleri kurulan antikacılar bölümü, retro severler ve koleksiyon meraklıları için tam bir hazine niteliği taşıyor.
Vintage kıyafetler, eski kitaplar, plaklar, el yapımı takılar… Aradığın ne varsa burada rastlayabilirsin. Sokak boyunca sıralanmış pastel renkli evler ise pazarın görsel şölenini tamamlıyor. Portobello Road Market, pazartesiden cumaya 09.00 ve 18.00 arası, cumartesileri ise sabah erken saatlerden akşam üstüne kadar açık!
49. Leadenhall Market
Leadenhall Market City of London’ın kalbinde gizlenmiş bir Viktorya dönemi güzelliği. Burası Arnavut kaldırımları, renkli sütunları ve cam tavanlarıyla adeta geçmişe açılan bir kapı gibi. Eğer Harry Potter hayranıysan Leadenhall Market sana tanıdık gelecek, çünkü Diagon Yolu’nun ilham kaynağı tam da burası!
İçeride geleneksel eğlence merkezleri, şık restoranlar ve küçük butik dükkanlar seni bekliyor. İster öğle arası gezisi yap istersen de sadece mimarisine seyre dalarken bir kahve molası ver… Hangi amaçla gidersen git Leadenhall Market seni kendine hayran bırakmadan göndermeyecek. Özellikle gün ışığında cam tavan altındaki atmosferi dillere destan!
50. Sherlock Holmes Müzesi
Sherlock Holmes Müzesi, edebiyatın efsanevi dedektifi Sherlock’un tam da hikayelerde geçtiği gibi 221B Baker Street adresinde seni bekliyor! Sir Arthur Conan Doyle’un yarattığı bu karakterin dünyası öyle detaylı canlandırılmış ki, sanki Holmes birazdan kapıdan içeri girecekmiş gibi hissedebilirsin.
Viktorya Dönemi dekorasyonuyla döşenmiş evde Holmes’un çalışma masası, Watson’ın notları, büyüteçler ve daha nice ince detay yer alıyor. Sherlock Holmes Müzesi kitabın büyüsünü yaşamak isteyenler için nostaljik, diziyi sevenler içinse keyifli bir yolculuk sunuyor. Gizem meraklıları buradan elleri boş dönmüyor!
51. Platform 9 ¾
Platform 9 ¾, Harry Potter hayranlarının Londra’daki olmazsa olmaz duraklarından biri! King’s Cross Tren İstasyonu’nun içinde yer alan bu ikonik nokta, Hogwarts’a giden büyücülerin yolculuk başlangıcını temsil ediyor. Gerçek hayatta da duvara “yarı gömülü” bavul arabasıyla hazırlanmış bu alan, Hogwarts atkısı takıp poz vermek isteyenler için mükemmel bir fotoğraf durağı. Hemen yanı başındaki Harry Potter Shop ise büyü dünyasından fırlamış gibi; asalar, cüppeler, defterler ve çikolata kurbağalarla dolu!
52. Brick Lane
Brick Lane, Londra’nın enerjisi hiç bitmeyen bir sokak kültürü durağı. Burası Bangladeş kökenli toplulukların izlerini taşıdığı için “Banglatown” olarak da anılıyor. Yöresel lezzetler sunan Brick Lane; graffiti dolu duvarlar, bağımsız kitapçılar, ikinci el ve vintage pazarlarıyla başlı başına bir keşif rotası niteliği taşıyor. Özellikle pazar günleri kurulan sokak pazarı, dünya mutfağından tatlar ve el işi tasarımlarla dolup taşıyor. Sanatı, sokak ruhunu ve lezzeti aynı anda yaşamak istiyorsan Brick Lane seni çağırıyor!
53. Carnaby Street
Carnaby Street 60’lı yılların “Swinging London” ruhunu hala taşıyan ve Soho’nun hemen batısında yer alan capcanlı bir cadde! Renkli tabelaları, bağımsız butiklerle dolu mağazaları ve retro vitrinleriyle sıradan alışveriş anlayışının çok daha fazlasını yansıtan Carnaby Street, alternatif moda markaları, yaratıcı tasarımlar ve vintage aksesuarlar arayanlar için de biçilmiş kaftan. Sadece ana cadde değil etrafındaki dar sokaklar da sokak lezzetleri, tatlı kafeler ve samimi eğlence noktalarıyla dolu. Carnaby Street moda, müzik ve pop kültürü meraklıları için enerjisi yüksek bir Londra klasiği!
54. Royal Albert Hall

Royal Albert Hall, kırmızı tuğlalı dış cephesi ve dairesel mimarisiyle adeta zamana meydan okuyan bir kültür mabedi olarak ziyaretçi topluyor. Kraliçe Victoria’nın eşi Prens Albert anısına yaptırdığı bu görkemli salon, sadece mimarisiyle değil, içindeki büyülü atmosferle de kendine hayran bırakıyor. Klasik müzikten pop konserlerine, bale gösterilerinden film müziklerine kadar birbirinden farklı etkinliklere ev sahipliği yapan Royal Albert Hall, nefes kesen konserleriyle Londra’da sanatın kalbini oluşturuyor.
55. Old Royal Naval College
Greenwich’in kalbinde ve Thames Nehri kıyısında ihtişamla yükselen Old Royal Naval College, Barok mimarinin harika örneklerinden biri. 17’nci yüzyıldan kalma bu devasa kompleks, bir zamanlar Kraliyet Donanması’nın eğitim merkeziymiş. Şimdi ise UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor ve göz kamaştıran tavan freskleriyle ünlü Painted Hall’la ziyaretçilerini büyülüyor. “Mumya” ve “Tomb Raider” gibi filmlerde yer almış olması da cabası! Greenwich Üniversitesi’ne ev sahipliği yapan bu tarihi yapı hem görsel şölen hem de kültürel bir mola için birebir.
56. Primrose Hill
Son olarak seni Regent’s Park’ın hemen kuzeyinde, şehrin kalabalığından kaçıp nefes alabileceğin şahane bir noktaya davet ediyoruz: Primrose Hill! Bu sevimli tepe, Londra silüetini açık havada izleyebileceğin en keyifli seyir alanlarından biri. London Eye, The Shard ve St. Paul Katedrali gibi simgeler ufuk çizgisine dizilmişken, yanına bir kahve alıp çimlere uzanmak gibisi yok! Sabah yürüyüşü yapanlar, gün batımında romantik manzara peşinde koşanlar, piknik sepetini kaptığı gibi gelenler… Rafine zevkleri olan herkes burada.
Londra’nın büyüleyici atmosferini keşfetmek için hazır mısın? Etstur farkıyla en konforlu Londra otelleri ve benzersiz konaklama seçenekleri seni bekliyor! Tarihi sokaklarda kaybolmadan önce konforlu ve uygun fiyatlı konaklamanı seçmeyi unutma. Şimdi Etstur ile Londra tatilini planla, unutulmaz anılar biriktirmeye hazır ol!
Yayınlanma Tarihi: 16 Ekim 2025