Mis kokulu çiçekler, lezzeti birbiriyle yarışan limonatalar, renk renk tezgahlar, envai çeşitte reçeller, taze köy yumurtaları, anne kokusu sinmiş börekler, damla sakızlı kurabiyeler ve her derde deva birbirinden özel otlar… 6. Alaçatı Festivali için kurulan stantlar öyle renkliydi ki sadece ot festivali demek haksızlık olur!

alacati ot festivali (2)

Reçelin bin bir türlü hali 6. Alaçatı Ot Festivali tezgahlarında…

Kimse alınmasın ama Ege halkı bir başka! Sımsıcaklar, bizdeki şehir telaşı oralarda yok sanki… Ummayacağınız kadar kibarlar, siz şehrin yorgunluğunu omuzlarınıza alıp asık suratla kapılarını çalsanız da onlar hep güler yüzlü… Alaçatı Ot Festivali’nde bir kez daha ikna oldum buna… Festival için canla başla çalışmaları, komşu tezgahlarıyla olan sohbetleri ve her daim gülen gözleri öyle içten ki ikna olmamak mümkün değil!

alacati ot festivali (4)

Biraz enginar biraz da limon… Bu festivalde her şeyin en doğalı, en güzeli var!

Festivalin ilk günü tezgahların açılmamasından mıdır bilmem, ikinci gün daha heyecanlı düştüm Alaçatı yollarına… Serin havaya rağmen Ege halkında da sımsıcak bir telaş… Henüz sabahın erken saatleri olsa da, tezgahların tüm eksikleri tamamlanmış gibiydi. Ancak yine de “hiçbir şeyi kaçırmamak için önce bir tur atmanın faydası var” diyerek festival alanını boydan boya dolaşmaya başladım. Tezgahlardan yükselen taze börek kokularına rağmen kendime engel oldum ve festivalin ikinci gününde de Alaçatı sokaklarını bir kez daha dolaştım. Festivalden payına düşeni almayan sokak arası, bu cümbüşe ortak olmayan mekan kalmamıştı desem yanlış olmaz sanırım. Her yer renk renk… Sadece ot değil, Egelilerin hünerlerini sergileme festivali olmuş sanki. Öyle ki dört bir yandan kalkıp gelen tasarımcıların tezgahları bile bu festivalde!

Meşhur Çeşme limonu Ot Festivali'nin gözdesi...

Meşhur Çeşme limonu Ot Festivali’nin gözdesi…

Rengarenk tezgahların cümbüşüyle midemde bir hareketlenme başlasa da henüz yemek yemenin vakti gelmedi. Yemek faslını tezgahlar arasında ayak üstü halledeceğime göre, öncesinde biraz soluklanmak iyi olur diye düşündüm ve hem dinlenmek hem de ilk gün tadı damağımda kalan sakızlı muhallebiden yemek için yine İmren’e girdim. Niyetim sakızlı muhallebiydi ama güler yüzlü bir çalışanın tavsiyesiyle bu kez sakızlı tatlıyı denedim. Muhallebiden daha yoğun, daha lezzetli… Mis gibi sakız kokusuyla hemen, o an en sevdiklerim arasındaki yerini aldı. Denemeniz gerekenlerin arasına mutlaka ekleyin! Yanında dumanı üstünde, taze bir çay da varsa değmeyin keyfinize… Unutmadan Tarihi İmren Pastanesi, Alaçatı’nın ilk mekanlarından. Sakızlı dondurmayı da en iyi onların yaptığına dair rivayetler var. Yolunuz düşerse kapılarını çalmayı ihmal etmeyin bence.

alacati ot festivali (9)

İmren Pastanesi’nin en özel lezzeti sakızlı tatlı…

Alaçatı merkezden Hacımemiş’e inene kadar neredeyse tüm sokaklar; börekten sarmalara, çorbalardan keklere kadar her şeye yöresel otların eşlik ettiği, lezzetli tezgahlarla doluydu! Hatta hayatımın ilk otlu baklavasıyla da bu sayede tanıştım. Sokakların tamamını dolaştığımdan emin olduğumsa ise artık tezgahlara alıcı gözüyle bakmanın sırası geldi. Sayısız Ege lezzetiyle karşılaştım. Unutulmaya yüz tutmuş yöresel yemekleri gün yüzüne çıkarmak isteyen İzmirliler için de, yemeyi seven ziyaretçiler için de harika bir fırsat olmuş bu festival.

alacati ot festivali (7)

Alaçatı sokakları rengarenk!

Yepyeni tatlar deneyip her şeye bayılsam da, favorim hala otlu gözleme! Nefis kokusuyla kendisine bir kez daha aşık oldum diyebilirim. Paketlenmiş otlu gözleme, bir de mis Çeşme limonatasını elime alıp festival alanının hızına bıraktım kendimi. Adını duymadığım onlarca yenilebilir ot varmış meğer. Şevketi bostan, karabaş otu, paralık, hatcelik bunlardan birkaçı… Şevketi bostanın unla kızartılmış haline ise bayıldım! İstanbul’da şevketi bostan kızartma bulabileceğimiz bir yer olduğunu söyleyen olsun diye herkese anlatıyorum ama nafile. Sesimi duyan biri varsa el kaldırsın çünkü hala bir umut, güzel haberi bekliyorum.

alacati ot festivali (8)

Birazdan enfes bir yemeğe dönüşecek bal kabakları…

Bu kez gerçekten tadı damağımda kalan bir gezi oldu. Denediğim her tat, kapısından geçtiğim her mekan ve sımsıcak insanlarla dolu her sokak hafızamda bambaşka izler bıraktı. Şimdilik benden bu kadar, bir sonraki buluşmaya kadar Alaçatı kendine iyi bak!

Etstur Otelleri’nde yerinizi hemen ayırtın, Alaçatı Ot Festivali’ni kaçırmayın!

Nilay Kaya

Yorumlar