Farklı bir ülke görmek, yeni kültürler tanımak istiyorsunuz ama pasaporttu, vizeydi uğraşacak vaktim yok diyorsanız, tam da size göre bir yer var! Son yıllarda Doğu Karadeniz turlarının gözde durağı Batum, Sarp Sınır Kapısı’ndan geçerek günübirlik de olsa yabancı bir ülkede olma hissini yaşayacağınız, nerede olduğunuzu bir an için unutacağınız ve azıcık da kafa karışıklığı yaşayacağınız bir deneyim için siz bekliyor.

Batum sokaklarında sizi bekleyen gotik yapıların güzelliğine hayran olacaksınız.

Batum sokaklarında sizi bekleyen gotik yapıların güzelliğine hayran olacaksınız.

Ben Giderim Batum’a!

Karadeniz turu yapmak uzun zamandır hayalini kurduğum bir şeydi; anneanne toprakları Artvin, Hopa’yı görmek, fıkra tadında hikayeleri olan Karadeniz kültürünü yerinde yaşamak, hayatı doğa ile mücadele içinde geçen sıcak Karadeniz insanları ile tanışmak… Yakın zamanda bu hayali gerçekleştirmiş olmanın etkisi hala üzerimde… Her insanın ömründe bir kere görmesi gerektiğine inandığım bu etkileyici coğrafyanın hikayesini sonraki yazılarımda paylaşacağım; ama önceliği Karadeniz gezimin benim için sürprizi olan Batum’a vermek istedim.

Batum için sürpriz diyorum; çünkü kafamda canlandırdığımdan çok daha farklı, şaşırtıcı bir kent karşıladı beni gittiğimde… Karadeniz’in kıyısında birbirinin devamı olan, Sarp Sınır Kapısı’nın tel örgülerle ayırdığı, sınırın sağ tarafının Sarp, sol tarafının ise Sarpi olarak anıldığı iki komşu birbirinden ne kadar farklı olabilirdi ki?

Sınırı Geçiş

Bir şeylerin farklı olduğu hissi daha Sarp Sınır Kapısı’nın Türkiye tarafından çıkıp Gürcistan tarafına geçmenizle birlikte başlıyor. Farklı bir alfabe ile yazılmış tabelalar, insanların fiziksel özellikleri, görevlilerin üniformaları gibi sıradan ayrıntılar değişiveriyor. Psikolojik olarak bir anda konuştuğunuz dilin, cebinizdeki paranın işe yaramayacağı hissine kapılıyorsunuz. İki tarafta da giriş-çıkış yapmak isteyen insanların kalabalığını görüyorsunuz. Bölge insanının sürece alışkın olduğu rahatlıklarından anlaşılıyor, bizim gibi bir tur grubuyla gelenler ve ilk kez sınırı geçme deneyimi yaşayacak olanların heyecanı ise yüzlerinden okunuyor.

Günübirlik geçiş için Türkiye tarafında doldurup damgalattığımız formu Gürcistan tarafında da onaylatıp heyecan ve gerginliği atlattıktan sonraysa sıra “Ben Giderim Batum’a” türküsünü mırıldanarak kendimi tanışacağım şehrin akışına bırakmaya geliyor nihayet.

Avrupa Meydanı, hem gotik yapıları, hem SSCB döneminden kalma sosyal konutları hem de yüksek gökdelenleri ile şehrin tarihinin adeta kısa bir özeti gibi...

Avrupa Meydanı, hem gotik yapıları, hem SSCB döneminden kalma sosyal konutları hem de yüksek gökdelenleri ile şehrin tarihinin adeta kısa bir özeti gibi…

Kafkaslar’ın Eteğinde Bir Akdenizli

Sınırdan sonra Sarpi, Karadeniz manzaralarının henüz çok da değişmediği görüntülerle devam ediyor. Sol tarafta Karadeniz sahili, sağ tarafta geniş bir düzlük ve ilerisinde sarp yüksekliklere uzanan Kaçkarlar’ın manzarasıyla ilerliyorsunuz bir süre… Batum’a doğru yaklaştıkça karşınıza çıkan manzara ise gerçekten şaşırtıcı. Sokak aralarında sizi bekleyen gotik yapılar, SSCB döneminden kalma sosyal konutlar ve kentin her yerinde aniden yükseliveren, hayalperest formlarda gökdelenler…

Bir tarafta her geçen gün yenisi inşa edilen, dünyanın en lüks otel zincirleri, diğer tarafta bakkallar, seyyar tezgahlar, rengarenk çamaşırların asılı olduğu balkonlar… Sanki Karadeniz kıyısına yerleşmiş bir Kafkas şehri değil de Akdeniz’de bir sahil kasabasındaymışsınız gibi…

Yemyeşil dağların ve sonsuzluk hissi veren Karadeniz sahilinin orta yerine konuşlanmış dümdüz bir ova üzerine kurulu Batum, Gürcistan’ın özerk bölgelerinden Acara Cumhuriyeti’nin başkenti. Tarihi üç bin yıl kadar eskiye dayanan kentin sokaklarında farklı dönemlerin yansımaları kafa karıştırıcı ama seyirlik bir manzara yaratıyor. Ama tabii ki en çok bağıran, ben buradayım diyen şey, uçuk mimarların hayata geçirdiği çılgın yapılar…

Mesela baş aşağı çevrilmiş bir süt şişesi formunda yükselen Batum Adalet Sarayı, ters duruyormuş hissi veren restoran, İtalya’daki Colosseum’un, İzmir’deki saat kulesinin benzerleri… Eskinin SSCB topraklarında bugünün eğlence ve tüketim anlayışının hakimiyetini ilan eden renkli ışıklarla süslü lüks oteller, son model arabalar gezi sırasında dikkat çeken ayrıntılar…

Batum'un son yıllarda öne çıkan mimari değişiminin en ikonik simgelerinden biri ters şekilde inşa edilmiş bu restoran.

Batum’un son yıllarda öne çıkan mimari değişiminin en ikonik simgelerinden biri ters şekilde inşa edilmiş bu restoran.

Batum’da Ne Yapmalı?

• Batum’da bazı yerler Türk parasını kabul ediyor; ama alışveriş yapmak, bir şeyler yiyip-içmek için paranızı Batum’un para birimi Lari’ye çevirmeniz gerekecek. Sınırı geçer geçmez Gürcistan tarafında çok sayıda döviz bürosu bulunuyor; ancak burada biraz daha yüksek fiyattan değiş-tokuş yapıldığı için acele etmeyin, kent içerisindeki döviz bürolarından daha uygun bir değişim yapabilirsiniz.

• Kentin merkezinde, Batum Limanı’nı, Şehir Parkı’nı ve Avrupa Meydanı’nda bulunan devasa Medea Heykeli’ni mutlaka görün.

Avrupa Meydanı'nda yükselen, ve kentin simgesi olan devasa Medea Heykeli şehrin orta yerinde ihtişamlı bir görüntü yaratıyor.

Avrupa Meydanı’nda yükselen, ve kentin simgesi olan devasa Medea Heykeli şehrin orta yerinde ihtişamlı bir görüntü yaratıyor.

• Batum’un Arnavut kaldırımlı geniş caddeleri, yürüyerek şehri keşfetmek için ideal… Özellikle Avrupa Meydanı’na çıkan sokaklarda fotoğraf için vakit geçirebilirsiniz. Eski gotik yapılar üzerinden yükselen gökdelenlerin yarattığı zıtlığı en çok hissedeceğiniz yer burası…

• Kent merkezine oldukça yakın bulunan Etnografya Müzesi’ni gezin. Müzede bölge tarihi boyunca günlük yaşama dair küçük ayrıntılardan savaş dönemlerine dair fotoğraflara kadar keşfedeceğiniz çok şey var. Müzenin arka bahçesinde küçük bir mola vermeyi de ihmal etmeyin.

• Kentin eski sokaklarında ise hayat merkeze göre biraz daha yavaş akıyor. Etnografya Müzesi’nin olduğu bölgedeki sokakları dolaşıp tarihi binaları inceleyebilirsiniz. İçlerinde yaşamın devam ettiği eski evlerin penceresinden sokağı izleyen yaşlı bir teyze karşınıza çıkarsa selam vermekten çekinmeyin.

Batum'un tarihi evlerinin sırlandığı eski sokaklarındaki evlerin pencerelerinde, misafirperverliklerini gösteren, gülen yüzlerle karşılaşacaksınız.

Batum’un tarihi evlerinin sırlandığı eski sokaklarındaki evlerin pencerelerinde, misafirperverliklerini gösteren, gülen yüzlerle karşılaşacaksınız.

• Batum’a gitmişken Gürcü mutfağının yemeklerini tatmadan dönmek olmaz. Batum sahil şeridinde bulunan Osmanlı Restoran, hem manzarası hem de lezzet çeşitliliğiyle iyi bir seçim olabilir. Patlicani, Sülgün ve Haçapuri mutlaka denemeniz gereken yemekler…

• Batum’a ait yerel bir içecek olan armut suyunun tadına mutlaka bakın. Aslında biraz gazlı bir içecek, armut gazozu da denebilir. Ama alışık olmayanlarda sindirim sitemini etkilediği için bir bardaktan fazla içilmesi tavsiye edilmiyor.

Gürcü mutfağının lezzetlerini denemeden dönmeyin!

Gürcü mutfağının lezzetlerini denemeden dönmeyin!

• Şehir havasından biraz uzaklaşıp, Batum’un doğal güzelliklerini seyre dalacağınız Batum Botanik Parkı’nı es geçmeyin. Yemyeşil bir cennet olan parkta dolaşırken bin bir türlü bitkiden yayılan mis kokuları içinize çekin, kökleri toprağın üzerine çıkmış manolya ağaçları ile fotoğraf çektirin ve mevsim meyveleri satan Batumlu gencin tezgahına uğrayın!Akşamüzeri Avrupa Meydanı’ndaki kafelerde kendinize bir keyif molası verip, kent sokaklarında günlük rutinini yaşayan insanları, seyyar satıcıları, dilencileri izleyebilirsiniz.

Etstur’un Yeşil Karadeniz, Batum Turu için tıklayın…

Sevinç Arslan
Temmuz 2014

Yorumlar