Koyu Mod Açık Mod
Koyu Mod Açık Mod

Konya Lezzetlerinin Baş Tacı Mevlevi Mutfağı

“Hasılı, bütün sözüm şu üç sözden artık değil; hamdım, piştim, yandım.”
Hz. Mevlâna

Selçuklu İmparatorluğu’nun başkenti ve dönemin kültür merkezi olan Konya, her yıl yurt içinden ve yurt dışından yüzlerce turist alıyor. Tüm bu yoğun ilginin en büyük kaynağı, Mevlânâ Celâleddin RûmîMevlânâ, Mevlevilik tarikatının doğmasına neden olmuş, Türk-İslam kültürünün en önemli ve saygın, öncü kişiliklerinden biridir. Mevlevi felsefesi; sevgi, saygı ve hoşgörüye dayalıdır.

Asıl adı Muhammed Celâleddin olan Mevlâna’ya; Rûmî, Hüdâvendigâr ve Mevlâna  isimleri sonradan verilmiş. Kendisi, 13. yüzyılın başlarında Afganistan’da doğmuş, 5-6 yaşlarındayken sırayla; Bağdat, Kufe, Mekke, Şam, Malatya, Erzincan ve Akşehir boyunca yolculuk etmiş. Bu yolculuk en son Karaman ve Konya‘da son bulmuş.

lets-go-sebi-arus-07-825x600
Mevlana’nın şehri Konya’daki Mevlana Müzesi…

Mevlânâ’nın olgunluk döneminde yazılan Mesnevi, Mevlânâ için “Peygamber değil ama kitabı var” dedirten bir eserdir. Mevlânâ, 17 Aralık 1273 yılında ömür boyu özlemini çektiği vuslat anına kavuşur. Ölüm, Mevlânâ için üzülmesi gereken bir hadise değil, aksine Tanrı’ya kavuşma günüdür, sevinçle karşılanması gerekir. Mevlânâ’nın ölümü, sevgiliye kavuşma anlamında “Şeb-i Arus” olarak adlandırılır ve neşe içinde, helva dağıtılarak kutlanır.

lets-go-sebi-arus-03-825x600
Mevlevi mutfağından bir görünüm…

Konya mutfağı çok zengin bir gastronomik geçmişe sahip. Selçuklu ve Fars mutfağı etkileriyle yoğrulan ve Orta Asya’dan Konya’ya uzanan Mevlevi mutfağı, günümüz Türk yemek kültürünün köklerinden birini oluşturuyor. Selçuknameler’den anlaşıldığı üzere, saray çok zengin bir mutfağa sahipmiş. Altın ve çini kaplar içinde pilavlar, yahniler, av hayvanları pişermiş. Mevlevi mutfağı da Selçuklu saray mutfağından etkilenmiş. Mevlânâ’nın eserlerinde bahsettiği yemeklerin bir kısmı günümüz Konya mutfağında halen yaşıyor. Bu eserlerde av kuşlarından, kimyon, karabiber, tarçın, sumak gibi baharatlardan bahsediliyor.

lets-go-sebi-arus-02-825x600
Yemeklere asıl lezzetini veren bakır kazanlar…

Çoğu kaynakta Mevlevi mutfağında balığın yasak olduğu söylense de, Divan-ı Kebir‘de konuklara balık ikramında bulunulduğu yazılı. Mevlevi mutfağında yemekler ısıyı eşit dağıtan, bakır kaplarda pişirilirmiş. Yağ olarak tereyağı ve kuyruk yağı kullanılır, tatlılar ise bal, pekmez ve kuru meyvelerden yapılırmış.

Adına anıt mezar yapılan ilk aşçı özelliğini taşıyan Ateşbaz-ı Veli, Mevlevilik’te aşçılığın ne kadar önemli olduğunun kanıtı. Mevlevilik’te eğitim mutfakta başlar ve dergahta mutfakla ilgili yazılı kurallar, çalışma düzenleri oluşturulmuş.

lets-go-sebi-arus-05-825x600

Dergahta yemek yer sofrasında yenir, herkesin önüne birer tutam tuz ve üç dilim ekmek konurmuş. Biri sabah 11.00’de, diğeri ise akşam namazından hemen sonra olmak üzere günde iki kere yemek yenir, yemeğe tuzla başlanıp, tuzla bitirilirmiş. Tek kaptan yemek yenir ve sofrada hiç konuşulmazmış. Yemek yemek ibadet etmekmiş aynı zamanda. Doyan sofradan kalkmaz, kaşığını çevirir, herkesin bitirmesini beklermiş. Herkes bitirince sofradan hep beraber kalkılırmış.

lets-go-sebi-arus-04-825x600

Mevlânâ’nın eserlerinde yer alan ve günümüz Konya mutfağının önemli yemeklerinden biri kuşbaşı koyun eti, tutmaç hamuru ve süzme yoğurttan yapılan tutmaç çorbasıdır. İşkembe çorbası ve mercimek çorbası gibi Türkiye’nin hemen hemen her yerinde yapılan bu çorbalar, Mevlevi mutfağının da sevilen çorbaları arasında yer alıyor.

Mevlânâ’nın eserlerinde adı geçen armut, ayva, dut, elma, erik, hurma, incir, keçiboynuzu, nar ve üzüm gibi meyveler özellikle, et yemekleri ile birlikte sıklıkla kullanılırmış.

lets-go-sebi-arus-06-825x600
Lezzeti dillere destan sirkencübin…

Mevlâna döneminde şerbetler, reçeller, hoşaflar çok yaygınmış. Helva, Mevlânâ’nın en sevdiği tatlı olarak biliniyor. Yemeklerden önce ikram edildiğinde iştahı açan, yemek sonrası ikram edildiğinde ise hazmı kolaylaştıran sirkencübin, Mevlevi mutfağının önemli içeceklerinden biridir. Bal ve sirke ile yapılan sirkencübin için; “Bal sirkeden az olursa sirkencübin iyi olmaz” diye yazmış. Günümüzde sadece Somatçı Fihi Ma Fih Restaurant’ta yapılan sirkencübin, Konya’ya gelindiğinde mutlaka denenmesi gereken bir lezzet. Somatçı Fihi Ma Fih Restaurant hakkında daha geniş bilgiyi Konya’da nerede ne yenir yazımda paylaşacağım.

İnci Özay Hatipoğlu
Son Mastori

 

Kaynaklar:

Ali Eşref Dede’nin Yemek Risalesi Hazırlayan: Feyzi Halıcı, Atatürk Kültür Merkezi Yayını, Ankara 1992

Mevlevi Mutfağı – Nevin Halıcı, Metro Kültür Yayınları, İstanbul 2007

Önceki Yazı

Fıkraları, Yaylaları, Türküleri ve Manzaraları ile Muhteşem Karadeniz’e Doğru Yolculuk Başlasın!

Sonraki Yazı

Sultanlar Şehri Edirne’de Ne, Nerede Yenir?