Biraz arkamıza yaslanalım ve sıkı tutunalım! Çünkü geçmişe doğru hızlıca uçuşa geçiyoruz. ‘’Retro, vintage’’ diğer adıyla nostalji kültürünü yakından takip ediyorsan ve geçmiş günlere özlem duyuyorsan seninle o günlere doğru kısa bir yolculuğa çıkalım. Dünyanın dört bir köşesinde gidebileceğin vintage yerleri bu yazımızda bir araya getirdik. Hazırsan Let’s Go!
Hotel Nacional de Cuba (Havanna,Küba)
Küba’nın başkenti Havana’da yer alan ve 1930 yılında kurulan bu otel, zamanla Küba’nın simgesi haline gelmiş. Frank Sinatra, Winston Churchill, Ava Gardner ve Nat King Cole gibi birçok ünlüyü misafir eden otel Malecón adı verilen meşhur deniz kıyısında yer alıyor. Havana’nın muhteşem manzarasını keşfetmek için ideal bir konumda olan otel, dışarıdan baktığında çok eski gözükmese de içeri girdiğinde ve yemek masasına oturduğunda o retro havayı hissedebilirsin. Havana’da nostaljik bir deneyim yaşamak için burayı mutlaka ziyaret etmelisin.

Palacio Cantero (Trinidad,Küba):
Hayalini kurduğun renkli bir Küba kaçamağı yaparken, tarih ve güzelliğin iç içe geçtiği bir yer keşfetmek istiyorsan Palacio Cantero tam sana göre! Küba’nın tarihi kentlerinden biri olan Trinidad’da bulunan bu eski malikanede, zaman durmuş ve nostaljik bir yolculuğa çıkmış gibi hissedeceksin. Malikaneye giriş yapıldığı anda, eski ahşap kapılar ve taş döşemeli zeminler misafirleri sıcacık bir atmosferle karşılıyor. 1800’lü yıllara ait mobilyalar, seramikler ve süslemelerle Palacio Cantero; Küba’da retro havayı hissedebileceğin en iyi yerlerden biri…

Shimokitazawa(Japonya):
Sıradaki önerimiz Asya’dan… Tokyo’nun hızlı ve canlı atmosferine nazaran daha sakin ve huzurlu bir yer olan bu mahalle vintage giyim dükkanları, kafe ve barlar, küçük tiyatrolar ve grafiti sanatıyla süslenen küçük tatlı bir bölge. Bölgede bulunan butik kafe ve barlardaki sergiler ve canlı müzik performansları, Asya müziklerinden tınılar eşliğinde gezinme zevkini yaşatıyor. Japonya’nın sokak lezzetlerini denemek istersen de eski tarzda dizayn edilen restoran ve bistroların yolunu tutabilirsin. Eski döneme ait atari oyunlarını oynayabileceğin ve çocukluğundaki eğlenceli anlara geri dönebileceğin oyun salonları da epey fazla bu bölgede.
Mercato delle Stampe-Antika Pazarı (Roma)
Retro ve vintage dendiğinde aklımıza genellikle arabalar, eski mekanlar, kıyafetler gelse de… Pek çok eser de aslında retro kültürünü hissedebileceğimiz, nostaljik havayı tadabileceğimiz tarihi miraslar arasında bulunuyor. İtalya Roma’da 60 yılı aşkın süredir şehrin saygın baskı ve kâğıt pazarı olarak hizmet veren Mercato delle Stampe Antika Pazarı; sayısız kitaplara, dergilere, kartpostallara, çizgi romanlara ve plaklara ev sahipliği yapıyor. Eğer şanslıysan çok değerli ya da keşfedilmemiş değerli ürünleri ve eserleri burada bulabilir yeni hikayelerle yolculuğuna devam edebilirsin.
Tarihi 1500’lü yıllara kadar dayanan eserleri görebileceğin ve nostalji dolu etkinliklere katılabileceğin bu antika pazarı; pazar günleri hariç her gün Roma ve Avrupa tarihini keşfetmen için seni bekliyor. Sanat kokan bu nostalji yuvasını kaçırmamanı öneririz.
La Floridita (Havanna,Küba)
Küba’da geçen ya da Küba ile ilgili izlediğimiz yapımlardaki o dertli Latin karakterlerin oturduğu, yavaş yavaş konuştuğu, sarı ve kahverengi detaylarıyla Latin mimarisini yansıtan o yer burası… Hem yerel halk hem de turistler tarafından çok fazla ziyaret edilen barın çok ünlü bir ziyaretçisi de olmuş! Dünyaca ünlü yazar Ernest Hemingway… Klasik ve zarif bir dizayna sahip olan La Floridita, nostaljiyi ve Havana’nın eski cazibesini barın her köşesinde hissedebilirsin. Bu retro mekanda, Latin dans gösterileri ve geleneksel şovları izleyebilir, bu kültürü yakından tanıma fırsatı bulabilirsin.
Café de la Paix (Fransa)
1862 yılında kurulan, Fransa’nın kalbi Paris’te bulunan bu kafe, seni Paris’in 70’li ve 80’li yıllarına götürecek. 19. yüzyıl Haussmann tarzının özelliklerini en iyi yansıtan yapılardan Café de la Paix, Grand Hôtel de l’Opéra isimli turistik bir otelin hemen altında bulunuyor. Binaya girmeden önce büyükçe bir giriş kapısı ve dev sütunlar bulunuyor. İç dizaynda; dekoratif aynalar, altın renginde mobilyalar ve kristal avizeler, sadece bir yeme içme deneyimi değil; sanatsal bir mirası görme ve deneyimleme imkanı sunuyor. Birçok filme, kitaba ve şarkılara konu olmuş bu kafe, eşsiz Fransız mutfağı ve sanatsal gidilecek retro yerler listemizin vazgeçilmezlerinden oluyor.
Route 66 (Amerika Birleşik Devletleri)

Sıradaki destinasyonumuz biraz garip gelebilecek bir yer. Bir otoyol… Evet, bir yol… Ama öyle bir yol ki filmlere, eserlere konu olmuş ve günümüzde tişörtlerin, kıyafetlerin üzerinde bile bu yolun ismi yazabiliyor. Yol üzerinde giderken çevrede retro tarzda birçok restoran, bar, kafe ve mağaza bu yolculuğa eşlik ediyor. Bu restoranlarda dinlenip hızlıca bir şeyler atıştırabilir ve yerel halkı yakından tanıma fırsatını yakalayabilirsin. Yollarda retro arabalar, eski benzin istasyonları, eski döneme ait mücevherler ve eşyaların satıldığı antika dükkanlar, zamanda geriye gittiğimiz bu yolculuğu daha da hızlandırır nitelikte. Chicago’dan Los Angeles’a uzanan yolculukta konaklamak için 90’lar Amerika’sının tarzıyla dizayn edilmiş motellerde konaklayabilirsin. Eski Rock and Roll ruhunu hissedebileceğin motellerde dinlenirken bir de playlistinden şöyle The Doors’tan Morrison Hotel albümünü çalarsan tadından yenmez 😊
