Mimariye ve modern sanata yaptığı yatırımla birçoklarına göre “boyundan büyük” işlere kalkışan bu İspanyol kenti, küçük ama etkili şehir olmanın mümkün olduğunu göstererek dünyada yeni bir trend başlattı.
Bilbao artık Madrid ve Barselona gibi rakiplerine yetişmekte zorlanmıyor. Burası seyahat severlerin gezi listesinde başlarda geliyor. 1997’de çağdaş sanat müzesi Guggenheim Bilbao’nun titanyum panelli duvarları ilk kez meydana çıktığında, artık Bilbao için hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı, zira bu yapı kentin hem görüntüsünü hem de anlamını epeyce değiştirecekti.
Frank Gehry Etkisi
Yıldız mimar Frank Gehry ise kentin kahramanlarından biri haline gelecekti. Dünyanın dört bir yanındaki en bilindik müzelerin renovasyonlarında bir Guggenheim Bilbao etkisi yaratmaya çalışmalarına neden olacak kadar önemli bu yapı, kentin en başta görülecek noktalarından. İspanya’nın Bask kesiminde yer alan şehrin çok yakında, Rioja bağcılık bölgesinde Gehry’nin bir de oteli var. Hotel Marqués de Riscal, üzüm bağlarının ortasında ancak aynı titanyum paneller ve aynı kıvrımlarla.
Kaçırmayın!
Biraz da tarih arayanlar için Bask Müzesi Euskal Museoa önerilir. Müze, boyundan beklenmeyecek büyüklük ve zenginlikte bir koleksiyona sahip. Kültür-sanata doyamayanlar El Greco ve Francis Bacon gibi birçok ünlü ressamın eserlerine ev sahipliği yapan güzel sanatlar müzesi Museo de Bellas Arte’yi de ziyaret etmeli. İspanya’nın birçok yerinde tapas olarak karşınıza çıkan atıştırmalıklar burada, Bask bölgesinde pintxos adını alıyor. Irrintzi, lezzetli seçenekleriyle başarılı bir alternatif. Alışveriş içinse kentin işlek caddesi Gran Vía Don Diego López de Haro ya da kısaca Gran Vía’ya ilerleyin.



