San Diego’ya 2011 yazında, öğrenci değişim programıyla gelmiştim. Yaklaşık dört ay kaldığım bu şehir, insana farklı deneyimler sunan harika bir yer. Los Angeles’a arabayla sadece iki saat uzaklıkta bulunan San Diego’ya iklimi sayesinde her dönem rahatlıkla uğrayabilirsiniz.  Akşamları biraz soğuk olsa da gece hayatının sıcaklığı bir an olsun üşümenize izin vermiyor. Bana göre şehrin en önemli avantajı ulaşımın kolaylığı ve gezilecek yerlerin çoğunun bir arada olması. Otellerin hem turistik yerlere hem de eğlence mekanlarına çok yakın olması, planlarınızı daha kolay yapmanızı ve gezinirken kafanızın rahat olmasını sağlıyor. Ayrılırken “Keşke hiç gitmesem.” diyeceğiniz, gece eğlenmesi de gündüz gezmesi de muhteşem olan San Diego, adeta bir huzur şehri olarak zihninizde yer ediyor.

sandiego-825x563-03

Comic Con
Daha çok çizgi roman, yeni sezon öncesi dizi ve film tanıtımlarının yapıldığı Comic Con sayesinde hayranı olduğunuz ünlü bir isimle çarpışma olasılığınız hayli yüksek. Yüksek diyorum çünkü Game of Thrones’un yazarı George R.R. Martin’i otel yolunda, ışıklarda beklerken yakalamış ve biraz muhabbet etme fırsatı yakalamıştım. Arkadaşlarım ise The Lord of the Rings’in Frodo’su Elijah Wood ve Lost’un Charlie’si Dominic Monaghan ile Türk lokantasında karşılaşıp sonrasında birlikte Türk kahvesi bile içmişlerdi. Bu sebeple sinema, dizi, müzik sektörlerinin başlıca isimlerini bir arada görebileceğiniz halka açık en büyük organizasyon Comic Con dersek sanırım yanlış olmaz. Dört gün boyunca düzenlenen yüzlerce panelden istediğinize katılıp istediğiniz ünlüyle tanışma fırsatı elde edebilirsiniz. Etrafınızda bir sürü ünlü film ve dizi karakterlerinin en bilindik kıyafetlerini giymiş hosteslerle bir an bile sıkılmaya vakit bulamayacağınız bir etkinlik Comic Con. En güzeli de ilgiyle takip ettiğiniz dizilerin yeni sezonda yaşanacak önemli gelişmelerinden ilk siz haberdar olabilirsiniz. Unutmadan Comic Con’un temmuz veya ağustos ayına denk gelen dört günlük bir etkinlik olduğunu hatırlatayım. Sadece bu organizasyon için bile San Diego’ya her sene gitmek isteyeceğinizden emin olabilirsiniz.

sandiego-825x563-01

Seaport Village
Sahilde yürüyüş yapıp, ünlü restoranlarda yemek yiyebileceğiniz bir yer Seaport Village. Başından sonuna kadar yürüyemem diyenler, San Diego ile özdeşleşen pedicab (bisiklet taksi) ile bir gezinti yapabilirler fakat fiyat sormadan binmemenizi tavsiye ederim. Çünkü kısa mesafeler için bile bazen yüksek ücret talep edilebiliyor. Seaport Village için en önemli iki sembol “The Kiss” heykeli ve USS Midway müzesi. Hemen sahilde bulunan “The Kiss” adından anlaşılacağı üzere oldukça romantik bir heykel. Eğer sevgilinizle buraya geldiyseniz Facebook için harika bir kapak fotoğrafı çektirebilirsiniz. Sevgiliniz yoksa maalesef iç geçirmekle yetinecekseniz. USS Midway ise emekli bir uçak gemisi. İkinci Dünya Savaşı’nda büyük başarılara imza atmış bu uçak gemisi, sonradan müzeye çevrilmiş. Güverte kısmı bin bir çeşit uçakla dolu. Dışarıdan hemen gezilebilir gibi dursa da kesinlikle kısa sürmeyeceğini ve hayretler içerisinde kalacağınızı belirtmem gerekiyor. USS Midway gezisi sizi biraz yorabilir ve acıkabilirsiniz. Deniz ürünleriyle aranız iyiyse “The Kiss” heykelinin hemen çaprazında bulunan Fish Market’e kesin uğramanız gerek. Aslında iyi değilse bile uğramanızı tavsiye ederim çünkü hayatımın ilk balık çorbasını çekinerek de olsa burada içtim ve hiç pişman olmadım.

Balboa Park
Balboa Park, içinde botanik bahçeleri, dünyanın en büyük hayvanat bahçelerinden biri olan San Diego Hayvanat Bahçesi’ni ve gezi parklarını barındıran geniş bir alana yayılmış bir doğal yaşam merkezi. Uzunca bir geziden sonra buradan çıkıp Sea World tema parkına gidip biraz serinleyebilirsiniz. Aslında serinlemek gayet hafif bir tabir çünkü muhteşem bir deneyim yaşayacağınız Sea World’den ıslanmadan çıkmanıza imkan yok.

sandiego-825x563-02

Gaslamp Quarter
Gaslamp Quater deyim yerindeyse şehrin kalbi konumunda. Restoranlar, gece kulüpleri, alışveriş yerlerinin hepsini burada bulabilirsiniz.  Ayrıca San Diego’nun en ünlü gece kulüplerinin bulunduğu 5. Cadde’de güzel bir akşam yemeği yedikten sonra gece 01.00’de last call çağrısı yapılana kadar çılgınlar gibi eğlenebilirsiniz. Yazımın başında dediğim gibi önemli kulüplerin çoğu yürüme mesafesinde bulunduğu için hepsini bir gecede dolaşmanız mümkün. Yani beğenmediğiniz bir kulüpte fazla durmanızı gerektirecek hiçbir sebep yok. Çıkın ve iki adım yürüyün, hop başka bir ünlü kulüp. Eğer ilk defa yurt dışına çıktıysanız ve bu yer San Diego ise eğlence anlayışının bizim bildiğimizden biraz daha farklı olduğunu görebilirseniz. Tavsiye edebileceğim mekanlar: Fluxx, Stingaree, The Shout House.

Coronado Island
Muhteşem bir San Diego manzarası bulunan bu ada, Coronado Köprüsü ile San Diego’ya bağlanıyor. Akşamüzeri bu adaya gelip göz kamaştıran ışıklarıyla San Diego’yu seyre dalabilirsiniz. Kartpostal tadında fotoğraflar da çekebileceğiniz bu adaya gelmek için verebileceğim tavsiye araba kiralayın. Benzinin sudan ucuz olduğu bir ülkede inanın sizi zorlamayacak bir aktivite. İstediğiniz zaman buraya gelip istediğiniz zaman geri dönebilirsiniz.

Tijuana
San Diego sınırında bulunan Tijuana turistlerin uğrak yerlerinden biri. Vizesiz geçişin sıkıntı olmadığı ama pek de güvenli olmayan bu yer, gitmeye cesaret edenlere hayatlarında ender rastlayabilecekleri bir deneyim sunabilir. Ayrıca Tijuana’ya geçmeden hemen sınır kapısında bulunan Las Americas Premium Outlets’te ünlü markaların ürünlerinin çok çeşitli ve ucuz olduğunu da belirteyim. Kendinizi bir anda 10 tane alışveriş poşetiyle tramvaya binmeye çalışırken bulabilirsiniz. Hayatımda ilk defa bir alışverişte sıkılmadığımı ve eğlendiğimi belirtmeliyim. Bütçeniz ne olursa olsun kesinlikle kendinize uygun güzel şeyler bulabilirsiniz.

Nadir Kaçmaz
29.09.2014

Yorumlar